RÖPORTAJ — 1 Ocak 2015 at 16:05

AYNES GIDA YÖNETİM KURULU BAŞKANI NEVZAT SERİN: 2015 ÖNGÖRÜSÜNDE BULUNMAK ZOR!

IMG_0931

 

Türkiye için 2015 öngörüsünde bulunmanın zor olduğunu vurgulayan Aynes Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Serin, 2014 yılı ciro hedefi olan 600 milyon TL’yi tutturduklarını, 2015 yılı için buna bağlı olarak bütçelerini oluşturduklarını belirtti.

 

Aynes Gıda yem üretimiyle başlayan faaliyetine süt üretimiyle devam eden Türkiye’nin beş büyük üreticisinden birisi. Denizli ve çevre illerde fazla gelir kaynağı olmayan köylerde süt üretimi için hayvancılığı destekleme misyonuyla hareket eden Aynes Gıda’nın üretim ve yatırım hedeflerini, tarım ve hayvancılık sektörüne ilişkin sorunları Aynes Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Serin ile konuştuk.

 

Aynes Gıda’nın kuruluşundan ve başlangıç hedeflerinden bahseder misiniz?

Biz 1997 yılında bu şirketi kurduğumuzda, 15 kişiyle başladık. Şimdi ise 1.200’ün üzerinde çalışanımız var. Bizim dışımızda taşeron olarak çalışan 150-200 kişi daha var. Özellikle köyde yaşayan insanların geçimlerini temin etmelerine daha çok önem veriyoruz. Yani insanların köyünü, yurdunu terk etmeden yaşanabilir bir gelir seviyesine ulaşmasını amaçladık. Bu amaçla hayvancılığı geleneksellikten kurtarıp modernleştirme çabalarımız oldu. 1998’den bu yana çevremizdeki üreticileri eğitmeye çalışıyoruz. İlk 2 yılda kahvelerde verdiğimiz eğitimler erkeklere hitap ediyordu ve bir türlü verim alamıyorduk, hayvanlara kadınların baktığını fark ettik. Daha sonra kadınlara yönelik, kadın veteriner istihdam ederek verim almaya başladık. Burada Tarım Bakanlığı da ciddi destek verdi.

 

Kaç aile bu eğitim desteğinden yararlanıyor?

Ulaştığımız insan sayısı 20 bin aileden fazla. Denizli, Burdur, Muğla, Manisa, Uşak, Afyon, Milas, Fethiye, Korkuteli, Elmalı bölgelerinde, daha çok dağ ve orman köylerinde yaşıyor bu insanlar. Hiçbir geliri olmayan yerlerimiz var. Bizim birinci amacımız bu insanlara geçimini temin edecek iş imkanı sağlamak. Aynes bugün artık kurumsallaştı. Aynes’in sahibi artık burada çalışanlar ve buraya tedarik sağlayan insanlar. Biz hep kooperatifleşmeyi teşvik ettik burada. Bu şekilde örgütlenip beraber hareket edilebilmesi için, mallarını daha iyi değerlendirmeleri için onları teşvik ettik.

 

Denizli ekonomisinde süt üretiminin yeri nedir?

Süt kalitesini artırmak anlamında ciddi bir noktaya geldik. 2002 yılında Avrupa Birliği standartlarında çiftlikler oluşturduk. Zaten Türkiye’de 14 tane Avrupa Birliği onaylı çiftlik vardır, bunun 6 tanesi Denizli’dedir. Türkiye’de 300 tane hastalıklardan ari çiftlik vardır, bunun 60 tanesi Denizli’dedir. Yani Denizli’nin tekstil kenti imajının yanına bir süt kenti imajını koydurduk. Türkiye’nin en fazla süt üreten üç kentinden birisi Denizli.. Balıkesir ve Çanakkale’nin arkasından Denizli geliyor. Bakıldığında bu alanda halen alınması gereken yol var ama çoğunlukla bizim köylümüz bu işi öğrendi diyebilirim.

 

Aynes’in tesisleri ve yeni yatırım planları hakkında bilgi verir misiniz?

2007 yılında en son teknolojide üretim tesisi kurduk. Şu andaki tesisimiz sadece Türkiye’de değil, dünyadaki en iyi tesislerden bir tanesi. Şimdi yeni bir süt tozu yatırımımız var. Yine Türkiye’de ilk olacak tesislerden biri. Süt tozunda iç piyasada çok talep olmaz, daha çok dış pazarlarda süt olmayan ülkelerde olur. Özellikle bisküvi, çikolata ve diğer gıdalarda kullanılır bizde.. Burada günlük 600 ton kapasitede, Türkiye’de en büyük tesis olacağı gibi en yeni teknolojiye de sahip. Türkiye’de yeni teknolojide tesis yok. Yine bu tesiste bebek maması ham maddesi niteliğinde süt tozu üreteceğiz. Ev tipi üreteceğiz. Türkiye’de yapılan süt tozlarının hiçbiri ev tipi değildir. Ev tipi süt tozu daha çok Kuzey Afrika, Ortadoğu, Orta Afrika gibi sütün olmadığı yerlerde çok kullanılan bir ürün.

 

Okul sütü projesi gündeme geldiğinde çok tartışılmıştı. Siz bu projeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Okul sütü projesi mükemmel bir proje.. Ancak başlangıçta iyi yönetilmedi. 2012 yılında başlayan proje çok aceleye getirildi. Üretim kapasitesi sağlıklı bir şekilde hesaplanmadan ihaleye çıkıldı. İhaleyi alanlar Türkiye’de süt makinesi olan tüm üreticilerdi. Dolayısıyla eski, yeni süt makinesi olan herkese iş verildi. Eski makinesi olanların sterilizasyon problemi ve sektörle ilgili bilgi birikimi eksikliği sorunlara yol açtı. Zehirlenmelerle ilgili tartışmalara değinirsek; bir kere sütte zehirlenme olmaz, sütün bozulmuşundan çökelek yapılır. Süt, paket açıldıktan sonra içiliyor. Dolayısıyla süt içildikten sonra bulantı vs. şikayetler olabilir. Onun yanında bir de mide problemi olanlar olabilir. Yani laktoz enzimi üretmeyen midelerde rahatsızlık yapabilir. Okul sütü konusunda bilgi kirliliği basındaki haberlere de yansıdı. Ancak sonraki yıllarda proje daha doğru yürütüldü.

 

Son yıllarda tarım ve hayvancılıkta hükümetin ciddi teşvikleri olmakla birlikte bazı aksaklıklar da var. Bu aksaklıkların giderilmesi noktasında nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Bu noktada bütün sorunları biliyoruz. Bu sorunlar çözümsüz değil aslında.. Biz bunları defalarca anlattık. Biz her zaman doğruları söyledik. Aslında birçok sorun bürokratik engellerden kaynaklanıyor. Artık biz hayvancılığın sorunlarını konuşmaktan bıktık. İhracatla ilgili sorunlardan örnek vermek gerekirse; mesela biz sütü alıp peynir yapıyoruz, onu da ihraç ediyoruz. Şimdi bununla ilgili size bir destek yok. Siz bunu alacaksınız, süt tozu yaptım diyeceksiniz, süt tozunu yeniden süte döndürdüm, peynir yaptım ondan sonra sattım diyeceksiniz. Ancak ondan sonra destek var. Bunun mevzuatla bir ilgisi yok. Orada bir bürokrat oturmuş ben böyle istiyorum diyor, öyle yapıyor. Ekonomi Bakanı’na söylüyorsunuz, o da olur mu öyle şey diyor ama öyle oluyor. Şimdi bunu nasıl çözeceksiniz. Tamamen bir bürokratın keyfiliği.. Şu anda Tarım Bakanlığı ile Ekonomi Bakanlığı arasında bir anlaşmazlık var. Bundan dolayı biz hala Rusya’ya ihracat yapamıyoruz. Bize dahilde işleme izni vermiyorlar. Bugün yarın vereceğiz diyorlar ama kendi aralarındaki anlaşmazlık yüzünden bize belge vermiyorlar ve biz ihracat yapamıyoruz. Bizim Rus pazarına hızlı bir şekilde girmemiz lazım. Yarın Rusya ile AB yeniden anlaşırlarsa biz o pazardan pay alamayız ama şimdi bize bu pazardan pay alma fırsatı doğmuş, biz bu pazarı çok hızlı bir şekilde doldurmalıyız ki yarın AB ile Rusya anlaşsa bile biz orada yerimizi almış olalım.

 

Daha iyi sanayileşelim, istidam oluşturalım, katma değeri yüksek ürünler üretip ihracatımızı arttıralım derken, ülkeyi yönetenlerin sanayicinin önünü açması ve daha çok destek vermesi gerekmiyor mu?

Elbette biz teknolojiyi geliştirmeliyiz, katma değeri yükseltmeliyiz, sattığımız ürünlerin tonaj birim bedellerini arttırmalıyız. İhracatımızın büyük bir kısmı ithalata dayalı.. Şimdi biz diyoruz ki, bizim ihracatımızın tamamına yakını yerli kaynaklardan yapılıyor. Dolayısıyla cari açığı dengelemek için en çok bizim ihracatımıza ihtiyaç var. Bizim önümüzün açılması lazım. Zaten biz, sütte dünya piyasalarına göre daha pahalıyız. Yani pahalı olmasına rağmen biz bir yerde pazar bulup ürün satmak için uğraşıyorsak buna engel çıkılmaması lazım.

 

Pekiyi Aynes Gıda’nın ürünleri rakiplerine göre ne tür farklılıklar içeriyor?

Rakiplerimizin yaptıklarından çok bizim ne yaptığımız bizi ilgilendiriyor. Birinci derece ham madde kalitesini oluşturduk. Bunu sadece Aynes için değil, Türkiye için oluşturduk. Bunda ciddi bir emek sarf ettik. Diğer firmalar bizim arkamızdan geldiler ama ilk zamanlar bize destek olmadılar. Bir de bizi kötülediler. Daha sonra bu yapılanların doğru olmadığını kendileri de anladı ve bizi desteklediler ama 2-3 yıl sıkıntı çektik. En önemlisi biz çiğ süt kalitesini oluşturduk. Avrupa Birliği ülkelerine süt ihracatı için 2013 yılında AB’den izin alan altı şirketten biri olduk. Biz bunları oluşturmasaydık AB bizi kapıdan içeriye sokmaz, muhatap bile almazdı. Arkasından Rusya oldu. Geçen yıl Çin’e müracaatımızı yaptık. Bize denetime geldiler. Muhtemelen 2015’in bahar aylarında izin alacağımızı düşünüyoruz. Yurtdışında ilk müracaatları biz yaptık. Bu demektir ki o kalitede süt üretiyoruz. Birçok şeyde sektörün önünü açacak fikirler geliştirdik ve bunları büyük ölçüde hayata geçirdik.

 

Sektörde Aynes Gıda nerede şu anda?

Türkiye’de ciro veya tonaj bazında baktığımızda Aynes ilk 5 içerisindedir. Ancak biz bu firmalar arasında statü olarak kendimizi eşdeğer görmüyoruz. Çünkü bizim sadece ticari değil, sosyal misyonumuz da var. Önceliğimiz kalitedir, fiyat sonra gelir diyoruz. Maliyetlerimiz diğer markalardan düşük değil. Tam anlamıyla marka olmak için bedeli ödemek durumunda kalıyoruz.

 

Yabancı sermaye ortaklığına nasıl bakıyorsunuz?

Stratejik ortaklığa biz olumlu bakarız ama fon ortaklığına ben olumlu bakmıyorum. Çünkü fon ortaklığında amaç size katacağı sermaye ile o şirketi büyütüp satarak, o büyüklükten faydalanarak gitmek. Bu yüzden ancak bu işi daha iyi yapan bir firmadan stratejik teklif gelirse değerlendirebiliriz. Anlaşırız veya anlaşamayız o ayrı konu. Öte yandan Halka arz ile ilgili düşüncemiz var. Bu da 2-3 yıl içerisinde olabilir.

 

Aynes açısından 2014 nasıl bir yıl oldu, 2015 hedefleri nelerdir?

2014 yılında biz, 600 milyon lira ciro hedef koymuştuk. Muhtemelen de bu hedef tutacak. 2015 yılı için buna bağlı olarak bütçemizi oluşturduk. Ben bir sapma olacağını düşünmüyorum.