RÖPORTAJ — 1 Ocak 2015 at 16:00

DENİZLİ SANAYİCİLER VE İŞADAMLARI DERNEĞİ (DESİAD) YÖNETİM KURULU BAŞKANI AHMET YAVUZÇEHRE: DENİZLİ 2023 HEDEFLERİNİ HIZLA YAKALAR!

IMG_0926

 

Denizli’nin teşvik konusunda haksızlığa maruz kaldığına vurgu yapan Denizli Sanayiciler ve İşadamları Derneği (DESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yavuzçehre, Denizli’nin ihracatçı kimliği ile 2023 hedeflerini hızla yakalayacağını belirtti.

 

Denizli’de iş dünyasını temsil eden STK’lardan birisi olan Denizli Sanayiciler ve İşadamları Derneği’nin (DESİAD) Yönetim Kurulu Başkanlığı, Ekpen Tekstil’in Yönetim Kurulu Üyeliği ve Genel Müdürlüğü görevlerini yürüten Ahmet Yavuzçehre ile tekstil başta olmak üzere Denizli’de sanayiyi, altyapı sorunlarını ve 2023 hedeflerini konuştuk.

 

Siz Ekpen Tekstil olarak global markalara çalışıyorsunuz. Kendi markanızı oluşturmayı düşünmüyor musunuz?

Hayır, düşünmüyoruz. Markalaşmanın öncelikle sermaye gücüyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki yıllarda bir marka yapacaksak eğer, bu Ekpen bünyesi içinde olmaz. Lokasyonu, fonksiyonları, oluşumu ve bütçesiyle tamamen farklı bir yapıda olması lazım. Bu hedefe uygun istihdam altyapısı da Denizli’de yok. İstanbul’da var. O yüzden böyle bir çalışmayı büyük ihtimalle İstanbul’da yapabiliriz. PR hizmetleri de çok uygun. Orada know-how maliyetinin de daha az olduğunu düşünüyorum.

 

Bu denli istihdam yaratan tekstil sektörünün bugün hala katma değer yaratacak bir noktaya gelmemiş olmasını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sektörün yapısı itibariyle sektöre giriş çok kolaydır. Yani bugün konfeksiyon bandı kurmak orta ölçekli bir bakkal açmaktan daha kolaydır. Daha az sermaye isteyen bir yapısı var. Öyle olduğu için rekabet pek sağlıklı olmadı düne kadar. Ancakbugün içinde bulunduğumuz dönemde moda yaratmak konusunda çok ciddi işler yapılıyor. Son 10 senedir geçmişe nazaran daha verimli adımlar atılıyor. Yani en azından artık eskisi gibi uluslararası markalardan gelen dizaynlar yapılmıyor. Firmalarımızın kendi yaptığı kreasyonlar gösterilip satılıyor. Son dönemde özellikle hazır giyim sektöründe katma değer artışı var. Ben yurtdışına çıktığımda herkesin sorduğu soru; “Kreasyonun var mı, yok mu?” Türkiye’den artık dünyanın beklediği budur. Bu zaten bizim katma değerimizi arttırıyor, arttıracaktır.

 

2023 vizyonu içerisinde Denizli’nin başarıya ulaşacağını söyleyebilir misiniz?

2023 hedeflerini Denizli’nin hızlı bir şekilde yakalayacak olmasının altında yatan sebep ihracatçı bir şehir olmasıdır. Bizim babalarımız, dedelerimiz dil bilmeden Almanya’ya gidip iki garson bulup tercüme yaptırıp büyük markalara bornoz sattılar.Böyle bir genetikten geliyorsanız 2023 vizyonu eksik kalır diyorum.Bize burada destek olmuyorlar, bizden yakın çevremizdeki şehirlerde yatırım yapmamız bekleniyor ama biz bunu mantıklı bulmuyoruz hala.Bizdeki devinim hızı yok, atik çalışma mantığı yok o şehirlerde.

 

2023 hedefi yakalanacaksa Türk sanayisinde öncelikle doğru teşvik sistemi uygulanması gerektiği dile getiriliyor iş çevrelerinde. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de ilk 500’e giren Denizlili firmalara ödül töreni yapıp ekonomik değerlendirme toplantısı yapmıştık. O toplantıda konuşmamın bir kısmında şunu demiştim: Verilen teşvikte amaç bir bölgede bir sektörün gelişmesini sağlamaktır. Ama bunu yaparken, başka bir bölgenin rekabet gücüne tecavüz edemezsiniz.Kamuda çalışan arkadaşların hata yaptıklarını düşünüyorum. Bu iş için sahaya inmeniz, sanayi odalarına sormanız, ticaret odalarına sormanız, naçizane bize sormanız lazım. Ankara’dan ekrana bakılarak verilen teşvikler kaynak israfına yol açıyor.

 

Pekiyi siz, Denizli özelinde nasıl bir model düşünüyorsunuz?

Denizli’nin bir kere istihdam problemi var. İstidam getirmemiz lazım buraya. Aslında sanayi şehirlerinde bu problem var. Bizim burada teknik liseden mezun ara eleman açığımız var. Yani biz endüstri mühendisi bulabiliyoruz ama bir elektrik teknisyeni bulamıyoruz. Devletin bize kalifiye personeli, burada yetiştirip burada çalıştıracak bir teşvik sistemi veya modeli hazırlaması lazım. Ben tekstille ilgili teşvik olsun diyenlerdenim.  Benim için havaalanı ve otoban çok önemli. Yine tarım ve turizm çok önemlidir. Yani bunlara daha çok teşvik verilmesini tercih ederim. Biz Pamukkale gibi dünyada çok önemli bir şeye sahibiz ama buraya dönük turizmi Antalya’daki günü birlik turlarla ayakta tutmaya çalışıyoruz. Böyle olmaz.

 

Denizli’nin istihdam dışında temel sorunları nelerdir?

Ben her zaman önceliği ulaşımda görüyorum. Bizim özellikle liman bağlantılarımızın tren desteğini de içine katacak şekilde yapılması gerektiğini düşünüyorum. Hızlı tren hatlarına bağlantılı olması gerekir. Burada havaalanı çok kötü lokasyonda. Daha yakında olmalıydı. Denizli-İzmir otobanının bir an önce bitmesi gerekiyor. Çünkü biz şu an çift yönlü yolu kullanamıyoruz. Sinyalizasyon terörü yüzünden kullanamıyoruz. Normalde 1,5 saatlik yol bize 3,5 saatte bitiyor. Çünkü bizde bir mermer sektörü var. Mermer blokların İzmir limanına trenle ulaşmasını sağlayabiliriz ama bu Aydın demir yolu üzeriden olduğu zaman bunun maliyetli çok yüksek. Bunun düzeltilmesi gerekiyor. Bu yapıldığında Denizli’nin verimliliği katlanacaktır. Denizli’nin tekstil imajı var ama burada çok ciddi bakır sektörü de var. Şehrin ihracatının önemli bir kısmını bu firmalar yapıyor. Kablo sektörü, emaye sektörü çok büyüktür. Haddehaneler, haddecilik çok büyüktür. Bana sorulursa makine imalat sektörüne teşvik verilmesi lazım. Çünkü bu şehir özellikle mermer makineleri ve tekstil makinelerinde imalatını çok hızlı geliştiriyor. Odalarımızın bununla ilgili ihtisaslaşma çalışmaları var. Bunlar çok yararlı olabilir. Biz buradan savunma sanayisine geçebiliriz.

 

Siz, üniversite-sanayi işbirliğinden ne kadar yararlanıyorsunuz?

Herkes üniversiteler gelmiyor, gitmiyor diye söyleniyor ama üniversite kadar sanayi de kaynaklarını atıl kullanıyor. Herhangi bir işadamı üniversite rektöründen randevu istendiğinde rahatlıkla randevu alıyor. Öte yandan teknoparka gelince; yapısal olarak her firmanın laboratuvarınıve diğer çalışmalarını kendi içinde yapması gerekiyor. Mesela bir makine imal edeceksek, biz bu makinenin bir kısmını verelim, üniversite bunu kullanacak personeli versin, özlük haklarını da biz verelim. Üniversite hocası buraya gelsin, kumaşı tutsun, makineyi tanısın, ayarını yapsın. Bunu yaparsa onu gören ustabaşı da yapar zaten. Buradaki amaç işadamını üniversiteye sokmak olmamalı. Üniversite personelini buraya getirmek olmalı.Bir proje yapılmalı ve sanayici olarak biz o proje için para harcamalıyız.

 

Girişimcilik noktasında yeni nesle nasıl bakıyorsunuz?

Bana göre yeni nesil süper geliyor. Yeni nesil özellikle Gezi olaylarında sınıfı geçmiştir. Bizim nesil maaş odaklıydı, hukuk odaklıydı. Hakkını ver ölürdü. Bu nesil öyle değil; sorumluluk ve yetki istiyorlar. Ben mesela üniversite öğrencilerini 3. sınıfta okurlarken işe alıyorum. 3. sınıfta aldığım üniversite öğrencilerine görev veriyorum. İşle ilgili değil, mesela bir tanesini eğitim sorumlusu yaptım. Bir tanesini bizim internet ve diğer organizasyonlar sorumlusu yaptım. Ve yaptığın işlerle ilgili şu kadar sürede rapor ver diyorsunuz. Nasıl yaptığını anlatıyor size. Bizim yarınımız öyle karanlık falan değil. Aydınlık bir yarınımız var ve kimsenin de korkmasına gerek yok. Herkes gençleri eleştiriyor işte telefonda konuşuyor, internet bağımlısı diye. Halbuki öyle değil. Bugün en çok hangi milletvekilleri twit atıyor, hangi belediye başkanları atıyor bellidir. Kimse kızmasın ana kamuda çalışan bazı büyüklerimizin attıkları o kadar çok twit var ki hangi arada iş yapıyorsun diye sorgularlar adamı. Benim personelim o kadartwit atsa arkadaş sen çalışmıyor musun derim. İletişim kurmayla işin cılkını çıkarma arasında çok ciddi fark var.

 

Altını çizmek istediğiniz son mesajınız nedir?

Bizler bazı değerleri korumak zorundayız. Denizli’nin başarısının altında yatan en önemli etmen gerek yerel yönetimlerin, gerek devletin ve gerekse STK’ların hep bir işbirliği içinde çalışmasıdır. Son dönemde teşvik uygulamasının rekabet gücümüze açtığı bir yara var. Yanıbaşımızda bulunan bir vilayete teşvik verilmesi ki sanayi çeşitliliği buradan fazladır. İçinde bulunan bazı tesislerin belgeseli çekilmiştir. Yani dünya çapında bir yere teşvik verilirken bu bölgeyi bu kadar haksızlığa uğratmanın bir gereği yoktur. Bu haksızlıklar dışında bizi yavaşlatacak bir şey yok. Özellikle son dönemde üniversitelerle yapacağımız çalışmalar artıyor. STK olarak DESİAD’ın da artıyor. Bu çabalar arttıkça bu şehrin önü alınmayacak. Daha önce bahsettiğim verimli kullanamadığımız kaynakları da devreye soktuğumuzda daha verimli, daha güzel bir Denizli göreceğiz. Biz şehrimizi seviyoruz ve şehrimiz için elimizden geleni yapacağız.