RÖPORTAJ — 8 Mart 2015 at 15:31

NISSAN OTOMOTİV GENEL MÜDÜR YARDIMCISI İBRAHİM ANAÇ: NISSAN ORGANİK BÜYÜMEYE DEVAM EDECEK!

DSC_3180

 

Müşteri memnuniyetini sağlamaya odaklandıkları son 5-6 yılda ciddi yatırımlar yaptıklarını ifade eden Nissan Otomotiv Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Anaç, organik büyümeye dikkat ettiklerini, önümüzdeki üç yıl boyunca organik olarak büyümeye devam edeceklerini vurguladı.

 

2005 yılında Pazarlama Müdürü olarak göreve başlayan ve 2007 yılında Satış Müdürlüğü görevini üstlenen İbrahim Anaç, 2013 yılından itibaren sürdürdüğü İş Birimi Koordinatörlüğü’nün ardından Ekim 2014’te Nissan Türkiye’nin Satış, Satış Sonrası ve Pazarlama’dan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı oldu. Ankara Polis Koleji’nde lise eğitimini, Ankara Polis Akademisi’nde üniversite eğitimini tamamlayan, İbrahim Anaç, ABD’nin Minnesota eyaletindeki Saint Thomas Üniversitesi’nde MBA ve Uluslararası İşletme alanında master yaptı. Harvard Business School’da General Management Program’ını bitirdi. On yıldır Nissan’daki kariyerine devam eden İbrahim Anaç ile otomotiv sektöründeki gelişmeleri ve Nissan Türkiye’nin hedeflerini konuştuk.

 

Profesyonel bir yönetici olarak otomotiv sektörünü sizce farklı kılan unsurlar nelerdir?

Otomotive baktığımız zaman rekabetin çok yoğun yaşandığı ve rasyonel karar vermenizi gerektiren bir sektör. Rakipler insanı diri tutuyor. Bu özelliğinden ötürü ben de otomotiv sektörünü tercih ettim. Çok az sektörde var olan bir karmaşıklık var. Yani sadece satmanız yeterli olmuyor, satış sonrası çok ciddi servis hizmeti vermeniz gerekiyor. İşin servis boyutu otomotiv sektörünü farklı bir noktaya taşıyor. Müşteriyi bütün hayat döngüsü boyunca memnun etmeniz gerekiyor. Bu çok ciddi bir sorumluluk ama çok da keyifli bir şey. Bizim sektörümüzün diğer bir özelliği de bayi teşkilatının önemi. Çünkü her bir bayi aslında orta ölçekli bir işletme ve çok ciddi sorumluluğu üstlenmiş vaziyette. Bayilerimiz iş ortaklarımız ama aynı zamanda müşteriyle temas noktalarımız.

 

Nissan Otomotiv’i rekabette, politikası ve vizyonu itibariyle farklı kılan nedir?

Biz aslında birçok segmente hitap eden bir ürün gamına sahibiz. Dolayısıyla tek bir kitleye hitap etmiyoruz. Bu hem fırsat hem de zorluk aynı zamanda. Genel stratejimiz ürün kalitesiyle beraber müşteri memnuniyetini sağlamak şeklinde gelişti. Nitekim son 5-6 senedir de bu yönde çok ciddi yatırımlar yaptık. Süreçlerimizi gözden geçirdik. Özellikle bayi teşkilatımızın uyguladığı süreçleri gözden geçirdik, yeniledik ve geliştirdik. Sadece araç satın alan müşterilerin memnuniyetini ölçmüyoruz, araç satın almayan müşterilerin memnuniyetini de ölçüyoruz. Neden almadıklarını analiz etmeye çalışıyoruz. Buna göre de tedbirler alıyoruz.

 

Nissan’ın özellikle 5-6 yıldır çok hızlı yol aldığı görülüyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Aslında hızlı büyümemizin altında yatan birkaç şey var: Birincisi tabii ki yenilenen modellerimiz. Müşterinin ihtiyacına daha hızlı cevap verdiğimiz için daha çok satıyoruz. İkinci olarak bizim oluşturduğumuz ticari politikalar var. Biz her zaman tüketicinin alımını kolaylaştıran fırsatlar sunuyoruz. Mesela; tüketici finansmanı oluşturabilmek için uygun şartları oluşturabiliyoruz. Dönem dönem kampanyalı satışlar yapıyoruz. Üçüncü ve önemlisi yukarıda bahsettiğim gibi müşteri memnuniyeti için gösterdiğimiz gayret. Bütün bunları bir araya getirdiğimiz zaman tabii ki pozitif netice veriyor. Hem adetlerimizi hem de pazar payımızı yükseltebiliyoruz.

 

Sektörde bayilerin satış baskısı altında oldukları ve bu nedenle de bazen müşteri memnuniyetinden tavizler verildiği söylemleri var. Siz bu konuda nasıl bir satış ve pazarlama politikasına sahipsiniz?

Biz büyümeyi planlarken, organik büyümeye çok dikkat ediyoruz. Dolayısıyla bayilerimize yansıyan çok ciddi bir satış baskısı yok. Biz hem showrooma giren müşteriyi belirliyoruz hem de ne kadarını satışa döndürebileceğimizi planlıyoruz. Buna uygun koşulları da oluşturuyoruz. Bayilerimiz aşırı baskı altında olmadığı için de müşteriye daha iyi hizmet verebiliyoruz. Bu da mutlu bayi, mutlu müşteri ve daha fazla satış formülünü ortaya çıkıyor.

 

Satış ve pazarlama anlamında bakıldığında giyim mağazalarında olduğu gibi otomotiv firmalarında da yılın belli dönemlerinde indirim kampanyaları oluyor. Bu nedenle de bir kısım tüketicide indirim beklentisi oluyor. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Önceden müşteri beklenti içine girdiği için yılsonunu bekleyebiliyor, firmalar da ona göre davranabiliyordu. Bir de firmalar yıl sonu hedeflerini tutturabilmek için daha agresif politika izliyorlardı. Ama bu kampanyalar bir iki senedir azaldı. Özellikle 2014 Aralık ayındaki satış politikaları çok agresif değildi. Bence sektör normalleşiyor bu anlamda. Ama yıl sonunda mutlaka indirim kampanyaları olacaktır yine.

 

Bakıldığında bütün yıla yayılmış kampanya mümkün müdür sizce?

Sektör aslında yıla yaydı bunu. Baktığımız zaman hemen her firmada yıla yayılmış uygun satış koşulları var. Bizde ise, özellikle planlamamızda Aralık ayının aldığı pay biraz daha düşüktür. Kampanyaları yıla yayarak yapmayı daha uygun görüyoruz.

 

Otomobil kiralama firmalarının satış anlamında sektöre nasıl bir yansıması oldu?

Bugün dünyada gelişmiş ekonomilere baktığımız zaman kiralama sektörünün oldukça gelişmiş olduğunu görüyoruz. Bizde de kiralamanın avantajını gören firmalar artık filolarını kendileri yönetmiyorlar. Kiralamayı tercih ediyorlar. Toplam otomobil pazarının yaklaşık yüzde 40’ı filo, bunun da yüzde 50’si kiralama. Toplam pazarın yüzde 25’i kiralama gibi. Bu hacimde filo kiralama şirketleri de araçları daha uygun koşullarda alabiliyorlar. İşin doğasında bu var.

 

Nissan’ın 2014 satış grafiği ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Biz aslında iyi bir sezon geçirdik. 22 bin 700 araç sattık geçen sene. Pazar payımızı yüzde 3 civarında tutmuş olduk. Bulunduğunuz segmentlerde varlığımızı daha da güçlendirdik. Filodaki varlığımızı biraz daha genişlettik. Bu tabii 2015, 2016, 2017 için yaptığımız planlamaya baz oluyor. Biz önümüzdeki senelerde organik büyümeye devam edeceğiz. 2015 için 800-805 bin adetlik bir pazar öngörüyoruz. 24 bin araç satacağız. Yüzde 3 gibi bir pazar payı öngörüyoruz. Bir sonrası sene 28 bin araç satmayı planlıyoruz, 2017’de de 32 bin gibi araç satmayı planlıyoruz.

 

Bunu yaparken bayi ağınızda bir genişleme olacak mı?

Birkaç bayi ekleme planımız var. Özellikle İstanbul’da bir ya da iki tane ilave bayimiz olacak. Anadolu’da bir ilave bayiimiz olabilir. Ama onun haricinde mevcut bayilerimizle büyümeyi planlıyoruz. Bayilik bazında da satışlarımızı arttıracağız.

 

Nissan yenilikçi teknolojileri geliştirecek nasıl bir Ar-Ge yapısına sahip ve yakın zamanda bu anlamda bir sürprizi var mı?

Nissan’ın şu anda üzerinde durduğu teknoloji elektrikli araç teknolojisi. Diğer firmaların hibrit teknolojileri var. Sıvılaştırılmış hidrojen kullanan yakıt teknolojileri var. Tabii elektrikli araçlarda biraz daha yol alınması gerekiyor. Elektrikli araçların önündeki engel menzil ve yaygın şarj istasyonu şebekesi. Menzil 150-300 km’ye kadar çıktı ama yine de yeterli değil. Bu nedenle hızlı şarj istasyonlarına ihtiyaç var. Türkiye’de bu altyapı olmadığı için gelişim yavaş.

 

Araç segmentleri olarak Nissan nasıl bir yarış içerisinde?

Bizim giriş modelimiz Micra’dır. Kendi segmentinde oldukça kuvvetli bir ürün. Ondan sonra Note var; MPV dediğimiz biraz daha geniş, aileye göre bir otomobil. Daha sonra Juke geliyor;biraz daha spor hatlara sahip. Ama son derece eğlenceli bir otomobil. Qashqai de bizim ana ürünlerimizden biri. Baktığımız zaman 75-117 bin TL fiyat aralığında çok geniş kitleye hitap ediyor. En üstte de X-Trail’imiz var. Biz aslında çok geniş bir ürün gamıyla Türkiye’ye hitap ediyoruz.

 

Pekiyi ticari araç grubunda ne durumdasınız?

SUV, pikap segmentinin lideri Türkiye’de. Navara yenileme sürecine girdiği için 2015 satış planımız içinde yok. 2016’dan itibaren Navara pikabımızı satmaya başlayacağız. Şimdilik ürün gamımız pikapla sınırlı ama uzun vadede farklı ürünler için çalışmalarımız olabilir.

 

Sektörün üzerindeki vergi yüküyle ilgili bir iyileştirme bekliyor musunuz?

O beklenti her zaman var. Tabii Türkiye’nin makro ekonomik koşullarına bağlı olarak bir iyileştirme olabilirse ne mutlu bize. Ama kısa vadede çok olası görünmüyor. Üzerinde çok fazla vergi yükü olan bir sektörüz aslında. Bizden ziyade tüketicinin üzerinde bu vergi yükü. En düşük vergi KDV ile birlikte yüzde 71 civarında. Bu yük hafiflediğinde Türkiye’de araç sahipliği çok daha yükselecektir.

 

2023 hedefleri paralelinde Türk Otomotiv Sektörünün gelişim sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında bu konuda hem Otomotiv Distribütörleri Derneği’nin hem de Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği’nin verileri var. Programdaki önceliklerin çok fazla hayata geçirilemediğini görüyoruz. Sektörün gelişimi tamamen makro ekonomik dengelere bağlı. Bizi tüketici faizleri ve döviz kuru pariteleri doğrudan etkiliyor. Tüketici güven endeksi çok önemli. Nitekim son dönemde tüketici güven endeksine baktığımız zaman çok pozitif görüyoruz. Türkiye gibi bir pazarda 800 bin adet otomobil satışı aslında çok düşük. Bu rakamın 2-3 katına çıkması gerekir. Türkiye henüz olması gereken yerde değil. Kişi başına düşen gelirin artması ve finansman koşullarının iyileşmesi sektörün gelişimini olumlu etkiler diye düşünüyorum.