RÖPORTAJ — 4 Mayıs 2015 at 23:55

YAKIN DOĞU BANK GENEL MÜDÜRÜ SELAMİ KAÇAMAK: YENİ BANKACILIK YASASI MEVDUATI ORTADAN KALDIRIYOR!

IMG_1279IMG_1279

Gerek güçlü sermaye yapısı ve gerekse 20 yıllık tecrübesiyle Yakın Doğu Bank’ın KKTC de en güçlü banka konumunda olduğunu dile getiren Yakın Doğu Bank Genel Müdürü Selami Kaçamak, Rum Kesimi ile birleşme durumunda sermaye yetersizliğinden dolayı bazı bankaların sıkıntı yaşayacağını ancak kendilerinin birleşme sonrası rekabete hazır olduklarını vurguladı.

 

KKTC bankacılık sektörü bir tarafta Türkiye merkezli bankalar ve diğer tarafta yerli 15 banka olmak üzere karma bir yapıya sahip. Yerli bankalar her ne kadar öz kaynak açısından çok güçlü olmasalar da Türkiye’den gelen bankalarla rekabet etmeye çalışıyorlar. Bu anlamda önemli oyunculardan birisi de Yakın Doğu Bank. Şu anda 12 şubeyle faaliyetini sürdüren Yakın Doğu Bank’ın hedeflerini ve Kuzey Kıbrıs’ta bankacılığın gelişimini Genel Müdür Selami Kaçamak ile konuştuk.

 

Kuzey Kıbrıs bankacılık sektörünün geldiği nokta itibariyle bugünkü yapısı nedir sizce?

Kuzey Kıbrıs bankacılığı 2002 yılında ciddi bir sınavdan geçti, büyük yaralar aldı. Çok sayıda banka TMSF kapsamına alındı. Çıkarılan ders sonucu gerek bankacılık yapısı gerekse KKTC Merkez Bankası düzenlemeleriyle KKTC Bankacılığı sıkı bir denetim altına alındı. İlk başta bu denetim sonucu epey şikayetler olduğunu duydum ama daha sonra Eylül 2008’de ABD Mortgage krizinden sonra gördük ki alınan o tedbirler gerçekten işlevini yerine getirdi ve dünya bankalarının sarsıldığı hatta finans kuruluşlarının battığı o büyük krizde, çok büyük yara almadan Kuzey Kıbrıs bankacılığı limana girebildi. Kuzey Kıbrıs bankacılığının sağlam temellere oturduğunu ve sağlam bir şekilde yoluna devam ettiğini söyleyebilirim.

 

KKTC ekonomisini baz aldığımızda bugün mevcut banka sayısı yeterli mi sizce?

Türkiye’de 49 banka olduğunu düşünürsek, burada toplam 22 banka sayısı fazla bile bence. Türk bankaları şube bankacılığı konumunda.. Yerli banka sayısı 15, ada nüfusu 300 bin civarında. Gelen misafirler, turistler, öğrenciler ve askerlerle birlikte sayının 500 bin civarında olduğu söyleniyor. Bu nüfusa göre banka sayısı fazla. Birleşmeler yoluyla bu sayının daha azaltılmasında fayda görüyorum.

 

Yakın Doğu Bank’ın bu sistem içinde konumunu nasıl yorumluyorsunuz?

Yakın Doğu Bank yerel bankalar arasında en güçlü durumdadır. En güçlü sermaye grubu Yakındoğu’dur zaten.  Bünyesinde iki üniversite vardır, diğer yatırımları vardır. Hastaneleri, fabrikaları vb… Yani arkasında güçlü bir sermaye grubu olması dolayısıyla Yakın Doğu Bank’ın ileride Rumlarla bir birleşme olması halinde bile bu rekabet dünyası içinde yer alabileceğine inanıyorum. Ama yer alamayacaklarda olabilecek diyorum. Bir birleşme halinde de Yakın Doğu Bank bütün adada faaliyet gösterecek bir kurum haline dönüşecektir. Biz hazır olduğumuz gibi Rum tarafına göre daha avantajlı olduğumuzu düşünüyoruz. Öyle bir birleşme halinde güneyle rekabet edebilecek en güçlü kurumlardan biriyiz. Yakın Doğu Bank’ın sonuç olarak 20 yıla dayanan bir geçmişi vardır.

 

Kuzey Kıbrıs’ta daha çok ne tür krediler kullandırılıyor?

Burada aşağı yukarı yarı yarıya diyebilirim bireysel ve ticari krediler olarak. Bireysel krediler önemlidir. Çünkü KKTC’de çalışanların önemli bir bölümü maaşlıdır. Maaşlı insanlara yönelik de bireysel kampanyalar yoğundur. Öte yandan KKTC ölçeğinde hareketli denebilecek bir yaşam var burada. Ticari yaşamda da turizm ve eğitim iki önemli lokomotiftir. Binlerce kişi bu sektörlerde çalışıyor. Bunların da tüketici olarak yarattığı bir ivme var ekonomide. Yani bireysel krediler önemli bir yer tutar Türkiye’ye göre. Bu arada toplanan mevduatın yüzde 76’sı krediye dönüşüyor derken, yaklaşık olarak bütün bankalar için söyleyebilirim, yüzde 10 disponibiliteve yüzde 8 munzam karşılık olarak Merkez Bankasına yatırmak zorundayız. Yüzde 1 TMSF’ye, yüzde 2 ise Kalkınma Bankası tahvili alımına ayrılır. Geri kalan oran da bankaların likitte kalmaları için ayrılır. Yani yüzde 24 de oraya koyun.

 

Yeni bankacılık yasası sektöre neyi getirecektir sizce?

Bazı konularda getireceklerinden çok götürecekleri birkaç şey söyleyebilirim. Ada için düşünüldüğünde iki tane lokomotif sektör var dedik. Eğitimde üniversiteler; turizmde oteller. Bunların her biri nereden bakarsanız bakın 100 milyon dolarlık yatırımlardır ve 100 milyon dolarlık yatırımlarda da 50 milyon dolarlık kredi talebi olur genellikle. Bazen daha fazla da olabilir. Büyük yatırımların adaya gelmesinde fayda görüyoruz. Büyük yatırımları adaya getirmek için her şeyden önce finansman gerekiyor. Eski bankalar kanununda şöyle bir kredi limiti vardı; Mevduatın yüzde 4’ü veya öz kaynağın yüzde 25’i.. Bu şu demek: Yani 1 milyar mevduatı olan bir banka 40 milyon kadar kredi verebilir. 1 milyar mevduatı olan bankanın 50 milyon öz kaynağı varsa yüzde 25 dediğinizde 12.5’e düşer. Yani mevduat oranı varken 40 milyon, mevduat oranı yok sadece öz kaynağa bağlıysa 12.5’e düşer. Yeni bankalar yasamız mevduatı ortadan kaldırıyor. Mevduatı ortadan kaldırınca öz varlığımız yüzde 25 kadar bir şey oluyor. Bunun tam tercümesi şudur: Büyük yatırıma kredi veremezsiniz. Bu da ada ekonomisini, gelirleri, istihdamı engelleyecek bir şey. Ben buna Bankalar Birliği Başkanlığımda da, İş Bankası Genel Müdürlüğümde de hep karşı çıktım.