RÖPORTAJ — 5 Mayıs 2015 at 00:29

DOĞU AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ REKTÖR VEKİLİ PROF. DR. NECDET OSAM: HEDEFİMİZ İLK BİNE GİRMEK!

IMG_1362

 

Doğu Akdeniz Üniversitesi’ni Kıbrıs Türkü’nün en büyük başarısı olarak gördüğünü belirten Doğu Akdeniz Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Necdet Osam, mevcut 20 bin öğrenci sayısını üç yılda 23 bine çıkarmayı ve dünya üniversiteleri sıralamasında ilk bine girmeyi hedeflediklerini vurguladı.

 

Eğitim, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ekonomisinin ana damarlarından birisi.. Kurumsal anlamda KKTC’nin temel taşlarından birisini de içinde barındırıyor. KKTC’nin ambargolarını eğitim kanalıyla kıran Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden bahsediyoruz..! Bugün 122 ülkeden 20 bine yakın öğrencisiyle KKTC’nin dünyaya açılan kapılarından birisi olan Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin gelişimini ve hedeflerini Rektör Vekili Prof. Dr. Necdet Osam ile konuştuk.

 

Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin dünden bugüne gelişimini kısaca anlatabilir misiniz?

Doğu Akdeniz Üniversitesi 1977 yılında Yüksek Teknoloji Enstitüsü olarak kurulmuş. O zamanki kurulma vizyonu bugün için tamamıyla gerçekleşmiştir. Bildiğiniz gibi 1974 yılında Barış Harekatı’ndan sonra insanların yurtdışına açılması gerekiyordu. İnsanların bir araya gelmesi ve dış temas için ambargoların bir şekilde kırılması gerekiyordu. Dolayısıyla ileri teknoloji olarak başlayan bu kurumun esas misyonu yurtdışına bilimsel bağlamda açılmaktı. Bunu gerçekleştirdi. 1986’da üniversiteye dönüşen Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde bugün 20 bine yakın öğrenci var. Bu öğrencilerin yaklaşık yüzde 42’si yabancı, yüzde 42’si Türkiye Cumhuriyeti, yüzde 16’sı da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çocuklarıdır.

 

Birleşmiş Milletler de sanıyorum üye ülke sayısı 150 civarındadır. DAÜ de 122 ülkenin öğrencileri var şu anda. Bunların bir kısmı lisans eğitimi alıyor, bir kısmı yüksek lisans, bir kısmı da doktora eğitimi alıyor. Yani esasında biz, kendi bilgi birikimimizi, kendi donanımımızı yurtdışında 122 farklı ülkeye enjekte ediyoruz. 42 bin mezunumuz var dünya çapında. Bu çok önemli.. Tabii bunlar kolay olmamıştır. Anavatan’ın çok büyük yardımları olmuştur. Ben bu üniversiteye 1988’de genç bir adam olarak geldiğimde Ortadoğu Teknik Üniversitesi ekolü hakimdi.. Hocalar ODTÜ’den, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi’nden gelirdi ama ağırlık ODTÜ’deydi. Zaten mühendislik üniversitesiydi. Ama zaman içinde 68 farklı ülkeden bilim insanının yaşamakta olduğu, üretmekte olduğu bir bilim camiasına dönüştü. Yani 68 farklı ülkeden 1.100 öğretim görevlisi bulunuyor. 3 bin 200 dönüm üzerine konumlanmış bulunuyoruz. Kuzey Kampüsü ve Güney Kampüsü olmak üzere 2 kampüsümüz var.

 

Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin KKTC için önemini değerlendirebilir misiniz?

Kıbrıs Türkünün en büyük başarısıdır diyorum Doğu Akdeniz Üniversitesi için.. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmadan kurulan bir kamu kurumudur. Devleti kuran bir kurumdur esasında. Çünkü bu üniversite mezunu Cumhurbaşkanımız, Eğitim Bakanımız, Dışişleri Bakanımız olmuştur. Bugün için bu üniversitenin öğretim üyesi olan Cumhurbaşkanı adayları vardır. İşin özü; Doğu Akdeniz Üniversitesi hep lider kurum olmuştur. Vizyon tasarımı yapan bir kurum olmuştur.

 

Son dönemde KKTC’deki üniversitelerin sahip oldukları akreditasyonlar çok konuşulmaya başladı. Sizde durum nedir?

Bizim üniversitemizde 29 farklı akreditasyon vardır. Türkiye’de bile bizim akreditasyonlarımız bir örnektir. Her akreditasyon da eğitimin niteliksel bağlamda yapıldığını gösterir ve güven verici olduğunu ve tanınırlığını gösterir. En son olarak da Eğitim Fakültemiz için Almanya’da bir akreditasyon kurumuna başvurduk, davet ettik, geldiler ve bizi 1 yıl boyunca izlediler, sonuçta koşulsuz 5 yıllık akreditasyonu elde etti. Mühendislik Fakültemiz, Türkiye’de sadece dört üniversitenin sahip olduğu akreditasyona sahip. İletişim Fakültemiz çok kısa sürede akredite oldu Amerikan İletişim Birliği tarafından. Bunun dışında İşletme ve Ekonomi Fakültemiz Almanya’nın FIBAA (The Foundation for International Business Administration Accreditation) akreditasyon kurum sürecini başarı ile tamamlayarak 5 yıl boyunca akredite edildi. Turizm okulumuz yine akredite oldu ve İtalya’nın önemli bir okulu ile işbirliği anlaşması imzaladı. Hatta bu okulun bir şubesi de Güney Kıbrıs’ta olmasına rağmen geldiler, gördüler, “Biz sizinle iş yapacağız” dediler. Bunlar ambargonun kırıldığını göstermektedir. Dolayısıyla 1977 yılında düşünülen ve tasarlanan vizyon sürekli gelişim bağlamında bugüne gelmiştir. Bu bizim için büyük bir başarıdır ve Kıbrıs Türkü’nün Adada tutunabilmesinin önemli etkenlerinden biridir Doğu Akdeniz Üniversitesi..

 

İzolasyonlar nedeniyle yabancı öğrencilerin Kuzey Kıbrıs’a gelmeleri konusunda bir sıkıntı yaşıyor musunuz?

Bizim uğraşımız sadece bilimle ve yeniliklerle değil, bizi engelleyenlerledir aynı zamanda. Bununla ilgili yaşadığımız bir hadiseyi paylaşmak isterim; Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’nın Kazakistan’a hitaben gönderdiği “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile hiç bir şekilde ilişki kurulmasın” talebini haber aldık. Hemen Türkiye Büyükelçiliğine başvurduk ve durumu anlattık. Bizim 250 Kazak öğrencimiz var ve Kazakistan’da bir üniversite ile anlaşmamız vardır. Bunlar bir anda tehlikeye girebilirdi. Türkiye Büyükelçiliği inanılmaz gayret gösterdi bizim için. Hiçbir Kazak yetkili bizimle görüşmek istemiyordu. Sonunda bir yol bulundu ve akademik işlerden sorumlu rektör yardımcım Kazak devlet burslarını veren yetkili ile görüştü. Orada kendimizi ifade etme şansı bulduk ve yetkilinin de vizyonu genişmiş demek ki; “Biz politikaya bakmayız, siz yolunuza devam edin. Biz sizi en erken zamanda devlet bursları içine dahil edeceğiz” demiş. Tabii burada negatif bir durumdan pozitif bir duruma geçtik.

 

Üniversite-sanayi işbirliği noktasında neler yapmakta Doğu Akdeniz Üniversitesi?

Özellikle turizm bağlamında çok ciddi farkındalık operasyonumuz vardır. Bu yıllardan beri süre gelmektedir. Ada’da birçok oteller yapılmıştır. Türkiye’den gelen yatırımcılar müthiş oteller yapmışlardır. Buralarda çalışan insanların büyük bir kısmı bizim eğitimimizden geçmiştir. İkinci olarak, mühendislik bağlamında sanayiye büyük destek veriyoruz. Daha da önemlisi bizim meslek okullarımız topluma yönelik, küçük kuruluşlara yönelik mükemmel kurslar düzenlemektedirler. Aynı şeyleri Türkiye’den gelen kurumlara da yapıyoruz. Mersin’de çok büyük bir eğitim seminerimiz oldu yakın zamanda. Bu tamamen sanayi bağlamında, bilimsel normları geliştirme bağlamında yapmakta olduğumuz katkılardır. Özellikle inşaat ve sağlık sektörlerine yönelik danışmanlık hizmetlerimiz var. Bunlar hep önemli aktivitelerdir ve sanayi ile de bire bir temasın açık bir göstergesidir. Tabii bu faaliyetlerimizden bir gelir elde ediyoruz. Bu da üniversitenin ayakta kalması için önemli bir fonksiyondur.

 

Teknopark ve Ar-Ge çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Teknoparkımız vardır. Yaklaşık 20 tane firma orada faaliyet göstermektedir. Bu faaliyetler ada içerisinde gerçekleşiyor. Tabii bu teknopark Türkiye’deki teknoparklarla yarışabilecek düzeyde değildir. Bu sermaye ile ciddi olarak buluşabilmekle ilgili bir durum. Ar-Ge bağlamında özellikle moleküler biyoloji bağlamında üniversitemizin ciddi araştırmaları vardır. Tıp Fakültesi ve sağlık bilimleri bağlamında ciddi araştırmalar yapılmaktadır. Bunlar uzun sürecek araştırmalardır. Bu arada Eczacılık Fakültesi bağlamında Ar-Ge ve bazı tasarım çalışmaları var.

 

Her üniversitenin akademik kadro oluştururken belli kriterleri vardır. Sizin bu noktada kriterleriniz nelerdir?

Biz uluslararası standartlarda münhal kadromuzu belirledik. Bizim istediğimiz; bir kere hoca dinamik olacak, güncel olacak, üretken olacak ve en önemlisi farklı kültürler ile rahatlıkla iletişim kuracak. Çünkü biz, bu üniversitede yakaladığımız harmoniyi, uzlaşıyı asla ve asla kaybetmek istemeyiz. Bizim üniversitemizde her kültürden insan vardır; her dinden insan vardır, her anlayışta insan vardır. Bunların asla bir birilerine kırılmasını asla istemeyiz. Bu da alacağımız öğretim üyelerinin iyi bir akademisyen olması yanında, evrensel ve çağdaş davranış sergileyip sergileyemeyeceği ile ilintilidir. Dolayısıyla akademik kalite dışında sosyal kalite ve sosyal algı olması önemlidir.

 

Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin Türkiye’de kampüs kurma düşüncesi var mı?

Benim bu üniversitede 15 yıllık bir deneyimim vardır yönetici olarak. Senatoda bulunduğum süre içerisinde tek hayalim olan ve her zaman gündeme getirdiğim ve şimdi de sıcak tuttuğum Anavatan topraklarında Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin konuşlanmasıdır. Bunu hep gündeme getirdik ancak bir türlü kısmet olmadı. Eğer süremiz elverirse bunu gerçekleştirmek istiyoruz. Bu çok önemlidir. Çünkü KKTC’nin Türkiye topraklarında böyle bir eğitim kurumuna sahip olması, Türkiye’deki insanlara ve Türkiye’deki yabancılara büyük bir açılım sağlayacaktır. Aynı zamanda bağlarımızın bilimsel anlamda çok daha güçlenmesine neden olacaktır. Ve daha da önemlisi, Türkiye gibi bir coğrafyada bir marka olarak yer alacağız.

 

Kuzey Kıbrıs üniversitelerinde öğrenci sayısını 100 bine çıkarma hedefini nasıl yorumluyorsunuz? Sizin de böyle sayısal bir hedefiniz var mı?

Kuzey Kıbrıs’taki öğrenci sayısı şu anda 80 bin civarındadır. Hedefe yaklaşılmıştır. Bizim de 20 bin öğrencimiz var. Üç yılda 23 bin öğrenci hedefine ulaşmayı düşünüyoruz. Bunu yaparken de kalitemizden taviz vermek istemiyoruz. Sahip olduğumuz akreditasyonların kriterleri kaynaklarımızı verimli kullanmamızı gerektiriyor. Fiziki altyapıyı kurarsınız. Ancak bunları çalıştıracak olan nitelikli insan gücüdür. İnsan kaynağına da yatırım yapmanız gerekir.

 

2015-2016 dönemi için üniversite tercihi yapacak öğrencilere mesajınız nedir?

Biz Doğu Akdeniz Üniversitesi olarak, kapılarımızı öğrencilerimize açmış bulunuyoruz. İyi eğitim almak istiyorlarsa, hayatta başarılı olmak istiyorlarsa öncelikle iyi bir üniversite seçmeleri gerekiyor. Ama daha da önemlisi kendi kabiliyetlerini bilerek bu seçimi yapmaları gerekiyor. Biz burada iyi bir eğitim veriyoruz ama herkes kendine göre alan seçerse o zaman başarı yüzde yüz olur. Burası güvenli bir üniversitedir. Kıbrıs Adası güvenli bir adadır. Her türlü imkana sahiptir. Açık kapı politikalarımız vardır. Öğrenci danışmanları vardır. Öğrencilerin sorunlarıyla hassasiyetle ilgilenirler. Dolayısıyla, Doğu Akdeniz Üniversitesi birinci düşünmeleri gereken bir üniversitedir. Biz diyoruz ki; iyi bir üniversiteyiz. Türkiye sıralamasında ilk 15’teyiz. Dünya sıralamalarında 1400’ün içindeyiz. Hedefimiz, dünya üniversiteleri sıralamasında ilk 1.000 içinde yer almaktır.