RÖPORTAJ — 5 Mayıs 2015 at 00:10

KIBRIS TÜRK İNŞAAT MÜTEAHHİTLERİ BİRLİĞİ BAŞKANI CAFER GÜRCAFER: HEDEFİMİZ ON YILDA 100 BİN KONUT ÜRETMEK!

cafer-gurcafer-web

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde inşaat sektöründe bir sistemsizlik bulunduğunu, bunu aşmak için çabaladıklarını vurgulayan Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, yeniden yapılanmayı 2015’te tamamladıktan sonra sektörün 2025 yılına kadar 100 bin konut üretimine odaklanacağını ifade etti.

 

KKTC ekonomisinde turizm ve eğitim iki başat sektördür. Bu sektörlere Annan Planı sonrasında birkaç yıl boyunca konut sektörü de eşlik etmişti. Ancak daha sonra konut sektörü normal sınırlarına geri döndü. Bugünlerde yeniden yapılanmaya, ivme kazanmaya çalışan inşaat sektörünün çatı kuruluşu Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği’nin Başkanı Cafer Gürcafer ile sektörün yeniden yapılanması ve kurumsallaşması için yapılan çalışmaları ve hedefleri konuştuk.

 

İnşaat sektöründe sorunlar ve çözüm noktasında yapılması gerekenler nelerdir?

Şimdi esas sorun sistemsizlik. Ekonominin temel sorunu bu.. Biz bu teşhisi koyduğumuz için sistem oluşturma arayışı içindeyiz. Yani günlük politikalarla değil, orta ve uzun vadeli hedefler koyarak çözüm bulmaya çalıştık. İşin başında bana göre en önemlisi sektöre güvenin tesis edilmesi. Bunun için disiplin önemlidir. Sektöre giriş ve çıkışların kontrollü olması, sektörün sürekli denetlenmesi bizim için çok önemlidir. Sektörde 2004-2007 arasında bir patlama yaşandı Annan Planı döneminde. Başlanan projelerde kimisi yarım bıraktı, kimisi dolandırdı, kimisi de bitirdi. İşini düzgün yapan, taahhütlerini yerine getiren çok oldu ama bir-iki tanesi hepsini gölgeledi. Bu aslında sadece bizim ülkemizde olan şey değil, bütün ülkelerde olabilen bir şey. Mesela Türkiye’de sektöre giriş çıkışlar kontrolsüzdü ve ciddi bir arz talep dengesizliğine gitmekte konut konusunda. Biliyorsunuz ki bankalar mevduatları plase ederken ağırlıklı olarak inşaat sektörünü kullandılar. İnşaat sektöründe bir çökme otomatik olarak bankacılık sektörünü çok olumsuz etkiler ve bütün ülkeye zarar verir. Müteahhitlik ve Yapı Denetim yasalarında sektörü daha iyi nasıl disipline edebiliriz diyerek değişiklik yaptık. Değişiklikleri meclise gönderdik. Şu anda onları bekliyoruz. Bir diğer konu; yabancı pazarda güveni tekrardan tesis etmek.. Kendi üyelerimizin ürettikleri konutlara Müteahhitler Birliği olarak nasıl bir garanti verebiliriz diye çalışıyoruz. Bununla ilgili ayrı bir sistem arayışımız var. Kalite denetimiyle ilgili ayrı bir çalışmamız var. Bütün bu noktalarda eksiklik var. En azından biz bu eksiklerin farkına vardık ve bunları giderme yolunda çalışma başlattık. Hedefimiz 2015 sonuna kadar bunu oturtmaktır. Önce sektörü gereğinden daha fazla büyümemesi için kontrol altına almayı hedefliyoruz. Arz talebe göre büyüsün istiyoruz.

 

Müteahhit sayısına sınırlama mı koyacaksınız?

Sayı sınırlaması değil de, gerçekten bu mesleği icra etmek isteyen, bir meslek gibi gören, yaşam biçimi olarak görenler müteahhit olsun. Yani bir doktor veya mimar olmayı tercih etmek gibi olması gerekir. Müteahhitlik mesleğini icra etmek isteyenler sektöre girdikten sonra küçükten başlayarak daha sonra büyük işlere girişecekler. Böyle bir sisteme dönüştürmek istiyoruz. Cezaları çok arttırıyoruz caydırıcı olması açısından. Yani mesleğe girecek olan önce o kararı verecek, kendine güvenerek ben bu işi yapacağım diyecek.

 

Mesleki bir eğitim sınırlaması olacak mı?

Yasada zaten var ama bu daha da arttırılıyor. Örneğin siz bugün 250 metrekare yer yapacaksanız yanınızda bir inşaat mühendisi istihdam etmeniz yeterli olacak. Ama siz 100 tane konut yapacaksanız teknik eleman bulundurma, makine parkı, eğitimli ara eleman, finansman garantisi gibi kriterleri daha yüksek olacak. Bir taraftan bunu zorlaştırırken tüketici açısından birtakım şeyleri kolaylaştırıyoruz. Örneğin Türkiye’deki kat irtifakı yasasını buraya da getirdik. Bir kere tüketici aldığı konut başlamamışsa bile peşinen tapusunu alacak. İkincisi, bankadan alacağı krediyi direkt müteahhide değil, aracı kurum biz olacaksak bize ödeyecek, biz de müteahhide hak edişler şeklinde ödeme yapacağız. Yani birbirini denetleyen bir sistem olacak. Tüketicinin müteahhidi; müteahhidin taşeronunu; bankanın finansal olarak bütününü, banka adına bir kontrol biriminin hem işin kalitesini hem kredinin doğru noktaya gidip gitmediğini kontrol edeceği bir sistem.. Böyle bir sistemde müteahhit açısından işin finansmanı güvence altındadır, tüketici tapusunu almıştır. Finansman konusunda sıkıntımız vardır bizim. Yalnızca inşaat sektörünü finanse edecek bir banka kurulması arayışı içindeyiz. Bu çerçevede bir kooperatif kurduk. Pazarlama yönünde faaliyet gösterecek. Hem yarım kalmış konutlara, sitelere müdahale edecek, hem pazarı geliştirecek hem de sektör adına finansman arayışı içerisinde olacak. Tabii bu gibi kuruluşların misyonunu zaman içinde unutmaması lazım. Birçok kooperatif vardır belli bir amaçla banka kurar ama 20-30 yıl sonra ana amacından uzaklaşır. İşte Emlak Bankası örneğinde öyle olmuştur. Bundan dolayı da bu kooperatifin yüzde 51 hissesi Müteahhitler Birliği’nin olacak. O misyonun sürekli canlı kalması lazım. İşte bunun için uluslar arası finansman nasıl buluruz diye arayış içindeyiz. Bizde çözümsüzlük sorunu var, izolasyon sorunu var. Dolayısıyla bizim işimiz daha da zor. Ama geldiğimiz nokta bundan 20 yıl önceki gibi değil. Bazı şeyler kırılmış zaman içinde. Özellikle Türkiye üzerinden ulaştığımız yerler var. Bütün bunlarla ilgili planlı bir çalışmamız var.

 

Uluslararası pazarlar bulma anlamında yurtdışındaki fuarlara katılmak önemli. Kıbrıs Türk Müteahhitler Birliği’nin bununla ilgili çalışmaları var mı?

Tabii ki fuarlara katılıyoruz. Birçok pazar var ama bizim için bazı bölgeler önemli. Aslında bu da başlı başına çalışma isteyen bir konudur. Belki de ülkeyi ekonomik olarak planlarken masaya yatırılması gereken bir konudur. Etrafımızda bir sürü ülke var. Irak, İran, Mısır, Rusya, Türkiye… Daha uzakta mesela İskandinav ülkeleri hedef olmalıdır. Bunu uzun zamandır düşünüyoruz. Çünkü gelir düzeyi yüksek ülkeler. İkincisi kış o ülkelerde uzundur ve sert geçer, kışı başka ülkelerde geçirirler ağırlıklı olarak. Rusya çok önemli bir pazar.. Çin yeni yeni açılmaya başladı. Açıkçası biz Kuzey Kıbrıs’ta bir nevi bu ülkelerle alakalı Miami gibi bir konsept yaratabiliriz. Adayı emekliliklerini geçirdikleri bir tatil beldesine dönüştürebiliriz. İşte bunların hayat bulması noktasında hükümet desteğine ihtiyacımız var.

 

Son günlerde gündemde olan İhale Kanunu ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Aslında bu uzun süredir konuşulan bir konu. Bir kısım ihaleler Ankara’dan, bir kısmı da buradan idare edildi. Haliyle buradaki müteahhitler de şikayet ediyor. Bu maalesef sağlam bir zemine oturtulamadı. En son vakıflarla ilgili bir protokol krizi çıktı. Ondan sonra tekrar gündeme geldi. Mesele şudur: Tabii Türkiye’de de tartışılmış sağlıklı alınan kararlar yoktur. Oradaki iktidar değişiklikleri ile birlikte buraya bakış değişiyor. Bizim söylediğimiz şu: Eğer bu ülke ekonomisi kendi ayakları üzerinde duracaksa olabildiğince değerlerin ülkede kalmasını hedeflememiz lazım. Bu ülkenin müteahhidi bu ülkeden başka bir yerde faaliyet gösteremiyorsa ve inşaat sektörü bu ülkede ciddi bir kesimi besliyorsa o zaman bu sektörü ayakta tutmak için bu ihalelerin olabildiğince burada yapılmasını hedeflemek lazım. İkincisi; Türkiye’nin dış politikası bakımından Kuzey Kıbrıs’ta ekonominin ayakları üzerinde durabilmesinin değeri paha biçilmez. Doğu Akdeniz’deki politikanın, Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda ve bizim çıkarlarımız doğrultusunda şekillenebilmesi için biri birimize ihtiyacımız var. Sanırım bu noktada zaman zaman sıkıntılar yaşanıyor. Bundan 6-7 yıl önce burada Maraş’ın açılmasını gündeme getirdik. O konuda Türkiye ile de görüştük. Neredeyse bir nevi vatan haini gibi değerlendirildik ama bugün herkes Maraş’ın açılmasından yana konuşuyor. Maraş’ta 80 milyar dolarlık bir potansiyelden bahsedildi. Demek ki doğruyu anlatırsanız sizi anlarlar.

 

Türkiye’den Kıbrıs’a gelip iş yapan müteahhitler olduğu gibi Kıbrıs’tan da Türkiye’ye gidip müteahhit işleri yapma imkanı var mı?

Türkiye’de bir şirket kurarak müteahhitlik yapabilirsiniz ama Türkiye’deki işlerin hacmi çok büyük. Örneğin; 50 km’lik bir yol ihalesi çıktığı zaman sizden benzer iş bitirme belgesi ister. Bende aynı teknik donanım olmasına rağmen benim ülkemde 50 km’lik yol yok. Yani bizim ölçeklerimiz çok küçük. Kendimize göre büyük ama Türkiye’ye göre çok küçük. Şu anda biz, Türkiye Müteahhitler Birliği ile temastayız ve bir protokol imzalama aşamasındayız. Bizim onlardan alabileceğimiz, onların bizden alabileceği çok şey var. Örneğin biz yasal bir kuruluş olduk ve sektörü temsil hakkı elde ettik ama Türkiye’de Müteahhitler Birliği böyle bir konumda değil. Kıbrıs’la yapılan işlerle ilgili nasıl bir delegasyon olacağı noktasında uzlaştık. Yurtdışında nasıl birlikte iş yapabiliriz? Çözüm olduğunda neler yapabiliriz? Bütün bunlar üzerinde birlikte çalışıyoruz.

 

Bu sene için sektördeki beklentileriniz nelerdir?

Biz, 2025 yılına kadar 100 bin konut gibi bir hedef koyduk kendimize. Bu 100 bin konut ortalama her yıl 10 bin olursa bizim yaratacağımız katma değer çok büyük olur. 100 bin konutun yaklaşık olarak 400 ile 500 milyon dolar arasında getirisi olur devlete. Bu yıl o hedefin altyapısını oluşturduk. Bu altyapıyı oluşturduktan sonra hedeflediğimiz pazarlara bir şekilde ulaşabileceğiz. Bu altyapıyı oturttuğumuz zaman ben inanıyorum ki, eğer bugün biz Rusya’ya 500 tane konut satabiliyorsak demek ki bunu 5 bin de yapabiliriz. Eğer Çin’e 200 tane konut satabiliyorsak 2 bin tane satabiliriz. Eğer İran’a 100 konut satıyorsak 1000 tane satabiliriz. Ben buna böyle bakıyorum.