RÖPORTAJ — 2 Haziran 2015 at 23:26

STRATEJİ FAKTORİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI ZAFER ATAMAN: FAKTORİNG SEKTÖRÜNÜN GELECEĞİ KÜÇÜK SANAYİ SİTELERİNDE!

IMG_1464

 

Faktoringin kayıtlı ekonominin dostu olduğunu ifade eden Strateji Faktoring Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Ataman, faktoring sektörünün geleceğinin küçük organize sanayi sitelerine kadar şubeleşmekten geçtiğini vurguladı.

 

Ekonominin durgunluğa girdiği şu günlerde özellikle KOBİ’lere can simidi olan faktoring sektörü 2015 yılında 100 milyar TL’yi hedefliyor. Küresel konjonktürün sonucu olarak likiditenin daha da azalacağı önümüzdeki dönemde faktoringin önemi daha da artacak görünüyor. Biz de faktoringin geleceğini Strateji Faktoring Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Ataman ile konuştuk.

 

İçinde bulunduğumuz ekonomik konjonktürü nasıl okuyorsunuz?

ABD’nin 2008’den sonra yürüttüğü para politikalarını hangi planda geri çekeceği, Avrupa’nın sorunlu güney ülkelerinin uygulayacağı politikaların nasıl etki yaratacağı ciddi soru işaretleri barındırıyor. Ama temelde Çin ve Rusya’nın pazara girişini Batı Dünyası, yani kapitalist dünya daha tam özümseyebilmiş değil. O yüzden Batı Dünyası bir rejenerasyona ihtiyaç duyuyor. Bunu da yapmak için birtakım önlemler alıyor. Amerika 2008’den sonra para politikasını değiştirip para basmaya başlayınca bütün gelişmekte olan ülkelerde likidite bollaştı. Tabii bu durumda güçlü bir ekonomi yaratamamışsanız eğer, alınan parayı geri öderken çok ciddi sıkıntılarınız olacaktır. Türkiye yapısal olarak dünyada daha iyi bir yerde, bankacılıkta bir hasarımız yok ama yine de etkileniyoruz.

 

Bankaların kuvvetli olması yeterli olur mu bu anlamda?

Bankacılık kesiminin kuvvetli olması çok önemli bir nokta.. Ama bu tabii ki yeterli değil. Yani siz ekonominizde belli bir büyüme grafiğinin altına düşerseniz sıkıntı yaşarsınız. Artı sadece büyüme değil, ekonominin döngüsünü sağlamalısınız. Sürdürülebilirlik önemli. Zaten trendler sizi o yöne taşıyor. Fakat üretimden çıkıp ticaretten çok büyük karlar veya para birikimleri yaratamayacağınız gibi inovatif bir ülke değilseniz, tüketime bağlı bir gayri milli hasılanız varsa o zaman paranın geri ödenmesini çok dikkatli yapmanız lazım. Şunu iyi bilmek lazım; ekonomide stokları iyi yönetemiyorsanız sonuçlar ne olursa olsun sizi doğru yere götürmez. Biz kurlara ve faizlere çok konsantre olduk. Esasında stoklarınızı nasıl yönetiyorsunuz, o önemli. Yani gayri safi milli hasılanızın yapısına bakmak lazım. Tarım alanlarının gelişmesini çok dikkatli kontrol etmeniz lazım. Yani en son açıklanan enflasyon rakamında gıda enflasyonu çekirdekte çok yüksek çıktı. Düşük kur, yüksek faiz politikasıyla yönetilmiş ekonomiyi bir anda tam tersine çevirdiğiniz zaman bu sefer onun sonuçlarını çok iyi absorbe edebiliyor olmanız lazım.

 

Peki, bu noktada temek sıkıntılar nelerdir?

Üretimde sıkıntı olduğu kesin. Biz üreten ülke olmaktan ticaret yapan ülke konumunu geçtik. Esasında çok eskilerden beri üretim bazlı ülke değiliz. Yani İpek Yolu üzerindeyiz, genelde ticaretin yapıldığı topraklardayız. Ama dünyada üretiminiz yoksa ülkesel kaydınız da çok zayıf oluyor. Bankacılıkta aktif pasif yönetimi çok meşhurdur. Yani biz pasif yönetim yapan bir ülkeyiz. Bu da çok büyük sorumluluklar getirir. Çok büyük varlıklarınız varken hata yaparsanız onu absorbe edebilmeniz çok kolaydır; fakat pasifinizde hata yaparsanız çok kolay absorbe edemezsiniz onu. Çok basit bir şey söyleyeyim, Amerika faizleri arttırırsa ne olur? Bu bizden para çıkacağı anlamına gelir. Pekiyi biz bu parayı nerede kazanıp geriye ödeyeceğiz? Bunu hesaplaması lazım Türkiye’nin.. Yani üretim olmadan, üretiminizi yurtdışı pazarlara satmadan öyle bir olasılığınız yok. Biz bu parayı sermaye mi yaptık? Bunu diğer dünya ülkeleri denedi. Bugün Rusya’nın temeline baktığımız zaman 1998 yılında başına gelenleri gördük. Arjantin bunu denedi, Yunanistan denedi. Demek ki o kadar kolay olmuyor. Kimse de al parayı ödeyemeyeceksen kalsın demiyor. Dolayısıyla ben üretime yatırılmamış borcun geri ödemesinde çok ciddi zafiyet görüyorum.

 

Bu sorun nasıl aşılabilir?

Bunun tek çözümü katma değeri yüksek üretim alanlarına yatırım yapmanızdır. Bu ekonominin tüm ülke satına yayılmasını getirir. Tüm fabrikalarınızı batı da kurmanız da bir şey ifade etmez. Her yere kuracaksınız ki gelir dağılımını dengeli hale getiresiniz. Gelir dağılımında siz eğer orta seviye yaratmazsanız o tüketmez. Tüketmeyince ekonominin dinamiklerini kaybedersiniz. Yani AVM tüketim psikolojisinden çok şehirsel tüketim psikolojisine geçmek lazım. Biz, madem inovatif ülke değiliz o zaman küçük organize sanayi bölgelerinden başlamak lazım. Küçük organizelerden başlayıp büyük organizelere geçmemiz lazım. Bir de sermaye birikimi yaratacak şirketlere teşvik verilmesi lazım. Bizim yüzde 4’ün altında büyümememiz lazım. Aslında 5-6 büyümemiz lazım. Bunun altında büyüdüğümüz zaman işsizlik oranlarımız artıyor. Bizim işsizlik oranlarımız 15’lere geldi. Bu durum ülkeyi durgunluğa götürür.

 

Daha önce kötülenen ve sektör olarak görülmeyen faktoring, bugün özellikle KOBİ’lerin çözüm ortağı konumunda. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Üretimin olduğu her yerde ticaret vardır; ticaretin olduğu her yerde de faktoring vardır. Şimdi sermaye işletmesinin eksik olduğu Türkiye’de ticareti ya bankacılık ya da biz finanse edeceğiz. Bankacılığın olması gereken yer proje ve yatırım kredileridir. Faktoring tarafında her şey kısa vadede. Eğer alıcınız da çok kuvvetliyse bunu çok süratli yapabiliyorsunuz; eğer alıcınız orta seviyede ise bunu kredi sigortasını, faktoringi kullanarak, garanti altına alabiliyorsunuz. Burada önemli olan hikaye işlemin tamamen kayıt içi olması lazım. Bizim KOBİ sistemimiz Avrupa standartlarına göre daha küçük işletmeler içeriyor. Ama bu, o firmaları finanse edilemeyeceğimiz anlamına gelmez. Faktoring de sadece finansman değil. Hem tahsilatını yapacaksınız hem finansmanı yapacaksınız hem de garanti altına alacaksınız. Faktoringin Avrupa ülkelerinde GSMH’den aldıkları pay yüzde 11 ile 14 arasında değişiyor. Burada önemli olan hadise, siz bir malı satıyorsunuz, işletme ağınızı kuruyorsunuz ama satış ağına gücünüz yetmiyor. Bunu genişletmek için nakde ihtiyaç duyuyorsunuz. Faizi yüksek olan ülkelerde sanayi faizi bugün yüzde 2.5’ten aşağı değil. Bugün faktoring sektörünün böyle bir vade farkı yok. Burada faktoringin işletme sermayesini sağlamasının yanında garanti sisteminin de iyi çalışıyor olduğunu iyi bilmek lazım. Türkiye’de kredi sigortacılığı daha yeni gelişiyor. Kredi sigortacılığı ile birlikte bu iş daha da büyüyecek. Artık bu Türkiye’de daha çok yayılırsa, Anadolu’da her yere ulaşabiliyor olmak ve her türlü satışın finansmanını da yapmak anlamına gelir. İşletmenin aktif finansmanı dünyada 2 trilyon dolar ciroya ulaşıyor. Bizim ülkemizde başlarda yanlış algıya takıldığı için sıkıntı oldu ama son 5-6 senedir çok düzeldi. Ben de daha iyi noktaya gelecek diye umut ediyorum. Bizim tarzımızdaki ülkelere birebir uyan bir finansman modeli. Faturanız varsa, satışınız varsa, gerçek anlamda satışlarını arttıran bir şirketseniz bence bunu kullanmamanız mümkün değil. Artı, maliyeti öyle söylendiği gibi çok yüksek fiyatlarda değil. Yüksek fiyatlar veren faktoring firmalarıyla çalışmayın. Türkiye’de 73 tane faktoring şirketi var. Fiyat ortalamalarına baktığımda bankacılık sisteminden o kadar da farklı değil.

 

Türkiye’nin her noktasında bu sistemi yürütebilmek, sürdürebilmek günümüz koşullarında ne kadar mümkün?

Bir kere faktoring sektörü kayıt içi ekonominin en büyük dostu. Yani bunu Maliye Bakanlığı’na da anlatıyoruz senelerdir. Ben fatura ile iş yapmak zorundayım. Aşağı yukarı 2006’dan beri faktoring sektörü çeki fatura ile birlikte almak zorunda. Bizim için çekin kalkıp kalkmaması çok önemli değil. Faktoring nasıl yayılır? Siz ekonominizi ne kadar kayıt altına almak istiyorsanız o kadar yayılır. Anadolu’da çalışan ticaret erbabının şunu çok iyi anlaması lazım: Bir kere çalıştıktan sonra bir daha faktoringden vazgeçemezler. Çünkü satışı varsa o satışı finanse edeceği alan bu. Yeter ki başka mecralara gitmesinler.

 

Faktoring’in gayri safi milli hasıla içindeki payı nedir?

Şu an yüzde 5.5, gitmesi gereken yüzde 15. Ben de ısrarla şunu söylüyorum: Banka iştiraklerine ya da diğer özel şirketlere gitsin çok önemli değil. Neticede oradan bana da gelir. Bakın Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu ile zaten bir kopukluk var ticaret sisteminde. Oradan borçlular bize geliyor. Biz esasında satıcılar ile çalışmıyoruz orada. Aynı şekilde Karadeniz hattında da var. Bu yayılma başladığı anda oradaki müşteriler de faktoringile çalışmaya başlayacak. Eğer bütün küçük organize sanayi bölgelerinde faktoring şirketleri çalışmaya başladığında hedefe ulaşmış oluruz. Böyle olduğu zaman bütün ticaret zincirine hizmet verir halde oluyorsunuz.

 

Türkiye faktoring sektörü olarak dünyayı mı takip ediyorsunuz, yoksa beraber mi yürüyorsunuz?

Ben o konuda mütevazı olmayacağım, dünya bizi takip ediyor. Türkiye’de 2012 sonunda yürürlüğe giren 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu çok önemli örnek oldu yurtdışına. Aynı zamanda Eximbank ile çalışmamız, yani Eximbank kaynaklarının kullanılması da bir artı. Bu entegrasyonların sağlanması sigorta sektörünün gelişmesine de çok büyük fayda sağlayacaktır.