RÖPORTAJ — 6 Ağustos 2015 at 10:24

ING BANK GENEL MÜDÜR YARDIMCISI ERDOĞAN YILMAZ: TÜM KOBİ’LERİN BANKASI OLACAĞIZ!

Erdoğan Yılmaz Erdogan-Yilmaz_Big_Photo

 

KOBİ bankacılığında her sene en az yüzde 35 büyüyerek toplam krediler içerisindeki payı yüzde 15’lere ulaşan KOBİ’lerin payını 2018’de yüzde 25’e çıkarmayı hedeflediklerini ifade eden ING Bank KOBİ Bankacılığı ve Ödeme Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Erdoğan Yılmaz, bütün KOBİ’lerin bankası olmak gibi bir iddiaya sahip olduklarını vurguladı.

 

Sayıları 3 milyonu bulan KOBİ’ler Türkiye’de ekonominin lokomotifi konumunda. Ekonomi için böylesine önem arz eden KOBİ’lerin en büyük sorunu da özkaynak yetersizliği. Bu noktada devreye giren bankaların hizmet ve ürünleri de son yıllarda gelişerek KOBİ Bankacılığı denen bankacılık faaliyetlerini daha da önemli hale getirdi. Rekabetin kızışarak devam ettiği günümüzde ING Bank da ürün ve hizmetleriyle KOBİ’lerin bankası olmayı odağına almış bir banka. ING Bank KOBİ Bankacılığı ve Ödeme Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Erdoğan Yılmaz ile ING Bank’ın KOBİ bankacılığındaki hedeflerini, hizmetlerini ve sektördeki rekabeti konuştuk.

 

ING Bank’ın KOBİ Bankacılığına bakışı nasıldır?

Türkiye’de kimi kaynaklara göre 3 milyon, bazı kaynaklara göre de 2 milyon civarında KOBİ var, Aslında bu KOBİ tanımlamasına giren sağlıklı bir veri yok ama ciddi bir KOBİ sayısının, potansiyelinin olduğu ortada. Diğer taraftan baktığınızda bu KOBİ segmentinde yer alan firmaların ya da müşterilerin yüzde 50’sinin bankalarla bir faaliyetinin olduğu görülüyor. Yani geriye kalan çok önemli bir kesim hala bankacılık sisteminde yok. Bunlar bir şekilde günlük faaliyetlerini bankacılık sistemi dışındaki yöntemlerle devam ettiriyorlar. Bu önemli bir görüntü.. İkincisi; şu anda ekonominin neredeyse yüzde 90 üzerindeki bir payını temsil etmelerine rağmen bankacılıkta toplam kullanılan ticari kredilerin sadece yüzde 27’sini KOBİ’ler kullanıyor. Yani tam bir entegrasyonun olmadığı henüz istenilen seviyede bankacılık ilişkisi kurulamadığı çok doğru.

 

Bunu biraz da KOBİ bankacılığının ve Türkiye’de bir segment olarak KOBİ’lerin ayrı bir alan olarak görülüp, oluşumunun, ürünlerin, hizmetlerin sunulmasının çok yeni olmasına bağlıyorum açıkçası. Ama ümit verici olan da şu: Tüm bankaların ING de dahil olmak üzere son yıllarda özellikle çok ciddi bir KOBİ odağı oluştu. Aşağı yukarı bütün bankalarda artık KOBİ ayrı bir iş kolu olarak görülüyor. Hatta sadece KOBİ şeklinde değil, KOBİ’nin de alt segmenti olarak işte büyük KOBİ’ler dediğimiz orta büyüklükteki işletmeler ve küçük KOBİ’ler dediğimiz esnaf diye tanımlanabilecek kesim. Dolayısıyla aslında bankacılık KOBİ’lerin çok ciddi farkında ve aşağı yukarı tüm bankalar da KOBİ’lere hitap edecek şekilde kendi organizasyonlarını oluşturdular. Bu çok önemli bir şey ve KOBİ’lere özgü ürünler geliştiriliyor artık. İşte esnaf paketleri geliştiriliyor, taksitli ürünler geliştiriliyor. Bütün bunların hepsi aslında ümit verici gelişmeler.

 

Bu noktada KOBİ nezdinde çekinceler nedir bankalarla örtüşmeyen?

KOBİ’lerde gördüğümüz gelişmeye açık iki tane nokta var. Bir kere KOBİ’lerde çok ciddi özkaynak problemi var. Türkiye’de bankacılığın da KOBİ’lerle ilişkilerinde aslında çok fazla dikkate aldıkları bir nokta.. Çünkü siz KOBİ’leri özkaynaklarının yetersizliğinden dolayı hızlı bir finansal maceraya da sürükleyebilirsiniz. İkincisi, KOBİ’lerin birçoğunda halen finans yöneticisi yok. Tabii bugün KOBİ’lerin çoğu finans müdürü istidam edecek noktada değiller. Dolayısıyla böyle bir eksik de aslında KOBİ’lerin kendi finansal tercihlerini doğru yapmalarını engelleyebilir. Bu iki sorun aslında bankalarla KOBİ’lerin arasında ilişkinin çok daha temkinli yürümesine sebep olan bir nokta. Eklenecek bir başka nokta da bankacılık henüz Türkiye’de çok geniş bir kitleyi kapsayacak bir noktaya gelmedi. Türkiye’de bankacılık çok hızlı gelişti ama şöyle bir örnek vermek gerekirse, Türkiye’de yaklaşık 56 milyon yetişkin nüfus var. Bunun bankalarda yarısının hesabı var. Tabi bu eksiklik gibi görünse de çok ciddi fırsat alanı da aslında. Yani bankalılaşmak süreci dediğiniz süreçte bizim çok ciddi mesafe kat edeceğimiz geniş bir alan var. KOBİ’ler için de bu böyle. Belki KOBİ’lerin çok büyük bölümüne gidilmedi ama bankalarla çalışan KOBİ’lerin de çalıştığı banka sayısı inanılmaz fazla. Yani bir KOBİ’nin ortalama çalıştığı banka sayısı 7-8 tane. Bunun iki tane sebebi var. Bir tanesi; bankalar başka bir bankayla çalışan KOBİ’leri seviyor. Çünkü onun kaydı var, çekinin performansı var vs. İkincisi, müşteriler de, KOBİ’ler de artık çözdüler olayı. Artık bankalar arasındaki rekabeti biliyorlar. Her bankadan hesap ilişkisi kurmak çok avantaj sağlıyor kendilerine. Bir de şu var: Kendi ekonomik döngüleri içerisinde büyük tedarikçisi ya da hizmet verdiği büyük firmalar “Senin şu bankada hesabının olması lazım.” dediği için gidip o bankalarda hesap açabiliyorlar. Ama özünde şu var: Bankalılaşmış KOBİ’ler, bilgisiyle, kaydıyla bankalar açısından daha güvenilir müşteriler oluyor.

 

Ürünleri konuşacak olursak, sizde ürünler neler?

Temelde söyleyeceğim şu: Bildiğiniz gibi elektronik faturayla ilgili çok ciddi değişiklik oldu. Yaklaşık 2 yıl önce çıkan Gelirler İdaresi tebliğinde belirli sektörlere elektronik faturaya geçme zorunluluğu getirilmişti. Şimdi bu tebliğ tamamen değişti. 10 milyon TL’nin üzerinde yıllık cirosu olan herkes 2016 yılının başından itibaren elektronik fatura kullanacak. Bu zorunlu hale geldi. ING olarak biz Türkiye’de elektronik fatura uygulamasını yaygınlaştıran özel entegratör olarak bu yetkiyi alan ve çok sayıda kuruluşa bu hizmeti veren ilk bankayız. Halen sistemin ödemeler kısmını entegre eden tek bankayız. Elektronik faturaya geçen bir kuruluş karşı taraf da elektronik fatura kapsamındaysa, aslında faturanın üretiminden ödenmesine, mutabakatından arşivlenmesine kadar bütün süreci biz şu anda yönetiyoruz. Türkiye’deki KOBİ’lerin, özellikle OBİ’lerin çok önemli bir bölümü önümüzdeki sene bu uygulamaya geçecekler. Şimdi biz KOBİ’lerde farklılık yaratacak ürünü elektronik fatura olarak tanımlıyoruz. Bunun KOBİ’lerin hayatını çok önemli ölçüde kolaylaştıracağını düşünüyoruz. Çünkü elektronik faturayla biz sadece fatura trafiğini değil, aynı zamanda şirketin bütün finansman döngüsünü, nakit yönetimini, nakit akışını, ödeme sürecini yönetecek, raporlayacak ve onun muhasebe sistemiyle entegre edeceğiz. Bu bizim bu sene KOBİ’lere vereceğimiz açıkçası en ciddi ürün olacak. Bir hediye gibi olacak.

 

KOBİ kredilerinin toplam krediler içindeki payı nedir ING Bank’ta?

Biz aşağı yukarı KOBİ’lerde yüzde 15’lere geldik toplam krediler içerisindeki pay olarak. Bu artarak devam ediyor. Bu rakam son 1.5 sene içerisinde çok hızlı bir şekilde arttı ve biz aşağı yukarı 4-5 bin müşterimizi de ticariye aktardık. Yani bu müşteriler bizimle beraber büyüdüler ve ticari segmente geçtiler. Şu anda hedefimiz, KOBİ’lerin toplam bilançomuzdaki kredilerin içindeki payın yüzde 25’lere çıkarılması. Biz her sene KOBİ’lerde en az yüzde 35 büyümeyi hedefliyoruz. Her sene yüzde 34 büyüdüğümüzde 2018’e geldiğimizde biz bilançoda KOBİ’lerin payının yüzde 25’e çıkmasını hedefliyoruz.

 

ING Bank olarak, 2015’te hedeflerinizin neresindesiniz?

2015 yılında ciddi bir büyüme hedefimiz vardı. Yılın ortasına geldiğimiz şu günlerde tüm bu hedefleri tutturacağımıza inanıyoruz. Biraz da aşacağımızı görüyoruz. Sektörde daha fazla pazar payı almak istiyoruz. Ben çok seçim gördüm ama son seçimlerin çok etkisini görmedik açıkçası. En iyi performansı haziran ayında gösterdik. Ramazan ayında biraz durgunluk oldu. Büyüme hedeflerimizi çok önemli ölçüde tutturacağımızı görüyoruz. İkincisi, kredilerimizi iyi yönetmek istiyoruz. Bunu da tutturduğumuzu görüyoruz. Karlılıkta tüm sektörün yaşadığı sıkıntıların bir kısmını biz de yaşıyoruz ama burada da hedeflerimize önemli ölçüde ulaşacağımızı düşünüyoruz. Özellikle büyüme tarafında 2015’te daha iyi bir performansı ben net olarak görüyorum. Bu seneki hedefler aslında 2020’ye kadar belirlenen hedeflerdir.