RÖPORTAJ — 1 Eylül 2015 at 19:03

KARSU TEKSTİL GENEL MÜDÜRÜ NEVZAT SEYOK: TEKSTİLDEN VAZGEÇİLEMEZ!

NEVZAT SEYOK

 

Tekstil sektörünün gerek istihdam potansiyeli gerekse ihracat performansıyla desteği hak ettiğini vurgulayan Karsu Tekstil Genel Müdürü Nevzat Seyok, tekstil sektöründen vazgeçilemeyeceğinin önemine dikkat çekti!

 

Karsu Tekstil, Kayseri’deki fabrikasında 40 yılı aşan bir üretim tecrübesine sahip. Türkiye’nin önde gelen iplik üreticilerinden biri olan Karsu Tekstil’in hedeflerini ve ekonomideki gelişmeleri Karsu Tekstil Genel Müdürü Nevzat Seyok ile değerlendirdik.

 

Tekstil sektörünün son durumunu değerlendirmek adına yorumlarınızı almak isteriz öncelikle…

Tabii işin global ekonomik boyutu bir tarafa, Türkiye’de bir gerçek var, reel sektör her sene küçülüyor. Bu üzücü bir gerçek ve yeterince gündeme geldiğini sanmıyorum. O büyük bir tehlike Türkiye için. Aynı şey Yunanistan’da da yaşandı. Reel sektörün zayıflaması bir sıkıntı.. Ayrıca bu genel duruma değinecek olursak; önceki yıllarda ülkenin dış borcu daha çok devlet ağırlıklıydı, şimdi özel sektör ağırlıklı. Bu da çarpıcı bir nokta! Yani sonuçta dış borcu karşılayacak katma değerli üretiminiz yoksa bu bir sıkıntıdır her zaman için. Zaten cari açık her yıl giderek büyüyen bir delik. Biz cari açığı inşaat sektörüyle kapatamayız. Reel sektörün güçlenmesi, ihracatımızın artması lazım.. Buradan tekstile gelirsek, şu anda bu işi tek yapan Türkiye’de tekstil sektörüdür. Yaklaşık 30 milyar dolarlık bir ihracatı ve 13 milyar dolarlık ithalatı var. Yani 17 milyar dolar gibi bir artı veren bir sektör. O yüzden tekstilin her kriz döneminde en çok etkilenen ama en çok da çıkan tekstil sektörü. Dünyanın her tarafında böyledir. Her zaman gündeme gelir; Türkiye tekstilden çıkmalı mı, çıkmamalı mı diye. Ama geçen yıl Avrupalı tekstil makineleri üreticilerinin en çok makine ihraç ettiği ülke ABD. Yani Amerika’da ciddi anlamda yatırıma geri dönüş var tekstilde. Türkiye’de tekstil istihdam araçlarından biri.. Sadece ekonomik katkısı açısından değil, kurumsal işsizliğe katkıları da çok önemli. O yüzden tekstili battı batıyor diye eleştirmek yerine tekstil sanayicisini nasıl güçlendirmeliyiz diye bakmak lazım. Bakıyorsunuz şöyle demeçlerde Güney Kore örneği veriliyor. Biz neden Samsung gibi bir marka çıkartamıyoruz. Bu doğru ama ben katılmıyorum bu tarz görüşlere. Öyle söyleyerek bir yere varamayız. Sonuçta Güney Kore’nin tekstili de çok güçlü. O da sayılı ülkelerden biri. Yani Kore, Samsung’u yaptı diye tekstilden vazgeçmedi. Demek ki bir şeyden vazgeçmek gerekmiyor. Yanına da bir şeyler koymak gerekiyor.

 

Katma değerli tekstil üretimi konusunda neler söylemek istersiniz?

Katma değer diyoruz, marka diyoruz ama o işler sadece özel şirketlerin gayretleriyle olmaz. Markalaşmanın bir de global ülke ismiyle ilgisi var. Yani Mercedes’te made in China yazdığı zaman herkesin içine bir burukluk geliyor. Yani ne kadar Mercedes de olsa China yazdığı zaman değeri düşüyor. Tabii markalaşma sadece ürünle olmuyor, bir ülkenin kültürüyle, etkinlikleriyle, insana, sanata verdiği önemle oluyor. Yani bütün unsurları içinde barınıyor. Ben tekstilde çok iyi bir yerde olduğumuzu düşünüyorum. Ben İtalya’ya gittiğimde kesinlikle Türk malı istiyorum diyen alıcılarla karşılaşıyorum. Peki neden? Çünkü tekstilde çok güçlü bir know-how’umuz var. İnsan gücü, deneyim, teknik kapasite var. Hakikaten bir şeyler yapıyoruz tekstilde ve de başarılıyız. Zaten bugün ayakta durmamızın en büyük sebebi o.

 

Siyasi partilerin çoğunun bugün sosyal ve ekonomik projeler üzerine ağırlık verdiklerini görüyoruz. Siz sanayici olarak bu vaatleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabii bunlar önemli ama burada sanayi kesimini rahatsız eden bir şey var. Asgari ücret artışlarında yeni işçi ile eski işçi arasındaki farkı sürekli daralıyor. Yani bu durum işletmelerde sürekli huzursuzluğa neden oluyor. Dediğim gibi asgari ücreti arttırmak yerine asgari ücretten alınan vergilerin işçinin eline geçmesi sağlanmalı. İşte yüzde 2 işsizlik payı, SSK payı, o payı bu payı derken ciddi bir yük oluşuyor. Bunu azalttığınız zaman eline daha fazla geçecek. Daha çok işçi kayıt altına alındığında açık kapatılacak. Yani böylece herkesin mutlu olacağı çözüm üretilebilir. Şimdi bırakın Uzakdoğu’ya gitmeyi, benim işçilik maliyetim 1.000 dolarken, yakınımızda, Balkan ülkelerinde 200-300 dolar. Ama benim işçim onlardan daha mutsuz. Bir de öyle bir durum var. Yani burada ciddi bir çarpık durum var.

 

Sanayicilerimiz biraz da bezdirilmiş mi? Mesela bugün birçok sanayicimiz tekstilden çıkıp gayrimenkul sektörüne girmiş durumda…

Dünyada bütün sanayi tekstille başlamıştır. Sonradan diğer sektörlere geçiş yapılmıştır. Tabii tekstil çok büyük bir sektör.. Dünyada her ülkede binlerce oyuncu var. Rekabetin zor olduğu bir sektör! Kar marjları da eskisine göre çok düşük. Hele bu kur farklarıyla birlikte… Ama birikmiş yatırımın çeşitli sektörlere dağılması da normal bir şey.

 

Karsu Tekstil’in sosyal sorumluluk projelerini de ele almak isteriz. Eğitim gönüllüsü bir firmasınız bildiğimiz kadarıyla…

Bu konuda Arif Molu Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nin yapımı, Kayseri Erciyes Hastanesi’nin bütün acil servisinin yenilenmesi, Kayseri Devlet Hastanesinin kısmen yenilenmesi, cami yapılması, spor alanında bir basketbol takımına destek şeklinde sosyal sorumluluk projelerimiz var.

 

Enerji sektöründe de varsınız. Bu sektörde orta ve uzun vadeli hedefleriniz nelerdir?

Bizim 3 HES santralimiz var. Bu alanda yatırımlara devam etmeyi düşünüyoruz. Bir de Ben GES yatırımının işletme sermayesinin kolay olduğunu düşünmüyorum. Maliyetli olacağını düşünüyorum. İkincisi, devlet alım garantisi veriyor ama şartlar Türkiye’de her zaman değişebiliyor. O yüzden onun garantisinin nasıl olacağı soru işareti. RES’e baktığımız zaman o da aynı şekilde. O yüzden herkes bildiği işi yapsın diye düşünüyorum.

 

Karsu Tekstil’in yabancı ortaklıklara, yabancı fonlara bakışı nedir?

Biz her zaman açığız ama biliyorsunuz fonlar daha çok gıda ve turizm sektörüne sıcak bakıyorlar Türkiye’de. Bu bizim elimizde olan bir şey değil, yoksa bir her zaman fonlara açığızdır. Öyle kapalı olma gibi ne tutkumuz ne de lüksümüz var.

 

İhracat hedefiniz nedir şu an?

Bizim en büyük hedefimiz 2015-2016’da ihracatımızı yüzde 35’lere çıkarmak. Hatta yüzde 50’ye çıkarmak istiyoruz ama biz yarı mamul sattığımız için çok kolay değil. Aslında ürünlerimiz yüzde 90 seviyesinde işlendiği için neredeyse nihai ürün olarak ihraç ediliyor diyebilirim. Avrupa’daki durgunluk bizi etkiliyor. Ama reel anlamda şimdi ihracatımızın satışlarımızdaki payı yüzde 25’ler seviyesinde.

 

İstihdam politikanız nedir?

Bugün 500 kişi istihdam ediyoruz. Artık ülkede mümkün olduğunca az istihdamla rekabet etmek zorundayız. Bir de artık yeni kuşak sanayide çalışmak istemiyor. Ne mühendis olarak ne işçi olarak… Kayseri’de de işçi sorunu var. Bu konuda devletin sanayide çalışacaklar için teşvik edici bir şey yapması lazım.

 

Kayseri’ye hala taşra gözüyle bakılıyor. İyi kalitedeki mühendisler Kayseri’yi hep teğet geçiyorlar. Bir de tekstil batıyor imajı yaratılıyor medyada. Bu da üniversite çağındaki gençleri etkiliyor. Aslında bütün sektörü etkiliyor. Bir haberi yaparken aslında bütün etkileriyle düşünmek lazım.. Tekstil Türkiye’de kim ne derse desin amiral gemisi halen. Yani başka amiral gemiler de olsun ama bu gemiyi de batırmayalım!

 

Son dönemde dövizdeki dalgalanmalar, siyasi belirsizlik ve Çin faktörü sizi nasıl etkiliyor?

Dövizdeki dalgalanmalar piyasada bir durgunluğa yol açıyor. Çünkü herkes bir bekleme moduna girer, riske girmez, çekinir. İlk tepkiler öyle olur. Bir de yaşananlar var. İhracat yapıyorsanız. Eskiden döviz kuru düşüktü Türkiye’de. O bakımdan çok büyük sıkıntı değil. Ama bir de sanayinin bulunduğu durum var. Yani yatırımları, işletme sermayeleri döviz borcu olanların borç yükü de yüzde 10 büyümüş oldu. Bu hemen şirket bilançolarına yansımayacak ama orta vadede borç artacağı için sıkıntı yaratacaktır. Mesela biz geçen yıl bir yatırım yaptık. Verimliliği artırmak için daha çok yenileme ve modernizasyon yatırımı oldu. Bu yaklaşık 15 milyon Euro’luk bir yatırım. Bununla birlikte 100’e yakın işçi azalması ve enerji tasarrufu oldu. Bunun sonuçlarını almaya başladık ama bunu yaparken döviz bazında 10 yıl krediyle yaptık. Karsu, her zaman iplik sektörünün öncüsü Türkiye’de. Yine yeni bir elyafın Türkiye’de üretiminin ve piyasaya sunumunun öncülüğünü Karsu yapacaktır. O konuda çalışmaları yapıyoruz. Bu yeni geliştirilmiş elyafın Türkiye’de üretimini Karsu ve Lenzing ortaklaşa yaptık. Avusturyalı Lenzing biliyorsunuz 1 milyar cirosu olan dünyanın en büyük selüloz elyaf üreticisi olan bir firma. Bizim yıllardır stratejik ortağımız. Biz katma değeri yüksek teknik tekstil ürünleriyle olsun, moda tarafında olsun yenilikler peşinde koşmaya devam ediyoruz. Bu yatırımları yapmadan ayakta kalmak çok zor! Çünkü o kadar büyük hacimli firmalar var ki sizin onlarla rekabet etmeniz çok zor.