RÖPORTAJ — 1 Ekim 2015 at 23:59

ORIFLAME TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ KEMAL KAYA: ORIFLAME KRİZE DEĞİL BÜYÜMEYE ODAKLANDI!

kemal_kaya_

 

Şu anda bir kriz tablosu görmediklerini, senenin kalanında “Kur ne oluyor, ekonomi ne oluyor?” diye karalar bağlamayacaklarını ifade eden Oriflame Türkiye Genel Müdürü Kemal Kaya, tasarruf etmek yerine işi büyütmek üzere konumlanmayı tercih ettiklerini vurguladı.

 

Doğrudan satış sektörü tüm krizlere rağmen dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyümeye devam ediyor. Tüketiciyi korumaya yönelik çıkarılan düzenlemeler de sektörün güvenilirliğini artırıyor. Türkiye’de doğrudan satış denince akla gelen ilk isimlerden birisi olan Oriflame de ekonomideki tüm sıkıntılara rağmen büyüme hedefinden vazgeçmiyor. Oriflame Türkiye Genel Müdürü Kemal Kaya ile büyüme hedeflerini ve doğrudan satışın hem Türkiye’de hem de dünyadaki gelişimini konuştuk.

 

Son yıllarda doğrudan satışın daha çok benimsendiğini görüyoruz. Konu hakkındaki düşüncelerinizi aktarır mısınız?

Doğrudan Satış Sektörü bugün birçok kişiye kendi işini yaparak, ekonomik bağımsızlığını kazanma ve sosyalleşme olanağı vermektedir. Her geçen gün daha fazla kişi tarafından tanınması, milyonlarca müşterinin alışveriş yöntemi olarak doğrudan satış yöntemini tercih etmesine ve Doğrudan Satış Sektörünün büyümesine neden olmaktadır.

 

Tüketiciler ürünler hakkında detaylı bilgiye sahip olan bağımsız satış temsilcileri ile birebir kişisel ilişki kurarak alışveriş yapmaktan zevk almakta ve kaliteli ürünlere ulaşılabilir fiyatlarla doğrudan satış yöntemi ile sahip olabilmektedirler.

 

Doğrudan satışın çok farklı beklentilere cevap verebilen bir iş alanı olması sebebiyle hemen hemen herkese cazip gelen bir tarafı bulunmaktadır. Yeterince zaman ayıranların çok ciddi maddi kazançlara ulaşabildiği doğrudan satışın, kişisel gelişim, sosyalleşme gibi avantajlar sunmasının yanı sıra tercih edilmesindeki birincil etken genellikle esnek çalışma saatleridir. Okulunu, evini, ailesini ya da çocuklarını ihmal etmek zorunda kalmayacağı bir iş arayışında olanlar, mevcut işinin kazancı yeterli olmadığı için mesai saatleri dışında ek kazanç elde etmek isteyenler veya risk almadan kendi işini kurmak isteyen herkes yaşı, eğitim düzeyi, iş deneyimi ne olursa olsun doğrudan satışta aradığını bulabiliyor. Bu sebeplerden dolayı olsa gerek sadece ülkemizde değil tüm Dünya’da da doğrudan satışı tercih edenlerin sayısı her gün artıyor. Rakamlar da söylemimizi destekliyor.

 

WFDSA’nın (Dünya Doğrudan Satış Dernekleri Federasyonu) açıklamış olduğu rakamlara göre global doğrudan satıcı sayısı, 2013 yılına oranla 3.4’lük artış göstererek 2014 yılında 99.7 milyona ulaşmıştır.

 

Türkiye’deki doğrudan satıcı sayısı geçen yıla oranla 2,1’lik artış göstererek 1.1 milyona ulaştı. Bu sayının %84’ünü kadınlar oluşturuyor ve bu da yaklaşık 1 milyon kadın girişimci anlamına geliyor. Türkiye’de nihai tüketiciye ulaşan satış rakamları, 2014 yılında %10,5 (bu 2013’ten 2014’teyse %5) oranında arttı. Türkiye, bu oranla 2011 ile 2014 yılları arasındaki dönemde %5,4’lük yıllık bileşik büyüme oranını (CAGR) yakalamış oldu.

 

Oriflame, Türkiye pazarında kendini nerede ve nasıl konumlandırmış durumda?

Oriflame Türkiye’de kurulan ilk doğrudan satış firmasıdır. Bu sebeple gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki bu sektöre katkımız kurulduğumuz gün itibariyle bulunmaktadır. Doğrudan Satış Sektörü sadece kaliteli ürünleri tüketicinin beğenisine sunmakla kalmıyor aynı zamanda herkese bir iş fırsatı sunuyor. Doğrudan satış şirketleri için, en azından Doğrudan Satış Derneği’ne üye şirketler için ben şunu söyleyebilirim: Son derece dürüst, son derece açık, son derece adil bir sistem içinde çalışıyorlar. Doğrudan satışta hiç kimseye bir ayrıcalık yapılmıyor. Kimseye genel müdürün yakını diye daha indirimli ürün verilmiyor. Nereden gelirse gelsin, hangi eğitimi alırsa alsın herkes aynı koşullarda başlıyor. Ödüllendirme sistemi son derece açık. Sonuçlara bağlı olarak da kimin ne kadar ödüllendirileceği paylaşılmış durumda. Ürün eğitimleri ve satış teknikleri eğitimi veriliyor. Belli bir ekibi çekip çevirmek için de yöneticilik ve liderlik eğitimleri veriliyor. Böylece gerçekten güzel sonuçlar alıyorlar. Oriflame Türkiye olarak ise büyük bir başarının altını çizmek isterim. Dünyada en başarılı 15 Oriflame satış danışmanı içerisinde Türkiye’den üç satış danışmanı var. Bu çok önemli bir başarı. Bu doğrudan satışın büyümesine ne denli katkıda olduğumuzun da ispatıdır.

 

Ayrıca söylemeliyim ki Türkiye olarak Oriflame Global içerisinde büyüyen ve öne çıkan pazarların en başında geliyoruz. Tüm dünyada ise Oriflame yenilikçi, doğadan esinlenen ürünleri ile yıllık 1,5 milyar Avro satış yapan dünyanın önde gelen doğrudan satış firmalarından biri olmasını sağlıyor.

 

Oriflame Türkiye son 5 yıl içerisinde hem Türk ekonomisinden hem doğrudan satış sektöründen daha hızlı büyüdü. Bunun özel bir sebebi var mı?

Doğrudan satış büyüyor, kozmetik sektörü büyüyor. Buna bağlı olarak Türkiye geliştikçe, kadınlar ekonomi içine girdikçe, ek gelir fırsatı arttıkça bizim büyümemize sebep oluyor.

Oriflame Türkiye’nin 81 ilde satış danışmanı var. Türkiye’de internet ve kargo altyapısı iyi, dolayısıyla artık her şeyi evinizde otururken görüyorsunuz ve sipariş verebiliyorsunuz.

 

Pekiyi, bugün bir krizden söz edebilir miyiz?

Şuan işimizde belirgin bir kriz hissetmemekteyiz. Ancak bildiğiniz gibi ekonomik krizlerde ek para kazanma ihtiyacı arttığı için iş fırsatımız daha bir anlam kazanıyor. Ayrıca krizlerde tüketici hemen tasarruf edeyim demiyor aksine kendini daha iyi hissetmek, mutlu etmek için kozmetik tüketimi devam ediyor.

 

Oriflame Türkiye olarak genelde bu tür durumlarda büyümeyi hedefleriz. Senenin kalanında kur ne oluyor, ekonomi ne oluyor diye karalar bağlamak yerine biz işin düzgün gitmesi için kampanyalarımızı daha iddialı, kataloglarımızı daha cazip hale getiriyoruz, sahadaki liderlerimize, direktörlerimize verdiğimiz desteği daha da arttırıyoruz. Dolayısıyla biz tasarruf yerine işi büyütmek üzere konumlanmayı tercih ettik bugüne kadar. Bugün de senenin kalanını ve 2016’yı yine aynı şekilde planlıyoruz.

 

Oriflame’ in kalite politikasından bahseder misiniz?

1992 yılından beri bizim koşulsuz 30 günlük Müşteri Memnuniyeti sözümüz var. Bu zaman zaman Türkiye de 7 gün oldu ama biz hiç değiştirmedik. Ayrıca ürün kalitemiz yanında en önemli gücümüz satış yöntemimiz ve danışmanlarımızdır. Danışmanlarımız ürünlerimizi birebir ilişki ile öneriyor, satıyor. Ürün kalitemiz konusunda olumsuz bir geri dönüş alsalar bunca yıldır artan başarılarla bu yolda ilerleyemezlerdi. Bunlara ilaveten söylemeliyim ki, 30’dan fazla ürünümüzün patenti bulunmakta ve ürünlerimiz 160’dan fazla bilim adamımız tarafından geliştirilmektedir. Oriflame tümülkelerin kalite standartlarına uymak zorunda. Dolayısıyla kalite konusunda öncü bir markayız.

 

Ürünler itibarı ile hangi gelir grubuna hitap ediyorsunuz?

Geniş bir ürün yelpazemiz var; gıda takviyesi dâhil birçok ürün kategorisinde varız. Ama bir üniversite öğrencisi ben uygun fiyatlı ürünler istiyorum diyorsa ona da hitap ediyoruz, şıklık, içerik arayana da hitap ediyoruz. Bizim işimizin güzelliği orada. Çünkü belli bir tüketici grubunu hedeflersek danışmanımızın hep o kitleden bir arkadaşı olmalı. Ama her kitleye hitap eden ürün yelpazemizle danışmanımızın elini güçlendiriyoruz. Dolayısıyla şu ya da bu gelir grubu diye genelleme yapmak doğru değil. Ama her müşterimizin beğeneceği fiyatta ve özeliklerde ürünümüz var. Kalite ise standart, hiç değişmiyor. Ürün yelpazesinde değişen trendler oluyor. Biz artık Türkiye’deki tüketici şöyle ürün istiyor demeye başladık. Ve bu ürünler üretilmeye başlıyor. Bu ürünler mutlaka farklı ülkelerde de satılacak ama bizim tüketicimizin ihtiyacını karşılayacak olması elbette harika.

 

Türk tüketicisinin alışkanlıklarında ne tür değişimler yaşanmakta sizce?

Bazı bölgelerde bazı ürünler sezonla beraber daha çok satılıyor. Yazın güneşten korunma ürünleri bazı bölgelerde çok satılırken, diğer bölgelerde daha az satılıyor. Dünya ile benzeştiğimiz ve farklı olduğumuz ürünler var. Bizim koku beğenimiz Latin Amerika ile biraz daha uyuşuyor. Mesela Avrupa, Batı Avrupa pastel renkleri severken biz biraz daha baskın renkleri tercih ediyoruz. Türkiye’deki tüketici göz makyajına ağırlık veriyor. Ama beyazlatan ürünler Asya, Hindistan kadar satmıyor Türkiye’de.

 

Ürün geliştirmede Türk tüketicisinin taleplerini ne ölçü de dikkate alıyorsunuz?

Oriflame’in marka sloganı “Hayalleriniz ilham kaynağımız.” Bunun açılımında biz çalışanlarımızdan ilham alıyoruz; danışmanlarımızdan ilham alıyoruz; tüketicilerimizin hayallerinden ilham alıyoruz. Ürün geliştirme için araştırma geliştirme merkezimiz var Stockholm’de. Yüzden fazla bilim adamı çalışıyor. Oriflame’i Oriflame yapan da orası zaten. Tüketici diyor ki; makul fiyatta olsun, şu kalitede olsun. Hem danışmanlarımız hem de müşterilerimiz arasında mikro anketler çok sıkça yaptığımız şeylerdir. Ürün aşamasında daha global çerçevede yürüyoruz. Bölge olmamızla beraber Türkiye’deki tüketicinin beklentilerine cevap verecek ürünler için çalışmalarımızı yapıyoruz.

 

Ürün seçimlerinde Türk kadının özellikle aldığı ürünler var mı?

Makyaj kategorisinde hem sektör genelinde hem de Oriflame özelinde büyümenin en fazla göz makyajı ürünlerinden geldiğini görüyoruz. Türk kadınları en fazla başta maskara olmak üzere göz makyaj ürünlerini tercih ediyor.

 

Fondöten, pudra gibi yüz makyaj ürünleri Türkiye genelinde günlük kullanımı daha az olan ürünler olmakla birlikte Oriflame’in makyaj satışları içinde oldukça önemli bir yere sahip. Makyaj ürünlerinde talebin ek fayda içeren ürünlere doğru arttığını görüyoruz. Örneğin, cildi besleyen, canlandıran, tam kapatıcılık özelliğine sahip, uzun süre kalıcı ve SPF içeren fondötenler gibi…

 

Pekiyi, kozmetik ürünleriyle tanışmamış olan bir kitle Oriflame ile tanışmış oldu diyebilir misiniz?

Evet kesinlikle bunu diyen genç kızlarımız var. Gerçekten de kozmetikle çok kişi Oriflame aracılığı ile tanıştı.

 

Oriflame Türkiye olarak, yaşadığınız sorunlar ve sektördeki rekabet ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Öncelikle söylemeliyim ki biz rekabeti seviyoruz, rekabet bizi zinde tutuyor, her zaman daha iyisini sunma hedefimizde durmadan koşmamızı sağlıyor. Biz bu sene Oriflame Türkiye olarak spesifik bir sorun yaşadık diyemeyiz ancak ekonominin durumu bizi de diğer markaları olduğu gibi etkiledi, etkiliyor. Ancak önemlerimizi buna göre alıyor, minimum düzeyde etki bırakması için tüm ekip kenetlenip çalışıyoruz.

 

Yasal düzenlemeler Doğrudan Satış Sektörünü güzel çalışılan bir sektör haline getirdi mi?

Tabii, kesinlikle. En kötü şey ismimizin anılmak istemediğimiz firmalarla birlikte anılması. Büyük resme baktığımızda; tüketiciyi koruma yasasıyla çok olumlu düzenlemeler yapıldı. Bu düzenlemeler doğrudan satıcıyı koruyor. Ayrıca hükümet de piramit düzeni konusunda oldukça bastırdı ve bu da tüketicinin doğrudan satışa güvenini artırdı. Yürürlüğe giren yönetmelik doğrudan satış algısının olumlu olarak desteklenmesine sebep oldu.

 

Türkiye’de yetişmiş insan gücü konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Türkiye gelişime açık ve bu konuda potansiyeli oldukça yüksek bir ülke. Biz de iş fırsatımızla kadınlarımıza verdiğimiz eğitimler ve seyahatler ile kendilerini geliştirebilecekleri, potansiyellerini dışa vurabilecekleri eşsiz imkânlar sunuyoruz.

 

Türkiye’de bugünkü istihdamınız ile ilgili bilgi verir misiniz?

Şu an Oriflame Türkiye’de aktif satış kadrosu olarak 160 bin kişi bulunmakta. Ve tüm personelimizin öncelikli hedefi müşterilerimizin ve danışmanlarımızın memnuniyetidir. Birimlerimiz bunun için çalışmakta. Ayrıca belirtmeliyim ki çoğunlukla kadınlara hitap eden bir markayız.  Personelimizin de%72 si kadın. Biz kadınlar dâhil tüm bireylerin kendilerini geliştirmesine, katkı sağlamasına sonsuz önem veriyoruz.

 

Son olarak Oriflame Türkiye’nin 2015 değerlendirmesi ve 2016 hedefleri hakkında bilgi verir misiniz?

Önce Oriflame Türkiye’nin grup içerisindeki durumundan bahsetmek isterim. Türkiye her zaman büyümesine inanılan özel bir ülke oldu. 2014 yılında Türkiye için çok önemli bir karar alındı ve Türkiye birkaç ülkeye hizmet verebilecek altyapı kurularak bir bölge oldu. Tek başına bir bölgeyi temsil ediyor. Bu sebeple rahatlıkla söyleyebilirim ki hedeflerimiz üzerinde çalışıyoruz. Ama elbette hedef her zaman büyümek. Bu sene de danışmanlarımıza sunduğumuz imkânları, kaynakları en iyi seviyelere taşıyabilmek, ürünlerimizle ve hizmetimizle müşteri memnuniyetimize odaklanmak hedeflerimizin başında yer alacak.

 

İş anlamında tüm parametrelerimiz olumlu yönde seyretti. Tek olumsuz kalem döviz kuru. Şu anda geçen seneye göre baktığımızda %20 kur artışı var. Şirketinizi Türk Lirası bazında %20 büyütseniz de Avro bazında büyütemiyorsunuz. Genelde güzellik sektöründeki fiyat artışı tüketici enflasyonundan düşük seyrediyor. Söyleyebilirim ki şu an için olumsuz bir tablomuz yok. Biz olumsuz görüşe bürünmek yerine kampanyalarımıza, danışmanlarımıza odaklanır, yeni liderler geliştirmeye odaklanırız ve aksiyon alırız. Biz Oriflame olarak kriz ortamlarında büyümeyi hedefleriz.