RÖPORTAJ — 2 Kasım 2015 at 17:02

BOSEN ENERJİ GENEL MÜDÜRÜ ÖMER ÖZDEMİR: DİNAMİK VE İSTİKRARLI HİZMET ANLAYIŞIMIZ SÜRECEK!

DSC_0654 DSC_0652

 

Bursa Organize Sanayi Bölgesi’ne kesintisiz elektrik sağlama misyonunu eksiksiz yerine getirdiklerini, kendilerine duyulan ihtiyacın 31 Mart elektrik kesintisinde daha da iyi bir şekilde ortaya çıktığını vurgulayan BOSEN Enerji Genel Müdürü Ömer Özdemir dinamik ve istikrarlı hizmet anlayışını devam ettireceklerini ifade etti.

 

Enerjide arz güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu 31 Mart 2015’te tüm Türkiye çapında yaşanan elektrik kesintisi bir kez daha vurgulamış oldu. Bu işin bir yanıydı. Diğer taraftan Türkiye’nin kurulu gücünde önemli bir paya sahip doğalgazda ağırlıklı olarak tek bir ülkeye olan bağımlılığımız da kaygı yaratması gereken bir durum. Enerjide arz güvenliğini, alternatif enerji kaynaklarını ve elektrik piyasasındaki gelişmeleri BOSEN Enerji Genel Müdürü Ömer Özdemir ile konuştuk.

 

BOSEN Enerji şu anda nasıl bir yapıda üretim yapmaktadır?

BOSEN Enerji Türkiye’nin ekonomisinin durgunlaştığı ve elektrik üretiminin yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneldiği süreçte kendisine duyulan ihtiyacı kanıtladı. Çünkü enerji piyasası yönetmeliklerini takip etti. Dinamik takibini ve bakımlarını istikrarlı bir şekilde götürerek her an ihtiyaç duyulan bir kuruluş olduğunu, özellikle de 31 Mart 2015 tarihinde Türkiye’de gerçekleşen büyük elektrik kesintisinde kanıtlamıştır. BOSEN her zaman dinamik çalışmaya devam edecektir.

 

Pekiyi, 31 Mart kesintisini siz nasıl yönettiniz kendi bünyenizde?

Biz ideal işletme kabiliyetiyle makinelerimizi kilitlenmeden çalıştırabildik. Makineler kesintiden sonra tekrar start edilmediğinde 10 dakika içinde kilitlenir. Biz bölgede birçok benzer elektrik üretim tesisi sistem dışı kalmışken kesintide yeterli elektrik gücü sağlayarak öncelikle Bursa Organize Sanayi Bölgesi’ni besledik. Takip eden süreçte Bursa şehrine elektrik verdik. Bütün bunları yaparken ulusal sisteme gereken teknik katkıyı da yaptık.

 

Şu anda enerjide dışa bağımlıyız. Özellikle doğalgazda ağırlıklı olarak tek bir ülkeye bağımlı olmamızı nasıl yorumlamak gerekir?

Tek kaynakla enerji üretiminde verimli olamazsınız. Bilindiği gibi Doğalgaz Türkiye’de çıkan bir kaynak değil. Doğal Gaz depolama tesisleri yetersizliğinden ve ağırlıkla Rusya’dan, İran’dan, Azerbaycan’dan temin edildiğinden, Dünyada ülkeler menfaatleri gereği ilişkilerin her an bozulma riski taşımasından dolayı ben sürdürülebilir arz güvenliğinin mutlaka kontrol edilebilir alt yapılara, kaynaklara sahip başta etkin bir strateji ile yönetilmesi ve hatta daha yerli kaynaklarla sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Bunun için elimizde su, yerli kömür, rüzgar ve güneş var. Ancak unutmamamız gerekir ki tüm bunların doğalgaza göre yatırım bedelleri çok yüksektir. Rüzgar ve güneş depolanabilir kaynaklar olmadığı için sisteme vereceği elektrik kararlı olamayacaktır. Bugünkü teknoloji ile bu iki kaynağın depolanıp sanayinin ve evlerin tüketimi için kesintisiz bir biçimde elektrik sağlanması mümkün değil. Bu noktada doğalgazın depolanmasına da bakacak olursak; Tuz Gölü’nde depolamanın 2017’de tam kapasite olarak devreye gireceği ifade ediliyor. Bunun dışında Marmara Ereğlisi’nde depolama imkanı var. Yetkililer her sene bununla ilgili projeleri dillendirirler. Ayrıca bazı bölgelerde Doğal Gaz hatlarının taşıma kapasiteleri yetersizliği de olasıdır, Ancak bugüne kadar çeşitli ekonomik nedenlerle tüm bu projeler tamamlanamamıştır.. Bunun da bedelini öncelikle sanayici ödemektedir. Çünkü kesintiler önce sanayiden başlamaktadır. Kısaca doğalgazın yatırım avantajı daha büyüktür. Ancak depolama ihtiyacı da çok önemlidir. Yine de bugün Türkiye’nin kurulu gücünde yüzde 55 olan doğalgazın payı depolama ve yeterli taşıma alt yapısı kurularak birkaç ülke ile alım bağlantılı olarak yüzde 35’e indirilmeli, sürdürülebilir arz güvenliğinin sağlanabilmesi için kalan kısım Ülke içinde kontrol edilebilir yerli kaynaklardan sağlanmalıdır.

 

Şu anda Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı ne düzeyde?

Şu anda yüzde 70 dışa bağımlıyız. Doğalgazın payının yüzde 30’un altına indirilmesi gerektiği yıllar önce Arz Güvenliği Strateji Belgesinde ifade edilmişti. Ancak konjonktür el etkilerle daha yeni yeni çalışmalar başladı. İnanıyorum ki yerel kaynakların artırılmasıyla beraber bu orana ulaşılması mümkün olacaktır.

 

BOSEN kaynak çeşitlendirmek için neler yapıyor?

BOSEN’in kaynak çeşitliliğini sağlama hedefi var. Bu hedefe yönelik Ar-Ge çalışmaları da yapıyoruz. Özellikle güneş ve rüzgâr için araştırmalarımız sürüyor. Ancak enerji piyasasının kontrolü, işletmesi EPİAŞ denetimine verilmesine rağmen BOTAŞ tarafından mecburen kontrollü düzenlenen bir fiyatla satılıyor olması maliyet esaslı elektrik piyasasının oluşumunu engellemektedir. Bunun sebebi fiyatların üretimi cazip kılmaması, doğalgaz kaynaklı elektrik santrallerinin üzerine ekonomik sıkıntıların fazlasıyla binmesi, dolar kurundaki istikrarın bozulması ve bizim gibi üreticilerin aldığı dolar bazlı Eximbank kredileriyle yaptığı santrallerde Türk Lirası satışla hazırlanan bilançolara doğalgazın fiyatından kaynaklanan kur farkının koyulması bizleri zarar eder hale getirmiştir. Bu firmalardan birisi olan BOSEN de yeni yatırımlarını Ar-Ge seviyesinde sürdürmekte, kısa vadede geri dönüş sağlayamayacağı yatırımlara da sıcak bakmamaktadır. Ancak piyasaların istikrar kazandığı ilk fırsatta yenilenebilir enerjilere yatırım yapabilmek için gerekli araştırmaları sürdürmektedir.

 

EPİAŞ’ın (Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi) kuruluşundan bu yana geçen sürede piyasaya etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sadece elektrik piyasasını düzenlemekle etkili olamaz. Tüm enerji kaynaklarını kontrol edebilmesi ve tüm katılımcıların tüm kaynakları serbestçe bulabileceği bir platform haline gelmesi durumunda EPİAŞ başarılı olur diyorum. Ancak henüz sürecin başındayız. Doğalgazda tam özelleşmeyi sağlayabilirsek EPİAŞ maliyet esaslı piyasa yapısına oturtulabilir. Böylece ülke’de enerji kaynakları çeşitlendirmesi yapmak da kolaylaşacaktır.

 

Bugünkü ülkede arz talep fayda maliyet grafiklerine bakarsak gerek ekonomik, gerek iklimsel durumun etkisindeki enerji piyasasında gün öncesi fiyatların düştüğü ve nerede ise doğal gazlı elektrik üretim tesislerine sistem kararlılığı ve yük düzenlemeleri dışında ihtiyaç olmadığı gibi görünen bir piyasa oluşmuştur, ancak bu durumun şartlar tersine dönmesi halinde bozulabileceği ve yine gün öncesi doğal gaz maliyetlerini de kapsayacak şekilde artacağı kanaatindeyim.

 

Sonuç olarak; hedeflenen sürdürülebilir ve ülke arz güvenliği kontrolü sağlanmış bir piyasada var olabilmek, yeni yatırım yapabilmek ve sağlıklı büyüyebilmek tüm enerji piyasası katılımcılarının beklentisidir.