RÖPORTAJ — 2 Kasım 2015 at 17:06

GAZİANTEP GENÇ İŞADAMLARI DERNEĞİ (GAGİAD) YÖNETİM KURULU BAŞKANI TANER ÖZDURAK: TÜRKİYE’YE HUZUR LAZIM!

IMG_1774

 

Ekonomide de siyasette de hatalar olabileceğinin altını çizen Gaziantep Genç İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Taner Özdurak, Türkiye’nin yoluna devam edebilmesi için huzuru yeniden sağlaması gerektiğini vurguladı.

 

Seçim ortamında yoğun bir gündem yaşanırken, hem ülkemizdeki hem de komşu ülkelerdeki olumsuzluklardan en çok etkilenen şehirlerimizden birisi olan Gaziantep’te önemli sivil toplum kuruluşlarından GAGİAD’ın (Gaziantep Genç İşadamları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Taner Özdurak ile ülkemizin içinde bulunduğu konjonktürü Gaziantep özelinde ele aldık.

 

Öncelikle ülkemizin gündemine vurgu yapacak olursak neler söylemek istersiniz?

Son dönemde yaşanan, özellikle Temmuz ayının ortalarından bu yana yaşanan terör olaylarından dolayı üzgünüz. Allah şehitlerimizin mekânını cennet etsin, ruhları şad olsun, ailelerine sabır versin. Terör olayları gerçekten ama gerçekten bütün milleti çok derinden etkiliyor. Gaziantep bu noktada kendi çapında şanslı bir şehir. İş var, aş var, ekmek var. İnsanlar biraz daha kendilerini çalışmaya vermiş durumda ama Gaziantep tek başına bir şey ifade etmiyor. Çünkü biz bir bütünüz. Bugün Ankara’da patlayan bomba da Dağlıca’daki şehitlerimiz de hepimizin yüreğini yakıyor, vicdanını da yaralıyor. Tabii ki Türkiye’nin patinaj yapan pozisyondan çıkıp koşan pozisyona geçen bir ülke olmasını istiyoruz. Çünkü telafisi en zor olan zamanı çok bonkör harcıyoruz. Tabii ki insanlar istikrar istiyor, huzur istiyor, güvenli bir ortam istiyor. Bugün geldiğimiz durumda kimsenin çok mutlu olduğunu tahmin etmiyorum. Ama bu işi nasıl bitiririz? Nasıl sonlandırabiliriz? Biraz onu değerlendirmek gerekiyor. Türkiye’de Gaziantep modeli örnek alınabilir, Denizli modeli örnek alınabilir. Gaziantep bugün birçok şehirden göç almasına rağmen ortak paydadır. Gayet huzurlu bir şehiriz diyebiliriz. Ama daha önce ifade ettiğim gibi Gaziantep’in tek başına huzurlu olması bir şey ifade etmiyor. Burada 4 tane organize sanayi bölgesi var. Öte yandan en fazla Suriyeli mülteci ağırlayan şehiriz. Bu nereye kadar sürecek veya ne kadar sürecek bunu bizim bilme şansımız yok.

 

Peki, bu durumu, bu yükü nereye kadar taşıyacak Gaziantep?

Bu Gaziantep politikası değil, ülke politikası. Buna tek başına karar verme şansı yok Gaziantep’in. Suriyeliler yıllardır kapı komşumuz. Bu savaştan dolayı mülteci göçü olmasaydı zaten çok ciddi bir şekilde trafik yoğunluğumuz vardı. Hem ticari hem manevi anlamda… Özellikle sınır köylerinde kız alıp vermeler başlamıştı. Bizim en uzun sınırımız olan ülke Suriye; en uzun sınırı olan il Gaziantep. Bizim Türkiye’deki bazı iller gibi tepki koymak gibi bir durumumuz yok. Bizim esas amacımız, buradaki Suriyeli mülteci kardeşlerimizin sorununu Avrupa ve Dünya gündemine taşıyabilmek. Orada ciddi kamuoyu oluşturmamız gerekiyor ki bu son dönemlerde oluşmaya başlıyor. Bu sorunu tek başına Türkiye’nin çözebileceği bir sorun değil. Bunu Avrupa da çözemeyecek. Bunu dünyanın el birliği ile çözmesi lazım. Şu ana kadar Türkiye’de resmi kaynaklardan açıklanan harcama rakamları paralar var. Bunlar nakdi yardım olarak harcanan paralar var. Bir de ayni yardımlar var. Burada insanların yaşam standardının düşmesine neden olan gelişmeler var. Gaziantep’te kiraların yükselmesi, konutların pahalanması söz konusu. Ama rakamlara, istatistiklere yansımıyor. İçişleri Bakanı ve Başbakan buraya geldiğinde kendilerine çok detaylı dosyalar verildi. Çözüme yönelik hep adımlar atıldı ama yeterli gelmiyor. Gelenlerin 4 milyon olduğu söyleniyor. Bunlar kayıtlı rakamlar. O zaman minimum 5-6 milyon mülteci var.

 

Bir sivil toplum örgütü Başkanı olarak, bir vatandaş olarak, Türkiye’nin dış politikasında ve özellikle Suriye politikasında bir yanlışlık görüyor musunuz?

Mezopotamya, Dünya kurulduğundan beri insanlığın gözünün olduğu bir yer. Bu bölge özellikle Fırat ve Dicle ile başlayıp, Kızıldeniz’de Şattülarap’ı oluşturduğu yere kadar çok kıymetli topraklar. Buradaki hoşgörünün bizde olması gerekiyor. Yani Türkiye’nin insanlara daha hoşgörülü, daha barışçı, daha yapıcı yaklaşması gerekiyor. Çünkü çevremizdeki ülkelere bakarsanız en büyüğü Türkiye. Bugün Yunanistan, Bulgaristan, Romanya şöyle böyle demokratik diyebiliriz ama demokrasinin olduğu ülke de Türkiye. Bu ışıkta biz Avrupa’nın Ortadoğu’ya açılan penceresiyiz. Avrupa’daki gelişmişlikleri Türkiye’ye alacağız ama Ortadoğu’daki kültürden de vazgeçmeyeceğiz. Çünkü ciddi bir ilintimiz ve bağlantımız var. Şimdi bu noktada bizim barışı desteklememiz gerekiyor. Aslında bütün insanlığın barışı desteklemesi gerekiyor. Ama son dönemde biraz paranoyak olduk sanki. İşte derin devletin yanında dış güçler, farklı güçler demeye başladık. Suriye halkının da kendi sorununu çözebileceğini düşünüyorum. Tabii hatalar yapılabilir. Bu insanlar içindir, bu devletler içindir. Herkesin her yaptığı doğru değildir. Bu tartışılabilir. Esas yapılması gereken şey yanlış yaptığını fark ettiğin anda yanlışta ısrar etmemektir. Dışişlerinde de hatalar yapılabilir, telafisi vardır, ekonomide hatalar yapılabilir telafisi vardır. Hani son ekonomik göstergelerde döviz falan yükseldi diyoruz ya, bu seçim süreci olmasaydı döviz zaten yükselecekti. Şu anda döviz kurlarında yüzde 8 otorite boşluğundan kaynaklı yükseliş var. İnşallah 2 Kasımda milletin sandıktaki iradesi çıktıktan sonra, milletin kararına saygı duyulup, tüm siyasi partiler olgunluk içerisinde oturup anlaşırlarsa bu boşluk ortadan kalkar. Tek parti iktidarı ya da koalisyon fark etmez. Belirli kriterlerde anlaşabilmek bir erdemdir, bir kültürdür. Bu şekilde yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Ancak şu bir gerçek ki 2015 ülke için kayıp bir yıl.

 

Aslında 2013 yılından beri kayıp deniliyor…

O detaylara girilebilir ama 2015 tamamen gitti. Bunun telafisi yok ama 2016’ya hızlı girebilmek var. 2016’da biraz daha performanslı çalışıp, buradaki kayıpları biraz telafi yoluna girmemiz lazım.

 

Hükümetin 2023 için ihracat odaklı bir hedefi vardı ama son zamanlarda bu çok dillendirilmiyor. Bu konuya nasıl bakıyorsunuz?

Hedef koymak iyidir. Bizim Cumhuriyet tarihimizde hiçbir zaman böyle bir hedefimiz olmadı. Ben istiyorum ki bir 10 yıllık hedefimiz olsun, 20 yıllık hedefimiz olsun, 50 yıllık hedefimiz olsun. Bunlara göre de bir mastır planımız olsun. Bu mastır planları da hükümet politikası değil, devlet politikası olsun. Devlet politikası üzerinde tartışılsa dahi değiştirilmesi çok zor olsun. Bizim 2023’teki esas benimsediğimiz bu ruhun siyasi hayatımıza yansıtılabilmesiydi. 2023 hedefi tutar veya tutmaz, ancak bizim zaten ihraç ettiğimiz ürünlerin ortalama değeri kilogram başına 1.5 Dolar. Almanya’nınki 2.5 Avro. Yani yüzde 50-60 fark var. Bizim öncelikle 2 Dolar seviyesine taşımamız gerekiyor. Yani yaptığımız her ürünün yüzde 10-15 daha kıymetli olması gerekiyordu ki o rakamlara ulaşabilelim. Bu rakamlara ulaşılması için 2023 hedefinin gerçek bir mastır plan çerçevesinde olması gerekir ki biz buna göre yatırım yapabilelim, yatırım ortamlarını iyileştirelim ve devlet bu yatırım programları içerisinde gerçekten hak edene teşvik verebilsin. Aslında her konuda; kadın-erkek eşitliğinden tutun da kadınların Avrupa standartlarında çalışma şartlarına ulaşması için yapılacak girişimlerden teşviklere ve eğitim sistemine kadar bu şekilde olmalı.

 

1 Kasım seçimlerinden sonra öyle ya da böyle oluşabilecek iktidarın öncelikli gündem maddeleri ne olmalı sizce?

Acil olarak çözülmesi gereken sorunlardan bir tanesi huzur. Tekrar bu aziz vatana, aziz millete bu huzurun verilmesi gerekiyor. O huzur güveni beraberinde getirir. Güven olduğu her yerde de birçok iş çözülür. Ondan sonrası eğitim. Bizim eğitim sorunumuzun çözülmesi lazım. Bizim şu anda bütün sorunların temelinde yatan tek şey eğitimdir. Eğitim sistemini bölebilirsin, ister 3 yıl ister 10 yıl zaman dilimine bölebilirsin önemli değil, ama içerini doldurabilmen önemli. Bugün bazı temel bilgiler vardır matematik gibi, tarih gibi, edebiyat gibi. Bunlar zaten değişmez. Zaten kimse bu temel bilgilerden vazgeçilsin demiyor. Sadece bu temel bilgilerle bitmiyor. Ondan sonra birey kendini nasıl yetiştirecek? Yani biz neden sanatçı olmak isteyen bir adamı hakim yapıyoruz. O zaman o adam adliyede huzursuz olacak, sana da huzursuzluk verecek. Zaten şimdi yaşadığımız şey de o. Hiç kimse istediği işi yapmıyor. Üçüncü mesele de orta gelir grubu. Bugünkü kura göre 9.241 dolara düştü ortalama milli gelirimiz.

 

7 Haziran seçimlerinden sonra oluşan seçim tablosunda siyasi partilerin hükümeti kuramayarak millet iradesini dikkate almadığı görülüyor…

Eğer biz hukuka sahip çıkarsak her şey kendiliğinden yoluna girer. Çok partili sistem bir geçişti, askeri ihtilaller de bir geçişti. Bunlar hep demokrasinin olgunlaşması için yaşanması gereken şeylerdi. Bunları 1780 yılında yaşadı Fransa. Biz onlardan 220 yıl sonra yaşadık. Bunlar bir olguydu. Bence cumhuriyet tarihinde ilk kez anayasal bir olguyla geçici bir seçim hükümetiyle seçime gidiyor olmamız da yaşamamız gereken bir gerçekti. Bu da siyasi hayatımıza girmesi gereken bir kültürdü. Bu oldu ve yaşandı. Önemli olan bundan sonrası. Biz ciddi bir zaman kaybı yaşadık. Önemli olan 1 Kasımdan sonra çözüm bulmamız.

 

Ekonomiye değinecek olursak, sizin 2016 yılıyla ilgili öngörünüz nedir?

Bütün bu konuştuklarımız tamamen insani istekler. Ülkemizde olması gereken güzellikler.. İnşallah siyasiler de olması gereken güzellikleri yerine getirirler. Şimdi pazarda daralan bir talep var. Bakıyorsunuz petrol fiyatları düştü. Bizim için petrol çok önemli. Sanayimiz petrole dayalı, enerjimiz de doğalgaza dayalı. Elektriğimizin yüzde 45’ini doğalgazdan üretiyoruz. Şimdi düşünün doğalgazın fiyatı 1 dolar artınca hem ülke olarak hem firma olarak size maliyeti ne? Bu maliyet artışını ürüne bir şekilde yansıtmanız gerekiyor. Bu da ihracatta rekabetçi gücü azaltıyor. Burada ihracatçının biraz desteklenmesi gerekiyor. Bu Eximbank ile olabilir, üretimlerde genel giderlerin yapılandırılmasıyla olabilir. Burada bir çıkış noktası olması gerekiyor. Ama seçimlerden sonra hükümet güvenoyu aldığı zaman 2016, 2015’ten daha kolay geçecektir diye düşünüyorum. Bundan eminiz.

 

Son olarak GAGİAD’ın neler yaptığını konuşalım…

Bizde mesela bir Başkan 2 dönem kalıyor. 22 senelik Derneğin 36 yaşında bir Başkanı var. GAGİAD, kuruluş amacı itibariyle Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmak için, toplumsal ve kültürel değerleri hareketlendirmek için kurulmuş ve bugüne kadar bunu fevkalade yerine getirmiş bir dernek. Biz bir eğitim fonu kurduğumuzda, işadamlarının eğitimle işi olur mu dediler. Eğitim denen sistem beşikte başlıyor mezarda bitiyor. Bu hepimizi ilgilendiriyor. Bizim tabii ki işimiz olur. Biz çıkarız örnek oluruz. Bir yere gideriz kütüphane yaptırırız. Son dönemde bilişim sınıfları yapmaya başladık mesela. Özellikle köylerde hayatında bilgisayarla karşılaşmamış öğrencilerin karşılaşmasını istedik. Devlet de bunu yapıyor artık. Özellikle teknolojiye ciddi önem vermeye başladı. Bizim temel etkimiz burada ortaya çıktı. Ekonomimizin ayağa kalkması için kadınların kesin ve net bir şekilde hem iş hayatında hem sosyal yaşamda olmaları gerekiyor. Olmazlarsa ülkenin bir kanadının olmadığı anlamına gelir. Bir kadınlar kurulu kurduk ki TOBB bizden 11 yıl sonra kurdu. Ben 10. Başkanım, 10 tane de Kadınlar Kurulu Başkanı var. Ayrıca üniversitelerde yaptığımız panellerimiz, söyleşilerimiz oluyor. Geleceğimize emin adımlarla yürüyoruz, yürümeye devam edeceğiz…