RÖPORTAJ — 2 Kasım 2015 at 16:57

TÜRKMEN GROUP YÖNETİM KURULU BAŞKANI KARACA TÜRKMEN: 2016’DA MEVCUDU KORUMAYA ÇALIŞACAĞIZ!

IMG_1760

 

Türkiye’nin dış politikasının yarattığı sorunların bölge ülkelerle olan ticareti olumsuz etkilediğine vurgu yapan Türkmen Group Yönetim Kurulu Başkanı Karaca Türkmen komşularımızla da kendi içimizde de barışı sağlamamız gerektiğini ifade ediyor. Türkmen, 2016 yılında hedeflerinin sadece mevcudu korumak olacağını da sözlerine ekliyor.

 

Tekstil sektörü Türkiye’de olduğu kadar Gaziantep’te de önemli bir konumda. Ancak küresel ekonomideki sorunlar kadar komşu ülkelerde yaşanan sorunlar da Gaziantep ekonomisini olumsuz etkiliyor. Türkmen Group, Gaziantep ve Kilis’teki iki fabrikası ile iplik üretimi yaparken yine Kilis’te Türkmen Tarım ile tarımsal üretim gerçekleştiriyor. Türkmen Group Yönetim Kurulu Başkanı Karaca Türkmen ile hedeflerini ve bölgede yaşanan sorunları konuştuk.

 

Türkiye’de şu anda ciddi anlamda istikrarsızlık ve istihdam sorunu var. Bununla birlikte son dönemde yaşanan trajik olaylar var. Ülkemizde artan terör ve komşu ülkelerde yaşanan savaş var. Gaziantepli bir sanayici olarak yaşanan bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkmen Group olarak, hem Gaziantep’te hem Kilis’te fabrikamız var. İplik zerine üretimimiz var. Suriye olayları başlamadan önce özellikle Kilis’teki Kartürk’ün ürettiği mamulün yüzde 70-80’ini Suriye’ye gönderiyorduk. Suriye’den pamuk alıyorduk, ürettiğimiz malı da tekrar katma değerini koyarak, kazancımızı koyarak Suriye’ye gönderiyorduk. Şimdi bu olaylardan sonra Ortadoğu’ya, Suriye’ye, Mısır’a daha önce sattığımız malı satamıyoruz. Mal gönderen arkadaşlarımızın paraları gelmiyor. Milyonlarca dolar orada takıldı. Bu durumdan çok zarar gördük. Bir kere Ortadoğu politikasının değişmesi lazım. Bu ülkelerle bizim barış içerisine girmemiz lazım. Biz Türkiye’deyiz ve gidecek başka bir yerimiz yok. Neyimiz varsa hepsini fabrikaya gömdük. Biz bir taraftan bankadan kredi kullanırken cebimize para koyamayız ki. Allah göstermesin bizde Suriye’deki durum olmuş olsa nereye gideceğiz biz? Ne yapabiliriz? Yarın büyük ihtimalle Esad tekrar hakim olacak Suriye’de. O zaman Esad’la nasıl iş yapacağız biz? Türkiye nasıl iş yapacak? Türkiye olarak masada değiliz biz. Buna önlem alınması lazım. Çünkü Suriye, yeniden inşa edilecek.

 

Irak benzeri aslında…

Irak’ta yine kısmen de olsa iş yapılıyor. Benim amcamın çocukları Suriyeli. Orada oturuyorlar. Mesela yarın orada iş olanağı olduğu zaman benim orada iş yapma imkanım daha fazla. Mesela bizim Cizreli olan Kürt arkadaşlarımız, kardeşlerimiz Antep’te oturuyorlar. Irak’ta en güzel işleri yapan, en güzel para kazanan onlar. Çünkü onlar birbirilerini biliyorlar. Benim önümü görmem lazım. Nasıl olacak diye bekliyoruz, kur nasıl olacak diye elimiz yüreğimizde. İki fabrikada da stok yok, üretim var ama karlılık yok.

 

Zaten ülke olarak öz sermaye yetersizliği var bizde. Borçlanarak yapılan yatırımlar da ciddi riskle karşı karşıya…

Şöyle izah edeyim size; benim iki fabrikamın ayda 500-600 bin lira elektrik gideri var. Ben iç piyasaya 4 ay vadeyle mal sattığım zaman ki daha da uzun vadelerde olabiliyor. Hammaddesiydi, genel giderleriydi derken maliyet aylık olarak 4 milyon TL’yi buluyor. Ben nasıl bankadan kredi kullanacağım. Bu sadece benim için değil, bütün sanayici için geçerli. Kimse korkusundan konuşamıyor. Ben 2008 yılında 8 ay Türkmen Tekstili kapattım. Çünkü zarar ediyordu. O zaman sakın bize yaklaşmayın, bankaları üzerimize göndermeyin dedim. Şimdi buradaki sanayici piyasa kötü derse banka bu sefer üzerine hücum edecek; hükümete bir şey söylese maliyeciler hücum edecek. Korku imparatorluğu var. Allah hayırlısını versin, ne diyeyim. Şurada diyelim ki 5-10 tane fabrika kapısına kilit vursa kimse korkusundan bir şey söyleyemiyor. “Padişahım çok yaşa!” deniyor.

 

Pekiyi, sizi temsil eden sivil toplum örgütleri var. Bakıyorsunuz STK’lar kimine göre siyasilerin arka bahçesi, kimine göre kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor. Siz nasıl yorumluyorsunuz?

Dediğim gibi korku imparatorluğu. Başka bir şey değil. Bugün hangi sanayicinin yanına giderseniz gidin yazılmaması kaydıyla sohbet amaçlı derdini olduğu gibi döker. Tabii kimse korkusundan konuşamıyor.

 

Pekiyi neden böyle? Bu insanlar bu hükümet döneminde mi sermaye sahibi oldular?

Asla öyle değil. Gerçi bana öyle bir baskı gelmedi ama millet sindirilmiş, konuşmaya korkuyor. Neden? Ya Maliye açısından sıkıntı yaşarım diye ya da bankalar ile ilgili kaygıları var. Çünkü bunun örnekleri var.

 

En güzel ses vermek seçimlerde olur aslında…

Seçimlerde herkes üzerine düşen vatandaşlık görevini yapacak. Oyunu gidip kullanacak. Ama kime kullanırsa kullansın. Bir de samimi olarak söylüyorum; adam 6 milyon oy almışsa sen bunu yok sayamazsın. Sen bununla barışık olmaya çalışacaksın, sonra sen bununla iç içe girmişsin. Doğulu insanlarla özellikle Gaziantep’te, Mersin’de iç içesin. İşte bu adamları nasıl yok sayacaksın? Buna bir çözüm bulunması lazım.

 

1 Kasımdan sonra oluşacak hükümette öncelikler listesi neler olmalı?

Komşularımızda barış, içimizde barış olmalı öncelikle. Kimse korkusundan yatırım yapamıyor. Bu ortamda Gaziantep gibi bir yerde yatırım yapamıyorsa insanlar Doğu’da nasıl yatırım yapsın. Türk-Kürt ayırımına son vermek lazım. Anlatılanlara göre Kürt vatandaş Güneydoğu’da PKK baskısından korkuyor, Batıya göç ediyor; Batıya gelince bu sefer sen Kürtsün diye dışlanıyor. Şimdi bu insanlar ne yapsınlar?

 

İç barış derken neyi kastediyorsunuz?  Yani nasıl bir barış olsun istiyorsunuz?

Bir kere PKK’nın silahları bırakması lazım. Çözümün de Meclis’te olması lazım.

 

PKK, HDP’yi bu manada yeterli mi görmüyor acaba?

Fısıltı gazetesine bakılacak olursak bazı şüpheler var. Aslında birlikteler ama HDP, PKK’ya söz geçiremiyor bence. Allah korusun diyorum ama bu olayların daha büyümeden çözülmesi lazım biran evvel. Bugün sıkıyönetim olan illerde veya ilçelerde görüntüye baktığınızda Suriye’den bir farkı yok. Bu çok endişe verici bir tablo. Diğer taraftan Suriye’den gelen göç dalgası var. İnsanlar çaresiz bir şekilde geliyor. Çok zor bir durum. Bir insanın evini barkını, işini aşını her şeyini bırakıp Türkiye’ye gelmesi hiç kolay değil.

 

1 Kasım sonrası oluşacak olan iktidar sizce bu konuda ne yapması lazım?

Tabii öncelikle güçlü bir hükümet kurulması lazım. Mesela Bahçeli’nin şartsız her şeye hayır demesi yanlış. En iyisi aslında iki büyük partinin bir araya gelerek, Demirel, İnönü zamanında olduğu gibi bugün de güçlü hükümet kurması lazım.

 

Türkmen Tekstil’e dönecek olursak, Grup olarak toplamda kaç kişi istihdam ediyorsunuz?

Bizim üretimimiz robot sistem teknoloji olarak. Yaklaşık 100-150 kişi istihdam ediyoruz.

 

Siz şu anda iplik olarak direkt ihracat yapabilir durumda mısınız?

Şu anda Avrupa’ya ihracatımız var. Eskiden Mısır ve Ortadoğu’ya vardı. Şimdi bitti.

 

Bazı tekstil firmaları yurtdışına yatırım yapmaya başladılar…

Bunu yanlış buluyorum. Benim ne kadar tanıdığım, bildiğim firma varsa Türki Cumhuriyetleri’ne gittiler ama umduğunu bulamadılar. Çünkü önce işi tatlı gösteriyorlar sonra beklendiği gibi olmuyor. Zaten oralarda yatırım yapmak isteyen ya Cumhurbaşkanı Kardeşleriyle ortak oluyor ya da başka bir yakınıyla. Onun için ben Türki Cumhuriyetlerinde yatırım yapmayı doğru bulmuyorum. Ben buradan başka bir yere yatırım yapmam. Beni bilen buraya gelsin. Hiç olmazsa burada ne kimsenin bir kuruşunu yerim ne de yediririm.

 

Tekstil dışında farklı sektörlerde yatırımlarınız var mı?

Türkmen Grup olarak, inşaat ve tarımda faaliyetlerimiz var. Hem tarım var hem küçükbaş hayvancılık var. Bilinçli tarım yapmaya çalışıyoruz. Ama ne kadar yapıyoruz o tartışılır. Aynı zamanda Gaziantep Ticaret Borsası yönetim kurulu üyesiyim. Biz ABD’ye iki kere heyet gönderdik fıstık üzerine. Oradaki teknolojiyi burada nasıl uygularız diye… Tabii oradaki uygulamayı görünce bizde yapılan yanlışları görüyoruz. Mesela ben kendi köyümde 1.300 dönüm tarım arazisine fıstık ektim. Şu anda sulama yapıyoruz. Amerika’da fıstığı ekmeden önce toprağını analiz ediyor, o topraktaki eksikleri tamamlıyor ve iki sene sonra yetiştirmeye başlıyorlar. Bizde o yok.

 

Aslında Türkiye’nin ciddi olarak tarım politikasında değişiklik yapması bir ihtiyaç. Artık daha katma değerli ürünler üretmek gerekiyor…

Bazı yanlışlar yapıldı. Mesela devlet önce teşvik etti. Dedi ki; zeytin ekenleri teşvik edeceğim. Ben de 16-17 bin ağaç zeytin ektim. Bazı yerlerde desteği alanlar o ağaçları söktü. Sen devlet olarak bunu görüyorsun, neden buna müsaade ediyorsun? Yazık günah değil mi?

 

Pamuk, tekstil için en önemli hammadde…

Pamuk ayrıca bir yaradır. Ben tükettiğim mamulün yüzde 80’ini Amerika’dan ithal ediyorum. Buradaki çiftçinin maliyeti kurtarmıyor, destekleme çok az. Teşvik verirken devlet, mesela senden KDV’sini almayacağım diyor. Aslında teşvik verdiği yok. Benim Türkmen Tekstil’den sonra aynı yatırımı Kilis’te yapmam hataydı. Burada devletin beni uyarması ve ben buna teşvik vermem demesi lazımdı. Yani devlet beni doğru yatırım için bilinçlendirmeliydi. Aslına bakarsanız neremiz doğru ki? Devlet olarak eksiğimiz var. Ben cahil kafamla diyorum ki keşke Kilis’e o yatırım yapmasaydım. Başka bir şey yapsaydım keşke. Bana o teşvik belgesini vermezsen ben o yatırımı yapmam.

 

2015 yılı sizin için nasıl bir yıl olarak tamamlanıyor? 2016 yılı için istihdam ve yatırım politikanızda bir değişiklik olacak mı?

Türkmen Grup olarak, herhangi bir yatırım düşünmüyoruz. Önce borçlarımızı ödemek istiyoruz. Yani büyümeden önce mevcut durumu korumak düşüncesindeyiz.