RÖPORTAJ — 1 Aralık 2015 at 00:44

ARISTON THERMO PAZARLAMA MÜDÜRÜ IŞIL AKSOY: ENERJİ TASARRUFU ARISTON THERMO’NUN DNA’SINA YERLEŞTİ!

IMG_0347

 

Ariston Thermo’nun faaliyetlerinde enerji verimliliğinin, tasarım ve inovasyonla birlikte üç temel unsurdan biri olduğunu vurgulayan Türkiye Pazarlama Müdürü Işıl Aksoy, sürdürülebilirlik politikalarına uygun olarak yüksek verimli ürünler üretme bilincinin Ariston Thermo’nun DNA’sına yerleştiğini ifade etti.

Yoğun bir rekabetin yaşandığı ısıtma sektöründe enerji verimli ürünler giderek daha da büyük önem kazanmaya başladı. Ariston Thermo da dünyada olduğu gibi Türkiye’de de enerji tasarruflu ürünleriyle dikkat çeken lider oyunculardan birisi. Türkiye Pazarlama Müdürü Işıl Aksoy ile Ariston Thermo’nun sektördeki konumunu ve hedeflerini konuştuk.

Bir kadın yönetici olarak sektörünüzün zorluklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sektörümüzde çalışanların yüzde 99’u erkeklerden oluşuyor. Bütün müşterilerimiz erkeklerden oluşuyor diyebiliriz. Bu sektörde 15 yıldır, Ariston’da 8 yıldır çalışıyorum. Ondan önce yaklaşık 7 sene Demirdöküm’de çalıştım. Benim için aslına bakarsanız sektörün hiçbir zor tarafı kalmadı diyebilirim. Artık 15 senenin sonunda da bizim firmanın bayisi olsun, başka firmaların bayisi olsun ya da firmaların kendileri olsun hepsiyle çok iyi tanıştığımız için işlerimizi çok kolay yürütüyoruz diyebilirim bir kadın olarak. Dolayısıyla bu kadınlara bir mesaj olabilir: sektörden korkmaya gerek yok gerek kesinlikle.

Aslında Türkiye’de iş yapmak kadınlar içinde erkekler için de kolay değil. Dolayısıyla mazeretler arkasına sığınmayı çok doğru bulmuyorum. Tabii ki kadınların ev sorumlulukları daha fazla ama erkekler de artık daha çok yardımcı. İşyerlerinde de üst yönetimin kadınların önünü açacak, kolaylaştıracak uygulamalar yapmaya başladıklarını biliyoruz. Ve bu sebeple de şirketlerde kadın yönetici oranları hızlıca artıyor.

Ariston’un sürdürülebilirlik politikasıyla devam edelim…

Ariston bu konudaki sorumluluğunun son derece bilincinde. Türkiye’de bunu çok yakından takip ediyoruz, bütün faaliyetlerimizle. Bütün ürünlerini maksimum enerji tasarrufuna ulaştırmak üzere geliştiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı raporuna göre, evlerde tüketilen enerjinin yüzde 85’i ısınma ve su ısıtma için kullanılıyor. Bu sektörde faaliyet gösteren firmalar bunun bilincinde hareket etmeleri şart. Avrupa Birliği Enerji Komisyonu’nun 20-20-20diye adlandırdığı bir hedefi var: 2020 yılına kadar enerji tasarrufunu yüzde 20 oranında arttırmak ve emisyonları da yüzde 20 oranında düşürmek. Biz de bu hedefe paralel global bir hedef koyduk. Dedik ki; 2020 yılına kadar Ariston toplam cirosunun yüzde 80’ini yüksek verimli ve yenilenebilir enerjili ürünlerden sağlayacak. Bu karar 4-5 sene önce gerçekten uzak bir hedefti ve bütün sektör içerisinde de çok iddialı bir hedef olarak algılandı. Biz bugün o hedefin yüzde 42’sindeyiz. Ve yaptığımız hesaplamalarda da 2020 yılında bu orana kolaylıkla ulaşabileceğimizi görebiliyoruz. Hatta daha önce ulaşmak da söz konusu. Ariston’un 12 ülkede 22fabrikası var. Araştırma geliştirme faaliyetlerine çok yüksek bütçe ayırıyor. Bugüne kadar toplam yatırım 61 milyon Euro’ya ulaştı. Tüm Ar-Ge merkezlerindeki faaliyetlerde sadece yüksek verimli ürünler üzerinde çalışılıyor. Bizim DNA’mıza bu bilinç yerleşti diyebilirim.

Sizi sektörde farklı kılan özellikler neler?

Yaptığımız işin 3 temel taşı var: enerji verimliliği, tasarım ve inovasyon. Ariston Türkiye’de en çok satış potansiyeline sahip olan kombilerde yüzde 35’lere varan oranda enerji tasarrufu sağlıyor. Yine su ısıtmada da Ariston’un çok iddialı ürünleri var. Yeni modellerimiz var. Müşterilerimiz değişim sonrasında anında yüzme 20 oranında enerji tasarrufunu faturaya yansıtabiliyor. Zaten iletişimde olduğumuz müşterilerimiz de bize getirdikleri faturalarıyla bunu ispatlıyorlar. Bu da bizi çok mutlu ediyor.

Ariston kendini Türkiye’de nasıl konumlandırıyor?

Çok oyunculu bir pazardan bahsediyoruz. Yaklaşık 22 oyuncu var sektörde. Ve yine maalesef resmi rakamlar olmamakla beraber özellikle gaz açımı rakamlarında büyüklüğümüzü az çok tahmin ediyoruz. Pazarda 5. büyük oyuncu olduğumuzu tahmin ediyoruz.

Türkiye’deki satış ağınız nasıl bir yapıya sahip?

Tüm Türkiye’ye yayılmış 250 yetkili bayiimiz var. Yine bu firmalara hizmet veren 250 tane Ariston yetkili servisi var. Bunun dışında Türkiye’de ürünlerimiz sadece münhasır mağazalarda satılmıyor. Bunların dışında neredeyse bütün noktalarda satılıyor diyebiliriz. Çok geniş bir dağıtım kanalından bahsediyoruz aslında.

 

Isıtma sistemlerinde Ariston’un iddiası nedir?

Ariston ısıtma sistemlerinde de oldukça iddialı gerçekten. Özellikle fabrikalarımız bu ürünlere odaklanmış durumda. Sektörde iddialı ve yüksek bir marka haline geldik. Enerji tasarrufu yineön plana çıkan konu haline geldi tüm ürünlerde.

Isıtmada merkezi ve bireysel sistemlerin Türkiye’deki gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Klasik hesaplamalarda merkezi sistem kullanımının daha tasarruflu olduğu görülse de Türkiye’de özellikle büyük şehirlerde ve gelişmeye açık bölgelerde kimse evde oturmadığı zamanın faturasını ödemek istemiyor. İnsanlar yalnızlaşıyor, evde bulunma süreleri azalıyor. Dolayısıyla kendileri karar veriyor ne zaman ısınıp ısınmayacaklarına. Bu da bireyselliğe itiyor. Bu bizim için bir sürpriz olmadı. Avrupa ile çok benzer bir süreç yaşadık Türkiye’de de. Türkiye, Çin ve Kuzey Kore’den sonra dünyanın 3. en büyük kombi pazarı. Bu çok büyük bir potansiyel olduğu anlamına geliyor. Ben bireysel ısınmanın Türkiye’de vazgeçilebilecek sistem olmadığını düşünüyorum, çok zorlayıcı yönetmelikler olmadığı sürece.

Pekiyi, değişim ve dönüşümlerde Ariston neler yapıyor?

Değişim pazarı bizim için çok önemli bir pazar. Özellikle doğalgazın ilk geldiği 5 il İstanbul, Ankara, Bursa, Eskişehir ve İzmit. Bu bahsettiğimiz iller de Türkiye’de toplam tüketimin yüzde 60’ını, 70’ini ifade ediyor. Şu anda toplam pazarın neredeyse yüzde 70’i de değişime odaklanmış durumda. Biz değişimlerde müşterilerimize belli avantajlar sağlıyoruz. Satış sonrası birimimiz değişim zamanı gelen müşterilerle özel kampanyalarla tek tek iletişim kuruyor.

Kampanyalarınızdan bahseder misiniz?

Biz daha önce 3 yıl garanti veriyorduk. Dedik ki; biz garanti süremizi 5 yıla uzatalım. Bir dönem için tüm kombiler için yaptık. Sonrasında bir dönem Avea üyelerine özel yaptık. Şimdi devam eden kampanyamız tüm Türk Telekom abonelerine. Bu kampanyaya devam ediyoruz. Çünkü hem bize çok getirisi oldu hem bu partner firmalar çok faydalandı. Hatta bu o kadar iyi gitti ki bundan önceki dönemlerde Türk Telekom fatura zarflarını bizim bu kampanya tanıtımımızı üzerine basarak gönderiyordu. Karşılıklı olarak faydalanıyoruz.

Tüketici neden Ariston’u tercih etmeli?

Aslına bakarsanız en önemli konu ürünün kalitesi. Çünkü bizim yaptığımız araştırmalarda sonuçları görüyoruz. Tasarım kadar satış noktasıyla olan ilişkiler de çok önemli olabiliyor. Ama çok teknik bir üründen bahsediyoruz. Ürünün kalitesi kadar tavsiyelerde tüketiciler için çok kıymetli. Diğer bir nokta onun cebine sağlayacağı fayda. Bir evin enerji sarfiyatında en önemli kalemden bahsediyoruz. İnsanlara bu faydanın nasıl yansıyacağını çok iyi anlatmak gerekiyor. Ariston 85 yıldır bu işi yapıyor. Artık o Ar-Ge düzeyine ulaşmış durumda. İstediği ürünü üretebilir. Önemli olan hangi ürün üretilecek ve hangi fiyattan satılacak. Bu tamamen firmanın kararı aslında.

Ariston reklamlarında enerji verimliliğinin ağır bastığını görüyoruz…

Ariston’un dünyada en çok kombi satışı yaptığı 2. ülke Türkiye. Ariston’un üç senedir ana mesajı enerji tasarrufu. Enerji tasarrufunu tüketiciye televizyon ve radyo spotlarıyla, dijital reklamlarla aktarmaya çalışıyoruz. Sonrasında yaptığımız araştırmalarda gördük ki Ariston reklamını hatırlayan herkese reklamdan aldığı mesaj sorulduğunda; “enerji tasarrufu” cevabı alınıyor. Bu aslında bizim tam da hedefimize ulaştığımızın bir göstergesi.

Bu noktada Türk insanı ne kadar bilinçli sizce?

Aslına bakarsanız son derece bilinçli. İnsanlar için doğalgaz faturası bir kabus oluyor kış aylarında. Dolayısıyla insanlar nasıl tasarruf edebiliriz diye mutlaka soruyorlar. Bizim facebook sayfamıza en çok gelen soru şu: Kombiyi nasıl kullanmalıyım? Hangi saatlerde açmalıyım, hangi saatlerde açmamalıyım? Ama bunun herkes için verilebilecek tek bir cevabı yok.

Ariston, pazar olarak Türkiye’ye nasıl bakıyor?

Isıtma sektörü Türkiye’de büyümeye devam ediyor. Ve bizim için olmazsa olmaz bir pazar. Hatta öyle bir noktaya geldi ki Ariston, araştırma geliştirme merkezlerinde ortaya çıkan ürünlerin ilk saha testlerini Türkiye’de yapmaya başladı. Bunun ötesinde önümüzdeki sene piyasaya çıkacak yeni bir ürün gamımız var. O ürünlerin özelliklerini Türkiye’nin beklentilerine göre geliştiriyoruz.

2016 yılına bakışınız nedir Ariston Türkiye olarak?

Biz ekonomide bir stabil döneme girdiğimizi düşünüyoruz. Aslına bakarsanız 2016 yılında ekonomide dalgalanma yaratabilecek faktörler var. Başkanlık süreci yeni bir seçim süreci gibi görünse de aslına bakarsanız yabancı yatırımcının gözünde bir risk oluşturmuyor. Dolayısıyla onlar için önemli olan siyasi istikrarın sağlanmış olmasıydı, bu da sağlandı. Kesinlikle olumsuz bir senaryomuz yok. Ve tüm hedeflerimizi ve 2016 bütçemizi de belirledik. 2015’i hemen hemen yüzde 3’lük bir büyümeyle geçmiş oluyoruz. 2016’da yüzde 5’lik bir büyüme öngörüyoruz.