RÖPORTAJ — 1 Aralık 2015 at 00:34

istebuayakkabi.com Genel Müdürü Ali Meriç: EN ÇOK ZİYARET EDİLEN KADIN AYAKKABI SİTESİYİZ!

Ali Meriç

 

“Türkiye’nin en çok ziyaret edilen kadın ayakkabı sitesiyiz” diyerek iddiasını ortaya koyan istebuayakkabi.com Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Ali Meriç, İstanbul’da açtıkları iki mağaza ile hem farkındalık yarattıklarını hem de sanal mağazalarını desteklemiş olduklarını dile getirdi.

 

istebuayakkabi.com, son yıllarda ülkemizde de sayıları artan dikey e-ticaret sitelerinden birisi. Site kendi ürünü olan kadın ayakkabılarını satışa sunuyor. İstanbul’da iki mağazası bulunan istebuayakkabı, mağaza sayısını bir buçuk yılda 15’e çıkarmayı hedefliyor. istabuayakkabi.com Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Ali Meriç ile e-ticaretteki hedeflerini ve mağazalaşma stratejilerini konuştuk.

 

istebuayakkabı.com’un yola çıkış hikayesiyle söyleşimize başlayalım…

Fiziksel mağazalarımızı tamamen sanal mağazamıza destek olması için açtık. Henüz Nişantaşı mağazamızı açmadan önce Amazon.com ile ilgili bir yazıda; “Sanalda büyümek istiyorsanız fiziksel mağaza açın” şeklindeki yorumu okuyunca kararım netleşti. Çünkü Nişantaşı mağazamızı gören müşteri ki, 3-4 yeni mağaza için de görüşmelerimiz devam ediyor, şunu düşünecek; “Bunlar farklı1”

 

Peki, mağaza illa olmalı mıdır?

Biz dikey e-ticaret sitesiyiz. Biz tek bir ürün satıyoruz: ayakkabı. E-ticaretin birçok örneği de yatay e-ticaret sitesidir. Yani çok sayıda ürün ve hizmet sunulur. Yatay e-ticarette mağaza gerekmeyebilir. Bir de söz konusu sanal mağazalar bizim gibi üretici değildir. Başka firmaların mallarının satılmasına aracılık ederler. Bu da doğru bir sistem aslında. Ama üreticiyseniz doğru şeyi üretmeniz lazım. Kendi açımızdan mağazalaşma doğru bir strateji olacak.

 

Mağazalaşma güven kazanmak açısından mı önemli, yoksa başka artıları da var mı?

Biz bazı şeyleri yaşayarak gördük. Hiç beklemediğimiz farklı avantajları da oluştu. Bu mağazayı açmamızla beraber İran’a, Irak’a, Kıbrıs’a buradan mal gönderdik. Hiç düşünmediğimiz bir şeydi. Çünkü buraya geliyorlar, çok beğeniyorlar, ürüne inanıyor ve fiyata bakıp şaşırıyorlar. Bu mağaza sayesinde Kıbrıs’ta bir bayiimiz oldu.

 

Pekiyi, bundan sonraki stratejiniz nasıl şekillenecek? Mağazalaşma noktasında hedefleriniz neler?

Biz diğer ayakkabı markaları gibi kesinlikle 50-100 mağaza açmayacağız. Biz maksimum 15 mağazada kalmayı düşünüyoruz. Bunun da sebebi şu; bir işi yapıyorsak ya iyi yapacağız ya da yapmayacağız. Eğer biz 50-100 mağaza açarsak yapacağımız işin bugünkü kalitede olmayacağını düşünüyoruz. Bizim bir sene içinde kat ettiğimiz yol kayda değer bir yol. Doğru modeli doğru fiyatla buluşturuyoruz. 100 mağazada bunu yapamayız.

 

Şu an kaç mağazanız var?

İki mağazamız var. Maksimum 15 mağazaya da 1.5 yıl içerisinde ulaşmayı planlıyoruz. Mağazalarımız İstanbul’da. Ankara’da görüşmelerimiz var. Bu arada franchising talepleri çok arttı. Ankara’da, Belgrad’da çok ciddi görüşmelerimiz var. Kendimiz İzmir AVM’lerinde, Alaçatı’da doğru bir lokasyon arıyoruz. İstanbul’da 3-4 mağaza için görüşmeler sürüyor.

 

Yurtdışına açılma planlarınız da var bildiğimiz kadarıyla…

Evet, yurtdışına açılmayı düşünüyoruz. Belçika’da bir Türk girişimci ile çok ciddi görüşmemiz var; 1.000 metrekare mağazasında bizim ayakkabımızı bayi olarak satacak. Yine aynı şekilde İskandinav ülkelerinde görüşmelerimiz var. Orada deposu bulunan çok güçlü bir partnerimiz var. Bizim yurtdışı  sitemiz olanshoepink.com’un satış hakkını ona veriyoruz. Site bizim, ama operasyon ve satış onlarda olacak. Yine Azerbaycan’da bir yatırımcı bizim mağazalarımızı açmak istiyor. Aynı istebuayakkabı.com mağazaları gibi olacak. Görüşmeler netleşirse 7 tane mağaza açmak istiyor.

 

E ticaretteki iddianız nasıl sürdürülecek?

E-ticarette biz pazarı kabaca tahmin ediyoruz. Şu anda ulaştığımız satışlardan memnunuz ama aslında daha büyük bir pazar var. Sanal alışveriş kulüplerinde yüzde 25-30 oranında ayakkabı satışı var.İşte biz bu sitelerde istebuayakkabı.com olarak kendi sitemizdeki satışlar kadar satışı o sitelerdeki kampanyalarda satıyoruz. Bu ciddi bir kitle demektir. Biz, “Türkiye’nin en çok ziyaret edilen kadın ayakkabı sitesiyiz” diyoruz ama bizi hiç ziyaret etmemiş ciddi bir kitle daha var. Belli alışkanlıklardan dolayı bizim ayakkabımızı büyük alışveriş sitelerinden alıyor.

 

Türk tüketicisi ayakkabı almak için e-ticareti ne ölçüde kullanıyor sizce?

Türkiye’de son rapora göre Türkiye’de e-ticaret alışkanlığı yüzde 25 artmış durumda. Ama hala bir Amerika düzeyinde değiliz. Dolayısıyla herhangi bir sektörde bu örneklemeyi yapabileceğiniz gibi ayakkabı sektöründe de yapabilirsiniz. E-ticaretin daha gideceği çok yol var. Çünkü artık insanlar zaman problemi yaşıyor, internetten alışveriş yapmak işlerine geliyor. Burada şu sorular var; zamanında, doğru ve iyi ürün gelecek mi? Bu da bizim zamanla kazanabileceğimiz bir şey.

 

Sektörünüzde fark yaratmak adına neler yapıyorsunuz?

Bizim yaratmak istediğimiz algı hemen logomuzun altında yazan “şık ve akıllı” kavramlarıdır. Bu bizim için çok önemli. Bizim hitap ettiğimiz kesim 18-35 yaş arası. Hem öğrenci hem çalışan; hem şık hem akıllı. Bizde eskimiş, köhneleşmiş bir sistem asla durmaz. Tamamen güncel, modayı takip eden bir yapımız var. Tasarımlarımız şıktır. İzmir’de aynı atölyelerden çıkan ürünü 350 liraya satmayı strateji olarak belirlemiş rakiplerimiz var, ama biz o ürünü 89 liraya satmayı tercih ediyoruz. Bunu doğru kavrayan müşteri açısından bu akıllı alışveriştir. Bize göre doğru fiyat bu. Stratejiyi bunun üzerine kurduk. Yanılıp yanılmadığımızı zaman gösterecek.

 

Nişantaşı’nda olup da akıllı fiyattan satış nasıl oluyor?

Mağazayı açtığımız ilk hafta bazı insanlar fiyatlarımızı dolar bazında sandı. “Neden bu kar ucuz? Çin malı mı?” gibi sorular geldi.  Bunu izah etmeye çalışıyoruz. Diyoruz ki; “Bu yerli üretim, kendi üretimimiz.” Siz bir malı satın almadan önce, mağazaya girene kadar bazen 2-3 kez el değiştiriyor. İzmir’deki atölyeden ilk toptancı alıyor, ondan İstanbul toptancısı alıyor, oradan da mağazalar alıyor. Üç el değiştirebiliyor ve her biri fiyatın üzerine bir artış koyuyor. Bizde böyle bir şey yok. Kendi üretimimizden direkt tüketiciye veriyoruz. Onu da zaten sosyal medya hesaplarımızda yazıyoruz. Akıllı fiyatlarımızın sebebi budur.

 

Nasıl bir tasarım ekibine sahipsiniz?

Bununla ilgili İzmir’de çok deneyimli bir ayakkabı ekibimiz var, eşimin de içinde olduğumuz. Sanal mağazamız bir yıldır var, ama bizim ayakkabı üretiminde 40 yıllık geçmişimiz var. İçinde benim ve eşimin de bulunduğu bir komitemiz var. Sürekli birbirimizle bir şeyler paylaşıyoruz. Aslında mevcut trendlerden esinlenmek de var. Biz “Bu senenin renkleri ne olacak? Kalıbı, tabanı ne olacak?” diye düşünürken bir yandan da trendleri takip ediyoruz. Kendi dokunuşlarımızla kendi tasarımımızı ortaya çıkarmış oluyoruz.

 

Son olarak nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Kendi kurduğumuz stratejileri, belirlediğimiz planı uygulayabildiğimizi görmekten memnunuz. Sürprizlerle hareket etmiyoruz. Gelen sürprizler hep olumlu oluyor. Bir plan doğrultusunda ilerliyoruz. 2016 sonrasında yapıyı biraz daha rayına oturtmuş oluruz ve sistem artık kar sağlamaya başlamış olur.  Açıkçası; biz gidişattan çok memnunuz.