KAPAK, RÖPORTAJ — 6 Ocak 2016 at 12:07

SAKARYA TİCARET VE SANAYİ ODASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MAHMUT KÖSEMUSUL: SAKARYA YERLİ OTOMOBİLİ İSTİYOR!

Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası
Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası

 

Yerli otomobilin Sakarya’da üretilmesi için yaptıkları çalışmaların meyvelerini almaya başladıklarını; Karasu ilçesinde 222 hektarlık alanın Karasu Otomotiv İhtisas Endüstri Bölgesi olarak ilan edildiğini belirten Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Kösemusul, bu gelişmeyle birlikte 2023 yılında ihracatta ilk 5 il içinde olmayı hedeflediklerini dile getirdi.

 

Sakarya son yıllarda özellikle otomotiv sektöründeki hamleleriyle kendinden söz ettiren, hızla gelişen bir ilimiz. Sanayisi yanında önemli tarım ve turizm kaynaklarını da barındıran Sakarya’nın gelişimini Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Kösemusul ile konuştuk.

 

Seçim yılı olan 2015’i geride bıraktık. Sakarya ilimizin ekonomik hamlelerinin gerçekleşmesi adına önündeki yol haritası nedir?

Sakarya orta vadede Türkiye’nin büyüme hızından daha hızlı büyüyen, kendisini geliştiren bir il olacak. Sakarya’yı anlatırken çok heyecanlanıyorum. Öncelikle Ankara, İstanbul, Eskişehir, Bursa gibi gelişmiş ve büyük şehirlerimize yakın bir konumda bulunuyor. Hem limanlara hem de havalimanlarına da yakınlığını dikkate aldığınızda 25 milyon nüfusa yakın ve hizmet edebilecek durumda. İlimizin kuzeyinden geçen Kuzey Marmara Otoyolu, 3. Boğaz Köprüsü’ne kadar uzanacak ve bizi 45-50 dakikada İstanbul’a bağlayacak. Çok ciddi zenginliklerimiz var ve önemli yatırımlarımız da var. Biz de ilimizde hizmet paydaşları olarak; başta sayın valimiz, milletvekillerimiz, Büyükşehir Belediye’miz ve Üniversitemizle el ele vererek, Sakarya’mıza büyüyen ülkemiz içinde neler yapabiliriz diye konuştuk. Geçmiş 5 yıl içinde 5 yeni organize sanayi bölgesi kurduk. Bunların altyapı çalışmaları tamamlandı. Tam olarak faaliyete geçtiklerinde doğacak gerek istihdam gerekse konut ihtiyacı Sakarya’nın hızla büyümesine katkı sağlayacak.

 

Tabii biz sanayi kesiminin disiplinli bir şekilde kümelenip sanayi bölgelerinin büyümesini teşvik ediyoruz. Bunun dışında ticaret merkezleri diyebileceğimiz, kamyon garajını yaptık, galericiler sitesi yapıyoruz, inşaat malzemecileri sitesi yapıyoruz. İlimizdeki çarpık yapılaşmayı düzenli hale getiriyoruz. Bir de ilimizde bereketli tarım toprakları var. Önümüzdeki süreçte tarım politikalarını gözden geçirerek, katma değeri yüksek çalışmaları ilgililerle yapmak istiyoruz. Bunun yanında turizm değerlerimiz var. Karasu’da Acarlar Longozu var. Sapanca, Davos’a alternatif çok önemli bir ilçemiz. Akyazı ve Taraklı’da termal kaynaklar var. Avrupa’nın en büyüğü olacak 9.00 bin yataklı termal tesis kuruyoruz. Bu süreçte çok çalışarak çalışmalarımızın meyvelerini bir sonraki seçim yılı olan 2019’a kadar görebileceğimizi düşünüyoruz.

 

Yatırımcıyı çekmek adına neler yapıyorsunuz?

Yatırımcı çekme konusunda bizim çok fazla çabamız yok. Biz şu anda seçici davranıyoruz. O kadar gelmek isteyen var ki; gönüllülerden, Odamızın üyelerinden, Belediyemizden, Valiliğimizden, Üniversitemizden oluşan bir çevre komisyonu kurduk. Sakarya’ya yatırım yapmak isteyen firmaları çevre açısından belirlediğimiz kriterlere göre inceliyoruz. Uygun olan firmalara olur veriyoruz.

 

Pekiyi, bahsettiğiniz ortak akıl Sakarya’yı markalaşma sürecinde nereye taşıyacak?

Marka şehir olma yolunda çalışmalarımız oluyor, olacak da. Mesela; üniversite-sanayi işbirliğiyle Türkiye’de hiç olmayan 3+1, 7+1 adında iki eğitim projesi yaptık. Bu kapsamda üniversite öğrencilerimiz bir dönem boyunca iş yerinde staj görüyor. Burada işverenler öğrenciye puan veriyor hocalarıyla istişare yaparak. Bunun şu an 3. yılındayız. Hatta bu sene 2.500 yabancı öğrencimizden yaklaşık 1.500’üne de staj veriyoruz. Yani Erasmus Programının bir benzerini burada uyguluyoruz. Buradaki temel sebep de; Sakaryalı firmalarımıza yabancı öğrencileri tanıma fırsatı sunmak. Onlar ülkelerine döndükleri zaman bizim fahri elçilerimiz olacak. Buna benzer, Türkiye’ye rol model olacak önemli çalışmalar yapıyoruz.

 

Yetişmiş insan gücü açısından Sakarya nasıl bir potansiyele sahip? Bu alanda neler yapıyorsunuz?

Şu an bizim kalifiye çalışanlara ihtiyacımız var. Bu anlamda Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte yürüttüğümüz çalışmalar var. Sakarya’da bir çalıştay yaptık. Sakarya’da bir endüstri meslek lisesi yapıyoruz şu anda Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası olarak. Bir de Sakarya’nın Serdivan ilçesinde 24 derslikli TOBB Sakarya Kız Endüstri Meslek Lisesi’nin inşaatı devam ediyor. Bunun dışında organize sanayi bölgeleri için yeni eğitim çalışmalarımız var.

 

Suriyeli göçmenlerin işgücü piyasasına katılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yasal problemler çözüldüğü zaman biz onları da iş dünyasına kazandıracağız. Sonuç olarak bize şu an iş gücü lazım. Eğer yasal anlamda hükümetimiz onların önünü açarsa biz istifade etmek istiyoruz.

 

Bir de iş güvenliği ve iş sağlığını konuşalım. Bu yasanın sanayiye getirdiği artı ve eksiler nelerdir?

İş güvenliği ve sağlığı yasası bizim daha disiplinli ve sorunsuz çalışmamızı sağlayacak. Belki biraz sıkıyor görünse de aynı zamanda, kaliteli, nitelikli bir iş yapma imkanı sağlayacak. İş dünyası olarak bu yasalardan korkmamamız gerekiyor.

 

Sakarya’da nasıl bir sanayi yoğunlaşması var?

Sakarya’da bugüne kadar karma OSB’ler oluştu. Ama biz son zamanlarda ilimizin bereketli tarım topraklarına zarar vermeyecek, doğal güzelliklerini muhafaza edecek ve yakınındaki büyük vilayetlerindeki nitelikli insan profiline hitap edebilecek sektörlere ev sahipliği yapmak istedik. Örneğin; bunlardan bir tanesi otomotiv. O yüzden otomotiv çalıştayı yaptık. Yerli otomobilin Sakarya’da üretilmesi için yoğun lobi faaliyetlerinde bulunduk. Yapmış olduğumuz çalışmaların meyvelerini görmeye başladık. Otomotivle ilgili olarak Karasu Otomotiv İhtisas Endüstri Bölgesi Cumhurbaşkanımız tarafından onaylandı. Liman çalışmaları devam ediyor. Bu anlamda biz de kendimize bir hedef koyduk: İhracatta, 2023 vizyonu çerçevesinde ilk 5 il içinde olmayı hedefliyoruz.

 

İnovasyon, Ar-Ge anlamında burada ne tür çalışmalar yapılıyor?

Biz üniversiteyle işbirliğini önemsiyoruz. Üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde Sakarya Teknokent’in ortağıyız. Teknokentin 1. OSB büyüme alanında şubesini açtık. Bilimle sanayiyi birleştiriyoruz bu şekilde.

 

Şu an güncelliğini koruyan asgari ücret konusuna bakışınız nasıldır?

Asgari ücret artışını hükümet bir şekilde sübvanse edecek, etmeli de. Gerçekten bizim yorulmadan çalışmamız lazım ama hükümetimizin almış olduğu karara saygı duyarak bu vizyonda kendimizi güncelleyerek devam edeceğiz. Evet, 300 TL artış çok ama devletimizin, hükümetimizin farklı teşviklerle bunu sübvanse edebileceğini düşünüyorum. Biz iş dünyası olarak önümüzdeki süreçte yeni reformlardan bahsettik. Yeni, farklı teşvikler alarak asgari ücretteki bu 300 liraya takılmadan büyüme hedeflerini güncellememiz lazım. Hükümetimizle el ele vererek diyebilmeliyiz ki; biz 2023 hedeflerine gidebilmemiz için bu teşvikleri istiyoruz.

 

2023 hedefleri deyince, bir revizyon gerekiyor mu diye soralım?

Genel tablo itibariyle bir revizyon olabilir. Son 1.5 yıl bizi yordu. Heyecanı kaybetmeden devam etmeliyiz ve o hedefi unutmamalıyız. Ben Sakarya ili olarak 2023 hedeflerini yakalayacağımızı düşünüyorum. Ben Türkiye’nin önünün çok açık olduğunu görüyorum. Benim üç ayrı ülkede şirketlerim var. Dünyanın birçok ülkesinde işadamları çantalarını alıp koşturuyor. Ben de ne kadar gezersem ülkemizin kıymetini o kadar çok anlıyorum. Ekonomisinin güçlü olduğunu o kadar görüyorum. Kendi vatanımızın her bölgesinde yatırım yapabilmeliyiz. Bunun için de terör meselesinin çözülmesi gerekiyor. Ben de bu anlamda çok doğru adımlar atıldığını düşünüyorum.

 

Yeni hükümetten beklentiler arasında teşvik sisteminin değişimi de var. Bölgesel teşviklerden çok sektörel ya da firma bazlı teşvikler konuşuluyor. Siz neler söylemek istersiniz?

Bence ekonomiyi büyütmek adına yüksek teknolojiye, katma değeri yüksek ürünlere daha çok teşvik verilmesi lazım. Büyük sanayi kuruluşları ya da KOBİ’ler olabilir. Önemli olan; büyümek için hep birlikte katma değeri yüksek üretim yapmaktır.

 

Çin’e yaptığınız ziyareti Sakarya’nın geleceği açısından ilham verici buldunuz mu?

Sakarya gerçekten çok dinamik bir şehir. Ben Sakarya’mızı hiçbir yere değişemiyorum yani. Beş yıl sonra Sakarya’mızı tanıyamayacaksınız gerçekten. Kabuğunu kırmış, büyüyen yapısıyla, Sakarya’yı tüm Türkiye görecek. Şu an mevcut organize sanayi bölgelerinde 18 bin kişi çalışıyor. Yeni faaliyete geçecek organize sanayi bölgelerinde 72 bin kişiye istihdam sağlanacak ve en az 25 bin konut yapılacak. Sonuçta şehir büyüyecek.

 

2015 nasıl bir yıl oldu sanayi anlamında?

2015 seçimlerle geçtiği için sanayi bölgelerinde bürokrasi çalışmaları vardı. Ankara’da süreç düşündüğümüzden yavaş işledi. Ama bunu seçim sonrası toparladık. 2016 yılında 2015’teki açığımızı kapayacağımızı düşünüyorum.

 

Sakarya’nın hükümetimizden beklentisi nedir şu anda?

Şu ana kadar biz ne istediysek aldık Sakarya olarak. Yerli otomobilin üretim yeri adresi Sakarya diyoruz ve en çok bu çalışmayı bekliyoruz. Liman tamamlanmak üzere, bağlantı demiryolunun tekrar ihalesinin bir an önce gerçekleşmesi de isteğimiz.

 

 

OTOMOTİV ŞEHRİ ADAPAZARI’NDA TAHTA ARABADAN YERLİ OTOMOBİLE GEÇİŞİN TARİHİ

 

Türkiye’nin önde gelen araba üreticisi şehirlerinden olan Adapazarı Osmanlı’dan Cumhuriyet’e bu özelliğini sürdürmüştür. 1. Dünya Savaşı sırasında özellikle ordunun ihtiyaçları için kurulan Adapazarı Demir ve Ahşap Malzeme İmalathanesi, Sakarya ilinde zengin bir zirai çevrenin merkezi durumunda olan Adapazarı’nda kurulmuştur. Adapazarı’nın günümüzde ulaştığı otomotiv sektöründeki ivmenin kökleri 1917 yılında kurulan bu fabrika ile başlamaktadır.

 

Harbiye Nezareti 1911 yılı başlarında ordunun noksanlarını tamamlamak amacıyla harekete geçmiş, nakliye araçlarını ve savaş gereçlerini ülke içinde üretme arayışına yönelmişti. Bu arayışın ardından 1 Haziran 1915 tarihinde ordunun muhtaç olduğu nakliye arabalarından yüz adedinin Adapazarı’nda imalinin mümkün olduğu ve Bursa’da yapılıp numune olarak verilecek arabanın alınıp imalata başlamasına dair gerekli hususların yerine getirilmesi isteniyordu. Harbiye Nezareti fabrikanın süratle tamamlanabilmesi için müteşebbis şirkete makine ve sair malzeme yardımı taahhüt ettiği gibi amele taburlarından askeri efrad da vermişti. Sonuçta Adapazarı Demir ve Ahşap Malzeme İmalathanesi topyekun bir çabanın sonunda 1917 yılında tamamlanmış ve Harbiye Nazım Enver Paşa’nın da katıldığı bir törenle açılmıştır.

 

Savaşın olağanüstü koşulları sınırlı da olsa ‘Milli Sanayi’nin kurulmasına ortam hazırlıyordu. Adapazarı Demir ve Ahşap Malzeme Fabrikası Adapazarı’nın ilk önemli sanayi tesisi olmasının yanı sıra, Osmanlı Devleti’nin de yüzyılın başlarında gerçekleştirdiği en önemli sanayi kuruluşu olarak doğdu. Fabrika elektrik enerjisiyle çalışmakta, 200 beygir gücündeki makineleriyle yıllık 300 ile 4.500 araba arasında değişen bir üretim kapasitesine sahip bulunmaktaydı.

 

1917’de işletmeye açılan Fabrika günümüzde bilinen ismi ile 1943’te kurulan Türkiye Zirai Donatım ve Ziraat Aletleri Fabrikalarının da çekirdeğini oluşturmuştur. Bölgedeki orman varlığı bu fabrikanın yerinin belirlenmesinde önemli bir etken olmuş, her döneminde bölgedeki hammaddeyi kullanarak zamanın arabalarını üretmiştir.

 

Milli Mücadele döneminde Mustafa Kemal Paşa tarafından 20 Haziran 1922’de ziyaret edilen Fabrika, Cumhuriyet döneminde gün geçtikçe ürün yelpazesini genişletti. 19 Mayıs 1924 tarihinde yerli pulluklar üretilmeye başlandı.

 

  1. Dünya Savaşı’na kadar bazı banka ve şirketlerin yönetiminde araba yapımıyla uğraşan imalathane, 1943 depreminde tümüyle yıkıldı. O günkü adı Demir ve Tahta Fabrikası olan işletme, satın alınmış ve çevresindeki alanların bir bölümü de kamulaştırılarak, 1944 yılında merkezi Adapazarı olan ve 2 milyon Türk liralık sermayeli bir tüzel kişiliğe sahip olarak, Türkiye Zirai Donatım Kurumu’na bağlı Ziraat Aletleri ve Makineleri Fabrikaları Müessesesi kurulmuştur. 1945 yılında Adapazarı Ziraat Aletler ve Makineleri Fabrikası’nın yapımı devam ederken, bu kuruluş bünyesinde ilk kez bazı tarım araçlarının yapımı gerçekleştirildi. 1948 yılında Türkiye Zirai Donatım Kurumu’na bağlı Ankara Fabrikaları, Adapazarı Ziraat Aletleri ve Makineleri Fabrikaları dahiline alındı ve taşıma işlemi gerçekleştirildi. 1962’de Adapazarı Ziraat Aletleri ve Makineleri Fabrikaları’nda ilk defa olarak traktör montajına ve kimi traktör parçalarının yapımına başlandı. Zamanla işlevini yitiren bu fabrika günümüzde Kentpark olarak Sakaryalılara hizmet vermektedir.

 

1917 yılında Araba Fabrikası kuruluşuyla başlayan süreç Adapazarı’nda otomotiv alanında bir temel yaratmış, bölgenin sahibi olduğu birikim Toyota-Sa Fabrikası’nın kurulması için bu kentin tercih edilmesinde bir etken olmuştur. Toyota-Sa Fabrikası’nın temeli Mayıs 1992’de atılmıştır. 15 Ekim 1994 tarihinde Modern Türkiye’nin en önemli sanayi teşekküllerinden olan ve Sabancı Grubu ile Japon Toyota ortaklığıyla kurulan Toyota-Sa Otomobil Fabrikası Adapazarı’nda açılarak, üretime geçti.

 

Günümüzde otomotiv alanında önemli merkezlerimizden olan Sakarya yüz yıllık otomotiv serüveninde; 222 hektarlık alanın Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Karasu Otomotiv İhtisas Endüstri Bölgesi olarak ilan edilmesiyle yeni bir aşamaya geçmiş oldu. Sakarya yerli otomobil üretimine ev sahipliği yaparak bu serüveni taçlandırmak için adeta gün sayıyor.