RÖPORTAJ — 2 Mart 2016 at 21:42

DESTEK MENKUL DEĞERLER GENEL MÜDÜRÜ TUNA YILMAZ: FOREX’TE YATIRIMCININ ARADIĞI “DESTEK” OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ!

Tuna Yılmaz

 

Forex piyasasında 2011 yılında başlayan regülasyon sürecinin işlem hacimlerini ve yatırımcı güvenini artırdığını vurgulayan Destek Menkul Değerler Genel Müdürü Tuna Yılmaz, son çıkan SPK Tebliği ile sektörde yeni bir uyum süreci başladığını, bu süreçte Destek Menkul Değerler olarak yatırımcının aradığı desteği vermeye devam edeceklerini ifade etti.

 

Son dönemde “Forex’te Destek Şart!” sloganıyla yatırımcılara seslenen Destek Menkul Değerler, yaklaşık 20 yıldır finans piyasalarında faaliyet gösteriyor. Son üç yıllık süreçte Forex piyasasında en çok işlem yapan ilk üç kurum arasında yer alan Destek Menkul Değerler’in sektördeki faaliyetlerini ve hedeflerini Genel Müdür Tuna Yılmaz ile konuştuk.

 

Forex piyasasında bugünkü tabloyu nasıl değerlendirirsiniz?

Bence bu 2011’de yürürlüğe giren tebliğ ile beraber çok güzel bir sektör ortaya çıktı. Bugün 40 aracı kurum Forex işlemleri yapıyor. İşlem hacimleri her geçen gün artıyor. Bu sayede 3 bine yakın bir istihdam sağlandı. Aracı kurumlarımızın değerleri artmaya başladı. Bundan önce aracı kurumlar yok pahasına satılıyordu. Forex piyasası dışarıdan sermaye girişine de katkı yapıyor. Forex işlemi yapan kurumlar kar ediyor. Böylece devlete daha fazla vergi verilmiş oluyor. Öte yandan aracı kurumlar Forex eğitimine ve finansal okuryazarlığa da önem veriyor. Örneğin; bizim ekonomistlerimize yazdırdığımız kitaplarımız var. Her aracı kurum kendi çapında bir şeyler yapıyor. Türkiye’nin her yerinde seminerler düzenleniyor. İnsanlara bu piyasayı anlatmaya çalışıyorlar. Aracı kurumların araştırma departmanları daha da gelişmeyebaşladı. Bir de teknolojinin gelişimiyle beraber artık cep telefonunuzla piyasayı takip edebiliyorsunuz. Tabii sorunlar da var… Herkesin çok dert yandığı; zarar oranlarının yüksek olması…

 

Zarar oranı neden yüksek?

Bu zarar, bilinçsiz bir şekilde bu piyasaya girmekten kaynaklanıyor. Finans sektöründe müşteri memnuniyeti görece düşüktür. Ancak Forex sektöründe bankacılık sektörüne göre daha da düşüktür. Ancak, yaptırdığımız müşteri memnuniyeti araştırması gösterdi ki kaybeden yatırımcıları bile Destek Menkul olarak memnun edebilmişiz. Yani kaybeden her yatırımcı memnuniyetsiz değil. Siz iyi servis verirseniz yatırımcılarınız mutlu olabiliyor. Çünkü siz piyasayı iyi anlatmışsınız, ilgilenmişsiniz, hep yatırımcının yanında olmuşsunuz. Yatırımcılar kendi kararlarıyla kaybetmişler; bu olabilir. Bunun bilincinde olan yatırımcı şikayet etmiyor. Ayrıca Forex piyasası manipüle edilebilecek bir piyasa değil. Adil bir piyasa… Burada adil olmayacak şey aracı kurumlarla yatırımcılar arasındaki ilişkidir. Bu ilişkileri doğru kurabilmek gerekiyor. Bazı yatırımcılarımız işin detayını öğrenmek istemiyor. Bir gerçek daha var: Siz bir ürünü satarken iyi tarafından bahsediyorsunuz haliyle… Bugün eskisi gibi aldatıcı reklamlar yok ama hangi ürün olursa olsun hep iyi tarafından bahsediliyor. Ancak bir hesap açıldıktan sonra yapılması gerekenler önemli. Biz hesabı açtıktan sonra 10 madde halinde piyasanın detayları hakkında yatırımcıyı bilgilendiriyoruz. Çünkü her yatırımcı bir demo işlemiyle bu özelliklerin, bu detayların farkına varamayabiliyor. Bizim her zaman için önerdiğimiz bazı şeyler var. Diyoruz ki: “ Mesela; 1.000 dolarınız var ise hepsini riske etmeyin bir kerede. 10 dolarlık bir pozisyon açılabilirsiniz. Açtığınız her pozisyondada giriş ve çıkış noktalarınızı önceden belirleyin.” Ne yapabileceğini bilen ve disiplinli bir şekilde işlem yaparakparasını iyi yönetebilen yatırımcıların olduğu bir piyasada kar-zarar oranları daha makul bir seviyeye gelebilir aslında.

 

Küçük yatırımcıların Forex’te kazanma şansı çok düşük deniyor…

Örneğin; 1.000 dolarla girdiğiniz zaman hangi büyüklükte pozisyon açtığınız önemlidir. Yani toplam teminatınızın ne kadarını riske ettiğinizle ilgili bir durumdur. Bazı yatırımcılar kaldıraçlı piyasada kaybettiklerinde kendilerini çok zorlamayacak miktarlarla başlıyorlar. Tüm birikimleriyle pozisyon almıyorlar. O yüzden küçük miktarda para yatıranlara küçük yatırımcı dememek lazım. Küçük miktarda para yatıranlar genelde kendilerini denemek istiyor, piyasayı denemek istiyor. Bazen şirketi denemek istiyor, platformu denemek istiyor. Şirketlerin yüzde 80’i aynı platformukullanıyor ama uygulamada farklılıklar oluşuyor. Yani hepsini görmek isteyebiliyor.

 

Bu ölçekte oyuncu sayısı nedir peki piyasada?

Bakıldığında yaklaşık yüzde 80’i küçük miktar yatıranlardır. Belki 1 senelik periyotta büyük para yatırmış olabiliyor. Ama genelde önce 1.000 dolar yatırıyor, iki ay sonra 500 dolar yatırıyor… Kendi bütçesine göre öyle hesap ediyor.

 

Pekiyi, bu sistem dünyada nasıl işliyor?

Dünyada farklı regülasyonlar var. Her ülkede yok tabii bu regülasyonlar. Gelişmiş ülkelerde daha çok görüyoruz. Mesela; İngiltere en sıkı regülasyona sahip ülkedir. Global firmaların çoğu İngiliz FCA (Financial Conduct Authority) tarafından verilen lisansa sahiptir. Amerika’da kaldıraç oranları sınırlandırılmış vaziyette.  Vadeli piyasalarını daha da geliştirebilmek adına kaldıraç oranlarını vadeli piyasalarla aynı seviyeye çektiler. Amerika dışından bir şirket Amerikan vatandaşına hesap açamıyor. Bunu sağlayabiliyorlar. Ama bir Türk vatandaşı yurtdışında yerleşik bir aracı kuruluşta hesap açtırıp işlem yapabilir şu anda. Bunun önünde hiçbir engel yok.

 

Mevzuat gereği aracı kurumlar danışmanlık hizmeti veremiyor. Tabii yatırımcı da tam anlamıyla bilinçli değil bu piyasada. Hal böyle olunca bundan sonra nasıl bir yol alınacak bununla ilgili?

Kendi açımızdan baktığımız zaman biz kurum olarak zaten hiçbir zaman danışmanlık hizmeti vermedik. Verenler vardı. Burada bir çıkar çatışması vardır. Biz yatırımcılara hiçbir zaman Forex’te çok para kazanacaksınız demiyoruz. Forex riskli bir piyasa. O yüzden SPK tebliğinde yer alan Forex işlemleri kapsamında danışmanlık yasağı doğru bir uygulamadır. Ama öte yandan vatandaşın danışacağı kurumlar da olmalıdır. Biz araştırma raporlarımızda insanlara belliseviyede bilgi veriyoruz. Ondan sonra insanların kararlarını kendilerinin vermesi gerektiğini düşünüyoruz.

 

Kimi aracı kurumlar KOBİ’leri de mercek altına almaya başladılar. Destek Menkul Değerler’in bu konudaki stratejisi ve beklentileri nelerdir?

Açıkçası KOBİ’lere yönelmeyi biraz erken görüyoruz. Piyasanın biraz daha oturması gerektiğini düşünüyorum. Biz çok fazla bir şey yapmıyoruz bu konuyla ilgili. Yapan kurumların olduğunu biliyorum ama şu an çok geri dönüş aldıklarını görmüyorum ben. Bunu için bir jenerasyonundeğişmesi gerekir bence.

 

Forex piyasasındaki ürün portföyünü konuşacak olursak şu an tablo nedir?

Ben twitter hesabımdan her gün en fazla işlem hacmi olan ürünleri yayımlıyorum. Euro-Dolar zirvede. Ardından Altın geliyor. Dolar-TL üçüncü sırada. Daha sonra da Petrol ve Pound-Dolar işlemleri ilk beşi oluşturuyor. Petrol fiyatlarındaki ciddi düşüş dolayısıyla işlem hacmi devamlı arttı.

 

Destek Menkul Değerler’in sektördeki farklılıklarını konuşalım biraz…

Geçen sene yazarlarımız; Prof.Dr. Emre Alkin, Prof.Dr. Kerem Alkin, Aslı Şafak, Sadi Uzunoğlu, Ali Ağaoğlu, Ahmet Mergen ve Mehmet Ali Yıldırımtürk’ün katılımıyla Destek Menkul Değerler Finansal Okuryazarlık Yayınları Serisi projesini ortaya koyduk. Bu kitapları bizim sponsorluğumuzdaücretsiz olarak yatırımcılara dağıtıyoruz. Çok yakında sürpriz bir kitap projemiz daha var. Onun da çok etki yaratacak güzel bir proje olacağını düşünüyoruz. Diğer taraftan WhatsApp uygulaması üstünden analiz desteği veriyoruz. Piyasaları etkileyen günlük gelişmelerle ilgili uzmanlarımız anlık piyasayı yorumlayan yayınlar yapıyorlar. Gün içinde bunları devamlı veriyoruz. Akşam 8’den sonra da eğitim programlarımız var. Müşterilerimiz bilgisayardan, cep telefonundan her yerde bizi takip edebiliyor. Müşteri desteği sadece bilgi anlamında olmuyor tabii. Müşteri temsilcilerimiz müşterilerin herhangi bir sorununda anında destek veriyorlar. Para yatırırlarken, para çekerken vb. işlemlerde yardımcı oluyorlar. Çok hızlı bir şikayet yönetim sistemimiz var. Yatırımcıların en çok istediği şey devamlı yanlarında birilerinin olması, telefonu açtığı zaman istediği soruya cevap bulabilmesi, piyasalarda anlık gelişmelerden haberdar edilmesi ve destek olunması. Biz zaten “Forex’te Destek Şart!” diyoruz.

 

Türkiye çapındaki operasyonel yapınızı da konuşalım kısaca…

Antalya ve Ankara’da irtibat bürolarımız var. Antalya’da ciddi bir potansiyel var. Orada eğitim almaya gelen yatırımcılara destek veriyoruz. Ankara’da da yatırımcılar görmeyi, tanışmayı seviyorlar. Birçok şehirde seminerler düzenliyoruz. Şu ana kadar 25-30 şehirde seminer yaptık.

 

Şu an yatırımcı sayınız nedir?

Şu an bizim 13 bin toplam yatırımcımız var. Aktif olanlar da her ay 3 bin civarındadır.

 

2015 sizin için nasıl bir yıl oldu? 2016 için beklentiniz ne yönde?

İşlem hacmimiz arttı, karlılığımız arttı. Bizim için güzel bir yıl oldu açıkçası. Ciddi bir reklam yatırımı yaptık. Son TV reklamımız çok da beğenildi. Her kesimden iyi yorumlar aldık. 2016’da ne olacağına gelince; işlem hacimlerimiz biraz düştü. Yeni tebliğden sonra bir uyum süreci geçiriyoruz. Yatırımcılar da uyum sağlamaya çalışıyor bu duruma. Güven ortamı artar ve kar zarar oranları biraz daha olumlu yönde değişirse daha memnun oluruz. Sürdürülebilir bir piyasa oluşması için bu düzenlemeye ihtiyaç vardı. Herkesin kaybettiği bir piyasada ne kadar yürüyebilirsiniz. Sonuçta bazı şeylerin değişiyor olması lazım. Türkiye’de SPK’nın çıkardığı regülasyonun dünyada eşi benzeri yok. Örneğin; Takasbank uygulaması yatırımcıyı koruyan ve güven veren bir denetimdir. Biz bu ürünü yurtdışında çok rahat bir şekilde satabiliriz aslında. Yani Ortadoğu’dan, Türki Cumhuriyetlerden, Avrupa’dan, her yerden yatırımcı çekebiliriz. Bunun için siyasi gerilimlerin azalması ve yabancı yatırımcıyı uzaklaştıran vergi uygulamasının yumuşatılması gerekiyor. Eğer yurtdışına daha fazla açılabilirsek, ciddi sermaye girişiyle birlikte piyasa daha hızlı büyüyecek, bunun sonucu olarak elde edilecek vergi geliri de artacak.

 

Bu anlamda İstanbul’un finans merkezi olması halinde sizin açınızdan nasıl bir etkisi olabilir?

İstanbul’un finans merkezi olması için zaten en iyi ürün Forex’tir. Dünyanın her yerinde geçerli olan Euro-Dolar gibi bir ürün var elimizde. Bizim bunu satmamız çok kolay. Eğer yurtdışından yabancı yatırımcıyı Forex için çekebilirsek ardından diğer ürünleri de çapraz satma şansımız olacak.