RÖPORTAJ — 2 Mart 2016 at 21:39

ESBAŞ YÜRÜTME KURULU BAŞKANI DR. FARUK GÜLER: EGE SERBEST BÖLGESİ 7 MİLYAR DOLAR TİCARET HACMİ HEDEFLİYOR!

FARUK GÜLER

 

Ana hedeflerinin katma değerli üretim yapan nitelikli yatırımcıyı Ege Serbest Bölgesine getirmek olduğunu ifade eden ESBAŞ’ın Yürütme Kurulu Başkanı Dr. Faruk Güler, ESBAŞ olarak büyümeye odaklandıklarını, genişlemeyle birlikte ESBAŞ’ın ticaret hacminin yıllık 7 milyar dolara yükselmesini ve 5.000 kişiye ek istihdam sağlamayı öngördüklerini dile getirdi.

 

Ege Serbest Bölgesi ilk kurulan serbest bölgelerimizden birisi. 1990 yılından bu yana ESBAŞ (Ege Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş.) tarafından işletilen bölge yaptığı ihracatın katma değerini kg başına 9,06 dolara çıkararak büyük bir başarıya imza atmış durumda. Son dönemde Ege Serbest Bölgesine Japon Lansinoh firmasının yatırım yapmasını sağlayarak başka bir başarıya imza atan ESBAŞ’ın Yürütme Kurulu Başkanı Dr. Faruk Güler ile Ege Serbest Bölgesinin 25 yılını ve gelecek hedeflerini konuştuk.

 

Ege Serbest Bölgesinin bugün geldiği konumu özetle anlatabilir misiniz?

Bu yıl 26. yılımızdayız. Ege Serbest Bölgesi 1990 yılından itibaren ESBAŞ tarafından kurulup işletilmektedir. Tüm altyapı ve gerekli üstyapı yatırımları, enerji, su, telekomünikasyon, doğalgaz, yükleme, boşaltma, nakliye, hamaliye ve 24 saat destek hizmetleri ile itfaiye, yemek ve tüm belediyesel hizmetler ESBAŞ tarafından veriliyor.

 

Ege Serbest Bölgesi, İzmir’in Gaziemir ilçesinde 2.2 milyon m2’lik bir alan üzerinde kuruludur. Bölgede bugün itibarı ile 73’ü yabancı olmak üzere toplam 175 firma faaliyet gösteriyor. 2015 yılında gerçekleşen ticaret hacmi yaklaşık 4 milyar dolar olup bölgenin hizmete girişinden bugüne kadar gerçekleşen toplam ticaret hacmi ise 62 milyar ABD dolarına ulaştı. Ege Serbest Bölgesinde yaratılan istihdam ise 18.200 kişidir. Türkiye’deki 19 serbest bölgede yaratılan toplam istihdamın ve yatırımın 1/3’ü Ege Serbest Bölgesinde bulunuyor.

 

Küresel rekabetin yoğunlaştığı günümüzde siz ESBAŞ olarak nasıl bir bakış açısına sahipsiniz?

Rekabet her yerde var. Herkes yabancı yatırımcıyı çekmek istiyor doğal olarak. Ve herkesin yabancı yatırımcıya verdiği ciddi teşvikler var. Serbest bölgeler de baktığımızda bir teşvik sistemi. “Biz serbest bölge kurduk, teşviğimiz de var, gelin!” dediğinizde yatırımcı hemen gelmiyor. 25 yılı konuşuyoruz; son 12-13 yılda ciddi farklar ortaya çıktı. Daha önceki yıllarda insanlar Türkiye’ye yatırım yapmak için pek hevesli değillerdi. Şimdi daha kolay ikna ediyoruz Türkiye’ye gelmeleri için. Öte yandan Ege Serbest Bölgesi kendisini ispat etti; belirli sektörlerde dünyanın liderlerini getirdi. Burada üretim yapıyorlar. Artık pazarlama stratejimiz belirli ülkeleri hedefleyip, o ülkelerdeki yatırımcılara Türkiye’yi anlatmak. Onları Türkiye’ye yatırım yapmaya ikna edebilirsek bölgemize çekmek daha kolay oluyor. Bunu yapabilecek kadar özgüvenimiz var. Bizim ana hedefimiz iyi yatırımcıyı getirebilmek. İyi yatırımcı katma değerli ürün yaratan, sadece ucuz emek için gelmeyen, daha çok yetenekli ve iyi yetişmiş elemana ihtiyacı olan yatırımcıdır. Türkiye artık ucuz emekle bir yere gidemez.

 

Yabancı yatırımcı çekme konusunda hangi ülkeler var ya da yabancı yatırımcı olarak hangi ülkeler var bölgenizde?

ESBAŞ’ta ağırlıklı olarak Avrupa Birliği’nden ve Kuzey Amerika’dan yatırımcılar var. Ağırlıklı olarak Almanya, Hollanda firmaları var diyebiliriz. Avrupa Birliği’nden yatırımcı olmasının birkaç nedeni var. Bunlardan birisi; burada üretip Avrupa’ya satma niyetinde ve stratejisinde olan Amerikalı ve Avrupalı firmalar için bölgemizin lojistik avantajı. Bir diğer neden ise yatırımcı kabul ederken belli sektörlere ağırlık vermemizdir. Mesela; dünya havacılık sektöründeki önde gelen şirketleri getirmemiz lazım dedik. 15 yıldır çalışıyoruz bunun üstünde. Gaziemir’de Havacılık Meslek Yüksekokulu açıldı. Onun fikir babalığını, destekçiliğini de biz yaptık. Türkiye’de böyle bir okul daha herhalde yoktur. Daha mezuniyetlerinden iki sene evvel öğrencilerin hepsinin iş garantisi var. Havacılık ve Uzay Kümelenmesini oluşturma çalışmalarında yoğun bir şekilde çalıştık. Bu kümelenme bir dernek çatısı altında kurumsallaştı.

 

Kümelenme istediğiniz seviyede mi?

Evet, istediğimiz seviyede. Mesela Türk-ABD ortaklığı olan Kale Pratt&Whitney şirketi çatısı altında F35’lerin motorunun 300 parçasını burada yapmak üzere Pratt&Whitney ile Kale Havacılık Grubu bir üretim tesisi kurdu. Bunun gibi Fransız ve Alman şirketlerini de örnek gösterebilirim. Türkiye’de havacılık sektöründe yatırım yapmak niyetinde olan herkesi biz biliriz. Bu niyette olup Türkiye’ye gelen herkes de Eskişehir’i ve İzmir’de Ege Serbest Bölgesi’ni görmeden, ziyaret etmeden karar vermez. Böyle bir çekim oluşturduk. Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği çok iyi işler yapıyor. Burada yatırım yapan şirketler iyi teknisyenler, iyi mühendisler buluyorlar. Gelişlerinin nedeni yetişmiş Türk insanı. Başka hiçbir şey değil. Bizim, asgari ücrete takılmayıp hakikaten öğrendiğini uygulayacak hem çalışan mühendis hem de bundan önemlisi işadamı yetiştirmemiz lazım.

 

Ama iki tarafta da ciddi eksiklerimiz var sistematik olarak. Onu nasıl aşacağız?

Son yıllarda hükümetlerin yaptığı pozitif işlerden bir tanesi KOBİ’lere Ar-Ge alanında kredi vermesi oldu. Buna devam etmesi lazım. Çünkü bu bir öğrenme süreci. Başka hiçbir yolumuz yok. Bu kaynakların bazıları boşuna gitmiş olabilir. Eminim bunun hükümet de farkındadır. İşverenleri, fabrikaları buna alıştırmak için bunu bir araç olarak kullanmaya başladı, kullanmaya devam etmesi lazım. Diğer taraftan birçok teknoloji merkezi oluştu. Bu teknoloji merkezlerinde projeler üretilmeye ve akademisyenler daha çok iş yapmaya başladı. Bunun da artması lazım.

 

Dünya ile karşılaştırdığımızda, Türkiye’deki serbest bölgelerin yetkinliği, rekabet gücü nedir?

Ben burada tevazu göstermeyeceğim; biz ESBAŞ olarak burada 26 yıldır akıllıca iş yaptığımızı zannediyorum. Biz dedik ki; Türkiye’ye öyle sanayiler getirelim ki bizim insanımız öğrensin. Ve de memlekette bilgili işgücü yaratılsın. Artı, ihracat yapılsın. Bunu gerçekleştirdiğimizi düşünüyoruz. Sistemi iyi kurarsanız, bundan 15-20-30 sene sonra nereye varacağınızı bilirseniz, hayal ederseniz ve niyetiniz doğruysa hedefinize ulaşırsınız. Bizim bölgemizde havacılık ve otomotiv sektörü yoğundur. Pekiyi, bu neden diğer serbest bölgelerde olmadı? Biz her yıl milyonlarca dolar pazarlama yatırımı yapıyoruz. Dünyayı dolaşıyoruz. Para yatırmadan bu işler olmaz. Biz diyoruz ki; serbest bölgeler 2023 hedeflerine ulaşmak için kullanılabilir. Ama kullanılmıyor.

 

Hükümetin eylem planında serbest bölgeleri tekrar canlandırmak adına mevzuat değişikliği ve birtakım yeni teşviklerden bahsediliyor. Siz bunları yeterli görüyor musunuz?

Bence yeterlidir. Uygulanmasa bile olur ama uygulanırsa güzel olur. Bu işe elini kolunu, gövdesini, kafasını koymuş insanlar olmadığı sürece güzel örnekler yaratamayız.

 

Serbest bölgede şu anda imkânlarınız nasıl yeni yatırımcıları getirmek anlamında?

Şu anda dolu olmamıza rağmen pazarlama yapıyoruz. Neden yapıyoruz? Bizim 600 dönümlük bir arazimiz var. Ekonomi Bakanlığımızın himayelerinde, Serbest Bölgeler Yurtdışı Yatırım ve Hizmetler Genel Müdürlüğümüz ile birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Stratejik ve politik olarak hiçbir negatiflik yok. 1.5 yıldır üstünde çalışıyoruz. Yakın bir zamanda gerçekleşmesini bekliyoruz.

 

Küresel ekonomide çalkantılar, Türkiye’de de sorunlar var. Siz 2016 için neleri hedefliyorsunuz?

Biz ESBAŞ olarak kendimizi büyümeye odakladık. Genişlemeyle birlikte ESBAŞ’ın ticaret hacminin yıllık 7 milyar dolara yükselmesini ve ilave olarak 5.000 kişiye ek istihdamın önünün açılmasını öngörüyoruz. 2016’da biz 2015’i yaşayabilirsek iyidir diyoruz. ESBAŞ olarak 2016’yı 2015’ten yüzde 5 civarında daha iyi bitirmeyi hedefliyoruz. Yüzde 5 büyüme, Ege Serbest Bölgesinin aslında çok büyüdüğü anlamına gelmemeli. Normalde burası yüzde 20-25 büyür kapasite olarak. Ama biz ancak yüzde 5 büyüyeceğimizi görüyoruz. Çünkü pazarlarda pek büyüme yok. Avrupa’dan başka ümit de yok. Dolayısıyla bölgemize yatırım için yeni getireceğimiz şirketler vasıtası ile bu büyümeyi sağlayacağız. Mevcut şirketlerin birçoğu büyümeyecek. Bazı şirketler büyürken bazıları da küçülecek. Bu şekilde dengede kalacağımızı düşünüyoruz.