RÖPORTAJ — 2 Mart 2016 at 21:30

NGSTYLE YÖNETİM KURULU BAŞKANI NAZLI GÜRER ALDIKAÇTI: BÜYÜMEYE DEĞİL, MÜKEMMELE ODAKLANDIK!

Nazli_Gurer_Aldikacti_1

 

Marka olarak daima mükemmele odaklandıklarını ifade eden NGSTYLE Yönetim Kurulu Başkanı Nazlı Gürer Aldıkaçtı, hedeflerinin kaliteden taviz vermeden, her zaman niş ve özel bir marka olarak kalmak olduğunu vurguladı.

 

NGSTYLE çalışan kadınların giyim ihtiyaçlarına 2003 yılından bu yana butik üretimi ve özgün tasarımlarıyla hitap ediyor. Firmanın kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Nazlı Gürer Aldıkaçtı ile NGSTYLE’ın hamurundaki mükemmeliyetçi tasarım anlayışını, hedeflerini ve sektördeki gelişmeleri konuştuk.

 

Sektöre girişinizden NGSTYLE’ı kurmanıza kadar geçen süreci kısaca anlatabilir misiniz?

Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun olduktan sonra hemen iş hayatına atıldım. 25 yıldır hazır giyim sektörünün içindeyim. Sektörde 15 yıllık profesyonel yöneticiliğin ardından farklı şeyler yapmak isteği ile 2003 yılının Haziran’ında kendi ismimin baş harflerini vererek NGSTYLE firmasını kurdum. Sektörde geçmişte bıraktığım izlerin geri dönüşünü hem tedarikçi tarafında hem de perakende tarafında çok güzel bir şekilde aldım. Daha koleksiyonlarımı görmeden bana reyonlarını açtılar. Benim bugüne gelmemde hakikaten payları büyüktür. Ben de kendim markamla onları mahcup etmedim. Yaptığımız koleksiyonlar satım gücü yüksek koleksiyonlardır. Buradaki başarımı şuna bağlıyorum: Bir kere karakter olarak son derece titiz ve mükemmeliyetçi bir insanım, çok tez canlıyım. Hep iyiye,hep mükemmele odaklıyım. Bu sektörde tasarımların, modelistin, prova mankenin, üreticin iyi olacak. Bütün bu ekibi iyi organize etmek de sizi mükemmelliğe taşıyor. Burada kadın olmanın son derece büyük avantajlarını yaşıyorum. Çünkü ben bu koleksiyonları giyiyorum. 7/24 ben bu koleksiyonu deniyorum. Benim telefonum susmuyor. Gerek yakın çevremden gerekse iş çevremden 7/24 geri bildirim alıyorum. Dolayısıyla bu da markayı hep daha güzele, daha güncele, daha doğruya, daha iyiye yönlendiriyor.

 

Tasarım gücünüzü nereden alıyorsunuz? Tamamen tasarım ekibiniz mi bu işi üstleniyor, yoksa kendi eliniz de değiyor mu?

Ben çocuk sahibi olana kadar tasarımda tek başımaydım. Sonrasında güzel bir ekip kurduk, çok da başarılı işler çıkardılar. Fakat ekibim ne kadar iyi iş çıkarırsa çıkarsın giymediğim bir model, dokunmadan aldığım bir kumaş yoktur. Aksi olduğunda müşterilerim elimin, gözümün değmediğini anlarlar. Güzel bir satış ekibim var. Ne mutlu bana ki onlar sayesinde ben burada saatlerce provamı yapabiliyorum. Benim için işin önemli yeri burası.

 

Pekiyi, sizin ilham kaynağınız nedir?

Her şey ve her yer. Seyrettiğim bir film, okuduğum bir kitap, seyahatler… Gece veya gündüz dışarı çıktığımda görüyorum; Türk kadını çok güzel giyiniyor. Yani her an her şeyden ilham alabiliyorum.

 

Türk kadını ile Avrupalı kadın arasında ne tür farklılıklar var giyim konusunda?

Bir kere her şeyden önce Türk kadını çok bakımlı ve son derece şık giyiniyor. Avrupalı kadın da aynı şekilde… Ama biraz daha rahatlarına önem veriyorlar. Bizde o rahatlık geri plana atılıyor. Bu iyi mi, kötü mü? Yerine göre tartışılır. Önceki yıllarda İtalya’ya gittiğimizde gelen geçen kadınları seyretmek çok hoşumuza giderdi. Şimdi aynı şekilde bir İstinye Park’ta, Nişantaşı’nda herhangi bir restoranda, Bağdat Caddesi’nde gördüğüm kadınlarımızın giyim tarzlarından büyük zevk alıyorum.

 

Kadın giyiminde yabancı marka hayranlığını nasıl yorumluyorsunuz?

Kadınların marka konusunda hassas oldukları bir gerçek. Ancak çalışan kadın, yabancı markalardan da alışveriş yapsa da rahatlık, kolaylık gibi öncelikleri var.Ne kadar zengin olursa olsun işinde giyebileceği ürünü sürekli olarak markalardan bulamaz. Bulsa bile yüksek rakam ödemek istemez. Ama şık bir ayakkabı, çanta ve aksesuarı yanında gardırobunu bizden tamamlamak çok hoşuna gidiyor. Hayatı kolaylaşıyor, kendisini çok özel hissediyor. Biz de bu nedenle fazla yaygınlaşmıyoruz. Dolayısıyla kalitemizden taviz vermiyoruz. Benim zaten hedeflerimde 300-400 mağaza olayım gibi hedefim hiç bir zaman olmadı. Yurt dışına açılmak istiyoruz. Ama ben Türkiye’de maksimum 25-30 mağazaya sahip olmak hedefindeyim. Çünkü büyüme Uzakdoğu’da, Çin’de üretimi gerektiriyor, bu da kaliteyi düşürüyor. Ayrıca kontrol etmek de zorlaşıyor. Ben işin 24 saat kontrol edebileceğim büyüklükte olmasına önem veriyorum.

 

Üretimi bünyenizde mi, yoksa çözüm ortaklarınızla birlikte mi yapıyorsunuz?

Tasarımlarımız, kendi modelhanelerimizde kesiliyor ve kalıplarımız hazırlanarak atölyelere gidiyor. Sadece bizim işlerimizi yapan, sözleşmeli atölyelerle çalışıyoruz. Bu atölyelerin her biri farklı bir konuda uzmanlar, bazıları sadece eteklerimizi, bazıları sadece pantolonlarımızı dikiyor. Bu uzmanlaşma kalitemizi korumamızdaki en önemli etkenlerden biri. Tüm üretim sürecimiz büyük bir titizlik ve mükemmeliyetçi bir yaklaşımla yürütülüyor.

 

Yılda kaç koleksiyon çıkartıyorsunuz?

Genel olarak yılda 2 koleksiyon gibi düşünün. Fakat mağazalaştıktan sonra bunların takvimleri değişiyor. Koleksiyonu dörde, beşe bölüyoruz. Bunlar belli bir takvimde mağazalardaki yerlerini alıyorlar. Çok ciddi bir çalışma var orada. Ama toptan anlamında geniş bir koleksiyonumuz var. Ama sürekli ilavelerimiz oluyor.

 

NGSTYLE mağazalarını daha çok AVM’lerde görüyoruz. Cadde mağazacılığında durum nedir?

Bu noktada iki cadde mağazamızdan bahsetmek istiyorum. İkisinin de çok doğru yerlerde olduğunu düşünüyorum. Alsancak mağazamız gerçekten çok güzel gidiyor. Göktürk mağazamız benim öngörümle açılan bir mağaza. Orada çok güzel bir cadde mağazamız var. Göktürk tamamen bizim hedef kitlemizin, yani çalışan kadının olduğu bir yer. Çocuğunu okula bırakırken ve çıkarken alışverişini yapabiliyor. Hafta sonu yürüyüş yaparken alışverişini yapabiliyor. O yüzden oradan memnunum. Bunun dışında Nişantaşı ve Bağdat Caddesi tabii ki çok arzu ettiğimiz yerler fakat o kadar fahiş fiyatlar ve hava paraları var ki bunlarla mücadele etmek söz konusu değil.

 

Türkiye’nin dışında başka pazarlarda var mısınız?

Laleli üzerinden Rusya’ya satışlarımız oluyordu, Kazakistan’la da çok güzel işler yaptık. Son yıllarda Ortadoğu ve Afrika ülkelerine ihracat yapmaya başladık. Önümüzdeki dönemde bu ülkeleri çeşitlendirerek, ihracatımızı artırmak istiyoruz.

 

E-ticarette var mısınız?

E-ticarette varız. Fakat ben büyük firmalarla işbirliği yapmanın daha cazip olduğuna inandım. Türkiye’de tanınan markaların kampanyalarında yer alıyoruz. Gayet de güzel satışlarımız oluyor. Bir de Türkiye’de e-ticarette ucuza ürünler satılır gibi bir algı oluştu. Şimdi bunu büyük firmalar yavaş yavaş kırmaya başladılar. 1V1Y’nin butiğinde de güzel işler yapıyoruz. Stok eritme amacıyla kampanyaları kullanıyoruz.

 

Kumaş tercihinde yabancı yerli oranı nedir?

Kumaş olarak yüzde 85 Türk, yüzde 15 yabancı kumaş kullanıyoruz. Türkiye’de çok güzel kumaşlar üretiliyor.

 

Genel olarak hazır giyim sektöründe var olan sorunlar nelerdir?

Bizim için şu an en büyük sıkıntı indirimlerde. Büyük markalar maalesef sezonlarını indirimle açıyorlar ve piyasayı bozuyorlar. Ve bizler ister istemez müşterilerden gelen indirim istekleri ile karşılaşıyoruz. Onlarda indirim var sizde neden yok gibi çok ciddi tepkiler alıyoruz. İnsanlarımızda hep bir indirim beklentisi oluştu. Bunu son derece yanlış buluyorum. Çünkü biz fiyatlarımızı diğer markalar gibi ucuzluğa gireceğiz diye koyan bir marka değiliz. Son derece kaliteli ürün yapıyoruz ve ederini koyuyoruz. Bu indirim politikasının derhal düzeltilmesi lazım. İkinci olarak da mağaza kiralarını hiç normal bulmuyorum. Birçok lokasyonda kiraya çalışılıyor. Tabii burada sektörün sorunu beraber hareket edememektir. Herkes kendini kurtarma peşinde. Artık perakendeleşmek zorundayız. Çünkü artık toptan bitiyor. AVM’lerin girmediği yer kalmadı. Bütün markalar orada oluyor ve dolayısıyla eskisi gibi büyük katlı mağazacılık kalmıyor. Mağazalaşmaya mecburuz. Ancak kiralara da çalışmak istemiyoruz. Bir diğer önemli konu da personel sorunudur. Ve ben bunun sadece eğitimle de aşılacağına inanmıyorum. Eğitime çok önem veriyorum, fakat doğuştan yeteneğin üstüne bir emek sarf edilmeli ve eğitim verilmeli. Perakendecilik çok özel bir meslek. Maalesef genç kuşaklar perakendeciliği meslek olarak görmüyorlar. Bu da bizi üzüyor.

 

2015 yılı değerlendirmeniz ve 2016 hedeflerinizi de konuşalım isterseniz…

Çok açık konuşayım; 2015 unutmak istediğim bir sene. Gerçekten büyük krizler atlattık, ama özellikle çok kötü bir yaz geçirdik. Bizim insanımız maalesef böyle dönemleri ödemelerde mazeret olarak kullanıyor. Ödeyebileceği varken ödemiyor. Belirsizlikler 2015’te bizi yordu. 2016’ya daha rahat başladık. Seçimleri geride bıraktık. Ben olumlu bir beklenti içindeyim 2016’da.

 

Bu düşünceyle belli hedefler koydunuz tabi ki…

Evet, öncelikle mağazalarımızı arttıracağız. Bazı AVM’lerle imzalar atıldı. Bununla birlikte ciro artışı da hedefliyoruz. Bunları heyecanla bekliyoruz. Ancak ihracatı artırmak bizim en büyük hedefimiz.