RÖPORTAJ — 5 Nisan 2016 at 18:40

SAXO CAPITAL MARKETS TÜRKİYE CEO’SU SAVAŞ DİVANLIOĞLU: YATIRIMCILARIMIZA DÜNYA PİYASALARININ KAPISINI AÇIYORUZ!

IMG_2001

 

Yatırımcı zarar oranının ortalama yüzde 90’a yaklaştığı forex piyasasında Saxo Capital’ın son dönem kâr oranını %42.48, zarar oranını %57.52 olarak açıkladığını dile getiren Saxo Capital Markets Türkiye CEO’su Savaş Divanlıoğlu, yerli yatırımcının önüne bütün dünya piyasalarını açtıklarını, bunun çok önemli bir özellikleri olduğunu vurguladı.

 

Borsa’nın eski cazibesini yitirdiği şu günlerde forex piyasası, aracı kurumların birçoğu için can simidi oldu. Saxo Capital Markets Türkiye, faaliyetleri itibariyle bu aracı kurumlardan ayrışsa da forex piyasasında da varlık gösteriyor. Şirketin CEO’su Savaş Divanlıoğlu ile piyasa dinamiklerini, yatırımcı yönelimlerini ve forex piyasasındaki gelişmeleri değerlendirdik.

 

Saxo Capital Markets olarak, Türkiye’deki faaliyetlerinizi kısaca aktarır mısınız?

Biz Danimarka merkezli Saxo Bank’a bağlı bir şirketiz. Türkiye’de tamamen aracı kurum faaliyeti yapıyoruz. Sadece bir forex şirketi değiliz. Bunu her fırsatta söylemeye çalışıyorum. Çünkü Türkiye’de en bilinen yatırım aracı olarak lokal hisse senetleri var. Sonra lokal vadeli işlemler ve sonra da FX geliyor. Bizim bildiğimiz enstrümanlar bunlar. Forex bizim yaptığımız işlerin sadece küçük bir kısmını oluşturuyor. Saxo Capital Markets olarak, çok basit anlamda yerli yatırımcının önüne bütün dünya piyasalarını açıyoruz. Hindistan’dan, Rusya’dan, ABD’den, Avrupa’dan kote olmuş tüm hisse senetlerinin borsadan alım satımını yapıyoruz.  Bir başka deyişle direkt o borsalara erişimimiz var. Bu erişim sayesinde alım-satımı, saklanması, değiş tokuşu ve borsalarda işlem gören neredeyse bütün vadeli işlemleri gerçekleştirebiliyoruz. Saxo Capital Markets olarak portföyümüz, ağırlıkla kurumsal müşterilerden oluşuyor. Tek bir platformdan tek bir hesap üzerinden bunların hepsine işlem yapabiliyorsunuz. O yüzden de bizi genelde daha büyük ve profesyonel yatırımcılar tercih ediyor.

 

Forex piyasasında neler yapıyorsunuz?

Forex piyasasına baktığınız zaman müşterilerin belki yüzde 98’i bireyseldir. Bizim de yüzde 20-30 kurumsal müşterimiz var ama bireysel müşterilerimiz ağırlıkta. Ancak bizim bireysel müşterilerimiz biraz daha büyük, biraz daha profesyonel, yatırım konusuna ciddi yaklaşan, kaldıracı kullanmayı çok sevmeyen yatırımcılar. SPK mevzuatı gereğince forex işlemi yapan aracı kurumlar internet sitelerinde kâr-zarar oranlarını bildirmek zorunda. Bu oranlara bakıldığında Türkiye’deki yatırımcıların kayıp oranı ortalama olarak yüzde 90’a yaklaşıyor. 100 yatırımcıdan 90’ı kaybediyor, 10’u kazanıyor, diye değerlendirebiliriz. Saxo Capital Markets olarak en son yayınladığımız oran ise 56’ya 44’tü.Kazanma/kaybetme oranı yaklaşık yarı yarıya, diyebilirim. Bu yüzdelerden, Saxo Capital Markets müşterilerinin daha bilinçli, kaldıracı çok fazla kullanmayan yatırımcılar olduğu sonucuna varabiliriz. Biliyorsunuz biz başından beri, 1’e 50’nin üzerinde bir kazanç vaat etmiyoruz. Şimdi yeni mevzuatta herkes bizim tarafa çekildi. Ama bizim 1’e 50 verdiğimiz müşteri bile 1’e 50’yi kullanmıyor. Yatırımcımız, kendisine verilen bu fırsatı zorda kalmadıkça kullanmayı tercih etmiyor. 50’nin üzerinde bir kazancı hedeflemek yatırım olmaz, kumar olur, diye düşünüyoruz. Saxo Capital Marketks müşterilerinin her birinin bir müşteri temsilcisi var. Müşteri temsilcileri müşterilerin bütün işlemlerini takip ediyor, bir sıkıntı söz konusu olduğunda, tavsiye vermek için değil, yatırımcıyı riskleri konusunda uyanık tutmak için hemen arıyor.

 

Piyasada yatırımcıya bilgi verme açısından bir açık var. Bu nasıl çözülebilir?

FX piyasasında kurumların büyük bir kısmı müşteriye karşı pozisyon alıyor. Çünkü fiyatı aracı kurum veriyor.   Kayıp oranlarının yüzde 80-90 olduğu bir piyasada bu çok büyük çelişkidir. Biz Saxo Capital Markets olarak, işlemlerin hepsini birebir hedge ediyoruz. Bizde hiç pozisyon kalmaz. Zaten işimizin yüzde 70’i organize piyasalardır. Ama tezgâh üstü işlemleri bile kurum politikası olarak hiçbir zaman içimizde tutmuyoruz, bu çelişkiyi yaşamamak için. Daima müşterinin lehine çalışıyoruz.  Bu bizim çok önemli bir özelliğimiz. Pozisyon almıyoruz, kaldıracı düşük tutuyoruz, müşterilerle sık sık bir araya geliyoruz. O yüzden bizim kazanç oranlarımız biraz daha yüksek.

 

İşlem yapan yatırımcı sayısına baktığımızda durum nedir?

Bunu tam olarak bilmek zor ama tahminimce aktif olarak işlem yapan yaklaşık 30-40 bin kişi var. FX piyasasında yatırımcı ömrü çok kısa. Yüzde 80-90 kayıp olduğu zaman yatırımcı piyasadan çekiliyor. O yüzden aktif müşteri sayısı sürekli değişiyor. Ama 20-30 bin civarında yatırımcı sabit olarak var.

 

Ama son zamanlarda güven verici düzenlemelerin gelmesi, SPK’nın bu işe el atmasıyla birlikte aktif müşteri sayısının yükseleceği söyleniyor. Sizce böyle bir öngörü doğru mu?

Kaldıracın düşmüş olması bence çok pozitif.  Şu an kaldıraç Saxo Capital’in işlem yaptığı seviyelere geldi. Bunun aktif müşteri sayısını yükselteceğini tahmin ediyorum.

 

Türkiye’de sermaye birikimi az, finansal piyasalarımızda ağırlıklı olarak yabancı fonlardan oluşan bir yapı söz konusu. Bu yapıda piyasalardaki eğilimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bundan 6 ay önce borsamızın yükselmesi gerektiğini söylüyordum. Oradaki bakış açım şuydu: Reel faizimiz yüksekti. Bir başka deyişle 2 yıllık getirinin yüzde 11-11.5 olduğu bir yerde senelik enflasyon beklentimiz 7.5-8’di. Yüzde 4 reel getiri yatırımcıyı çeken bir rakamdı. O yüzden TL’nin değeri artmalıydı ki nitekim öyle oldu. Öbür taraftan borsa bundan 2 ay önce anormal derecede değersizleşmişti. Dolar bazında 2009’un Mayıs ayına, dibe yakın bir noktaya geri dönmüştük. Fiyat kâr oranları özellikle bankacılık endeksinde 7-8’lere, fiyat defter oranı 1’in altına düşmüştü. Bu durumda para girişini artırılması gerekiyordu. Bugün piyasayı olumsuz etkilemesi beklenen gelişmeleri ya yatırımcılar görmezden geliyor ya da bu olaylar fiyatların içinde zaten var. Siyasi dalgalanmalar düzelirse borsamızın daha bir hayli yol alması gerekiyor. Borsamızı gelişmekte olan ülkelerin fiyat-kâr oranı ile karşılaştırdığınızda, onlarda 13, bizde şimdi bile 10. daha önce 8-9’du.

 

Borsa İstanbul’un daha fazla sayıda KOBİ’nin halka açılması ve piyasayı büyütme hedefi var. Ama KOBİ’ler buna ne kadar hazır?

Her şeyi basit düşünmekte fayda var. KOBİ’lerin halka açılmasını istiyoruz. Ancak piyasanın doğası gereği şeffaflıkaz. Finansalları şeffaf yapamıyorlar. Vergi tarafında maalesef alınacak çok yolumuz var. Siz yatırımcı olarak bir şirketin finansallarına baktığınızda bahsettiğim nedenden şirketin durumunu tam olarak anlayamıyorsunuz. Şimdi bu şirketleri halka açmaya çalışıyorlar. Halka açabilmemiz için şirketlerin tam şeffaf olmaları lazım. Bu da bugünkü işleyişte zor görünüyor.

 

Köklü reform istiyor demek ki…

Birincil olarak vergi reformu gerekiyor ama verginin denetim tarafı daha önemli. Yani vergiyi çok iyi denetlememiz lazım. Bunun istenirse hayata geçirilebileceğini düşünüyorum. Bu hayata geçirildiğinde şirketlerin halka açılmasının önündeki engel kalkacaktır.

 

Yatırım enstrümanlarına değinelim biraz da.. Siz bu konuda neler yapıyorsunuz mesela?

Hisse senedini biliyoruz. Yabancı hisse senedini tanımaya başladık. Aslında işleyiş aynı, yine bir değerleme yapıyorsunuz; şirketin değerlemesi. Size göre ucuzsa alıyorsunuz, size göre pahalıysa satıyorsunuz. Aslında çok basittir hisse senedi işlemi. Vadeli işlemin yerelini bir dereceye kadar biliyor yerli yatırımcı, yabancı vadeli işlemi neredeyse hiç bilmiyor. Aslında yerel işlemlerle aynı model ama başka enstrümanlar, başka dayanaklar var. Opsiyonları nerdeyse sadece profesyonel yatırımcı biliyor. Normal yatırımcı opsiyonları hiç bilmiyor, yabancı vadeli işlemleri hiç bilmiyor, yabancı hisseleri çok az biliyor. Saxo Capital Markets olarak eğitim çalışmalarına çok ağırlık veriyoruz. Göreve geldikten sonra özellikle bunun üzerinde çalışıyorum. Ayda en az bir seminer yapıyoruz. Tamamen ücretsiz olarak yatırımcıları bilgilendirmeye çalışıyoruz. Yakında çeşitli şehirlerde bunu yapmaya başlayacağız. Eğer müşteri ilgilenip ofisimize gelirse burada da birebir eğitime devam ediyoruz.

 

Neden danışmanlık hizmeti mevzuata alınmıyor?

Son çıkan SPK tebliği ile kaldıraçlı işlemlerde, müşteri kaybederken aracı kurumun kazanmasını engellemek amacıyla danışmanlık yapmak yasaklandı Amaç; kötüye kullanılmasını engellemek. Yani müşteriye al-sat demeyin dedi. Çünkü müşteri kaybederken bazı aracı kurumlar kazanıyor. Çıkar çatışması var.

 

Dünyada bu nasıl işliyor peki?

Bütün ülkelerde yatırım danışmanlığı alıyorsunuz. Türkiye’de bu konuda iki yol izlenebilirdi. Ya tamamen yasaklamak ya da yapılan yatırım danışmanlığını iyi denetlemek. Türkiye’de maalesef gerçekten yatırım danışmanlığı yapabilecek kalitede çok insan yok. Belki de SPK buna bakarak yasaklamayı tercih etmiştir, diye düşünüyorum.