RÖPORTAJ — 1 Mayıs 2016 at 13:14

GÜLGÜN SÜT MAMÜLLERİ DİREKTÖRÜ YUNUS BETMEZOĞLU: HER YIL YÜZDE 30 BÜYÜYORUZ!

Yunus Betmezoglu1

 

Büyüyen bir gıda firması olarak krizden fazla etkilenmediklerini dile getiren Gülgün Süt Mamülleri Direktörü Yunus Betmezoğlu, yeni tesisin devreye girmesinden sonra her yıl yüzde 25 ile 30 arasında bir büyüme kat ettiklerini söyledi.

 

Kuzey Kıbrıs’ın ihracatına baktığımızda önemli ürün kalemlerinden biri de hellimdir. İşte böylesine önemli bir ürünü ABD’ye ihraç etme başarısını gösteren Gülgün Süt sektörde uluslararası standartlarda üretim yapan az sayıda firmadan biri. Gülgün Süt Mamülleri Direktörü Yunus Betmezoğlu ile üretim ve ihracat hedeflerini konuştuk.

 

Gülgün Süt Mamülleri’nin kuruluşunu ve bugüne gelişini kısaca anlatabilir misiniz?

Biz 1990 yılında kurulan bir aile şirketiyiz. Biz ikinci nesil olarak bayrağı devraldık. Babam Halil Betmezoğlu o yıllarda köylerden sıcak sütleri toplayarak imalathanelere taşıyan sözleşmeli personeldi.  Babam işinden ayrıldıktan sonra yoğurt imalatıyla işe başladık. Babam sabah sütü getirirdi, annem yoğurt yapardı. Marka olarak annemin isimi olan Gülgün ismini koydular. 200-300 litreyle başlangıç yaptık o dönemde. Biz öğrenciydik o yıllarda ama üretime biz de yardımcı olurduk. 2008’e kadar hızlı yol kat ettik. 2008’den sonra kurumsallaşmaya gittik. O yıla kadar fazla peynir üretimimiz yoktu. Aynı yıl içinde başka bir fabrikayı tüm haklarıyla devraldık. Ve böylece hellim ve kaşar üretimine başladık. 2011 yılına kadar böyle devam etti. Ama bir arayış içindeydik. Çünkü iki ayrı yerde üretim yapıyorduk. Bunların kontrolü ve ayırımında sıkıntılar yaşadık. Bunun üzerine Türkiye’den, Güney Kıbrıs’tan, İtalya’dan topladığım örnek projeleri harman yaptık ve yeni bir tesis için proje hazırladık. İtalyan bir uzmanın proje danışmanlığında uluslararası standartlardaki tesisimizi 2011 yılının sonunda tamamladık. Daha önce 10 ton süt işliyorken yeni tesisimizde 65 ton süt işleme kapasitesine ulaştık.

 

Peki, bugün 65 tonu geçtiniz mi?

50 tona kadar çıktık ama bugün hiçbir sıkıntı yaşamadan 65 tona kadar gidebiliriz. Standart belgelerimizi de aldık.

 

Genel olarak baktığımızda herhalde Kuzey Kıbrıs standartlarının üzerinde bir tesis ve üretim var…

Tabii, üstünde. Biz bunun için hiçbir masraftan kaçınmadık. Makine ekipmanında, işçilikte hep en iyisini seçtik. Maliyet yüksekti ama ileride üretimde bir sıkıntı yaşamak istemedik. Biz çekirdekten geldik, sıkıntıları gördük. O yüzden olmuşken en iyisi olsun dedik.

 

Gülgün Süt, ürün gamında neleri barındırıyor?

Ürün gruplarımız var. Biz yoğurt tabanlı başladık işe. Yoğurt, ayran, süzme yoğurt derken bunlara diyet ürünleri ekledik. Peynir grupları olarak beyaz peynir, kaşar, hellim, çökelek, lor peyniri, yağ gruplarında tereyağı, krema, bal kaymak, süt grubunda günlük süt çıkarttık; tam yağlı ve yarım yağlı olarak.

 

Hedef pazarınız doğal olarak KKTC. Ancak özellikle hellim ile ilgili Türkiye’de de hareketlenme görüyoruz…

Biz küçük bir ülkeyiz. İhracatımızın yüzde 25-30’unu hellim oluşturuyor. Güney Kıbrıs’ta da aynı şekilde hellim başı çeken bir ihraç ürünüdür. Hellim üretimine Suriye ve Türkiye’nin de girmesiyle sıkıntı yaşamaya başladık. Tedbir olarak Güney Kıbrıs, Avrupa Birliği’nde hellim için tescili alma yoluna gitti. Biz sanayi odasının girişimleriyle kendi tedbirlerimizi aldık. Kimseyi de incitmeden Türkiye’deki üretimleri durdurmamız lazım.

 

İhraç pazarlarınızda durum nedir?

Türkiye’ye hellim ve kaşar ihracatımız var. Ayrıca, Körfez ülkelerine ihracatımız var. Suudi Arabistan, Katar, Dubai gibi ülkelere ihracat yapıyoruz.

 

Üretiminizin ne kadarı ihracat şu anda?

Şu anda üretimimizin yaklaşık yüzde 40’ı ihracat, yüzde 60’ı iç piyasa. KKTC geneline baktığınız zaman üretimin yüzde 70’i ihracata, yüzde 30’u iç piyasaya gider. Biz daha fazla iç piyasa ağırlıklı bir firmayız. Biz kapasite artışımızı dış piyasaya yansıtırız. KKTC tarihinde ilk kez biz Amerika’ya bir konteyner hellim gönderdik. Biz ürünümüzün kalitesine çok güveniyoruz. Sadece bürokratik engellerden korkmuştuk. Sonuçta çeşitli yazışmalardan ve işlemlerden sonra malımızı gönderdik. Sıra ikinci partiye gelince Güney Kıbrıs’tan bir e-mail gitti tehdit mahiyetinde. Müşterimize hellim satamayacaklarını söylediler. Böyle olunca müşterimiz çekindi. Ne kadar anlattıysak da müşterinin kafasında hala soru işaretleri var.

 

Türkiye’de üretip hellim ihracatı yapamaz mısınız?

Hellimde bu olmaz. Bizim şu anda İzmir Bornova’da aynı isimde bir firmamız var. Ama buradan malı üretip gönderdiğiniz zaman Türkiye’ye bir kere yüzde 8 KDV’yi ödeyeceksiniz. Ondan sonra malı iyileştirmeniz lazım, onun da bir bedeli var. İngiltere, Avustralya vb. ülkelere ürün gönderdiğinizde Kıbrıs malı olduğuna dair belge istiyorlar. Çünkü hellim Kıbrıs’ın yerel ürünü olarak tescillidir.

 

Makine parkınızı tamamladığınızı söylediniz.  Ar-Ge ve yeni ürünler geliştirme konusunda neler yapıyorsunuz?

Biz 2013 yılında kurumsallaşmayı benimsedik. Ürünün, Gülgün Süt ürünü olduğunun ambalajından, yapısından, içeriğinden belli olmasını sağladık. Piyasada kurulu bir Ar-Ge laboratuvarı yok. KKTC’de bunu kaldıracak bir üretim de yok. Biz insanların talepleri doğrultusunda aranan ve ayrıca Türkiye’den gelen ürünleri üretmeye çalışıyoruz. Bizi maliyet ve teknoloji açısından zorlamayan ürünleri araştırıp ürün gamımıza katıyoruz.

 

Sizin ana ürününüz hangisidir?

Bizim ana ürünümüz yoğurt ve süzme yoğurttur. Ama son 1-2 yıldır diğer ürün gruplarımız da yoğurt kadar ön plandadır.

 

Gıda sektöründe hijyen çok önemli. Tüketiciler de buna dikkat ediyorlar. Peki, sektörün geneline baktığımızda üreticiler bu kurala uyuyorlar mı?

Her firma için aynı şeyi söyleyemeyeceğim ama uyan firmalar da var. Bizim şu anda iki gıda mühendisimiz, kurulu bir laboratuvarımız, mikrobiyoloji laboratuvarımız ve bütün bu ürün gamımızı standartlara göre üretme uğraşımız var. Bunlar bir fabrika için büyük bir külfettir. Bunu hiç uygulamazsanız otomatikman yüzde 10-15 oranında bir maliyet avantajı elde edersiniz. Bunlar çok görülmeyen giderlerdir. Ama standart belgeleriniz varsa ürünle ilgili standartları yerine getirmek zorundasınız.

 

Topladığınız sütleri tesisinizde harmanlıyor musunuz, yoksa ürünlere odaklı ayırım mı yapıyorsunuz?

Bize sıcak ve soğuk sütler gelir, keçi sütleri gelir. Firmamıza girmeden önce hep ön analizleri yapılır. Ona göre sınıflandırılarak depolara alınır. Sıcak gelen sütleri şok soğutmayla hemen soğutup bakteri yükünü durdurup, soğuk depolara alırız. Üretim aşamasına geçildiğinde ürüne göre en iyi kalitedeki sütü kullanırız.

 

Sütün verimli, kaliteli olması hayvancılık sektörünün güçlü olmasından geçiyor. Sizin kendi çiftlikleriniz var mı bu anlamda?

Birkaç yıl önce piyasada keçi sütü açığı gördük. Keçi sütü de şu anda çok revaçta. Türkiye’de çok iyi yerlere gelmiş keçi ürünleri ve çiftlikleri var. Bunu örnek alarak bir keçi çiftliği kurmaya karar verdik. Başta ufak başlayalım dedik ve 20-30 tane keçi aldık. Yavaş yavaş onları çoğalttık, şimdi 70’in üzerinde keçi var. Yavrularla birlikte yaklaşık 100 tane oldu. Yaparsak en iyisini yapalım istiyoruz. Ayrıca bu yıl 18-20 tane düve aldık. Büyükbaş hayvan sayımızı da çoğaltmaya çalışıyoruz.

 

Peki, sektörde uygulama nasıl genelde? Yani küçük üreticilerden mi toplanıyor sütler?

Şimdi genelde üreticiler soğuk zincire geçmiş durumdadır. Devlet izlediği politika ile herkesi soğuk zincire geçirmek istiyor. Ama herkesin maddi durumu buna el vermiyor. Devlet teşvikleri ve Avrupa Birliği’nin sunduğu desteklerle geçiş yapanlar var.

 

Hayvancılık politikasında bir ilerleme var mı Kuzey Kıbrıs’ta?

Türkiye’dekine benze bir politika var. Yeterli önlem ve planlama olmadığı için bu yıl süt üretimi hedefleri aştı. Bu hesap daha önceden yapılmalıydı. Doyum noktasına gelince sütler yere dökülmeye başladı. Şimdi tedbir almaya çalışılıyor ama son noktada alınan tedbirler üreticiye zarar veriyor.

 

2015 nasıl bir yıl oldu Gülgün Süt Mamulleri için?

Biz büyüyen bir gıda firması olduğumuz için krizden fazla etkilenmiyoruz. Kapasite olarak 2011 yılından sonra her yıl yüzde 25 ile 30 arasında bir büyüme kat ettik. Şu anda günlük 40-45 ton süt işliyoruz. Bunu nasıl yaptık? En iyi kaliteyi en iyi fiyata verdik. Yani kötü mal üretelim kar marjımız yüksek olsun düşüncesini hiç gütmedik. Biz büyüyelim, daha çok gelişelim ve sürümden kazanalım düşüncesinde olduk. Halen de aynı mantıkla devam ediyoruz. Her yıl yeni ürünler çıkarmaya devam ediyoruz.

 

2016 yılı için öngörü ve hedefleriniz nelerdir?

Şimdi biz iç piyasada hemen hemen tüm market ve restoranlarda varız. Bizim şu andaki hedefimiz müşterilerimizle iletişimi artırıp onlara daha iyi hizmet vermektir. Türkiye’de zincir marketlerde kendi ismimizle yokuz. Fason üretim yapıyoruz. Yakın zamanda alacağımız belgelerle Türkiye’de zincir marketlere girmek istiyoruz.

 

Türkiye pazarına açılma hedefiniz var. Bu vesileyle hem Türk tüketicisine hem de Kuzey Kıbrıs Türk tüketicisine nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Bizde bir söz vardır: “Doğru direk yıkılmaz.” Siz doğru yoldan şaşmayın, önünde sonunda hedefe ulaşacaksınız. Bize öğretilen budur. Onun için biz hiçbir zaman kalitemizi bozmadık. En iyiyi üretmeye çalışıyoruz ve iyi yolda olduğumuza da inanıyoruz.