RÖPORTAJ — 1 Haziran 2016 at 13:37

ÇUHADAROĞLU METAL SANAYİ YÖNETİM KURULU BAŞKAN YARDIMCISI NEJAT ÇUHADAROĞLU: ŞAMPİYONLAR LİGİNDE OYNAMAK İSTİYORUZ!

nejat çuhadaroğlu 2

 

 

Fransa ve İngiltere gibi Avrupa’nın en güçlü kalite beklentisi olan pazarlarında yer alan bir firma olduklarını dile getiren Çuhadaroğlu Metal Sanayi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nejat Çuhadaroğlu, kendileri için başarının şampiyonlar liginde oynamak olduğunu, bu nedenle Amerika pazarını hedeflediklerini ifade etti.

 

Çuhadaroğlu 62 yıldır sahip olduğu tecrübe ve bilgi birikimi ile alüminyum sistem tasarımlarında Türkiye’nin lider markası. Ekonomik konjonktürün tüm sorunlarına karşın hisselerinin yüzde 26’sını halka arz ederek son bir buçuk yılda halka arzı başaran tek firma olarak da dikkat çeken Çuhadaroğlu Metal Sanayi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nejat Çuhadaroğlu ile halka arz ve sonrasındaki hedeflerini konuştuk.

 

Çuhadaroğlu’nun halka arz ve sonrası için değerlendirmelerinizi almak isteriz öncelikle. Bildiğimiz kadarıyla sektörünüzde son dönemlerde borsaya açılan tek firmasınız…

Evet, neredeyse 1,5 senedir halka açılan tek firmayız. Borsada işlem gören bir firma olmak bizim tarafımızdan her şeyden önce kurumsallık çalışmalarımızın son aşaması olarak tarif edilmektedir. Diğer taraftan uluslararası çapta dünya markası olabilmek için borsada işlem görmek çok önemli. Bu aşamadan sonra bizim için stratejik ortaklıklar yapma imkanını daha rahat olacaktır. Çuhadaroğlu’nun hatırı sayılı ihracatı var ve bu ihracatın büyük bir kısmını da bundan sonra Avrupa ve Amerika’ya doğru yönlendirmeyi planlıyoruz. Avrupa’ya yaklaşık 20 senedir ihracatımız var. Çuhadaroğlu, kendi sistemlerini ve işçiliğini, katma değerini koyarak dünyaya pazarlıyor. Bu süreci daha da etkin hale getirmeye çalışıyoruz. Bununla ilgili de ciddi firmalarla görüşmelerimiz sürüyor. Takibe aldığımız işler var. Biz halka arz sürecini kurumsallaşmamızın en önemli göstergesi olarak görüyoruz, dolayısıyla başarılı bir firma olarak halka açılmamız sonrası ilk kar dağıtımı yapma kararını aldık. Bildiğiniz gibi firmalar halka açılma sürecinin hemen ardından böyle bir yol izlemez. Biz kar dağıtıyoruz ve dağıtmaya da devam edeceğiz. Bu 20 yıldır yaptığımız yatırımların bir geri dönüşüdür. Dünyada sayılı entegre alüminyum doğrama tesislerinden birisine sahibiz ve yeni yatırımlarımız da sürüyor. Aldığımız kaynakların bir kısmını üretimde, bir kısmını da Ar-Ge departmanımızda değerlendiriyoruz. Çünkü Ar-Ge her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de çok önemli. Ülkemizde genel alışkanlık yabancı markaların know-how’ını, sistemlerini, teknolojilerini kullanmak üzerine kururlu. Çuhadaroğlu olarak biz; kendi ismimizi, kendi sistemimizi, kendi teknolojimizi kullanıyoruz ve kullanmaya da devam edeceğiz. Ar-Ge, kapasite ve kalite olarak yükselen trendimizi devam ettireceğiz.

 

Ar-Ge şüphesiz çok önemli. Siz bütçesel anlamda Ar-Ge’yi nerede konumlandırmış durumdasınız?

Hedefimiz bütçeden yüzde 10 pay vermek. Belirttiğim gibi, bizim için Ar-Ge çalışmaları çok önemli. Ar-Ge olmadan kendi kalitenizi ve markanızı güçlendiremezsiniz. Bu konunun önemini yıllar önce kavramış ve vizyon geliştirmiş bir kurumsal yapıya sahibiz. Proaktif firma kültürümüz bu konuda gerekli öngörüyü yıllar önce sektöre sundu ve bu yolda ilerliyoruz.

 

Peki, halka arzda neden yüzde 26 oranında karar aldınız?

Kurumsal yapımızda yönetim kurulumuzca verilen bir karardır bu. Bu oranı uygun gördük. Her zaman her türlü yeniliğe açığız. Kendi sektörümüzde de zaten tüm yenilikleri, ilkleri yapmış bir firmayız. O açıdan da ilk açılışta danışmanlarımız ile yaptığımız çalışmalarda da yüzde 26 uygun bir oran olarak belirlendi.

 

Küresel markalaşma yoluna girmişken, büyümeniz adına satın almalar orta ve uzun vadede söz konusu mu?

Fransa ve İngiltere gibi Avrupa’nın en güçlü kalite beklentisi olan pazarlarında yer alan bir firmayız. Bir sonraki hedefimiz Amerika. Arap ülkelerinden, Türki Cumhuriyetlerden bahsetmiyorum. Oralara da ihracatımız var ama benim önemsediğim şampiyonlar liginde maç yapmak. Başarı odur. Yoksa birinci ligde maç yapmak değildir.

 

Peki, şirket anayasası desem size ne ifade ediyor?

İnsanın var olduğu her yerde karmaşa ve problem çıkabileceği için kuralların açık ve her tarafın çıkarını gözetecek adaletli bir şekilde oluşturulması ve koşulsuz uygulanmasının sağlanması ve hem bireyler hem de şirket için hayati öneme sahiptir.62 yıllık bir firma oluşumuz ve Çuhadaroğlu adının getirdiği marka değeri ile bizim anayasamız nettir.  Zaten Çuhadaroğlu’nun marka imajı da bunu içerir; kalite, dürüstlük ve ciddiyet. Yani yaptığınız işe saygıdır. Çünkü siz sürdürülebilir kaliteyi her geçen gün dünya standartlarının üzerinde tutup, rekabetçi bir zihniyetle davrandığınız müddetçe her zaman başarılı olursunuz. Kalite her şeyin üzerindedir. Bizim şirket felsefemiz kendine ve insana saygıyı baz alır.

 

Peki, Türkiye ile dünyayı kıyaslayacak olursak alüminyum kullanımı ne durumda? Bu arada ahşaba da dönüş var bazı ülkelerde…

Avrupa’da inşaat mantığı ekonomiye geri dönüşümüne odaklı. İzolasyona çok önem veriliyor. Alüminyum giydirme cephe uygulamalarında da izolasyona değer veriliyor. Normal doğramalardan daha pahalı ama sağlanan enerji tasarrufu ile onu amorti ediyorsunuz ve devlet bunu teşvik ediyor. Bizim ise enerjimiz yok, dünyadaki en pahalı enerjileri kullanıyoruz. Hala buna dikkat etmeyip izolasyonu olmayan pencereler, doğramalar, binalar yapıp, havayı ısıtmaya devam ediyoruz. Ahşaba dönme sürecini çok sağlıklı bulmuyorum. Çevre koruma kanunu ve bu gibi etkenler sıkıntı yaratacaktır.Çevre koruma faktörünü de düşündüğümüzde çelişkili bir durum yaratacaktır diye düşünüyorum..

 

Üniversiteler ne yapıyor bu anlamda?

Bu konuda birçok konferans düzenledik, çok konuşmalar yapıldı ama neticede karar verme merci üniversite veya sektör değil. Tüm bu çalışmalar sadece bilimsel yaklaşımları ve verileri kamusal alana sunmaya yöneliktir.

 

Şimdi üniversiteleri konuşurken, tabi yetişmiş insan gücü her sektörün sorunu. Sizin akademiyle hedefiniz nedir? Bugüne kadar neler yapıldı?

Biz kendi personelimizi yetiştirdiğimiz gibi sektöre de insan yetiştiren tek firmayız. Hatta şunu da söylemeliyim ki biz bu sektörün okuluyuz, tek üniversiteyiz. Sektörde birçok firmanın sahibi, yöneticisi veya elemanı bizim üniversiteden mezun olmuştur. Yaklaşık 13 senedir öğrenci proje yarışmaları düzenliyoruz, ayrıca konferanslara katılıyor, üniversitelerde eğitimler veriyoruz. Yani bu sektörü Türkiye’ye, Türk sanayisine alüminyum doğramayı öğreten biziz.

 

Çuhadaroğlu olarak hedef pazarlarınız açısından bundan sonraki yol haritanız ne olacak?

İhracatı önemsiyoruz. Ama ihracatımız iç pazarı ne zaman geçer onu bilmiyorum. Şu anda oran yüzde 70’e 30 gibi ama biz ihracatın payını çok daha yükseltmek istiyoruz. Çünkü Türkiye pazarı tam bizim istediğimiz klasmanda değil. Mantalite ve vizyon konuları çok eksik. Zaten Çuhadaroğlu olarak hep farklı, sıra dışı işleri yapmayı istemişizdir ve yapıyoruz. O açıdan da hep ihracatı büyütmek istiyoruz. Avrupalılar bizden daha milliyetçi olduğu için kendi şehir ve ülkelerinde işleri almamızdan çok rahatsızlık duyuyorlar. Biz ise burada yabancıları el üstünde tutuyoruz ama bize yurtdışında böyle bir konfor sunulmuyor.

 

Son 5 yılda yaklaşık 3 katı bir büyüme gerçekleştirdiniz. Peki, bundan sonra bu hızlı büyüme trendi devam edecek mi?

Bu biraz sektöre bağlı. Açıkçası dünyanın hali ortada. Üç kat büyüme hedefimiz var ama ne olur bilemiyoruz. Biz her zaman farklı ülkelere, farklı bölgelere giden bir firma olduğumuz için yurt içi ve yurtdışı birbirini dengeliyor. O bakımdan sağlam ve alternatifli gidiyoruz. Bir bölgeye bağlı değiliz, olmamalıyız da. Zaten uluslararası marka olma düşüncemizi geliştirmenin altında da bu yatıyor.

 

Son olarak Türkiye’nin orta ve uzun vadedeki perspektifini de konuşacak olursak, bir sanayici olarak düşüncelerinizi bize nasıl aktarırsınız?

Ben kötümser değilim. Çünkü Türkiye’nin gelişmesi, büyümesi devam ediyor. Ama bazı engeller var ve devam edecek gibi gözüküyor. Etrafımızda savaş, terör bitmiyor. İçimizde de var maalesef. Bu da ister istemez birtakım şeyleri önlüyor, geciktiriyor. Bence önümüzdeki birkaç ay önemli. Açıkçası çok radikal bir değişme beklemiyorum ben.