RÖPORTAJ — 1 Haziran 2016 at 13:55

TEMSA GENEL MÜDÜRÜ DİNÇER ÇELİK: TEMSA, TEKNOLOJİ ŞİRKETİ OLACAK!

SHND0013

 

Temsa’nın sektörde insan kaynağı ve yenilikçiliği ile farklılaştığına dikkat çeken Genel Müdür Dinçer Çelik, son birkaç yılda geliştirdikleri Smart Mobility konseptiyle sadece otobüs üreten bir şirket olmaktan çıkıp bir teknoloji şirketine dönüşmeye başladıklarını vurguladı.

 

Türkiye’nin en dinamik sektörlerinden birisi olan otomotiv sektöründe faaliyet gösteren Temsa, otobüs segmentindeki üretimi ve yenilikleriyle göz doldurmaya devam ediyor. Nisan ayında yeni elektrikli şehir içi otobüsü MD9 electriCITY’nin tanıtımını yapan Temsa’nın Genel Müdürü Dinçer Çelik ile Temsa’nın hedeflerini ve otomotiv sektöründeki gelişmeleri konuştuk.

 

Otomotiv sektöründe genel görünümü değerlendirerek başlayalım isterseniz…

Otomotivde şu anda güçlü bir görüntü var. İhracat güçlü devam ediyor. Otobüsün de ihracatı açıkçası iyi gidiyor. Ama iç pazarda otobüs tarafında yüzde 30’luk bir daralma var Otomobilde, ticari araç tarafında o denli bir daralma yok. Onlarya başa baş veya biraz artıdalar.

 

İlk çeyreğini geride bıraktığımız 2016 için nasıl bir değerlendirme yapabilirsiniz?

Çok ciddi jeopolitik sıkıntılara rağmen Türkiye’nin ekonomik göstergeleri şu anda gerçekten olumlu. Ancak Türkiye’nin bu rakamların yanında iyi gitmeyen tarafı turizm. Turizmde çok ciddi bir durgunluk var. Bu bizi etkileyen bir gerçeklik. Ancak yine de Temsa olarak ilk 3 ay için satış rakamları ve teslimatlar olarak sektör ortalamasının çok üzerinde seyrediyoruz. Piyasadaki olumsuz yansımaya rağmen kapasitemiz dolu. Hatta şimdiden 2017 için konuştuğumuz işler var. Önümüzdeki birkaç ayda fazla mesailerimiz de var. Bu anlamda biz de bu moralimizi hem sektöre hem etrafa yansıtmaya da çalışıyoruz. Pozitif şeylere daha çok ihtiyacımız var. Çünkü negatiflik daha hızlı yayılıyor. O anlamda biz açıkçası bu iyi görüntünün, iyi gelişmenin devam etmesini ve diğer sektörlere de yansımasını istiyoruz.

 

Peki, sizi bu piyasada farklılaştıran özellikler nelerdir?

Birkaç tane etken var. Bir tanesi; ekibimizin enerjisinin çok yüksek olması. Bu son derece önemli. Pozitif düşünen, enerjisini işine, müşterilerine ve iş ortaklarına yansıtan bir ekibimiz var. Ve açıkçası bu da ticaretin bize kaymasına yol açıyor. Bu birkaç yıldır böyle devam ediyor. İkincisi, ürün konusunda ciddi bir şekilde lideriz diyebiliyoruz. Geçen sene 8 yeni ürün lansmanımız oldu. Bu sene de yine 8 yeni ürün lansmanı planlıyoruz. Zaten ilk 4 ayda 4 yeni ürünü pazara sunduk. Önümüzdeki aylarda da güzel lansmanlarımız olacak. Ürünlerimizin hepsi Euro 6 standardında. Toplamda 25 tane ürünümüz var, 3 tanesi Amerika için, 22 tanesi Türkiye ve Avrupa için. Bir yılda 2.500-3.000 adet araç üreten bir şirket için açıkçası bu kadar ürünün yönetilmesi son derece iddialıdır. Biz 3 segmentte olan tek üreticiyiz: midibüs, şehir içi otobüs, şehirlerarası otobüs. Hem Türkiye’de hem Avrupa’da hem Amerika’da hem de Ortadoğu ülkelerine satış yapacak uygun araçlarımız var. Lübnan’a, Kamerun’a, Fildişi Sahili’ne sevkiyatlarımız oluyor. Bugüne kadar toplam 66 ülkeye ihracat yaptık. Geçen sene yaklaşık 20 ülkeye satış yaptık. Bu sene de bir o kadar farklı ülkeye satışımız olacak. Değişik regülasyonları takip edebilen, değişik ülkelerin taleplerini karşılayabilecek çok sağlam dizayn ofisimiz ve homologasyon ofisimiz var.

 

Ar-Ge için neler söyleyebilirsiniz?

Ar-Ge’de 185 kişilik bir ekibimiz var. Türkiye’nin yeni kanunla kurulmuş ilk Ar-Ge merkezidir. Yani 1 numaralı Ar-Ge merkezi Temsa’nın. Ar-Ge merkezi derken, sadece ofislerden bahsetmiyorum, yaklaşık 5 bin metrekarelik çok büyük workshop’ umuz var. Ve bütün yeni araçları yaptığımız bir yer. Üniversitelerle, tedarikçi şirketlerle işbirliklerimiz var. Temsa bilgi üreten, yeni tasarımları yapan, işin mutfağında olan bir şirket.  Biz yeni ürün sürecinde işbirliklerine çok önem veriyoruz. Mesela elektrikli araçlarımızın bir tanesini Aselsan ile birlikte yapıyoruz. Bunun da lansmanını tahmin ediyorum Haziran ayının ikinci yarısında Aselsan’ın Ankara tesisinde yapacağız. Türkiye’nin ilk yüzde 100 yerli aracı olacak. Temsa’nın yenilikçi tarafı çok öne çıkmaya başladı. Buna dair örneklerimiz çok:  Türkiye’nin ilk akıllı otobüsünü Temsa yaptı. 2015 yılı Aralık ayında İstanbul’daki Transist Fuarı’nda tanıtımını yaptık. Bir cep telefonuyla otobüsün motorunu çalıştırabiliyorsunuz, kapısını, ışıklarını, farlarını açabiliyorsunuz, ısıtıyorsunuz, soğutuyorsunuz, arabayı eğebiliyorsunuz, kaldırabiliyorsunuz, durduruyorsunuz. Araçtaki yolcu sayısını izliyorsunuz, şoförün aracı kullanma alışkanlıklarını izleyebiliyorsunuz. Aracın yakıtını, yağ durumunu, aracın ne zaman bakıma gireceğini, aracın bakım gereken ekipmanı olup olmadığını izleyebileceğiniz dataları, yani big datanın yönetimi konusunda yine ilk örneği biz başardık. Çok da ilgi gördü. Yurt dışı fuarlara gitmesi için özel talepler geliyor.

 

Yani Smart Mobility üzerine oturtulmuş bir ürün değil mi?

Smart Mobility kavramını biz yaklaşık 1,5 yıl önce Temsa’nın alt logosu olarak geliştirdik, bunun isim haklarını da aldık. Ve evet, ürünlerimizi smartmobility platformlarına taşıyoruz.

 

Peki, SmartMobility’ninçıkışı nasıl oldu?

Siz de izliyorsunuz; internetofthings deniyor, dördüncü sanayi devriminden bahsediliyor. Sonuçta; son kullanıcının, müşterilerin görülmüş ya da görülememiş ihtiyaçlarının ve geleceğin ihtiyaçlarının anlaşılması için mutlaka farklı kullanmanız gereken birtakım kaldıraçlar var. Bu bizim işimizde de geçerli. Biz sadece otobüs üreticisi değiliz, biz mobilityprovider, yani insanların ulaşımını destekleyen, ulaşımına en iyi araçları hazırlatan bir şirket olacağız. Açıkçası, teknoloji sağlayıcı bir şirket olma yoluna girdik. Smart Mobility bu yolda ortaya çıkmış bir kavram.

 

Tamamen bir teknoloji şirketi mi olacaksınız zamanla?

Bunlar önce düşünmekle, hayal etmekle başlıyor. Şu anda yaptığımız örnekler çok güçlü bir şekilde bu tarafta gelişiyor. Mesela elektrikli araçlarımızın bütün yazılımını bizim ekibimiz yapıyor artık. İşin mutfağında ekibimiz var, iş ortaklarımız var. Yani dışarıdan yazılım paketi almıyoruz. Bu anlamda gelecek buralardaysa biz şimdiden güzel örnekler vermeye başladık. Bizim farkımız ‘smartmobility’ ye olan inancımızdan geliyor.

 

Evet, bu yenilikçilik. Ama sektörün geneline baktığımızda bunu ne kadar görebiliyoruz?

Örnekler var elbette, bizim yaptığımız işlerin çok beğenildiğini de görüyoruz. Bir de Türkiye’de teknolojiye ciddi şekilde ilgi var. Şimdi Sanayi 4.0 üzerine çok sayıda sempozyum, konferans ve çalışma var. Mayıs ayı başındaki Genç Türkiye Zirvesi’nde ben bu konuda bir konuşma yaptım. Temsa içinde yenilikçi girişimcilik konusunda bir grubumuz var. Tamamen gönüllülük esasında oluşmuş bir ekip. Bu arkadaşlarımız bir smartmobility şirketi gelecekte nelerle ilgilenir? Bu şirketin hangi yetkinliklerle donanması lazım? Soruları üzerinde çalışan, fikirler üreten bir ekip. Arkadaşlarımız bu fikirleri etraftaki üniversitelerle paylaşıyorlar, oralardan yeni fikirlerle dönüyorlar. Ekip, üniversitedeki gençlere ulaşıyor, oralara heyecanı taşıyor. Bu heyecan tüm şirkette yeni uygulamalara yol açıyor.  En iyi, en farklı ürünleri veren bir şirkette çalışmak çalışanların ilgisini artırıyor, onlara gurur veriyor. Çalışanlar içinde oldukları şirketin gelecek vizyonu olmasını, gelecek teknolojilerini uygulayan, yenilikler üreten bir şirket olduğunu görmek istiyorlar. Ve şirketleriyle, ürünleriyle gurur duymak istiyorlar.

 

Anladığım kadarıyla üniversite-sanayi işbirliği anlamında proaktif bir şirketsiniz…

Biz üniversitelerin ve şirketlerin beraber çalışma ortamlarının sağlanıp nasıl büyütüleceğinin yollarını iyi bulduğumuzu düşünüyoruz. Ama açıkçası şu anda üniversiteler tarafında da çok ciddi bir ihtiyaç, bir arayış ve iyi bir destek olduğunu da görüyoruz. Bu çalışmaların bir de iyi ürünlerle desteklenmesi lazım. Bunların da çıktığını görüyoruz net bir şekilde. Biz araçlarımızın tasarımlarının bir kısmını üniversitelerle ortak yapmaya çalışıyoruz. Üniversitelerde ciddi uzmanlıklar var. Ve bu uzmanlıkların hepsinin bizde olması gerekmiyor. Bu noktada biz iyi bir destek görüyoruz üniversitelerimizden.

 

Bu işbirliğini konuşurken insan kaynağını da konuşalım. Sizin bu konuda nasıl bir politikanız var?

2015 başından bu yana şirketimize ağırlıklı Ar-Ge ve teknoloji tarafına olmak üzere 60 kadar yeni çalışan kattık. Genelde çalışanların bizim kültürümüzde yetişmesini, bizim değerlerimizle geleceğe hazırlanmasını arzuluyoruz. Yeni mezunları tercih ediyoruz. Mekatronik, elektrik – elektronik ve yazılımcılar öne çıkıyor. İnisiyatif kullanabilen, çözümcü , görüşünü aktarabilen  ama ille de takım oyuncusu arıyoruz. Geçen sene üretim tarafında ise 100’den fazla çalışanı işe aldık. Bu sene de şu ana kadar 100 çalışanı işe aldık. Dolayısıyla bu sene de büyümemiz devam ediyor. Üniversite-Sanayi işbirliğini önemsiyor ve destekliyoruz. Bir de özellikle engelli çalışanlara anlamlı işler veriyoruz. Bu konuda 12 Mayıs’ta da güzel bir aktivitemiz oldu burada. Temsa, engellilere en doğru işleri bulma konusunda son derece öne çıkmış durumda.

 

Elektrikli araç konsepti son yıllarda Türkiye’de de dünyada da çok tartışılıyor, elektrikli araç konusunda gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elektrikli araç konusunda iki kaldıraç var. Birincisi yakıt konusu ve ikincisi de emisyon yani çevreye duyarlılık konusu. Biz Türkiye olarak Avrupa’daki regülasyonları izliyoruz. En son Euro 6’ya geçildi ve açıkçası Euro 6’ya uygun araçların emisyonu son derece düşük, çevreye salınım anlamında tamamen çevreci ürünler. Euro 1 standardının çıktığı 20 yıl öncesine göre partikül ve karbonmonoksit salımı son derece düştü. O anlamda açıkçası iyi bir noktaya gelindi.Türkiye’deki araç parkının henüz çok azı Euro 6’da.  Araç yenileme hızıyla eski araçlar oldukça azalıyor, yavaş yavaş piyasadan çekiliyor. Elektrikli araçlarda en önemli konu: batarya ve bataryanın yönetimi. Şimdi burada en gelişmiş ve dünyada en fazla yatırım yapan ülke Çin. Çin’deki üreticilerin ne ABD’deki ne de AB’deki regülasyonları takip etmeleri neredeyse imkansız. Çinli üreticiler artık Euro standartlarını da hibrit teknolojiyi de bıraktılar, tamamen elektrikli ile ilgileniyorlar. Gelişmiş ülkeler ne istiyor? Araçtan dışarıya bir salım olmasın istiyor. Elektrikte yok zaten. Hibrit araçlar ise 5-10 yıllık ara çözüm. O yüzden biz de hiç hibritle uğraşmıyoruz. Hibrit bizim gündemimizde yok. Tamamen elektrikli araç üretimine odaklandık.

 

Hibritteknolojiler çok tartışıldı, hatta gelecek hibrit araçlarda dendi…

Hibrit teknolojisi hem çok pahalı hem de ara çözüm. Bu Avrupa’da niye yayıldı derseniz? Avrupa’da yayılmasının sebebi dizel motor üreticilerinin bir müddet hayatlarını devam ettirmesi gerekiyor ve ara çözümlere ihtiyacı var. Yepyeni bir yatırım açıkçası onlar için zor olacaktı, o yüzden ara çözümler gelişti. Türkiye’de ise biliyorsunuz motor üretimi olmadığı için özellikle Türkiye gibi ülkeler, Afrika ülkeleri açıkçası bu konudaki elektrikli araçlara açık ülkeler. Türkiye’de de ciddi şekilde elektrikli araç konusunda ziyaret edilen belediyeler var, ilgi duyan belediyeler var. Bu bir gerçeklik. Ama şu anda ciddi menzil, teknoloji ve maliyet konusu tartışılıyor. Şu anda elektrikli araçların yayılmasındaki engel maliyet. 2.5-3 katı kadar daha pahalı. Yani şu anda çok anlamlı değil. Ne zaman anlamlı hale gelecek? Bataryalar biraz daha ucuzlayacak. Bu değişimin de 2 ile 5 yıl arasında olacağını düşünüyorum. 10 yıl sonra satılan tüm şehir içi araçların Türkiye’de elektrikli olmasına şaşırmamak lazım.

 

Bazı şehirlerde elektrikli araç üretimi konusunda bir heyecan, bir beklenti var. Ama sizin söylediğiniz şekilde elektrikli teknolojiye geçmezsek bir kaynak israfı da olacak gibi…

Elektrikli araçlar şu anda ilk yatırım olarak pahalı. 2 yıla kadar anlamlı iyileşme olacak, teşvikler çıkacaktır. Türkiye’de biz kurumları ziyaret ederek teknolojiyi ve gelişmeleri anlatıyoruz. Aselsan ile yapacağımız aracın Türkiye’de bir devrim yaratacağına inanıyoruz. Hem de Türkiye’nin ilk % 100 yerli aracı olacak. Biz iç talebin zamanla artacağını bekliyoruz, hazırız. Ama bu arada yurt dışından da talepler geliyor. Özellikle çevreci ülkelerde ciddi destekler veriliyor. Buralarda erken satışlarımız olacaktır.

 

Türkiye’de otobüste pazar payınız nedir?

Otobüste son 2 yıldır yüzde 30 a yakın pazar payıyla lideriz. Otobüs tanımının içinde hem midibüsler var hem şehir içi hem de yüksek tabanlı şehirlerarası otobüsler var. Segmentlere baktığımızda; şehir içinde bizim payımız daha yüksek. Midibüste rakiplerimize çok yakınız. Şehirlerarası otobüste ise ikinci durumdayız.  2014 ve 2015 böyle geçti ama bizim Maraton adlı aracımız ortada yoktu. Maratonun gelmesiyle dengeler değişiyor. Maraton aracımız hem 12 metre hem 13 metre, hem VIPhem 2+2 koltuklu. Keza Safir Plus aracımız da aynı konfigürasyonda. Yani hem üst hem de orta segmentte en çok ürünlü-iddialı oyuncu olduk. Turizmde de varız; şehirlerarası yolcunun aradığı 2+1 koltuklu araçta aranan ürünü üretiyoruz. Bu otobüs düz tabanlı, yani koridorsuz olduğu için 2+2’ye de geçişleri yapabilirsiniz. Beş sene şehirlerarasında kullanıp daha sonra turizm taşımasında az bir masrafla kullanabilirsiniz. İkisinin de regülasyonunu sağlamış durumdayız.

 

Son olarak da dış pazarı konuşalım isterseniz. Mesela ABD’ye yönelik, Avrupa’ya yönelik önemli işleriniz, önemli ürünleriniz var. Çalışmalarınız ne yönde?

Temsa’nın bir özelliği de dış pazarların hepsinde bulunabilmesi ve satış yapabilmesi. Biz Avrupa’da ve Amerika’da değişik segmentlerde ve değişik konumlandırmalarla devam ediyoruz şu anda. Amerika’da lüks midi segmentteyiz. Orada kendimize hedef aldığımız müşteri grubumuz farklı. Mesela; Google, Twitter gibi şirketlerin çalışanlarını taşıyan bir şirketin en önemli tedarikçisiyiz biz. Amerika’da kamyondan bozma, maliyeti gibi konforu da son derece düşük otobüslerle yolcu taşınıyor. Bizim aracımız ise uçak konforunda ve kullanışlı bir şoför kabinine ve çok iyi görüş alanına sahip. Bizim otobüslerimiz bu anlamda çalışanlar ve şirketler tarafından tercih ediliyor. Bu konuda açıkçası bir fark yarattık. Şimdi ABD’li şirketler bizi takip etmeye, bizim otobüslerimizi taklit etmeye başladılar. Bu müthiş güzel bir şey. Avrupa’da da Temsa’nın marka bilinirliği son derece iyi. Sektörde bizi bilmeyen yok Avrupa’da. Ancak bizim volümümüz rakiplere göre düşük. Özellikle Almanya sektördeki büyük oyuncuların çıktığı, büyüdüğü bir pazar. Onların oyun alanlarında daha farklı segmentler ve niş alanlar bulma konusunda yavaş yavaş uzmanlığımız artıyor, yeni oyun alanları oluşturuyoruz.