RÖPORTAJ — 7 Eylül 2016 at 14:48

SAXO CAPİTAL MARKETS TÜRKİYE CEO’SU SAVAŞ DİVANLIOĞLU: TÜRKİYE’DE BÜYÜMEK İSTİYORUZ!

DRT_9716

 

Zor bir konjonktürden geçildiğine vurgu yapan Saxo Capital Markets Türkiye CEO’su Savaş Divanlıoğlu, Türkiye’deki hedeflerini şu sözlerle aktardı: “Türkiye çok önemli bir pazar bizim için. Bu pazarda hala heyecanlıyız. Türkiye’de büyümek istiyoruz.”

 

Cidden sorunlu bir konjonktürden ve badireli bir dönemden geçiyoruz. Küresel çapta piyasaların da sorunsuz olmadığı bu dönemde ülkemiz yatırımcı çekmeye dönük hamleler yapmaya çalışıyor. Piyasalarda morallerin düşük seyrettiği günlerde biz de Saxo Capital Markets Türkiye CEO’su Savaş Divanlıoğlu ile yatırım ortamını konuştuk.

 

En son reyting kuruluşu Fitch, Türkiye’nin “Durağan”  olan not görünümünü negatife çevirdi. Bu gelişmeyle birlikte konjonktürü nasıl yorumluyorsunuz?

Reyting kuruluşlarını biz fazla kişisel değerlendiriyoruz. Böyle değerlendirmemek lazım. Reyting kuruluşlarının tek bir görevi var; ülkelerin ekonomik durumlarını analiz edip derecelendirmek. Ülkelere verilen dereceler de yatırımcılara, karar alma sürecinde yol gösteriyor. Birçok yatırım kuruluşunun da kendi politikaları var. O politikalar içerisinde reyting kuruluşlarının ülkelere verdiği notlara göre yatırım yapılıp yapılmayacağı belirleniyor. Aynı şekilde devletlerin çıkardığı hazine bonosu gibi enstrümanların faizleri de bu notlara göre değişiyor. Bu gayet düzgün işleyen bir yapı. Türkiye’de bir darbe girişimi olmuş, Allaha şükür çok ucuz atlatılmış, ama bazı şeyleri de görmeden geçemeyiz. Maalesef çok insan öldü, şehit oldu. Birçok kuruluş, kurum ciddi şekilde sarsıldı. FETÖ ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle 60-70 bin kişi işten uzaklaştırıldı ya da el çektirildi. . Bu kişilerin görevli olduğu kurumlardaki çalışma sekteye uğradı ve uğramaya devam ediyor. Bu gelişmeler büyümeyi mutlaka yavaşlatacaktır. Fitch analizinde,“Düzenin çok hızlı bir şekilde yeniden kurulup odağın reformlara kayması lazım ama bu bir zaman alacaktır” yorumunu yapıyor. Onun sonrasında da diyor ki “Zaten çok kötü bir durumda olan turizm daha da kötü bir duruma geldi.” Turizmdeki zarara baktığımız zaman rakamların çok korkutucu olduğunu görüyoruz. Yaklaşık 20-30 milyar dolarlık bir rakam konuşuluyor. Bu neredeyse cari açığımız kadar bir kayıp. İnşallah biraz düzelme olur da sene sonuna doğru rakamlar toparlanır.

 

Turizmciler, Rusya ile Türkiye’nin ilişkileri düzelme sürecine girmiş olsa bile o açığın bir anda kapanamayacağını söylüyorlar…

Rusya ile ilişkilerin iyileşmesi mutlaka olumlu bir gelişme ama Rusya’yı çok iyi değerlendirmek lazım. Rus turist sayısı toplam turist sayısı içinde yüzde 16 ağırlığa sahip. Bu kitlenin yaptıkları harcama da yaklaşık 2 milyar dolar düzeyinde. Zaten bu 2 milyarın hepsi değil, belki 1 milyarı kayboldu.

 

Ekonomi yönetimi sizce Türkiye’nin durumuna uygun bir çalışma sergiliyor mu?

Darbe girişimi sonrasında devletin her kademesinde, özellikle yatırımcılarla çok sık toplantılar, bilgilendirmeler yapıldı, saydam olmaya çalışıldı, güzel mesajlar verildi. Yapılacak işlerle ilgili yabancı yatırımcılarla toplantılar yapıldı. O açıdan çok başarılıyız diye düşünüyorum. Olumlu tarafından bakmamız gerekirse; bu çalışmalar yapıldıktan sonra belki reformlar biraz daha hız kazanabilir. Bunların en önemlileri; yurtdışı yatırımcının Türkiye’ye gelmesini kolaylaştıracak olan vergi düzenini biraz daha düzelterek hem tabana yayabilmek hem de yabancılar tarafından daha anlaşılır olmasını sağlamak, piyasaya daha rahat giriş çıkışın yapılabilmesini ve şirketlerin daha kolay açılıp kapatılabilmesini sağlamaktır. Son birkaç haftada gördüğümüz kadarıyla hükümet gerçekten hızlı hareket ediyor. İnşallah bu hareket doğru yönde devam eder.

 

Peki, Türkiye’de yapılan operasyonlar haklı-haksız tartışmasına girmeden yurt dışında nasıl bir algı yaratmış durumda sizce?

Çok pozitif bir yorum yapmak kolay değil ama olumlu tarafından bakmaya çalışırsak; bu örgütün bitirilmesi ile beraber özellikle kamu kurumları daha rahat, daha saydam, daha hızlı çalışabilir hale gelecek. Geçmişte anlayamadığımız bazı şeyler yapılıyordu, hükümete bunları yakıştıramıyorduk, belki onlar olmayacak. Ama yine de bir belirsizlik var. Belirsizlik de piyasalarda her zaman kötüdür. Hızlıca o belirsizliği ortadan kaldırmaya çalışmak lazım.

 

Reformlar elbette çok önemli, ancak Türkiye’nin tasarruf ve sermaye sorunu yerinde duruyor. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?

Tasarrufları artırmak adına Türkiye Varlık Fonu kuruldu. Bu önemli bir şey. Birçok ülkenin fonları var. Bu fonları iki nedenle kullanıyorlar; bir, ülkede tasarrufu artırmak ve tasarruf yapana getiriyi artırmak amaçlı. İki, ülke olarak da yurt içinde ve dışında bazı fırsatlardan yararlanabilmek ve yüksek getirili yatırımlar yapabilmek için. Umarım, sistem düzgün bir şekilde denetlenir ve saydam bir şekilde çalışır. Öbür tarafta emeklilik fonlarının bir kısmının zorunlu hale getirilmesi tasarrufları artırabilir. Bunun yine vergi kolaylıklarıyla beslenmesi lazım. Ne kadar büyüse de hala istenen düzeyde bir emeklilik tasarrufumuz yok. Bunun olabilmesi için de emeklilik fonu içindeki vergilerin biraz daha teşvik edici olması gerek. Öbür taraftan bu fonların yönetimiyle alakalı tasarruf sahibinin ciddi sıkıntısı var, getiriler çok kötü. Fon yönetimi hiçbir zaman piyasanın üstünde bir getiri sağlayamıyor. Piyasayı eşitlemek için bile çoğu zaman zorlanıyor. Birçok fonda yönetim giderleri çok makul değil. Bu giderlerin azaltılıp fon yönetiminin biraz daha etkin hale getirilmesi lazım.

 

Saxo Capital Markets olarak ilk 6 aylık performansınız için neler söylemek istersiniz?

Son olarak benim bildiğim yüzde 50-50’ye yakın bir kazanç oranımız var. Piyasada görülmemiş bir oran bu. Normalde kayıpların biraz daha fazla olması beklenir. Bizim sistemin içinde 50-50’ye geldi. Saxo Capital Markets olarak 30 bine yakın enstrümanımız var ve bunun çok büyük bir kısmı dünya hisse senetleri. Yatırımcımız da hep büyük yatırımcı. Zaten 10 bin doların üzerinde birikim getiren yatırımcıyı kabul ediyoruz. Bu yatırımcılar da profesyonel yatırımcı olup uzun dönemli yatırım yapıyorlar. Tabii öyle olduğu zaman da kazanç oranları yüksek oluyor. Özellikle son bir seneye baktığımız zaman Amerikan piyasası rekorlara koşuyor. Dolayısıyla Amerika’da hisse senedi almış olanlar kazançlarını artırmış durumdalar. Bu bizim kayıp-kazanç oranlarımızı pozitif yönde etkiliyor diye düşünüyorum. Ama piyasada FX yapan şirketlerin yüzde 80’in üzerinde kayıp rasyoları var. Özellikle çok küçük yatırımcıyı kabul eden şirketlerde bu oranlar neredeyse yüzde 90’lara yaklaşabiliyor. Bu da bize şunu söylüyor: Gerçekten FX piyasasında yatırım yapmak kolay bir şey değil.

 

Borsa yatırımcısı doğru yolda mı? Yerli hisse senetlerini teşvik etmek adına nasıl bir politika değişimi yaşanması lazım?

Şimdi burada en önemlisi saydamlık. Piyasada gerçek yatırımcının bir şirkete ortak olmasının teşvik edilmesi için, o şirkette olan bitenin çok daha saydam bir şekilde anlatılabilmesi ve tasarruf sahibine de bu güvenin verilmesi lazım. Bizde belki en büyük 20-30 hisse bu özellikte. Onların dışına çıktığınız zaman birçok manipülasyon haberi görüyorsunuz. Öyle olduğu zaman da yatırımcı o şirketlerin hisselerinden uzak durmayı tercih ediyor.

 

Peki, burada yasal düzenlemeye mi ihtiyaç var?

Denetlemeye ne kadar önem verilirse, verilecek cezalar ne kadar yükseltilirse saydamlık o kadar önem kazanır. Tabii bunun bir kısmı da yasalarla alakalı. Şirketin içine ne kadar para sokabilirsin, ne kadar çıkarabilirsin? Vakfa ne kadar yardım yapabilirsin, ne kadar yapamazsın? Vakfa bağış yapıyorsan o vakfın durumu nedir? Bunlar da çok önemli.

 

Yatırımcılara bu dönemde vereceğiniz mesaj nedir?

Tasarruf ve yatırım herkes için çok önemli. Ama kişinin sadece kendi geçimini sağlayacak kadar parası varsa o zaman zaten yatırıma gerek yok. Bunun dışında biriken paranın da bir kısmı mutlaka acil durumlar için ayrılmalıdır. Sonrasını da yatırıma yönlendirmek lazım. Bu çok basit bir denklem. Bu tasarrufun miktarı çok küçükse belki de Türk Lirasında tutup, bankalarda mevduatta değerlendirmek en kolay yolu. Ama birikiminiz 50 bin-100 bin lira olmaya başladığı zaman bir kısmını mevduatta değerlendirirken, bir kısmını da size getiri sağlayabilecek diğer yatırım araçlarında değerlendirmek doğru olabilir. Bu döviz olabilir, bir emtia olabilir.

 

Son olarak Saxo Capital’in Türkiye’deki hedeflerini konuşalım…

Biz hala heyecanlıyız. Türkiye çok önemli bir pazar bizim için. Türkiye’de büyümek istiyoruz.  Bizim yatırımcılara sunduğumuz uluslararası ürünler Türkiye’de hala bebeklik aşamasında. Bilen çok az insan var. Bilenler de tam anlayamıyor. O yüzden eğitimlerle bu bilinci daha da artıracağız. Önümüzdeki 5 sene içinde bu piyasa büyüyecektir. Tabii ki bu tür durumlar sonrasında yabancı yatırımcıda tedirginlik ve bir endişe oluyor. Bizim de görevimiz yerli yönetici olarak onlara durumu iyi anlatmak. Biz buradayız ve büyümeye odaklıyız.