RÖPORTAJ — 5 Ekim 2016 at 00:24

TP VISION TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ ÜNAL MASALCI: TP VISION, 2016’DA HEDEFLERİNİ AŞTI!

dsc07972

 

TP Vision’ın kurulduğu 2012’den bu yana başarılı bir dönem geçirdiklerini belirten TP Vision Türkiye Genel Müdürü Ünal Masalcı, ilk üç çeyrekte hedeflerinin üzerinde büyüdüklerini, son çeyrekte de hedeflerinin üzerine çıkacaklarını dile getirdi.

 

Dört yıldır Türkiye’de Philips markalı televizyonların ithalatını, pazarlamasını ve satış sonrası hizmetlerini yürüten TP Vision Türkiye’nin yeni Genel Müdürü Ünal Masalcı oldu. Geçtiğimiz Temmuz ayında göreve başlayan Ünal Masalcı ile televizyon pazarındaki rekabeti ve TP Vision Türkiye’nin 2016 hedeflerini konuştuk.

Sizin yönetiminizde TP Vision’ın bundan sonraki yol haritasını konuşalım başlarken…

Aslında ben Philips markası içinde yeni değilim. 1997’den beri televizyon işinin içindeyim. Türkiye’de TP Vision’ın kuruluş aşamasında bir önceki genel müdürümüz ile beraber ofisinden elemanların seçimine kadar beraber çalıştık. Kurların bu kadar oynaması özellikle son 2-3 yılda bizim gibi dışarıda üretip Türkiye’de satış yapan firmaları oldukça zorladı. Buna rağmen pazarda güçlü, istediğimiz yerdeyiz diyebiliriz. Elbette bu durum bizi hiçbir zaman tatmin etmedi. Daha iyisini yapmak zorundayız. Markamız da buna uygun. Daha önce pazar lideri olduğumuz dönemler de oldu. Türk tüketicisi 1930’da Türkiye’ye gelmiş Philips markasını sever. İlk olarak radyolarıyla, sonrasında televizyonlarıyla özellikle belli bir yaş grubunun hafızasında yer etmiş bir markadır. Biz öncelikle hitap ettiğimiz ortalama yaş grubunu biraz düşürmek istiyoruz, gençlere daha çok ulaşmak istiyoruz . İş yapma alışkanlıklarımız eskiden olduğu gibi devam edecek. Bildiğiniz gibi ithalat yapan markalar arasında yaklaşık 3-4 firma ile rekabet halindeyiz, tabii ki yerli üreticilerimiz de var. Onlarla hem rekabet halindeyiz hem değiliz. Rekabet halindeyiz; çünkü aynı ürünleri satıyoruz, değiliz; çünkü onlar daha kapalı kanallarda iş yapıyorlar. Dolayısıyla bizim orada onlarla rekabet etme şansımız yok. Yaklaşık TV pazarının yüzde 50’si firmaların kendi oluşturmuş oldukları, bize ve bizim gibi ithalatçı firmalara kapalı kanallarında satılıyor;  Esasen bizim rekabetimiz, bizim gibi ithalatçı markalar arasında. Philips’ten almış olduğumuz kültürle beraber şunu yaptık: Geçiş döneminde, distribütörlerimizin tamamıyla çalışmaya devam ettik. Bugün de aynı şekilde çalışıyoruz. Aynı zamanda distribütorler dışında kalan iş ortaklarımızın da tamamı ile çalışıyoruz. Bu bize hem satış kanallarında istikrarlı yürüyüşümüzü sağlamakta, hem de distribütörlerimiz ve diğer iş ortaklarımız  açısından bizi güvenilir kılmaktadır. Biz de bu güveni kaybetmek istemiyoruz. İş yapma şekillerimiz değişmeyecek ama gelişecek. Satış kanalları açısından baktığımız zaman durum böyle. Pazar açısından baktığımız zaman da teknolojik yenilikler ve rekabet hız kesmeyecek görünüyor.

Televizyon hem bilgisayarla hem telefonla rekabet durumunda. Bu rekabet hep böyle mi devam edecek?

Günümüzde tüketici bu kadar karmaşıklığın içinde hep basiti arıyor. Bir dokunuşta evinin bütün ışıkları yansın, kapıları açılsın istiyor… Benim şahsi görüşüm; karmaşıklıktan uzaklaşıp birçok işi aynı anda yapmamızı sağlayacak ürünler geliştiren firmalar daha başarılı olacak. Biz Philips olarak teknolojinin birebir uygulayıcısıyız aslında. Bundan 3-4 sene önce tabletlerden televizyonlarımıza görüntü aktarılırdı. Bununla ilgili reklamlarımız da oldu. Örneğin; bir maç izliyorsunuz, kapı çaldı elinizde tabletiniz var, kapıyı açarken görüntüyü tekrar tablete aktarabiliyorsunuz. Bunu üç sene önce geliştirmiştik, o gün için yeniydi, şimdi bu sıradan bir özellik haline geldi.

Bugün için neler yapıyorsunuz?

Smart TV’yi geliştirdik; Android TV’yi sunduk. Türkiye’de ilk Android televizyonu biz pazara sunduk. Daha sonra diğer markalar da pazara girdiler, herkese açık bir sistem oldu. Ama bazı şeyleri ilk yapan olarak yol almış oluyorsunuz. Tüketicilerin aklında da bunlar kalıcı hale geliyor. Şu anda bizim ürünlerimizin toplamda yüzde 90’ı Smart TV, bunun yüzde 70’i de Android TV’dir. Smart TV standart haline geldi. Bunun bir düzey üstü Android TV oldu.

Bunun dışında panellerde gelişmeler oldu. HD televizyonlarda büyük gelişmeler oldu. Philips’in marka bilinirliği açısından en önemli özelliklerinden bir tanesi resim kalitesidir. Resim kalitesinde hala çok iddialıyız. Burada öncü teknoloji geliştiriciyiz. Ultra HD televizyonlarda Türkiye’de çok hızlı ve erken yol aldık. Bugün ithal markalar arasında rakiplerimizle hemen hemen aynı satış rakamlarında seyrediyoruz.

Televizyonlara bakıldığında tasarım da dikkat çekmeye başladı…

Biraz önce ultra HD panellerden bahsettik, Android TV’den bahsettik. Bu ikisinde de iddialı durumdayız. Hem pazardaki bilinirliğimizi üst seviyelere taşıdık hem de satışlarımızı arttırdık. Türkiye’de Ultra HD panel TV pazarında en önemli üç oyuncudan biriyiz. Tasarım diğer önemli özelliğimiz. Dizaynda da European, yani Avrupalı bir karakterimiz var. Diğer markalarla orada ayrışıyoruz, daha minimalist çizgilere sahibiz. Özellikle Kuzey Avrupa’da çok ağırlıklı pazar payımız var. Her sene belli ürün gamında üst segmentte iF ve Red Dot dizayn ödüllerini alıyoruz. Bu sene de 7101 ve 7601 serisi Philips TV’ler 61 inç televizyonlarda Avrupa’da en iyi televizyon seçildi. Küçük ekranlarda 24 inçte tasarım ödülümüz var. Bu ödüller pazarda, müşteri üzerinde çok büyük etki yapıyor. Dolayısıyla hem görüntü kalitesi anlamında hem fiyat performans anlamında hem tasarım anlamında dediğim modellerde  rakiplerimizin bir adım önünde seyrediyoruz.

Philips’in Avrupa’da piyasaya sunduğu televizyonlar birebir Türkiye’ye geliyor mu?

Şu anda Philips’in Avrupa’da sunduğu tüm ürünleri Türkiye’ye getiriyoruz. Türkiye pazarına uygunsa eş zamanlı olarak getiriyoruz. Türkiye pazarındaki tüketicinin beklentisi de Avrupa’da gördüğü ürünü burada alabilmek. Bizim tüketici kitlemiz de buna uygun. Bunu yapmazsak pazarda bizim için eksiklik olur.

Biraz da Berlin’de düzenlenen IFA Fuarını konuşalım. Teknolojik anlamda olağanüstü bir değişim var mı sizin gözlemlediğiniz? Ve Philips nasıl bir fark ortaya koydu rakiplerine göre?

Televizyonda tasarımlar tabii ki değişiyor, daha güzelleşiyor. Panel, görüntü kalitesi, OLED ekranlar, tasarımlar, entegre dizaynlar ön plandaydı teknolojik olarak bakıldığında.

Biz de dünyada ilk Ambilight’a sahip 55 inç OLED 4K TV’yi İFA’da tanıttık. Geçen sene AmbiLux TV’yi tanıtmıştık. Orada IFA’nın en gözde ürünü seçilmişti. Bu sene de OLED 4K TV, Ambilight ve Android özellikleriyle yine aynı ödüle layık görüldü. Önceki planlarımızda fiyatı ve performansı bilmediğimiz için kaygılarımız vardı. Ama ürünü görünce mevcut 4. Çeyrek planlarımıza ekledik OLED TV’yi. Ekim sonuna doğru ürünü Türkiye pazarına sunacağız.

Neden Türkiye’de Philips mağazalarını göremiyoruz?

Bunun için bizim geleneksel kanal diye tabir ettiğimiz kanalda çalışmak gerekiyor. Geçtiğimiz yıllarda TP Vision olmadığımız dönemlerde çok yaygın olmasa da mağazalarımız vardı. Ancak Türkiye pazarında beyaz eşya ile birlikte iyi bir mağazalaşma yapabilirsiniz. Bununla birlikte bizim geçtiğimiz dönemlerde beyaz eşya ağırlıklı çok güçlü firmalar ile ortaklığımız olmuştu; onlarla uzun yıllar çalıştık. Bildiğiniz gibi geçen sene de Kasım ayında Arçelik-Beko grubuyla sözleşme imzaladık. Onlarda tamamlayıcı ürün olarak kendi ürünlerinin yanında 6-7 modelimizle yer aldık ve oldukça da başarılı bir sene geçirdik. Şimdi iki tarafın da kazanacağı şekilde çalışmalarımız devam ediyor.

Peki, satış sonrası hizmeti nasıl sağlıyorsunuz?

Kendi servis ağımız tüm illeri kapsıyor. Şu anda da 200’e yakın servimizle hizmet veriyoruz. Geçmişten gelen kazanımlarımız, tecrübelerimiz var. Müşteri memnuniyet ölçümlemelerine bakıldığında, daima ilk 2 marka içinde yer alıyoruz. Çoğu yıllarda 1. Firma olarak yer aldık. Bu konuda işini iyi yapan öncü firmalardan biri olarak öne çıkıyoruz.

Philips TV’nin pazardaki konumunu da konuşacak olursak pazarın lideri konumunda diyebilir miyiz?

Televizyon pazarı içerisinde iyi bir yerimiz var. Ancak şunu söyleyebilirim: tüm pazara baktığımızda; yarısı kapalı, yarısı açık kanaldır. Türkiye’nin bütün il, ilçe, köy, mahallelerine ulaşan yerli markalar var. Tüketicinin alım gücü, dolayısıyla fiyat çok belirleyici bir unsur. Sonuçta adetsel olarak öndeler ama cirosal olarak birbirine yakın paylar mevcut.

Peki, Philips’in ürünleri hangi gelir grubuna hitap ediyor?

Bizim giriş seviyesinden en üst segmente kadar kırılımımız var. Şu an 999 TL’den 17 bin TL’ye kadar bir fiyat yelpazesinde ürün yelpazemiz var. Herkesin cebine, tercihine, ihtiyacına göre bir ürün çeşitliliğine sahibiz. İthalatçı bir firma olarak bunu başarabilen ender firmalardan biriyiz. Bu pazarda rekabetin yoğunlaştığı kitle orta kesimdir, yani 40 inç ve üzeridir. Bizim de ağırlıklı olarak bulunduğumuz, rekabetçi ürünlerimizin olduğu yerdir. Özellikle son iki senede üst segmentte 43 inç ve üzerinde çok ciddi pazar payı elde ettik.

Türk tüketicisinin ürün satın alacağı zaman tercihi nedir? Yani öncelikli tercihi fiyat mı yoksa kalite mi?

Herkesin isteği; kaliteyi ucuza almak. Çok net şunu söyleyebilirim: Son üç senedir dünyanın en ucuz televizyonları Türkiye’de satılıyordu. Bu durumun sonucu olarak bizim ve rakiplerimizin üzerinde  müthiş bir fiyat baskısı vardı. Her pazarın kendine has dinamikleri var. Ancak burada müthiş bir rekabet var ve dediğim gibi tüketici tüm firmalar üzerinde bu baskıyı yaratıyordu. Firmalar da daha iyi pazar payı elde etmek için bu yarışın içine giriyordu. Bu sene biraz daha dengeli gidiyor. Biraz da buna son kullanıcıya  satış yapan  zincir mağazaların konsolide olması yol açtı diyebiliriz. Yurtdışından gelen oyunculardan umduğunu bulamayanalar oldu ve bir kısmı elendi. Bu eleme aslında hem tüketicilerin hem de üreticiler olarak bizlerin daha sağlıklı kanallarda yer alması durumunu ortaya çıkarttı.

TP Vision şu an 2016 hedeflerinin neresinde?

Biz kendimiz açısından ilk üç çeyrekte hedeflerimizin üzerindeyiz. Son çeyrekte hedeflerimizin biraz daha üzerine çıkacağız. Bu da bize pazarda yaklaşık 1-2 puan  arasında bir artış sağlamış olacak.