RÖPORTAJ — 4 Kasım 2016 at 17:18

ABU ISSA TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ MÜGE YILMAZ TAHTACI: BEŞ YILDA 50 MOSAFER MAĞAZASI AÇACAĞIZ!

_mg_8027

 

Bavuldan seyahat aksesuarlarına kadar tüm ürünleriyle Mosafer’i insanların tüm seyahat ihtiyaçlarını karşılayan tek marka olarak gördüklerini ifade eden Abu Issa Türkiye Genel Müdürü Müge Yılmaz Tahtacı, Türkiye’de mağazalaşma çalışmalarını Zorlu Center’dan başlattıklarını, beş senede 50 mağazaya çıkmayı hedeflediklerini dile getirdi.

 

Abu Issa Holding perakende sektöründe önemli bir deneyime sahip, kırk yıl önce Katar’da kurulan bir holding. Enerji ve inşaat sektörlerinde de ciddi yatırımları olan, 4 binin üzerinde çalışanı bulunan grubun Türkiye operasyonlarını ve hedeflerini Abu Issa Türkiye Genel Müdürü Müge Yılmaz Tahtacı ile konuştuk.

 

Abu Issa Holding’i, Türkiye operasyonlarını da kapsayacak şekilde tanıtabilir misiniz?

Abu Issa kuruluşu ve merkezi Doha’da bulunan bir holding. İlk projesi olan Blue Salon, Doha’da açılan lüks bir department store’dur. Yaklaşık 40 yıl önce faaliyete başlayan holding şu anda tüm körfez ülkelerinde 300’e yakın dünya markasının temsilciliklerine sahip bulunuyor. Doha’da Samsonite’ı temsil ederken, örneğin Güney Afrika’da Ferragamo’yu temsil ediyoruz. Türkiye’de Aigner, Cole Haan… Böyle hareketli bir operasyonumuz var. Körfez Ülkeleri, Güney Afrika ve Amerika faaliyet yoğunlaştığımız bölgeleri oluşturuyor. Türkiye’de kolları sıvayalı yaklaşık 1.5 sene oldu, şirket kurulalı da 1 sene oldu. Şu an itibariyle 5 mağaza açtık, 6’ncısını da önümüzdeki günlerde açıyoruz, yılı kapatırken de 9-10 mağazaya ulaşmayı düşünüyoruz.

 

Bu mağazalarınız daha çok İstanbul’da mı?

Bu senenin sonuna kadar iki havaalanında mağaza açacağız; biri Bodrum, diğeri de Ankara. İstanbul dışına böylece ilk adımımızı atmış oluyoruz.

 

Perakendede nasıl bir stratejiye sahipsiniz?

Bizim holdingimiz ağırlıklı faaliyetleri lüks perakende üzerine. Ama yıllar içinde gıdadan tutun da biraz daha ulaşılabilir lükste orta kesime hitaben markalar gelişmiş. Biz üç kategoride bakıyoruz perakende alanına.  İlk olarak bulunduğumuz ülkede en iyisi olmaya odaklanıyoruz. Bunu başardıktan sonra department store açmaya başlıyoruz. Ancak önümüzdeki beş senelik planımızda Türkiye’de department store açmak yok. İkinci olarak; yıllarca bu mağazalarda temsil edilen dünya markalarına bir süre sonra mono brand mağaza açma noktasına geliniyor. Ardından üçüncü kategoride; biz bu deneyim ve altyapıyla marka yaratamayacaksak kim yaratacak diyerek yeni markalar üretmeye başlıyoruz.

 

Abu Issa’nın çalışan yapısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Abu Issa Holding’de son verilere göre 60 milletten insan çalışıyor. Bu ciddi bir başarı. Yine yönetim kurullarında ve liderlik koltuklarında çok sayıda kadın var. Abu Issa Türkiye olarak bizim 350 çalışanımızın yarısı kadın. Bu yapı hoşuma gidiyor.

 

Biraz da Mosafer markanızı konuşalım…

Türkiye’ye getirdiğimiz Mosafer bizim gözbebeğimiz. Mosafer sözcük olarak; seyirden, seferiden, seyir halinde olmaktan geliyor; yolcu demek 19 ilde. Ve Mosafer aslında bir valiz mağazası olmaktan çok A’dan Z’ye seyahat markası. Ama tüm seyahatlerinizi düşünürseniz; hafta sonu yakın bir yere gitmek de seyahat, dünyanın bir ucuna gitmek de seyahat. Üstünde konuşulacak çok şey var ve bizim satış asistanlarımız bir tür seyahat danışmanlığı hizmeti veriyor. Uçtuğunuz hava yolu ve sınıfa göre hangi valizi almanız gerektiği konusunda, uçuş konforunuzu nasıl artıracağınız yönünde önerileri oluyor.

 

Türkiye’de yeni bir alan…

Aslında dünyada da yeni bir alan. İnsanlar şimdi nasıl hızlıca giderim, yolda nasıl rahat ederim, dönüşte de program aksamadan nasıl hızlıca devam ederim diye düşünüyor. Şimdi konular çok değişti. O yüzden bu konuları destekleyecek tek marka. “Tek marka”yı çok gururla söylüyorum. Seyahat üzerine böyle bir konsept çalışma yok. Mosafer markasının açtığı her mağaza iyi gidiyor. New York’ta 1800 metrekare Mosafer, Dubai’de 100 metrekare Mosafer var. Biz Zorlu Center’da 38 metrekarede mağaza açınca küçüğün tarifini değiştirdik. Beş sene içinde 40 ila 50 mağazaya çıkmak gibi bir hedefimiz var.

 

Mosafer kendi ürünlerini mi satıyor?

Her mağazada farklı olmakla birlikte. Mosafer markası ile birlikte 22 dünya markası daha müşterilere sunuluyor. Mesela Almanya’da üretilen Rimowa’yı satıyoruz. Bluesmart markasıyla dünyanın ilk akıllı bagajını sunuyoruz. Bluesmart hemen tanışıp flört ettiğimiz bir marka ve o yüzden kendi markamız gibi görüyoruz. Briggs & Riley, işadamlarını hedefleyen bir markamız. Dünyada da uzun ömrü ve hayat boyu garantisi olan Duffle Bag dediğimiz çantaları üreten Ergobag markamız var. Benzeri birçok dünya markasını sunan Mosafer seyahat denince ön plana çıkıyor.

 

Şu an Zorlu Center mağazanızda tüm markalar var mı?

Evet, şu an hepsi var. Zorlu Center’ın hitap ettiği kitle AA Plus olduğundan en iyi ne varsa müşterimizi onunla buluşturuyoruz. Mall Of İstanbul’daki mağazamızda sunulan ürünler ise bambaşka. Yakında Capitol mağazasını açacağız.

 

Mağazalarınız hep AVM’de mi olacak, yoksa cadde mağazacılığı da düşünüyor musunuz?

Biz bulunduğumuz ülkenin iklimine göre hareket ediyoruz ama Türkiye’de trend AVM’ye dönüyor gibi. Ancak ben caddenin cazibesine inanıyorum. Son dönemde inşaatlar ve akıl dışı kira rakamları markaları caddelerden soğutsa da yürümeyi sevdiğimiz ve yürüyemediğimiz bir mevsim neredeyse olmayan bir ülkede olduğumuz için ben Nişantaşı’nın da Bağdat Caddesi’nin de geri geleceğine inanıyorum.

 

Yerli markaları stratejinizde nereye oturtuyorsunuz? Satın alma planlarınız var mı?

Fırsatları değerlendirmek istiyoruz. Bizi de buluyor fırsatlar bir şekilde. Aldığımız bir yerel marka yok ama görüşme halindeyiz. Birçok markanın Katar distribütörlüğü bizde. Farklı iş kollarında ilgimizi çeken birkaç Türk markasının distribütörlüğü için görüşüyoruz; biter bitmez paylaşacağız. Ama çok ciddi bir ekip bunları değerlendiriyor. İki tarafın da memnun olabileceği doğru bir yatırım olduğu zaman görüşmeler olumlu sonuçlanabilir.

 

Türk markalarının Körfez ülkelerindeki başarı şansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Körfez ülkelerinin alım gücü yüksek ama orada da bir tane pasta var, onu almak için tüm perakende oyuncuları orada. O yüzden şunu unutmamak lazım; Körfez ülkelerindeki insanlar çok bilgili. Çok uzun yıllardır dünyanın her yerinden ürün alıyorlar ve kaliteli-kalitesizi, el işçiliğini, nerede üretildiğini biliyorlar ve de özel şeyler arıyorlar. Ama ben Türk markalarına çok güveniyorum. Türkiye’den çıkan her şeyi çok ilham verici buluyorum. Tabii bunun uygulaması da çok önemli. Bunu yaparken uluslararası vizyonla hareket etmek gerekiyor.

 

Türkiye, Abu Issa için bir fırsatlar ülkesi mi?

Bizim için her ülke öyle. Girdiğimiz her ülkede ne olup bittiğinin farkında olmak istiyoruz. Türkiye, bizim için çok kıymet verdiğimiz ve kalıcı olmak istediğimiz bir ülke. Yol haritamızı getirdiğimiz markaların performansı çizecek. Ama bu ülke hızlı bir kazanç için geldiğimiz bir ülke değil. O yüzden burada sağlam bir oluşum kurmak ve mümkünse de uzun uzun seneler başarılı bir şekilde büyümek istiyoruz. Bunlar olurken etrafımızdaki fırsatlara da dikkat edeceğiz.

 

Türkiye’deki operasyonlarınız Avrupa ayağı için ilk adım mıdır sizce?

Tam olarak böyle düşünüyoruz. Türkiye, Avrupa Gümrük Birliği’nin de bir parçası. Kanunlarımız da benziyor. Burada güçlendikten sonra Avrupa pazarına yavaş yavaş açılım olacaktır.

 

2016 yılı sonrası için hedefleriniz ve öngörünüz neler olacak?

Özellikle elimizdeki üç markayı çok önemsiyoruz. Birincisi; Aigner. Aigner kadını dodern, klasik ve kaliteli hoş bir kadın. Modanın farkında ama çok bağırmaktan hoşlanmıyor. Yani biraz daha duru bir kadın ama dediğim gibi trendleri takip ediyor. Aigner kadınının biz Türkiye’de yaşadığına inanıyoruz. Aigner’in yaşsız bir stil anlayışı var; bunu da çok önemsiyoruz. Aigner, 16 yaşındaki bir genç kız için minicik bir çantayı da üretiyor, ama notebook taşıyacak, bir iş kadınının taşıyacağı bir çantayı da üretiyor. Toskana ruhu ve Alman disiplini çok hakim markaya. Aigner’in Türkiye’de çok başarılı olacağını düşünüyoruz. Mosafer de bizim gözbebeğimiz. O ilgi gördükçe iyice yürekleniyoruz. Cole Haan’ın ilk istatistikleri bizi şaşırttı. Çünkü Cole Haan’ı anlatmak üzerine çalışmalar hazırladık. Şimdi Cole Haan’ı anlatmak zorunda olup olmadığımızı sorgulamaya başladık. Cole Haan, ayakkabıda güzellik ve rahatlığı aynı anda sunan bir tasarıma ve patentli taban teknolojisine sahip bir marka. Bu teknolojinin adı da Grand Operation System. Bu artılarla Cool Haan’da yaptığımız başlangıçtan çok memnunuz.