RÖPORTAJ — 4 Kasım 2016 at 17:22

PARK BORNOVA OUTLET CENTER GENEL KOORDİNATÖRÜ AYSEL ÖZTEZEL: İZMİR’DE GERÇEK OUTLET KÜLTÜRÜNÜ PARK BORNOVA YAŞATIYOR!

 

img_2241

AVM’lere yönelik çıkarılan yönetmeliği olumlu bulduğunu ve bu yönetmeliğin outlet adı taşıyan ama gerçek outlet olmayan AVM’lere çeki düzen vereceğini belirten Park Bornova Outlet Center Genel Koordinatörü Aysel Öztezel, Park Bornova’nın İzmir’de gerçek outlet kültürünü yaşattığını vurguladı.

 

AVM’ler son yıllarda perakende sektörünün kalbinin attığı yerler haline geldi. Son 10 yılda sayıları hızla artan AVM’lere yönelik düzenleme beklentisi, Şubat ayında yayımlanan yönetmelikle önemli ölçüde karşılanmış oldu. Özellikle sektörde outlet adını taşıyan AVM’ler için outlet tanımı netleşmiş oldu. Kuruluşundan bu yana outlet kültürünü İzmir’de gerçek anlamıyla yaşatan AVM’lerden birisi de Park Bornova Outlet Center. Biz de Park Bornova’nın Genel Koordinatörü Aysel Öztezel ile perakende sektöründeki gelişmeleri, AVM’ler arasındaki rekabeti ve Park Bornova’nın yeniliklerini konuştuk.

 

Bugün AVM sektöründeki tabloyu nasıl yorumluyorsunuz? Park Bornova neler yapıyor?

Türkiye’nin çok büyüdüğünü kabul edelim. Bu büyümeyi de kimse durduramaz artık. Büyümeyle birlikte gökdelenler dikildi, işyerleri büyüdü, AVM’lerin sayısı arttı. Şu anda AVM’ler yarış halinde. Artık ben kimsenin büyük cirolarla çalıştığına inanmıyorum. Pastanın dilimleri küçüldü. Tabii AVM’ler özellikleriyle aynı zamanda yaşam merkezleri haline geldi. Aileler için alışveriş yanında güzel zaman geçirecekleri yerlere dönüştüler.  Ama neticede sayıları çok arttı. Bunu biz bu hale getirdik. Belki de fizibiliteleri çok doğru yapılmadı. Diğer taraftan bazılarının yönetimini yabancı şirketler yapmaya başladı. Bu beni çok üzüyor. Biz yönetemiyor muyuz da yabancılar yönetiyorlar. Küreselleşen dünyada bunlar doğru da olabilir; yeni fikirlere, yeni kültürlere kucak açalım. Ama bunun da bir usulü var. Biz kendi imkanlarımızla, kiracılarımızla diyaloğa girip markalarımızı taşımaya çalıştık. Bunların hepsi değerli markalar. Onları Park Bornova’ya getirebiliyoruz, çünkü diyaloğumuz çok güçlü. İşin kolayına kaçmamak gerek. Aklımızı iyi kullanmalıyız.

 

AVM’lerin fizibilitesinden bahsettiniz. Bunu belki şehir planlamacılarına da sormak lazım…

Şehir planlamasının tam manasıyla yapıldığına inanmayanlardan biri olduğum için bunun da ciddi anlamda ele alınmadığı kanısındayım. Bu benim fikrim ama büyümeyi destekliyorum ve Büyümenin Türkiye açısından gerekli olduğuna inanıyorum. Bizim yapımızda bir şey tuttuğu zaman hep aynı şeyi yapıyoruz. Artık doyum noktasına gelindiğinde başka bir şey arayalım. Bizim fikir üreten çok az insanımız olduğu için, icatlara eğilimimiz olmadığı için bu böyle. Sadece ezbercilik ve taklitçilik var. Bu böyle olmamalıydı. Çocuklarımız, gençlerimiz kolay yoldan para kazanmayı yeğledikleri için bu böyle devam ediyor.

 

Peki, bu noktada kentleri yönetenlere mesajınız nedir?

Ben burada yerel yönetimlere, illeri yönetenlere çok iş düştüğüne inanıyorum. Belki valilere biraz daha geniş haklar verilebilir. Her şeyi Belediyelere vermemeli ve de belediye başkanları mutlaka ve mutlaka şehirciliği iyi bilen, bu konularda çeşitli başarıları olan kişilerden olmalı. Bakıldığında bazı belediyelerde bazı büyük firmaların etkisi olabiliyor. Çünkü büyük projeler, büyük rakamlar konuşuluyor ama doğruluğuna bakılmıyor. Bunlara eser deniyor ama gerçek anlamda eser demek yanlış. İstanbul’da tarihi Kapalıçarşı’yı düşündüğümüzde Türkiye’nin ilk AVM’si ve gerçek eser o bence. İzmir’de AVM sayıları artıyor.

 

İnsanların AVM’lere ilgisinde bir değişim gözlemliyor musunuz?

Hafta arası insanlar daha çok evlerine kapandı. Ben bunu restoranlarda görebiliyorum. Tabii, gelecekle ilgili endişeler de başladı. Bir darboğazdan geçiyor Türkiye ve kendi varlığını da yürütmeye devam ediyor bu arada. Yani kimseye de ödün vermiyor ve bu hal de benim hoşuma gidiyor. Terör tüm dünyanın sorunu. Türkiye’ye bu konuda biraz bizim de yardımcı olmamız lazım. İşadamları Türkiye’yi anlatmaya çalışıyorlar. Bizim de öyle yapmamız lazım. Ben vatandaşlık ve kentlilik bilincine sahibim. Bu anlamda bana ne görev düşerse yapmaya hazırım.

 

Park Bonova’da bu yıl neler değişti?

Bizim için en önemlisi; FLO gibi bir değerli markayı aramıza aldık. Biz erkek giyiminde ön plandayız. Onun için kadınlara yönelik bir hareketlenme yapalım dedik, aramıza Watsons’ı aldık. Barçın Spor iki kat büyüdü. Boyner Grubu, Boyner Outlet olarak hizmet vermeye başladı. O da çok hoşumuza gitti. Oyuncakta Toyzz Shop da mağazalarımızın arasında yerini aldı.

 

Gerçek outlet tartışması vardı ve bu yöndeki yönetmelik yürürlüğe girdi…

Ben outlet adı altında AVM’ler görüyorum ama kendisi hiçbir zaman gerçek outlet değil. Burada gerçek outleti yaşattığımıza inanıyorum. Zaten mağazalarımız da markalarımız da o bilinçte hizmet veriyorlar. Hiçbir sıkıntı yok; bunu iftiharla söylüyorum. Yeni yönetmeliği de destekliyorum. Umarım en kısa zamanda outlet adı altında çalışan AVM’ler de kendilerine çeki düzen veririler. Ayrıca her parası olan da AVM açamamalı. Bir de lüks siteler içinde açılan AVM’lerin insanların sosyalleşmesini kısıtladığını düşünüyorum. Çarşı kültürünü çocuklarımıza da ailemize de yaşatmalıyız. Özellikle çocuklar bütün gün evde, telefonlarla, bilgisayar oyunlarıyla vakit geçiriyorlar. Bence caddelerde gezmenin faydası var insani ilişkiler açısından. Caddede dolaşmak, sohbet etmek, bir merhaba demek önemli şeyler.

 

Park Bornova’da da bir cadde havası var aslında…

Evet, öyle bir hava var. Tavanlar yüksek… düzayak oluşu hanımların burada yorulmadan ihtiyaçlarını giderebilmesini kolaylaştırıyor. Ve biraz daha ilgi gösterseler, biraz daha vakit ayırsalar daha da keyif alacaklar. İzmir’de en ucuz sinema bizde. Sezon filmleriyle gidiyoruz. Bir eksiğimiz yok burada. Bir kere Bornova İzmir’in önemli bir parçası. Biz de bu şehre hizmet vermeyi sürdürüyoruz. Go-kart, bowling ve Smart Play ile Bornova’nın eğlence hayatının önemli bir parçasıyız.

 

Yetişmiş insan gücü sağlanmasında bütün sektörler sorun yaşıyor. Siz neler yaşıyorsunuz?

Biliyorsunuz işsizlik ülkemizde yüksek. Perakende sektöründe çalışanların yaptıkları işi sahiplenmesinde eksiklik var. Bir de herkesin kendi işini kurma modası var son dönemde. Ben de girişimci bir kadın olarak girişimciliği destekleyenlerdenim. Ama yaptığım konuşmalarda herkesin patron veya CEO olamayacağını söylüyorum. Çünkü herkesin kapasitesi farklı.  İnsanlar çalıştığı yerde fark yaratabilir, farkındalık yaratabilir. Bu da bir tür girişimciliktir. KOSGEB ve İŞKUR’un bu yönde çalışmaları var. Kadınlarımız ve iyi eğitimli gençlerimiz kendi işlerini yaratmanın hayalini kuruyorlar. Ben de diyorum ki: Önce deneme yapın; patronluğun nasıl bir şey olduğunu görün. Çünkü hüzünler var, sıkıntılar var… Ben 3-4 gece uyumadığımı biliyorum. Burası bir aile şirketi, benim kardeşlerime karşı sorumluluğum var, çalışanların da bana karşı sorumluluğu var.

 

TOBB İzmir İl Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı olarak Türkiye nasıl bir yolda sizce?

Türkiye büyük bir gelişme halinde; herkes bir şey yapmak istiyor, inanılmaz bir potansiyel var, inanılmaz bir enerji ve heyecan var çünkü. Ben heyecanlı biriyim ve heyecanla yaptığım her işte başarılıyım. Ben bunu ilke edindim ve bu hususta çok ciddiyim. Heyecansız insanlarla da bir arada olmak istemiyorum. Ben yaptığım yemeği de coşkuyla yapıyorum. Çocuklarımla olan ilişkimde de böyleyim, yeni insanlarla çalıştığım zaman da böyleyim. Ben bunları okulda öğrenmedim, yaşayarak öğrendim. Ben gençlikten umutluyum ama eğitime çok dikkat etmeliyiz. Eğitimi sadece okullarda veremeyiz. Ailelere, özellikle annelere çok iş düşüyor. Eğer bir anneyi eğitirseniz bir aileyi eğitmiş oluyorsunuz. Türk halkının eğitim seviyesiyle birlikte beklentileri de arttı. Bu beklentileri karşılamak için iş dünyasına ve hükümetimize düşen görevler var. Bunlar yapılırsa Türkiye çok daha hızlı atılım yapacaktır. Ben Türkiye için karamsar değilim.