RÖPORTAJ — 1 Aralık 2016 at 21:21

MOBİLİYUM AVM YÖNETİM KURULU BAŞKANI TALHA TİMUR HAN: HESAPLI VE KALİTELİ ALIŞVERİŞ BURADA!

kapak-resmi

 

“Mobilya İnegöl’de üretilir, İnegöl’den alınır” sloganıyla İnegöl’ün mobilyadaki iddiasını tekrarlayan Mobiliyum AVM Yönetim Kurulu Başkanı Talha Timur Han, Mobiliyum AVM’nin mobilya sektörü için başarılı bir model haline geldiğini vurguladı.

 

İnegöl ekonomisinin belkemiğini mobilya sektörü oluşturuyor. Diğer mobilya şehirlerinden kendini daha farklı konumlandıran İnegöl, 225 bin metrekare kapalı alana sahip, 200 mağazası ve 200 yerli üretici markası bulunan, Türkiye´nin ilk ve en büyük kapalı mobilya AVM´si olan Mobiliyum AVM ile bir fark daha yaratmış durumda. Biz de Mobiliyum AVM Yönetim Kurulu Başkanı Talha Timur Han ile Mobiliyum AVM’yi ve İnegöl mobilyasını konuştuk.

 

Timur Bey, öncelikle Mobiliyum AVM’yi oluşturma düşüncesinin nasıl ortaya çıktığından bahseder misiniz?

Mobiliyum AVM ilk değil ama kapasite açısından Avrupa’nın ve Türkiye’nin en büyük AVM’si. Benzerlerini çeşitli ülkelerde gittik gördük ama bu büyüklükte, bu ihtişamda ilk ve en büyük kapalı AVM, Mobiliyum AVM’dir diyebiliriz. Bu Mobiliyum AVM nereden hasıl oldu? 2011 yılı başlarında biz hayallerle yola çıktık. Hayaller umutlara dönüştü, umutların gerçek olduğu bir tesise sahibiz şu anda. İnegöl, son 15 yılda gerek teknolojide gerek mobilya kalitesinde ciddi ivmeler kazandı. Ürettiğimiz mobilyaları tanıtabilmek için güzel ve büyük şovrumlara ihtiyaç vardı. İnegöl ve İstanbul’da fuarlar alanlarımız vardı. Ancak fuarlarda sadece 7 günlük stantlar yapıyorduk. Yurt dışındaki alıcılara bu stantlarda mallarımızı tanıtıyorduk ama bu stantlar 7 gün sonra çöp oluyordu. 365 gün fuar mantığıyla hem üreticiden tüketiciye hem de yurt dışı pazarlarımıza dönük olarak ürünlerimizi sergilemek, tanıtmak zorundaydık. Bu amaçla yola çıktık. Bugün biz bir modeliz. Burada 50 tane birbirinden rekabetçi firma bir arada bu oluşumu gerçekleştirdi. Bu birlik ve beraberliğin Türkiye’ye anlatılması gerektiği kanaatindeyim. Başta yaklaşık 50 üye ile 50 bin metrekare arsa üzerinde toplam 53 mağaza planlamıştık. Bunlar yeterli diye düşünüyorduk ama bize inananlar, bize güvenenler dediler ki: “Bu bize yetmez, bizim daha fazla mağazaya, malımızı daha iyi tanıtabilmek için daha fazla şovruma ihtiyacımız var.” Akabinde yan tarafta bir arsa daha alma gereği hissedildi. Orası yaklaşık 40 bin metrekare arsaydı, onun üzerinde de inşaata başladık. A etabındaki süreç hızlı gelişti. 2012 yılında hayallerle başlanan, umutlarla yola çıkılan projede 2015’in Mayıs ayında yaklaşık 95 firmanın katılımıyla resmi açılış gerçekleşmiş oldu. B etabında şu anda inşaat devam ediyor. Orada da toplam 90 küsur mağaza olacak. B etabı tamamlandığında toplam 225 bin metrekare kapalı alana ve 200’ün üzerinde mağazaya 2.ETAP bittiğinde toplam maliyeti yaklaşık 350 milyon TL rakamlarla A ve B Etabını tamamlamış olacağız. B etabını ise 2017 Kasım ayındaki fuara yetiştirmeye çalışıyoruz.

 

Peki, nasıl bir konsept oluştu Mobiliyum AVM’de?

Öncelikle buradaki firmaların üretici olma zorunluluğu var. Üretici değilse bizden uzak dursun. Yani anayasa maddesi gibi kooperatif ana sözleşmesinde üretici olma zorunluluğunu şart koştuk. Artı, taklitle mücadele adına dedik ki: Birbirimizin malını kopyalayan, emeğe saygısızlık edenler, hakka hukuka riayet etmeyenler bizim aramızda olmasın. Ve bunu büyük ölçüde başardık. Dik durup birlik olduk; iri olduk diri olduk. Çünkü biz birbirimizle rekabet içinde olurken, daha güzelini daha iyi şartlarda nasıl sunabiliriz diye düşündük. Bu AVM’ye üye olmak isteyip de bizim kriterlerimize uymayan birçok firma dışarıda kaldı. Hatta, bizim aramıza katılamayan arkadaşlar hırs da yapmış olabilir. Farklı yöne de kaymış olabilirler ki farklı AVM’ler yapılmaya başlandı. Bunlar başarılı olur mu olmaz mı bunu zaman gösterecek. Biz diyoruz ki: Biz güçlüyüz, çünkü üreticiyiz. Kim AVM’sini güzel yönetirse o ayakta kalacaktır diyoruz. Bizim de kendimize güvenimiz sonsuz. Buradaki üreticiler İnegöl istihdamının yüzde 50’sini, ihracatının yüzde 60’ını karşılıyor.

 

İkinci özelliğimiz olarak tüketiciyi mobilya yanında halı, züccaciye, beyaz eşya ile de buluşturmayı ve restoran kültürünü eklemeyi hedefledik. Bunu ilk etapta başaramadık. Üst katımızı tamamen mobilyacılara açtık. Normalde üst katımızı mobilyayı tamamlayan yardımcı ürünlere açabilirdik. Biz üyelerimizden aldığımız yetkiyle B Etabımızın üst katlarında halıcı, beyaz eşyacı, restoran, züccaciye ve avize dükkanları işleten firmalar açmayı düşünüyoruz. Bunu da AVM’ye kazandırmış olacağız. Ve bu anlamda Tüketiciye çeşitlilik sunup Mobilya ve Mobilya ya dair tamamlayan ne varsa; Mobiliyum AVM’ye geldiklerinde hepsini bir arada bulma şansına sahip olacaklar. Yani buraya tüketici geldiğinde her ihtiyacını burada görebilecek.

 

Üçüncü özelliğimiz üreticinin ürünlerini doğrudan Nihai tüketiciye sunabiliyor olmak. Bugün biz Avrupa kalitesinde yarışan üreticiler olduk. İnegöl mobilyası kaliteye, Ar-Ge’ye çok değer verdi. Ayrıca seri üretebilecek teknolojiye sahip olduğumuz için fiyatlarımızı aşağıya çekebildik. Avrupa kalitesinde üretim yapıyoruz ama Avrupa’nın 3’te 1 fiyatına ürünlerimizi satıyoruz.

 

Dördüncü özelliğimiz de hem perakende hem de toptan satış yapabiliyor olmamızdır. Başlangıçta toptancı mantığıyla açıldık. Ama gördük ki tüketici, üreticiye doğrudan ulaşabileceği bir mağaza konsepti arıyor. Bir de süreçte şunu anladık: Buradaki mağazalarımızda perakende yapmaz isek mağazalarımızı ayakta tutma şansımız yok. Biz perakende mağazalarımızı hazırladığımızda toptan ürün alan Mağazacılara da cevap verebiliyoruz. Ama toptan hizmet vermek için hazırladığımız mağazalarımızda perakende dışarıda kalıyordu. Şu anda tüm mağazalarımız ciddi anlamda perakende hizmet vermekte. Ama, yurt dışından gelen misafirleri de ağırlamaktayız. Biz burada 365 gün fuar anlayışıyla haftanın hiçbir günü kapalı değiliz.

 

İnegöl’de yetişmiş insan gücü konusunda neler söyleyebilirsiniz?

İnegöl, bundan 15 sene önce kaliteli insan gücü açısından bir sıkıntı çekmiyordu ama gelişen teknoloji, gelişen üretim verimliliği, fabrika kapasitelerinin büyümesi ile birlikte yetişmiş, kalifiye eleman ihtiyacımız arttı. Ayrıca vasıfsız eleman ihtiyacımız da var. Şu anda İnegöl’de eksi işsizlik var. Kimsenin işsizim deme şansı yok. Biliyorsunuz İnegöl, sadece mobilya sektöründen ibaret değil, doğası, tekstil sektörü, turizm sektörü, köftesi de var. İnegöl artık bir fabrika şehri oldu. İşe ihtiyacı olan, hangi kapıyı çalarsa çalsın o kapı ona açılıyor.

 

Mobiliyum AVM açısından 2016 nasıl bir yıl oldu?

Biz göreve 2 Temmuz’da geldik. Bir daha yaşanmasın dediğimiz bir 15 Temmuz sürecini yaşadık. Burada gerek Cumhurbaşkanımızın, gerek Başbakanımızın gerek milletimizin dik duruşuyla bu süreci bertaraf ettik ama sektör olarak da ciddi sıkıntılar yaşadık. Biz, Mobiliyum’un oluşumunda herhangi bir devlet kuruluşu ve bankalardan ne kredi ne de bir destek aldık. Öz kaynaklarımızla yaptık. Özel bankalardan kredi aldık ama onları da kapatmış durumdayız. Şu anda Mobiliyum AVM’nin herhangi bir devlet kuruluşuna, herhangi bir şahsa, herhangi bir kuruluşa 1 kuruş borcu yok. Biz göreve geldiğimizde 36 milyon TL borç devraldık. Ama üyelerimizin inancıyla, yönetim kurulumuzun bize verdiği destekle, daha önce satılamayan fuaye katındaki dükkanlarımızı satışa çıkardık. Zorlu bir süreçte olmamıza rağmen projemize öyle bir inanıldı ki o dükkanlarımızı satmakta hiçbir zorluk yaşamadık. O bize daha da büyük güç verdi. Biz şu anda hangi devlet kapısını çalarsak çalalım bize o kapıları sonsuza dek açacaklarına inanıyoruz. Şu ana kadar hiçbir devlet kuruluşunun kapısını çalmadık. Neden çalmadık? İnegöl, bunu başarsın diye, rol model olsun diye çalmadık. Belediye Başkanımızın mobilya sektöründen geliyor olması, mobilyayı iyi biliyor olması, vizyoner olması bizim de ufkumuzu açtı. Dayanışma içine girdik. Mobiliyum’un inşa edilip bugünkü duruma gelmesinde bize moral destek verdi. Biz kendimizi o anlamda şanslı hissediyoruz.

 

Markalaşmayla ilgili neler söylemek istersiniz?

Buradaki firmaları bir başkan olarak tek tek sayamam ama Mobiliyum AVM bir marka olmaya başladı. Televizyon reklamlarımızda, sponsor olduğumuz yerlerde hep Mobiliyum’un adı geçiyor, mağazaların ismi geçmiyor. Ama biz istiyoruz ki Çilek Mobilya gibi yeni markalar çıkmasını; uzun süreli Avrupa ve Amerika’da olduğu gibi 50. Yılını 10. Yılını devirmiş mobilya firmalarımızın olmasını istiyoruz. Yani 40-50 yıl yaşayabilen firmalarımız olsun. Ancak bunun için önce firmaların kurumsallaşması gerekiyor. Bunu danışman arkadaşlarımızla birlikte firmalara anlatıyoruz.

 

Mobiliyum AVM bir yurt dışı trafiği içerisine girmeyi hedefliyor mu?

Olmazsa olmazımız zaten o. Geçtiğimiz günlerde Amerika kıtasının 15 büyükelçisini hem Mobiliyum AVM’mizde hem de MODEF Fuarımızda ağırlama onuruna ulaştık. Onlara burada yapmış olduğumuz sunumlardan çok etkilendiler. Onlar da mobilya üretiyor, onların da mobilya ihracatları var ama “Bu konseptte, bu güzellikte, bu ihtişamda dünyada başka bir yer görmedik dediler. Hatta burada bir gün daha kalmak istediklerini bize deklare ettiler. Bu anlamda Meksika Büyük Elçimiz çok övgü ile bahsetti ve 8. Aya bizden randevu talep etti ve Mobiliyum AVM’den en az 40 üreticiyi ülkemde ağırlamak istiyorum dedi. İnşallah biz de dünyada ilk gezimizi Meksika’ya gerçekleştireceğiz. Bunun için departman oluşturduk. Bu arkadaşlarımızla Mobiliyum AVM’yi tanıtacak bir katalog hazırlıyoruz. Başta Ortadoğu ve Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkeye gidip kataloglarımızla, sinevizyonumuzla, CD’lerimizle Mobiliyum AVM’yi tanıtacağız. Yani biz önce diyoruz ki, “Mobiliyum AVM’yi bilsinler, İnegöl’de böyle bir potansiyel olduğunu bilsinler, İnegöl firmaları olarak bizler daha sonra girelim.”

 

Sektöre genel olarak baktığımızda İnegöl’ü, Ankara ve Kayseri’den ayıran özellikler nelerdir sizce?

Ankara da mobilya ile anılan bir şehir. Ankara’da bugün çoğunlukla 200-300 metrekare büyüklükteki işletmelerde üretim yapılmaktadır. Buralarda seri ve kaliteli mal üretebilmek çok mümkün değil. İnegöl’de babadan oğula geçen işletmeler ciddi riskler aldılar ve başarılı oldular. Ankara bu riskleri almadı, seri üretim anlamında bir teknoloji geliştirmedi. O anlamda bugün Türkiye’de mobilya denince akla İnegöl geliyor. Kayseri Mobilya Üreticileri, emek hırsızlığı yapmaya başladı. Biz fuarlarda bile fotoğraf çekimini yasakladık. Çünkü emeğe saygısızlık var; hakka hukuka uymamaya başladık. Kayseri, kalitede rekabet etmek yerine kolayı seçti. Yani bizim x bir fiyata sattığımız ürünün fotoğrafını çekip bizim fiyatlarımızın çok altında ve çok daha kalitesiz ürün yapıp piyasaya sürmeye çalıştılar ama gün, üreticinin, Ar-Ge yapanın, emeğe saygı gösterenin yanında olduğu bir gün. İnegöl’de genç patronlar olarak işin başındayız. Ar-Ge ve tasarıma çok önem veriyoruz.

 

Son olarak paylaşmak istediğiniz mesajınızı da almak isteriz…

Öncelikle ben tüketiciye “Üreticiler bir arada hesaplı alışveriş burada” diyorum. Son günlerde bir slogan daha geliştirdik: “Mobilya İnegöl’de üretilir, İnegöl’den alınır.”  Yine çok iddialı olduğumuz bir sloganımız; Her nerede, nasıl bir mobilya mağazası işletiyorsanız işletin Biz Üreticiler mağaza toptancıları ile kenetlenip; birbirimizin emeklerine saygı duyup fikirler üretip Geleceğimize daha güzel bakmak zorundayız. Toptancılarımıza buradan seslenmek istiyorum; Onlar bizsiz biz onlarsız yapamayız. O anlamda İnegöl mobilyası olmadan mağazalarınızı ayakta tutabilme şansına sahip değilsiniz.

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet