RÖPORTAJ — 8 Ocak 2017 at 22:34

SOYCAN ŞİRKETLER GRUBU YÖNETİM KURULU BAŞKANI YILMAZ SOYCAN: DEMİRYOLU TAŞIMACILIĞINDA YENİ BİR MODEL YARATTIK!

img_2330

 

Çağ Lojistik’in son üç yıldır demiryolu taşımacılığına çok ciddi yatırım yaptığını belirten Soycan Şirketler Grubu ve Çağ Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Soycan, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Polonya ve Belarus’ta devlet demiryolu şirketleriyle yaptıkları doğrudan partnerlik ve kullanım anlaşmaları ile demiryolu taşımacılığında yeni bir model yarattıklarını vurguladı.

 

Soycan Şirketler Grubu 65 yıla yaklaşan geçmişinde ağırlıklı olarak lojistik sektöründe gelişim göstermiş. Grubun amiral gemisi Çağ Lojistik son yıllara kadar daha çok karayolu taşımacılığında hizmet verirken, son üç yılda devlet demiryolu şirketleriyle yaptığı anlaşmalarla Belarus, Bulgaristan, Polonya, Romanya ve Ukrayna’da demiryolu taşımacılığı hizmeti veren bir iş modeli yaratmış. Soycan Şirketler Grubu ve Çağ Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Soycan ile lojistik sektöründeki faaliyetlerini ve sektörün gelişimini konuştuk.

 

Öncelikle gurubunuzu tanıyarak başlamak isterim…

Soycan Şirketler Grubu’nun kuruluşu 1950’li yıllara dayanıyor. Dedem Mehmet Soycan’ın 1952’de başlattığı kişisel girişim 1950’lerin sonunda şirketleşti. Ve 60 yılı aşan bir mazi oluştu. Ana işimiz lojistik. Grupta Çağ Lojistik’in haricinde dört ayrı şirket daha var. Gıda şirketimiz Bade İçecek ve Gıda içecek ve yiyecek üretimi yaptırmakta. Ortağımız olan dünya devi Avusturya firması ile Türkiye’den 15’ten fazla ülkeye kendi içecek markamızı ihraç etmek üzere anlaştık. Dış ticaret danışmanlık firmamız Sarpedon Global Trade İstanbul ve Dubai’deki ofislerinde uluslararası ticaret, ithalat ve ihracat konularında danışmanlık hizmeti vermekte. Otel ve gayrimenkul projeleri yapacağımız arazileri geliştirmek üzere yeni kurduğumuz bir şirketimiz var. Şu anda İstanbul, İzmit ve Bodrum’da ciddi arazi yatırımları yaptık. Tüm projelerle birkaç yıl içinde bir gayrimenkul yatırım ortaklığı kurma düşüncemiz var. Bir diğer şirketimiz de SEM Hayvancılık ve Tarım; Bolu’daki tesisinde yılda yarım milyon piliç üretimi yapıyor.

 

Ana işiniz olan lojistik sektörünü konuşalım biraz da…

2008 krizi dünyada büyük problemler yaratmış gözükse de hem Türkiye’de hem diğer ülkelerdeki lokal şirketlerin global şirketlere servis verebilme imkanının önünü açtı. Çünkü bizim gibi şirketlerin yereldeki imkanları doğrudan harekete geçirme, daha az personel çalıştırma, beşten daha az yönetim kademesiyle çalışma gibi ciddi avantajları var. Bu bizim gibi yerel lojistik şirketlerinin hızlı büyümesinin önünü açtı. Öte yandan hem tasarruf sağlaması hem de çevreci özelliği ile intermodal taşımacılık dünya tarafından destekleniyor. Özellikle demir yolu taşımacılığı doğrudan üretici bazında daha az karbondioksit tükettiği için destek görüyor. Biz de son üç yıldır demiryoluna çok ciddi miktarda yatırım yapıyoruz. Romanya-Türkiye arasında yıllık taşıma kapasitemiz 100 bin tonu geçti. Türk bayrağı ile uluslararası bir demiryolu şirketi haline geldik. Çağ Lojistik, demiryolu operasyonlarında bir başka Avrupalı ya da Amerikalı şirketin taşeronu değil, global şirketlerin tedarik zincirine doğrudan servis verebilen ve Türkiye sınırları dışında da yine Türk bayrağıyla çalışan uluslararası bir şirket haline geldi. Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Polonya ve Belarus’ta devlet demiryolu şirketleriyle doğrudan partnerlik ve kullanım anlaşmasına gittik. Bu bir Türk şirketinden tek fiyat alarak 6 ayrı ülkede demiryolu hizmeti alabileceğiniz bölgede olmayan bir iş modeli. Ortaklarımızın asset büyüklüğü şu anda 150 milyar dolar. Ve bu rakamlar Türk ihracatçısının ve ithalatçısının emrine verilmiş durumda. Maliyet olarak baktığınızda, karayoluna göre yüzde 15 ila 20 nispetinde daha ekonomik. Ve yıl içinde fiyat dalgalanmasına maruz kalmıyorsunuz. Malumunuz, özellikle son birkaç yıldır yaşanan aşırı politik türbülans günümüz ithalat ve ihracatçısına, inşaat şirketlerine mal tedariki ve sabit fiyatta taşıma konusunda çok ciddi sıkıntı yaşattı. Bizim kurduğumuz bu yapı yıl boyunca fiyat dalgalanmasına maruz kalmadan karayolundan daha avantajlı bir şekilde mal tedarik etme ve gönderme avantajı sağlıyor.

 

Türkiye’de demiryolu taşımacılığını biz ne kadar ekonomiye kattık, buna da bakmak lazım aslında…

Biz demiryolu olarak Türkiye’de çok şanslı bir yönetime sahibiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Ulaştırma Bakanlığından gelen Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım’ın çizdiği vizyon çok kısa bir sürede demiryollarında da uluslararası entegrasyonumuzu sağlayacaktır. Bölgede yaptığımız anlaşmalarda Sayın Cumhurbaşkanımızın bölgedeki saygınlığı bizleri fevkalade destekleyen ve ticari sözleşmelerimizde önümüzü açan bir öneme sahip. Belarus anlaşması yanında 3. Köprüdeki demiryolu bağlantısı ve ön protokolü yapılan Ukrayna-Türkiye ferryline hattı, hem Bulgaristan ve Romanya nezdinde hem de Kuzey Baltık Denizi’nde Türkiye’nin önemini artırıyor.

 

Bugün müşteri portföyümüzde dünyanın en büyük 100 şirketinden 20’sine doğrudan servis veriyoruz. Türkiye ve Türkiye dışındaki bölge ülkelerde de hizmet veriyoruz. Bizim 2017 ve 2018 ile ilgili yaptığımız kontratlarda bir ambargo öngörülmüyor. Biz terör olayları ve 15 Temmuz kalkışması sonrasında iletişimde olduğumuz global şirketlerin üst düzey yöneticilerine, yaşadığımız talihsiz olaylara karşın ülkemizde huzur içinde yaşadığımızı sürekli anlatıyoruz. Tabii ki bu, global şirketlerin yöneticilerine ciddi şekilde güven veriyor. Diğer taraftan biz özellikle son iki aydır uluslararası toplantıların Türkiye’de yapılmasında ısrar ediyoruz. Ve bu konuda artık olumlu cevap almaya başladık. Bu yöneticilerin Türkiye’ye gelip bizi dinlemeleri ve kendi politikacılarına, kendi karar vericilerine bizi daha gerçekçi anlatmalarının mutlaka olumlu bir etkisi olacaktır.

 

Lojistik sektörü sizce, yeni oyuncuları barındıracak bir sektör mü, yoksa doygunluk noktasına geldi mi şu anda?

Bugün dünyada bir sektöre yatırımın geri dönüş süresi sanayide ortalama 10 ila 12 yıl, bazı sektörlerde bu süre 14 yılı buluyor. Türkiye’de makine ekipman olarak baktığınızda; lojistik sektörüne yapılan yatırımlarda geri dönüşü 7 ya da 8 yılda sağlayabiliyoruz. Bu hala boşluk olduğu anlamına geliyor. Eğer bugün şirketler faaliyetlerini öz sermayeye dayalı yürütürlerse Türkiye’de her zaman yeni taşımacılık şirketlerine kar ve fırsatlar var. Türkiye’de lojistik daha da büyüyecek olan bir sektör.

 

Taşımacılık sektörü çeşitlilik anlamında hakkıyla yapılıyor mu Türkiye’de?

Mevcut şartlara baktığınızda bence çok iyiyiz. Türkiye Cumhuriyeti genç bir devlet, biz 85 yıllık bir devletiz. Ve son 40-50 yıldır sanayileşmeye başladık, son 20 yılda bir atak yaptık. Ancak ülkemizin tasarruf oranları yatırımcısına 10 yılın üzerinde kredi verme imkanı sağlamıyor. Ülkenin tasarruf oranı ne kadar çok artarsa bu sektörde ve diğer sektörlerde şirketler uzun vadeli kredi imkanlarına dayanarak daha da hızlı büyüyebilirler. Bugün Avrupa, dünya büyük projelere giderken artık diyor ki; sen işin neyse onu yap ama finansmanını benim bankam yapsın diyor. Finansman sadece uygun faizle kredi almak demek değil, aynı zamanda uygun sürede krediyi kullanabilmektir. Belki şirketler 1 puanlık faiz farkını kendi bünyelerinde kabul edebilirler ama süreci kısaltmamız projeleri almamızda hem inşaat hem lojistik sektörlerinde hem de diğer sektörlerde ciddi etken oluyor. Bugün Asya’da da, Afrika’da da, çok ciddi projeler var. O projelerin alınabilmesinin yolu cebinizdeki finansmanla beraber gitmekten geçiyor.

 

Grup olarak deniz taşımacılığında da faaliyetleriniz devam ediyor bildiğimiz kadarıyla… 

Denizcilik bizde iştirak olarak başladı. 2017 itibariyle bugün kullandığımız intermodal taşımacılığa entegre etme kararı alındı. Bundan dolayı 2017 yılı içinde Türkiye-Hazar arasında Volga nehrini geçecek şekilde taşımacılık başlayacak. İhracatçımızın Kazakistan’a ve Türkmenistan’a yapacağı taşımaları kendi gemilerimizle yapacağız.

 

Peki, karada durum nedir?

Karayolunda aylık bin tır ile uluslararası taşıma yapıyoruz ve bunu tamamen kiralama metodu ile yapıyoruz, kendimize ait hiçbir aracımız yok. Şirketimiz gemi filosu hariç hiçbir taşıma aracına yatırım yapmıyor. Gelecek yıllarda da yapmayı düşünmüyoruz, çünkü Türkiye’nin ciddi bir filosu var. Bizim core business olarak en büyük sermayemiz insan. Global şirketlerle çalışabilen, 500-600 kişi çalıştıran bir şirketiz. Müşterilerimize iyi bir servis kalitesi sunmaya çalışıyoruz.

 

Son dönemde dövizdeki dalgalanmayı ekonomiye yansımaları açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben bu dalgalanmayı geçici ve normal görüyorum. Bugün Türkiye’de 3,40’a gelen dolar kuru da, 3,50’ye gelen kur da rahatsız etmez. Kur, 3,20’ye de, 3’e de geri dönebilir ki bunun örnekleri görüldü bu ülkede. Sayın Cumhurbaşkanımız yıllar evvel güzel bir açıklama yaptı, dedi ki: Lütfen dolar borçlanmayın. Bugün biz şirketimizde birden fazla para kuruyla alışveriş yapıyoruz. Çok basit bir düşüncemiz var; dolar alırsan dolar sat, Euro alırsan Euro sat. Öz sermayesi ile riske giren, hızlı büyümek yerine karlı büyümeyi tercih eden organik şirketler bu rüzgârlardan etkilenmezler.

Kaydet