RÖPORTAJ — 8 Ocak 2017 at 22:25

TUNA EV GENEL MÜDÜRÜ AYŞE TUNA GÜLSOY: MARKAYA DEĞER KATMAK TASARIMLA OLUR!

ayse-tuna-gulsoy-tuna-ev-genel-muduru-2

 

Yurtiçi ve yurtdışından birçok tasarımcıyla çalıştıklarını söyleyen Tuna Ev Genel Müdürü ve Tuna Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Tuna Gülsoy, markaya değer katmanın tasarımla olduğuna inandıklarını vurguladı.

 

Hızlı bir gelişim ve büyüme gösteren sektörlerimizden birisi de mobilya sektörü. Sektörde son yıllarda tasarım ve moda ön plana çıkmaya başladı. Tasarıma önem veren markalardan birisi de Tuna Ev. 15 yıldır ev mobilyası üreten Tuna Ev’in Genel Müdürü ve Tuna Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Tuna Gülsoy ile mobilyadaki trendleri ve Tuna Ev’in hedeflerini konuştuk.

 

Öncelikle Tuna Ev’in kuruluş hikayesinden başlayalım…

1970 yılında kurulmuş bir firmayız. Metal ofis mobilyası üretimiyle başlayıp daha sonra ahşabın da kullanıldığı ofis mobilyası üreten ve uzun yıllar sektöründe öncü olan firmalardan biriyiz. 1999 yılında Silivri’de 55 bin metrekare kapalı alanda yeni bir fabrika yaptık. Sektörümüzün, hatta Avrupa’nın da ev ve ofis mobilyası üretimini bir arada barındıran, modern makine parkı ve kapasite olarak en büyük tesislerinden birisidir. Aynı yıl kapasitemizdeki büyük artışı değerlendirmek için ev mobilyası üretimine başlamaya karar verdik. Tarzımızı belirlemek için çok uzun araştırma süreçleri oldu; yurtdışında araştırmalarımız oldu. Biz, ofis mobilyasında A, B Plus ve B grubu müşterilere hizmet eden bir firmayız. Ofis mobilyasında çizgimiz çok moderndir. Mağazalarımıza giren kişiler ve potansiyel müşterilerimiz bizi bu yönümüzle tanıdı.

 

Dünyanın bilinen tasarımcılarıyla çalışan bir firmayız. Ev mobilyasına da aynı bakış açısını ve aynı konsepti yansıtmalıyız ki biz Tuna Ev olabilelim dedik. Asıl amacımız üretim olmakla birlikte konseptimizi denemek adına önce ithalatla başladık. Kendi koleksiyonumuzu da oluşturduk, bunun yanında ithal ürünleri harmanladık. Çok güzel bir konseptle çıktık; aksesuardan halısına, çiçeğine kadar… 2002 yılında çok güzel bir açılış yaptık; hem 15 bin metrekarelik showroomumuzda hem fabrikamızda. Kendi koleksiyonlarımız da ithal ürünlerimiz de ilgi gördü. Segment olarak daha ulaşılabilir fiyatlarla fabrikasyon üretimi butik sunmayı hedefledik. Demografik olarak 25-55 yaş arası kesime hitap ediyoruz. Modern çizgiyle ama sıcak, çok minimal olmayan ve takım mantığından uzak modüler ürünlerimiz var. Rakiplerimizden en büyük farkımız bu.

 

Fabrikasyon üretimi butik sunmayı biraz daha açabilir misiniz?

Biz kimseye özel üretim yapmıyoruz. Ancak diğer taraftan yaptığımız her ürünün birçok farklı ölçüsü var ve hepsi koleksiyon bazında modüler. Mağazamıza gelen müşterimize sunduğumuz renk ve kaplama seçenekleriyle kendi ürünlerini tasarlama imkanı getirmiş oluyoruz.

 

“Yüzümüz batıya dönük ve modern bir çizgimiz var” dediniz. Peki, ülkemizde beklentiler ne yönde?

Aslında bu iş moda ve bir akım. Biz de bütün dünya fuarlarını takip ediyoruz. Işıltının öne çıktığı, hafif klasikleşmenin, yuvarlak hatların, doğal malzemenin çok öne çıktığı bir dönemdeyiz. Biz de yeni koleksiyonlarımızın hepsinde bunları barındırıyoruz.

 

Mobilyada yeni gelişmeleri tüketici eğilimleri mi, yoksa sektördeki oyuncular mı belirliyor?

Tabii, oyuncular daha etkin oluyor. Ama eskisine göre bilgiye çok kolay erişilebilmenin ve sosyal medyanın etkisiyle müşterilerimiz çok daha bilinçli hale geldi. Müşteri bize geldiğinde ne aradığını biliyor. Biz de ona göre yönlendiriyoruz.

 

Yurtdışında nasıl bir değişim var sizce? Ev mobilyası tüketicisi nelere dikkat ediyor orada?

Yurtdışında mesela; bir kanepenin dümdüz durması sevilen ve istenen bir şey değildir ama Türkiye’de biraz temiz ve titiz olmamızın bir etkisi olsa gerek, bayanlar kanepesi dümdüz ve net dursun ister. Bizim insanımız daha çok şekle bakıyor. Belki fonksiyon biraz etkileyebiliyor ama rahatlık geri planda kalıyor; çoğu kanepeye oturmuyor bile. En büyük fark kanepede… Bir de yurtdışında depolama bizdeki kadar değil. Misafir ağırlamanın, kalabalık yaşamanın etkisiyle bizde dolap ihtiyacı daha fazla oluyor.

 

Tuna Ev, bu ay düzenlenecek İSMOB fuarına nasıl hazırlandı? Neler ön planda olacak?

Özgün çizgisi olan bir firmayız. Modern ama çok soğuk ve minimal olmayan, sıcaklığı olan bir ürün gamına sahibiz. Showroomumuzda müşterilere bunu verebiliyoruz. Fuarda da aynı atmosferi yaşatmaya çalışıyoruz. Bu sene öyle bir mekan oluşturduk. Ürünlerimizin hepsi yeni tasarım ürünler. Bu senenin trendi olarak farklı malzemelerin kullanımı çok öne çıktı: Metal-ahşap karışımı, cam ve mermer kullanımı gibi… Bu sene mermer bir masamız var, kanepelere biraz daha fonksiyon ekledik.

 

Tasarım çalışmalarınızdan da bahseder misiniz?

Bizim 47 yıldır ofis mobilyaları üretiyor olmamızın artısı olarak en büyük farkımızın tasarıma verdiğimiz değer olduğunu düşünüyorum. İtalyan Ando Studio firmasıyla 20 yıldır çalışıyoruz. Her yıl farklı bir koleksiyonumuzu onlar hazırlar. İngiliz tasarımcı David Fox ile birçok kanepe grubu yaptık. Yurtdışında bulunan Türk tasarımcılarla da çalışıyoruz; Defne Koz, Sezgin Aksu, İnci Mutlu gibi birçok tasarımcı sayabilirim. Onlarla hem ofis hem ev koleksiyonları yaptık. Hep bu anlayışla ilerledik. Tasarıma yaptığınız yatırımla markanıza değer katabileceğinize inan bir firmayız.

 

Mobilya sektöründe yoğun bir rekabet olmakla birlikte bir de bölgesel rekabette söz konusu…

Evet. Mesela Kayseri, farklı bir segmentte ürün gruplarını oluşturuyor; İnegöl, altyapı yatırımlarına önem veriyor son yıllarda. İnegöl’ün ürün grupları, hem fiyat hem görsellik anlamında Kayseri mobilyasının biraz üstünde yer alıyor. Kayseri tamamen endüstriyel üretim yaparken, İnegöl daha fazla el işçiliği kullanıyor. Bunların dışında Ankara’da bir-iki tane öne çıkan marka var. Modoko ve Masko gibi büyük mobilya merkezleri, büyük nüfusu ve satış hacmiyle de İstanbul bir cazibe merkezi oluşturuyor.

 

Sektörde satış kanallarının çeşitliliği ve altyapısı da önemli. E-ticaret bunun neresinde?

Mobilya farklı bir ürün. Oturup kalkmadan ve görmeden satın alınması biraz daha zor. Şu anda gündemimizde bir e-ticaret çalışması var. Ama büyük mobilya değil de daha çok tamamlayıcı ürünler; yani sehpa, tekli berjer vs. satılacak. E-ticaret artık hayatın içinde ve onu göz ardı edemeyiz.

 

Tuna Ev, nasıl bir mağazalaşma içine girdi? Bugün itibariyle geldiği nokta nedir?

Her köşe başında olalım diye bir düşüncemiz olmadı. Yine bu bakış açısıyla devam edeceğiz. Ayrıca birkaç kapalı alışveriş merkezi açmayı da planlıyoruz.

 

2016 yılı Tuna Ev özelinde nasıl bir yıl oldu?

Bu kadar olumsuzluğa rağmen bizce kötü bir yıl olmadı. Tabii ki daha iyi bir yıl olabilirdi. Bizim sektörümüzde satışların yükseldiği belli dönemleri vardır; evliliklerin, taşınmaların yoğun olduğu dönemler. Sonbaharda satışlar biraz düşmeye başlar. Son haftalarda döviz kurlarındaki dalgalanma sektörü çok etkiledi. Herkes çok mutsuz sektörde. Yılın son ayında yaşadığımız küçük durgunluk dışında beklentilerimiz gerçekleşti diyebilirim.

 

Sektörde ve Tuna Ev özelinde ne tür sorunlarla karşı karşıyasınız?

Maalesef yaptığınız ürünün web sitesindeki görüntüsünü birebir alıp kullanan firmalarla karşılaşıyorsunuz. Resim çekmeye bile masraf olarak bakıyor ve de bizim ürünümüzü kullanıyor. Bunları çok da kolay engelleyemiyorsunuz. Böyle olunca farklılaşamıyorsunuz, yaptığınız yatırıma yazık oluyor.

 

Mobilya sektörü üniversite-sanayi işbirliği kapsamında nasıl ele alınmalı sizce? Siz Tuna Ev olarak bu anlamda neler yapıyorsunuz?

Tuna Ev olarak üniversitelerle ortak çalışmalar yapıyoruz. Onların tasarımlarıyla ilgili proje bazlı işbirliğimiz var. İşbirliği yaptığımız üniversitelerden öğrenciler gelir, bizi ziyaret ederler. Birçok bölümden stajyer öğrenciler firmamızda çalışır. Biz üniversitelerle işbirliğine her zaman çok açık bir firmayız.

 

Tuna Ev, 2017 yılına nasıl bakıyor; gerek yatırım ve büyüme hedefleri gerekse istihdam açısından?

Biz çok büyük projeler de yapan bir firma olduğumuz için evde de toplu satışlara yönelik düşüncemiz oluştu. Mobilyalı ev satışları, mobilyalı ev kiralama süreçleri başladı. Biraz daha bu tip kurumsal satışlara ağırlık verme kararı aldık. E-ticaretle ilgili bir yapılanma içine girdik. Bunun yanında Benelüks ülkelerine (Hollanda, Belçika, Lüksemburg) yönelik başlattığımız ihracat daha da ağırlık kazanacak. Daha önce Tuna Ofis olarak dünya fuarlarına katılıyorduk. 2017 yılında Tuna Ev olarak da dünya fuarlarına katılma kararı aldık.