RÖPORTAJ — 3 Şubat 2017 at 18:09

MESBAŞ GENEL MÜDÜRÜ EDVAR MUM: SERBEST BÖLGE MEVZUATINDA İSTİKRAR ŞART!

IMG_2364

 

Serbest bölge mevzuatında istikrara ihtiyaç olduğunu söyleyen MESBAŞ Genel Müdürü Edvar Mum, günümüzün yoğun rekabet ortamında yatırımcıların buna çok önem verdiklerini vurguladı.

 

Mersin Serbest Bölgesi 1986’da faaliyete başlayan, Türkiye’nin ilk serbest bölgesi. Bugün 513 yerli, 137 yabancı ve 54 yerli-yabancı ortaklığında olmak üzere toplam 704 firmanın faaliyette olduğu bölgede 7.800 kişi istihdam ediliyor. 2016 sonu itibariyle 2,8 milyar dolara ulaşan ticaret hacminin yüzde 60’ını sanayi sektörü, yüzde 40’ını da tarım sektörü oluşturuyor. Mersin Serbest Bölgesi’nin işletmesini yürüten MESBAŞ’ın Genel Müdürü Edvar Mum ile Mersin Serbest Bölgesi’nin gelişimini ve hedeflerini konuştuk.

 

Mersin Serbest Bölgesi’nin son 10 yıldaki gelişimi hakkında neler söylemek istersiniz?

Mersin Serbest Bölgesi, Ortadoğu ile olan ilişkiler sebebiyle bazı lojistik faaliyetleri de bünyesinde içeriyor. Bu anlamda farklılığı var biraz. 2008 yılından bugüne gelinen dönemde daha çok lojistik faaliyetler öne çıktı. Ortadoğu ülkeleriyle ticaretin geliştirilmesinde önemli bir rol aldı Mersin Serbest Bölgesi. Burada denizyolu taşımacılığının önemi büyük. Mersin Serbest Bölgesi’nin en önemli özelliklerinden biri Doğu Akdeniz’in en önemli limanlarından biri olan Mersin Limanı’nın hemen yanında bulunmasıdır. İkincisi; kendi rıhtımı var. Bu da bizim için avantaj olarak görünüyor. Üretim ve ticaretin yanı sıra bunlar ön plana çıkıyor. Uzun süreden beri yüzde 100 dolulukla çalışıyor Mersin Serbest Bölgesi.

 

Fiziki büyüme imkanı yok mu?

Bunun üzerinde çalışıyoruz, fakat serbest bölgenin yanında bir-iki küçük bir alan 1996 ve 2007 yıllarında serbest bölge alanına katıldı. Şu anda sadece serbest bölgenin doğusunda bir alan var. Esasında Mersin Serbest Bölgesi’nin kuruluş beyannamesinde ikinci genişleme içerisinde kalan bir alan burası. Fakat daha sonra değişik hükümetlerin aldıkları kararlarla bu alan için bazı farklı faaliyetlerin oluşması karara bağlanmış fakat gerçekleşmemiş, iptal olmuş. Ve biz de bu alan için çalışmalarda bulunduk. Büyükşehir planları içinde yer alması hususunda gerekli görüşmeleri yaptık. En son Ekim ayında bu alanın Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi’nin onayından geçen 1/100 bin ölçekli Çevre Düzeni Planında genişleme bölgesi olarak işaretlenmesi kabul edildi. Bir ikinci husus da; TBMM’ye verilen “3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yasa Tasarısıdır. Bunun içerisinde acele kamulaştırma hükmü de var. Dolayısıyla bu değişikliği de bekliyoruz. Bakanlıklarla görüşmeleri yaptık ve bu yasa kabul edildikten sonra da buranın acele kamulaştırma yöntemi kullanılarak serbest bölge alanına dahil edilmesi hususunda çalışmalarımız devam edecek. 334 dönümlük bu alanın Serbest Bölgemize dahil olmasıyla birlikte yapılacak yatırım sonrasında iki bin kişiye istihdam sağlanırken ticaret hacminde de 1 milyar dolarlık artış gerçekleşecek.

 

Yeri gelmişken burada oluşan ticaretin büyüklüğünü ve yapısını da konuşalım…

Mersin Serbest Bölgesi’nde 2016 sonu itibariyle yaklaşık olarak 2,8 milyar dolarlık bir ticaret hacmimiz var. 2015 senesinde 3,3 milyar dolardı; 2016 yılında yüzde 16 civarında bir azalma sözkonusu. Bu azalmanın yüzde 80’ini Irak ve Suriye ile ticaret hacmindeki düşüş oluşturuyor. Ticaret hacmi içerisinde ağırlıklı payı sanayi oluşturuyor. Yaklaşık olarak yüzde 60’ı sanayi ürünleridir. Buradaki üretim faaliyetlerinde bugüne kadar hazır giyim yüksek bir oranda pay almaktaydı, ama son dönemde hazır giyimin ivmesi azalmaya başladı. Büyük yatırımlar arasında spiral kaynaklı çelik boru, hijyenik pamuk, medikal ürünler, ambalaj malzemeleri gibi ürünlerin üretimi de yer alıyor. Serbest bölgede 7 bin 800 kişi istihdam ediliyor. Bunun nereden baksak 6 bin kişisi üretimde çalışmaktadır. Uluslararası ve ulusal taşımacılık olarak da 1 milyon 600 bin ton taşıma yapılıyor.

 

Mersin Serbest Bölgesi’nin uluslararası rekabetteki konumunu nasıl değerlendirirsiniz?

Bazı ülkeler serbest bölgelerde düşük vergili sistemi uyguluyorlar, bazıları sıfır vergi uyguluyorlar, bazı ülkeler de geçici olarak sıfır vergi uyguluyor. Kimi ülkelerde de vergi istisnası uygulanmayıp sadece gümrük vergisi istisnası uyguluyor. Bizim bulunduğumuz coğrafyada serbest bölgeler ticaretinden daha çok pay almak isteyen ülkeler şu anda hep sıfır vergi uyguluyorlar. Bizde de 1986’da yılında faaliyete başladığımızda böyleydi. Fakat 2004 yılında çıkarılan yasayla üretim faaliyetleri dışındaki faaliyetler vergi kapsamına alındı. Tabii bu, firmaların faaliyetleri ve yabancı firmaların varlıkları üzerinde olumsuz bir etki yaptı. Şimdi uluslararası rekabette 1985’te kurulan Dubai Serbest Bölgesi var; bugün geldiği noktada Birleşik Arap Emirlikleri’nde büyük bir ticaret hacmi gerçekleştiriyor. Onlar hiç mevzuat değişikliği yapmadılar, kuruluşta neyse onu devam ettiriyorlar. Dolayısıyla bizim mevzuat istikrarına ihtiyacımız var. Çünkü özellikle yatırımcıların buna dikkat ettiklerini biliyoruz. Bizim bir dezavantajımız da yüksek işçilik ve enerji maliyetleridir. Artık çok daha rekabetçi serbest bölgeler kuruluyor. Şartları daha da iyileştirmemiz lazım. Bu yönde bir şey yaparsak bölgeleri geliştirme şansımız var.

 

Serbest bölgeler mevzuatını yeni baştan bütün olarak mı ele almak gerekiyor?

Türkiye’deki serbest bölgelerler mevzuatı çıktığında kısa ve özdü. Hakikaten bugüne kadar yapılmış en güzel kanunlardan biridir serbest bölgeler kanunu. Fakat daha sonra diğer bakanlıkların uygulamalarındaki istisnalar sonucunda değişiklikler oldu. Böyle olunca kanunun yapısı bozuldu. Sektörün ihtiyaçları çok dikkate alınmadı, sonradan bakanlığın öngörüsü üzerine mevzuat düzenlemeleri yapıldı. Böyle olunca sıkıntılar çıktı. Son 20 yıla bakıldığında çok önemli teşvikler verildi. Endüstri bölgeleri kanunu çıktı, organize sanayi bölgeleri kanununda iyileştirmeler yapıldı. Bunlar yapılırken serbest bölgenin statüsünü sağlamanız gerekiyor. Uluslararası bir firma serbest bölgeye gittiği zaman 10 şartı varsa o 10 şartı sağlamak gerekir. Kusura bakma bizde 5’i var dersek olmaz. Avrupa Birliği ülkelerinin çoğunda serbest bölgelerde vergi uygulaması yok, ama istisna ve geçici hükümler sağlanan serbest bölgeler var. Ayrıca Avrupa Birliği’ne aday ülkelerinin hepsinde vergi istisnaları var şu anda.

 

Kayıtlı ekonomi açısından serbest bölgelerin önemi nedir?       

Serbest bölgeler; her faaliyetini çok kolay kontrol edebileceğiniz bölgelerdir esasında, adı serbest olmasına rağmen. Şehir içerisinde bir faaliyeti kontrol etmeniz çok zordur. Ama burada kapıdan girdiğiniz andan itibaren bir binada ne üretiliyor, nasıl üretiliyor, nasıl bir faaliyet yapılıyor, olduğunu görmek son derece kolaydır. Mevzuat açısından da otokontrolü son derece mümkündür.

 

Türkiye’de serbest bölge sayısı artmalı mı sizce?

Sayıyı artırmak ülkenin iç ve dış ticaretine çok katkı sağlar düşüncesi tam doğru değil. Çünkü serbest bölgenin kurulduğu lokasyon ve kriterler önemli. Türkiye’nin her ilinde bir serbest bölge kursanız kim gelecek. Bazı firmalar için serbest bölgede olmak o firmanın uluslararası rekabet şansını artırıyor. O rekabet şansı ülkeye döviz getiriyor. Dolayısıyla bu firma bu faaliyeti her yerde yapamaz. O yüzden kriterleri iyi ortaya koymak gerekiyor. Bölgesel değerler, destekler, oradaki işgücü durumu, diğer altyapılar, ulaşım altyapıları, bağlantılar önemli. Bunlara bakılarak sayı artırılabilir ama ben çok artırılmasından yana değilim.

 

Son olarak hem MESBAŞ özelinde hem de serbest bölgelere yönelik neler söylemek istersiniz?

Şunu tekrar vurgulamak isterim; Türkiye’deki serbest bölgeler Türkiye’nin ihracatına katkı sağlamaya devam ediyor. Ülke içerisinde serbest bölgeler rakip değil, aksine destek sağlıyor, kayıtsal açıdan herhangi bir problem yok. Mevcut bölgeler belli bir tecrübe edindiler. Bu tecrübeyle oluşacak yeni mevzuatla beraber faaliyetlerini daha da artıracaklar. Bu çerçevede biz de Mersin Serbest Bölgesi olarak, mevcut alanların yüzde 100 verimli kullanılması konusunda çalışmaları yapıyoruz. Bence önümüzdeki dönemde serbest bölgelerin geleceği parlak gözüküyor. Biraz da komşu ülkelerle olan ilişkilerimiz dengeye oturduğu takdirde bence ticareti daha da artıran bir trende girmiş olacağız ve faaliyetlerimizi geliştireceğiz. Ticaret hacmi olarak da 2017 öngörümüz 3 milyar dolar civarındadır.

 

 

Kaydet

Kaydet