RÖPORTAJ — 3 Nisan 2017 at 12:04

MAGNET HASTANESİ, INTERNATIONAL HOSPITAL OLMAK İSTİYOR!

IMG_2488

 

Akreditasyonun yurtdışı sağlık turizminde önemli bir role sahip olduğunu vurgulayan Magnet Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Feride Kibaroğlu,  Magnet Hastanesi olarak JCI akreditasyonu ile ilgili çalışmaların devam ettiğini dile getirdi.

 

Magnet Hastanesi bugün Ankara ve Kayseri’de hizmet veren özel bir hastane. İç Anadolu bölgesinin merkezi olan Kayseri’de sağlık hizmeti veren Magnet Hastanesi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Feride Kibaroğlu ile özel sağlık sektörünün gelişimini, Magnet Hastanesi’nin hizmet anlayışını ve hedeflerini konuştuk.

 

Siz bir tıp doktorusunuz ve aynı zamanda bir özel hastanenin yatırımcısı, yöneticisi konumundasınız. Bir doktor olarak mı, yoksa yatırımcı olarak mı çalışmak daha güzel?

Ben çalışmayı, üretmeyi çok seviyorum, bu işi zevkle yapıyorum. Sürükleyici bir iş. İnsanlara bir şeyler vermeyi çok seviyorum. İnsanların iyileşmeleri bana mutluluk veriyor. Sadece doktor olarak çalışsaydım. Günde 20-30 hastayı mutlu ederdim, şimdi yüzlerce, binlerce hastayı mutlu ediyorum. Bu da beni manevi olarak besliyor.

 

Bir doktor olarak sağlık sektöründe kadın olmanın avantajlarını ve dezavantajlarını konuşacak olursak neler söylemek istersiniz?

Sağlık sektörüyle ilgili yöneticiler genellikle erkek olduğu için bu sektörde bayan olarak yer almam insanları şaşırtıyor ve bakış açıları değişiyor. Daha çok pozitif yönde geri bildirim alıyorum.

 

Ben daima yaptıklarımla ön plana çıkmayı seviyorum. Çok fazla zorlukla da karşılaşmadım. Çünkü eşim ve ailemin sürekli desteklerini alıyorum.

 

Aile şirketi misiniz?

Evet, bir aile şirketiyiz. Magnet bir şirketler grubudur. Grubun inşaat, eğitim, sağlık, medikal sektörlerinde faaliyetleri var. Ben sağlık alanıyla ilgileniyorum. Ama diğer sektörlerdeki faaliyetlerimize de destek veriyorum.

 

Magnet Hastanesi olarak Ankara’da ve Kayseri’de olmak üzere iki hastaneniz var. Peki, Kayseri’de sağlık sektörünü nasıl yorumlarsınız?

Kayseri, sağlık sektöründe İç Anadolu’yu kucaklamış, İç Anadolu’nun sağlık merkezi haline gelmiş. Çevre illerden, ilçelerden de Kayseri’ye hastalar geliyor.  Güzel de hizmet veriliyor. Kayseri, sağlık sektöründe kaliteyi yakalamış durumda.
Coğrafya itibariyle daha çok ne tür vakalar söz konusu burada?

Her türlü vaka var. Ama coğrafi özelliklere ve beslenme şekillerine göre değişen vakalar da olabiliyor. Benim gözlemime göre Kayseri’de en çok şeker hastalığı, tiroid hastalığı görülüyor.

 

Magnet Hastanesi olarak daha çok hangi branşlara fokuslanmış durumdasınız Kayseri’de?

Bizim için bütün branşlar çok önemli. Tek bir branşa fokuslanamazsınız, çünkü insan sağlığı bir bütün. Örneğin; şeker hastalığı damar sistemini de, gözü de, böbreği de etkiler. Dolayısıyla biz daha çok bütüncül yaklaşımı benimsiyoruz. Sistem olarak bunu yerleştirmeyi hedefliyoruz. Hastalarımız bütüncül yaklaşım içerisinde değerlendirilsin, takip edilsin ve gerçekten kaliteli hizmet alsın istiyoruz.
Kayseri’de nitelikli hekimlerin durumu nedir? Hekimlerimizin ihtiyacını karşılayacak her türlü imkan söz konusu mu Kayseri’de?

Kayseri halkı sosyal bir halk. Zaten doktorluk mesleği de bu sosyalliği gerektirir. Kayseri, küçük bir Anadolu şehri gibi gözükebilir ama çok geniş imkânlara sahiptir. Buraya gelen doktor arkadaşlarımız hem bu imkânlardan faydalanabilir hem de sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilir. O bakımdan hekim arkadaşlarımızın burada sorun yaşayacağını düşünmüyorum. Hekim ihtiyacı olduğunda Kayseri dışından, Türkiye’nin her tarafından hekim getirebiliyoruz. Kayserimize gerçekten çok değerli hekimler kazandırdık. Bununla da onur duyuyoruz.

 

Şehir hastanelerinin sizin gibi özel hastanelere etkisi ne olacak?

Şehir hastaneleri ciddi yatırımlardır. Bu yatırımları sağlıkta kaliteyi arttırmak için bir adım olarak görüyorum.  Ama binanın büyüklüğünden, yatak sayısının yüksek olmasından daha önemlisi verilen hizmettir. Hizmetin kalitesi, bütünlüğü, hastaya yaklaşım, insana verilen değer… Bunlar ön planda olmalıdır.

Türkiye tıptaki gelişmeleri nasıl takip ediyor sizce?

Sağlık sektöründe Ar-Ge’yi çok önemsiyorum. Ben bir doktor olarak tanı ve tedavi yöntemlerini ve cihaz anlamında tıptaki gelişmeleri sürekli takip ediyorum. Bu konuda sektörümüzün gelişmekte olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden gelişmeler hakkında doktor arkadaşlarıma sürekli bilgi veriyorum. Onların da araştırmalarını istiyorum. Çünkü hastalarıyla birebir muhatap olan onlar. İnsanlara ne kadar faydalı olursak o kadar iyi olur diye düşünüyorum.

 

Özel hastaneler ile SGK arasındaki anlaşmalar tatmin edici midir?

Bütün hastaneler hem kaliteli hizmet vermek hem bu kalitenin devamını sağlamak zorundalar. Bunun için de piyasa koşullarında, çalışanlarını memnun etmeleri ve aynı zamanda gelişen teknolojiyi de takip etmeleri gerekir. Sadece ayakta kalabileceğiniz miktarda para alabilirseniz bütün bunları yapmanız biraz zor. Dolayısıyla bir iyileştirme yapılması gerektiğini düşünüyorum. Özel hastaneler hem hastaların hem doktorların bakış açısını değiştirdi. İnsanlara güler yüzle kaliteli sağlık hizmeti sunuluyor. Özel hastanelerin başarısı devlet hastanelerine de örnek oldu. Bence bu rekabeti hep canlı tutmalı diye düşünüyorum.

 

Sağlık sektöründe son yıllarda önemi artan uluslararası akreditasyon konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Tabii ki akredite olmak önemli. Ancak akredite olmanın kriterleri var. Akreditasyon kuruluşları başvuru yapan hastaneleri çok sıkı bir şekilde inceliyorlar, denetliyorlar. Kriterlere uygun olarak hizmet verebiliyor olmanız lazım.  Akredite olmak yurtdışı sağlık turizminde önemli bir role sahip. Bizim de Magnet Hastanesi olarak bu yönde girişimimiz var. Daha önce ISO belgesini almıştık. JCI akreditasyonu ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor.

 

Toparlayacak olursak son mesajınızı da almak isteriz…

Doktorluk çok kutsal bir meslek. Dolayısıyla bu kutsallığı bilerek işimizi düzgün yapmak ve insanlara faydalı olmak zorundayız. Bu bizi vicdanımızda rahat ettirecek bir duygu. Bu meslekte insanların ruhuna dokunmak adına bir manevi eğitim de vermek gerekebilir diye düşünüyorum. Sadece “şu hastalık için şu ilaç kullanılır” demekten öte, bir insanın hasta olarak neler hissettiğini, sizden ne beklediğini bilmek de gereklidir. Kaliteli sağlık hizmeti sadece tanı koymak değildir. Aslında hastanın tedavisi güler yüz, empati ve sıcak bir dokunuşla başlar.