RÖPORTAJ — 3 Nisan 2017 at 12:29

STM CEO’SU DAVUT YILMAZ: 2017’DE İHRACATLA ÖNE ÇIKACAĞIZ!

IMG_2501

 

Pakistan’da kazandıkları 300 milyon dolar değerindeki denizaltı modernizasyon ihalesiyle savunma sanayinde bir ilki gerçekleştirdiklerini söyleyen STM CEO’su Davut Yılmaz, 2016 yılında ciro ve istihdamda çok ciddi anlamda büyüdüklerini, 2017’de daha çok ihracatla öne çıkacaklarını vurguladı.

 

Zorlu bir coğrafyada bulunan ülkemizde savunma sanayisi stratejik bir öneme sahip. Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın kurulması savunma sektörüne farklı bir ivme kazandırdı. Aynı süreçte 25 yıl önce kurulan STM, mühendislikteki yetkinliği ve ürettiği projelerle savunma sanayisinde dikkat çeken bir performansa imza attı. Geçen yıl Pakistan’da hayata geçirdiği denizde ikmal gemisi ve denizaltı modernizasyon projeleriyle yurtdışında da başarısını kanıtlayan STM’nin projelerini ve hedeflerini STM CEO’su Davut Yılmaz ile konuştuk.

 

STM’yi kısaca nasıl tanımlarsınız?

STM, yaklaşık 25 yıl kadar önce rahmetli Özal’ın desteğiyle kurulmuş bir şirket. Temel amacı da yine Savunma Sanayi Müsteşarlığı’na (SSM) teknik destek, yazılım mühendisliği, danışmanlık hizmeti sağlamak. O günden bugüne o asli misyonunu korumuş, zaman içerisinde ticari gereksinim ve değişen konjonktürler nedeniyle yeni misyonlar da edinmiş bir şirketiz. Şu anda üç temel alanda faaliyet gösteriyoruz; mühendislik, teknoloji ve danışmanlık.

 

Danışmanlık alanında neler yapıyorsunuz?

Danışmanlık ağırlıklı olarak savunma sanayine yönelik olarak yürütülüyor. Şu anda Savunma Sanayi Müsteşarlığı’na takriben 200 danışmanımız, mühendisimiz yerinde hizmet veriyor. Bu hizmetlerimiz bir projenin tanımlanma aşamasından ihale aşamasına, devamında kabul ve test aşamasına kadarki süreci kapsıyor. Şu an Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından yürütülen projelerin kalite ve test sertifikasyon süreci yine çoğunluğu bizim personelimiz tarafından SSM adına yürütülüyor. Yaklaşık 25 yıldır SSM’ye sunduğumuz danışmanlığı, yakın zamanda kamuyla ve özel şirketlerle de paylaşmaya karar verdik. Bu kapsamda kritik olarak değerlendirdiğimiz, nükleer enerji gibi alanlarda danışmanlık hizmeti sunmaya başladık. Danışmanlık başlığı altında yaptığımız bir diğer faaliyet ihracatı desteklemek. Buradaki temel durum da şu: Şu an sektörde pek çok irili ufaklı şirket var. Özellikle küçük şirketler ihracat konusunda bir takım sıkıntılar yaşıyor, gerek pazarlama gerek networking, gerekse izinler anlamında. Biz onlara bir nevi ağabeylik yaparak onların ürünlerini pazarlama konusunda dışarıdaki şirketlere veya devletlere ulaşmaları konusunda yardımcı oluyoruz. Bu, bazen ilişkiyi kurma, bazen belli şekilde finansal yardım, bazen de toplam süreci yönetme şeklinde oluyor. Danışmanlık alanında yakın zamanda yeni bir danışmanlık modelini uygulamaya başlayacağız. Karar destek sistemleriyle beslenen, şu anda Türkiye’de örneği olmayan ancak ülkemizin çok ihtiyaç duyduğu bir hizmet ve ürün sunumu olacak. Bir kaç ay içerisinde bu yeni modelimizi duyuracağız.

 

Mühendislikte ne tür projeler üretiyorsunuz?

Bizim mühendislik anlamında yaptığımız temel faaliyetler suüstü askeri gemi ve denizaltı mühendisliğidir. Bu alanda en büyük projelerden bir tanesi MİLGEM Projesi, diğeri de devam eden yeni tip denizaltı projesi. Bildiğiniz gibi MİLGEM projesi kapsamında ilk 2 gemi Deniz Kuvvetlerimiz tarafından kullanılmaya devam ediyor. 3. ve 4. inşa halinde. 5-8. Gemilerin ihalesi şu anda SSM tarafından yürütülüyor. Biz STM olarak, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın liderliğinde bunların dizaynından yapımına kadarki tüm süreçte aktif olarak rol alıyoruz. Diğer taraftan Alman Howaldtswerke-Deutsche Werft (HDW) şirketi tarafından üretilecek 6 adet Tip 214 denizaltı yapım projesi kapsamında ana alt yüklenicilerden biriyiz. Arkadaşlarımız yaklaşık 2 yıl boyunca HDW’de dizayn eğitimleri aldı. Devamında şu andaki ekip ve diğer saha ekibi hem geminin Gölcük Tersanesi’ndeki inşası hem diğer büyük parçaların inşası konusunda yan sanayi kabiliyetlerini artırmak için sürekli çalışıyor. Daha önce de Deniz Kuvvetlerimizin envanterinde olan AY sınıfı denizaltılarda modernizasyon sürecini yürütmüş ve başarıyla tamamlamıştık. Şu anda Pakistan’da yine bir denizaltı modernizasyon projesinde ana yüklenici olarak çalışıyoruz. Aslında platformlar olgunlaştıkça bilgi birikimi oluşuyor ve siz bunu çok rahat pazarlamaya başlıyorsunuz. Özellikle Ortadoğu ülkelerinde bu anlamda çok büyük bir potansiyel var. Kısmetse bu yıl içerisinde askeri gemi ihracatı anlamında güzel başarılara imza atacağız.  Ekiplerimiz Asya’dan Güney Amerika’ya kadar, yani dünyanın iki ucunda bu alanda faaliyetlerine devam ediyorlar.

 

Biraz da teknoloji alanında yaptıklarınızı konuşalım…

 

Bu alan çok geniş, o yüzden bunu 6 grupta konuşalım:

Birincisi; komuta kontrol bilgi sistemleri. Hem taktik hem de stratejik seviyede komuta kontrol sistemlerimiz var. Taktik seviyede örneğin; Altay tankının komuta kontrol muhabere bilgi sistemi projesi tarafımızdan hayata geçirildi. Stratejik seviyede ise NATO’nun Stratejik ve Operatif Seviye Hava Komuta Kontrol ve Füze Savunma Planlama Bilgi Sistemi tarafımızdan yapıldı ve yeni teslimatı gerçekleştirildi.

İkinci alan; görev destek ve planlama sistemleri. Mesela bir pilotun uçağa binme anından uçaktan indiği ana kadar geçen süreçte tüm görevlerini yöneten sayısal harita tabanlı bir uygulamamız var. Bu proje kapsamında şu anda hemen hemen tüm askeri hava platformunda bizim yazılımlarımız kullanılıyor. FocusFlite ismini verdiğimiz patentli yazılımımız C130 kargo uçağından TİHA’ya, YARASA helikopterinden ATAK Helikopteri’ne kadar birçok platformda kullanılıyor.

Üçüncü alanımız; siber güvenlik ve büyük veri.  Bu da şu an Türkiye’de liderlik ettiğimiz diğer bir alan. Türkiye’de ilk ve tek, dünyada ise çok az bulunan Siber Füzyon Merkezimiz siber saldırıyı yapılmadan anlayabilen, sezebilen bir mekanizmaya sahip. Daha geçtiğimiz hafta, bir takım kurumlara saldırı olacağının tespitini yapıp, ilgili tüm kurumları uyardık ve aynı gün saldırılar gerçekleşti.

Dördüncü alanımız; otonom sistemler. Bildiğiniz gibi insansız deniz, hava, kara araçlarının sayısı artmaya başladı. Robot ordusu bir gün gerçek olacak. Ancak onları tek tek göreve göndermektense sürü halinde otonom bir şekilde idamesini sağlamak önemli hale geliyor. Bizim bu alanda temel hedefimiz; insansız sistemleri akıllı hale getirmek. Şu anda belli başlı projeler kapsamında insansız sistemleri yapay zekayla akıllı ve sürü mekanizmasıyla çalışır hale getirmek için uğraşıyoruz.

Beşinci alanımız; RF ve Simülasyon Sistemleri. Bu kapsamda birtakım özel donanım tabanlı uygulamalar geliştiriyoruz. Duvarın arkasını gören radarlar ya da özel bir takım simülasyonlar gibi…

Son alan da; savunma haricindeki sektörler için yaptığımız IT entegrasyon projeleri. Burada hem büyük özel şirketlere, hem de kamu kurumlarına belli başlı alanlarda IT temelli projeler yapıyoruz.

 

Siber güvenlik dünyanın bir sorunu aslında. Türkiye olarak bu konuda ne kadar başarı sağladık?

Aslında 2012 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararıyla bir siber güvenlik stratejisi ve eylem planı hazırlandı. Ancak kamu kurumları bunun gereğini yapma konusunda maalesef istekli davranmadı. Geçen yıl bildiğiniz gibi ülkemize çok sayıda siber saldırı gerçekleşti, hatta bunlardan bir tanesinde bankalar bile çalışamaz duruma gelmişti. Bu gelişmeler üzerine 2016 yılında tekrardan siber güvenlik ile ilgili bir eylem planı hazırlandı. Şu anda duruma baktığımızda, devletin vizyonunda bir sıkıntı yok ama bu vizyonu hayata geçirme yani uygulama kısmında zafiyetimiz var. Buna da pek çok kamu kurumunda maalesef şahit oluyoruz. Tam koordinasyon sağlanamadığı için her kurum kendince bir çözüm arıyor. Bu çözüm de daha çok ilgili kurumdaki bilgi işlem başkanının tecrübesine veya daha önceki uygulamalara dayanıyor.

 

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz dönemlerde savunma sanayisinde milli projeler gündeme getirildi. Bu kapsamda gerek Cumhurbaşkanımız gerekse Başbakanımız tarafından özellikle Türkiye’nin milli savaş uçağı projesine özel önem atfediliyor. Siz bu konuya nasıl bakıyorsunuz?

Yanlış hatırlamıyorsam Hava Kuvvetlerindeki F16’ların envanterden çıkma süreci 2030’da ciddi bir boyuta ulaşıyor. Dolayısıyla bizim 2030’dan sonra çok fazla opsiyonumuz yok. Elimizde az sayıda F16 ‘lar ve teslim alacağımız F35’ler olacak. Diğer yandan baktığımızda, savaş uçağı üretmek bir ülke için bir üst lige çıkmak demek. Dolayısıyla gerek Hava Kuvvetleri’nin ihtiyacı gerek ülkenin vizyonu açısından baktığımızda bu tarz bir proje zaten elzem. Aslında bizim havacılık geçmişimiz bildiğiniz gibi çok eski; Nuri Demirağlar’a, Vecihi Hürkuşlar’a dayanıyor. Ancak maalesef o zamanki yanlış politikalar sonucunda, geliştirme ve üretme kısmını sonlandırıp işin tüketici tarafında kalmışız. Ancak bugünkü konjonktürde Türkiye’nin durumu çok farklı. Şu anda savaş uçağı yapmak gibi vizyoner bir projeyi başlatmaya karar vermiş, bu işi maddi ve manevi olarak destekleyen bir siyasi irade var. Dolayısıyla bu iradeyi teknik boyuta taşıyıp, realize etmek için ciddi bir mücadele gerekiyor. Savaş uçağı yapmak tasarımından yapımına ve uçurmasına kadar oldukça zor bir proje. Ancak bir takım know-how transferleriyle ve geçmişteki yanlışlara düşmeyerek bunu yapmamız mümkün. Zaten dünyada hiç kimse havacılıkta yüzde yüz yerli üretim/tasarım yapamıyor. Biz eğer sistem entegrasyonunu ve dizaynı ortaya koyabilirsek zaten iş büyük oranda bitmiş demektir.

 

Know-how konusunda engeller, sıkıntılar var mı?

Bildiğiniz gibi son zamanlarda bazı Avrupa ülkeleri, savunma ürünleri ve bu alandaki işbirlikleri konusunda Türkiye’ye sorun çıkarmaya başladılar. Yaşadığımız sürece bakarsak bundan sonra da engeller olacaktır. Özellikle de dizayn know-how’ının aktarımı konusu önemli bir problem.  Biz ülke olarak savaş uçağı gibi kompleks bir yapıya sahip bir ürünü şimdiye kadar tasarlamış değiliz. Bu yüzden bildiğiniz gibi yabancı bir şirketle anlaşma yapıldı. Köklü bir havacılık geçmişine sahip TAI’nin, engelleri aşarak bu projeyi realize edeceğini düşünüyorum.

 

Üretimde insan kaynağı çok önemli. STM insan kaynağı sağlanmasında nasıl bir yol izliyor?

STM, yaklaşık 650 kişilik büyük bir mühendislik şirketi. İdari birimleri saymazsak bizdeki hemen herkes mühendis, bunların da yaklaşık yarısı yüksek lisans ve doktoraya sahip. Yaptığımız işlerin kritik ve önemli olması nedeniyle işe alımda ortaya koyduğumuz bir takım süreçler ve teknik kriterler var. Adayların mutlaka o süreçlerden, kriterlerden ve testlerden geçmesi gerekiyor. İşe aldıktan sonra da kendi içimizde sürekli gelişim için verdiğimiz eğitimler ya da seminerler var. Diğer yandan know-how alışverişi için STM Akademi’yi dışarıya açtık, havacılık sertifikasyonu ve siber güvenlik gibi konularda kurumlara ve şirketlere eğitimler veriyoruz.

 

Peki, Türkiye’de üniversitelerle ilişkileriniz nasıl?

Pek çok üniversiteyle yaptığımız anlaşmalar var; hem öğrenci yetiştirme hem akademisyenlerin projelere dahil olması hem de onların projelerinin bizim tarafımızdan yürütülmesi anlamında.

 

Yurtdışına yönelik verdiğiniz hizmetler anlamında neler yapıyorsunuz?

Birleşik Arap Emirlikleri’nde bir firmaya insansız helikopterin modifikasyon süreçlerinde 3-4 yıldır danışmanlık hizmeti sağlıyoruz. Ama asıl ihracatımız askeri platformlarda. Bunun da en büyük örneğini geçen yıl Pakistan’da denize indirdiğimiz Denizde İkmal Gemisi oluşturuyor. Yaklaşık 100 milyon dolarlık bir proje. Bu, deniz alanında Türkiye’nin tek kalemde yaptığı en büyük ihracattır. Biz bu gemiyi zamanından önce denize indirdik. Bu da bizim için çok önemli bir referans oldu ve bu sayede geçen yıl 300 milyon dolarlık Pakistan’ın denizaltı modernizasyon ihalesini, denizaltıları üreten Fransız firmasına karşı kazandık ve geçen sene Haziran ayında anlaşmayı imzaladık. Geçen yıl ayrıca Romanya’nın yaklaşık 200 milyon dolar değerindeki fırkateyn modernizasyonu ihalesini kazandık ancak Romanya’daki siyasi karışıklık nedeniyle projeyi resmi olarak imzalamak mümkün olmadı.

 

2016 STM özelinde nasıl bir yıl oldu? 2017 hedefleriniz genel nelerdir?

Geçen yıl STM için oldukça iyi bir yıldı, her açıdan çok önemli büyümeler gerçekleştirdik. Personel sayımız yüzde 20, ciromuz 3 kat, potansiyel iş hacmimiz 4 kat arttı. Bu büyümeyi, bu yıl da sürdürmek istiyoruz. 2017’de öne çıkacak en büyük faaliyetimiz ihracat olacak diye düşünüyorum, inşallah ilerleyen aylarda güzel haberler vereceğiz. Diğer yandan bu yıl içinde duyuracağımız, yeni inovatif ürünlerimiz olacak. Bu ürünler hem ülkemizin o alandaki kabiliyet açığını kapatma, hem de ticari potansiyel anlamında çok önemli. Zamanı geldikçe bunları duyuracağız. Dolayısıyla 2017 STM için güzel bir yıl olacak diye düşünüyorum.

 

Kaydet