RÖPORTAJ — 6 Mayıs 2017 at 13:04

İSTANBUL KÜLTÜR EĞİTİM KURUMLARI OKULLAR KOORDİNATÖRÜ BİRİZ KUTOĞLU: İNOVASYON HEYECANI KÜLTÜR’ÜMÜZDE VAR!

 

1

Da Vinci ve Kültür 2000 İnovasyon Merkezleri ile bilim, merak, düşünme, yaratıcılık ve girişimcilik kültürünü en küçük yaştan itibaren öğrencilere yaşatabilmeyi hedeflediklerini söyleyen İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Okullar Koordinatörü Biriz Kutoğlu, inovasyon heyecanının kurum kültürlerinde var olduğunu vurguladı.

 

Ülkemizin temel sorunlarından birisi olan eğitim konusunda daha önce birçok devlet okulu örnek olarak sunulur ve toplumda övgüyle anılırken, son yıllarda özel eğitim kurumlarımız arasında da güzel örnekler konuşulmaya başlandı. Bunlardan birisi de hiç kuşkusuz İstanbul Kültür Eğitim Kurumları. Yenilikçi eğitim anlayışıyla dikkat çeken İstanbul Kültür Eğitim Kurumları’nın projelerini ve yeni eğitim yılı için hedeflerini İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Okullar Koordinatörü Biriz Kutoğlu ile konuştuk.

 

Öncelikle bitirmekte olduğumuz 2016-2017 eğitim yılını değerlendirmenizi almak isteriz…

Bu eğitim yılına maker okul olarak girdik. En köklü değişiklik buydu. Dünyada yayılan maker kültürünü benimsedik. Her yıl eylülün son cuması Avrupa Bilim ve Eğlence Günü olarak kutlanıyor. Biz de geçtiğimiz 30 Eylül’de kutlanan bu günde öğrencilerimizin aktif rol alarak eğlenceli ve bilimsel projelere imza atmasıyla birlikte maker hareketine katılmış olduk. Herkes bir şeyler üretebilir anlayışını mevcut kültüre entegre ederek başladık. Yine aynı gün Kültür 2000 Kampüsümüzün inovasyon merkezinin açılışını yaptık. Açılışımıza da uzaya gidecek ilk Türk astronot Halil Kayıkçı katıldı. Burada yapmak istediğimiz şey bilim, merak, düşünce üretme, yaratıcılık ve girişimcilik kültürünü en küçük yaştan itibaren çocuklara hissettirebilmek, yaşatabilmek. Tabii bu heyecanı bütün ekibimizle yaşıyoruz.

 

Kültür 2000 İnovasyon Merkezi’nden biraz bahsedebilir misiniz?

Bu merkez üç ana bölümden oluşuyor. Birincisi; 100 metrekarelik bir alana sahip Kodlama atölyesini içinde barındırıyor. Yepyeni bilgisayarları ve bilgisayarların içindeki programlarıyla çocukların hayallerini, düşüncelerini kodlama ile üretime dönüştürebilecekleri bir ortam sağlıyor bu atölye. Bir diğer bölümde robotik laboratuvarı var. Öğrencilerimiz kodlama bilgisi ile robot programlama öğreniyorlar. Takımlarımız dünyada 80 ülkeden 25 bin takımın katıldığı First Lego League isimli bilimsel içerikli turnuvaya bu laboratuvarda hazırlanıyor. İnovasyon merkezinde yer alan üçüncü bölümde bir teknoloji ve tasarım stüdyosu var. Burada, bilgisayarlar ile birlikte üç adet 3D yazıcımız var. Burada öğrencilerimiz hayal edip tasarladıklarını 3D yazıcıdan basarak girişimci bir ruhla toplumsal faydaya dönüştürüyorlar.

 

Sunulan ilginç şeyler var mı?

Çocuklar müthiş şeyler üretiyorlar. Tabii, bunlar bir birikimin sonucu oluşuyor. Kodlamada da böyle gelişiyor. Kodlamanın öncesinde algoritmik düşünme var. Bunların hepsi sıralı ve belli olgunluktan sonra ürün verebilecek şeyler. Biz öğrencilerimizin hazır programlarla değil, tamamen kendilerinin hayal ederek tasarlaması ve ürüne dönüştürerek toplumun hizmetine sunmasını istiyoruz. Tabii bu değerleri de onlara veriyoruz. Öğrencilerimiz inovasyon merkezinde internet tabanlı yayın yapan bir okul radyosu kurdular. Hiçbir ticari kaygısı ya da ticari amacı olmadan tamamen okul içerisinde öğrencilerin yürüttüğü eğitsel amaçlı bir öğrenci projesi bu. Orada öğrencilerin kendi programları, canlı yayınları, konukları var; istedikleri programları yapabiliyorlar. O radyoculuk heyecanını yaşıyorlar, radyonun ne işe yaradığını görüyorlar. Sanal gerçeklik stüdyosunda sanal gözlükle öğrenciler derslerinin bir bölümünü yapıyorlar. Greenbox uygulamamızda; öğrencilerimiz kısa filmlerini, kliplerini çekebilmek için bir yeşil odaya giriyorlar; kendi senaryolarına göre profesyonel kamerayla çekim yapıyorlar, ardından teknoloji laboratuvarına ya da dijital tasarım stüdyosuna giriyorlar, orada profesyonel haber merkezlerindeki yeşil oda tekniği ve animasyonlarının aynısını uyguluyorlar. Bu teknolojiyi de okulumuza kazandırdık.

 

Sınavlar eğitim sistemimizin ayrılmaz bir parçası. Siz bu konuda öğrencilerinize nasıl destek oluyorsunuz?

Yaklaşık iki yıl önce ulusal sınavlara hazırlık merkezi kurduk. Bu merkezde hem TEOG hem YGS ve LYS için öğrencilerimizi ciddi bir sistemle hazırlıyoruz. Bu hazırlık daha önce de vardı ama şimdi içeride adeta bir dershane var; yayınlarıyla, öğretmenleriyle. Örneğin; TEOG öğretmenleri ya da LYS, YGS öğretmenlerimiz ayrıdır. Onların uzmanlık alanları sınavlara hazırlamaktır. Yayınlar, Türkiye genelinde girilen sınavlar, çocuklara verilen yeni bildirimler, kariyer danışmanlığı… Bunlar TEOG 1 ile birlikte göz önünde olan çalışmalar oldu. Ve TEOG 1 çocuklarımız için oldukça başarılı geçti. İngilizce başarısı çok iyi, matematik de öyle… Türkiye’de genel anlamda bu sene çocuklar matematikte epey bir zorlandılar ama öğrencilerimiz için güzel bir TEOG sınavı oldu. Önümüzdeki haftalarda TEOG 2 yapılacak; şimdi onun heyecanı var. TEOG kampları yapılıyor okulda. 8. sınıf öğrencileri hedefe kitlenmiş durumda.

 

Yeri gelmişken öğrencilerinizin sınav başarılarını da konuşalım…

Sınava hazırlığın iki temel bileşeni var. Birincisi, öğrencinin iyi bir akademik eğitim alması, güçlü bir eğitim tabanına sahip olması. Bu sadece bir yıl gidilecek kursla elde edilecek bir birikim değil. Kültür, bunu yapıyor. Güçlü akademik eğitimi kazandırıyor. Bunun üzerine koyduğumuz yoğun sınav hazırlık sürecimizle birlikte hedef başarılı olduğumuzu görüyoruz. Son iki yıldır üniversiteye yerleşim oranlarımız tam istediğimiz gibi. Mühendislik favori bölümler arasında. Müthiş bir yönelim var mühendisliğe. Daha önce tıpla mühendislik başa baş gidiyordu; şimdi mühendislik, yazılım konularıyla birlikte öne geçti. Hukuk hep var, psikoloji yine ağırlıklı. Öğrencilerimizin İstanbul Kültür Üniversitesi bölümlerini tercihleri her geçen yıl artıyor. Çünkü üniversiteyle bir bağımız var. Lise hayatı boyunca öğrencilerimiz üniversitenin ön izlemesini yapıyorlar. Üniversite atmosferini soluyorlar. Bu da haliyle onları biraz daha doğru tercihler yapmaya yönlendiriyor. Ama benim için en önemli şey eğitimin niteliğidir. Proje sayısının artması bu niteliğin yükseldiğini gösteriyor. Örneğin; önceki ay bir projemiz TÜBİTAK Türkiye finaline kaldı, diğeri de Avrupa Bölge ikincisi oldu. Bunlar gerçekten çok kolay başarılar değil.

 

Peki, mezunlarınızın kaçı Kültür Üniversitesi’ni tercih ediyor?

Her üniversitenin bölümleri, bulunduğu ortam öğrencileri etkiler ama mezunlarımızın yüzde 20-25’i Kültür Üniversitesi’ni tercih ediyorlar. Üniversitemizin de bu sene 25. Yılını kutladık. Türkiye’nin en güvenilir, en köklü vakıf üniversitelerinden biri. Hukuk fakültesi son 5 yıldır Türkiye’nin en iyi kadrosu olarak ilan ediliyor vakıf üniversitelerinde arasında. Bunlar bizim için gurur verici, öğrenciler için tabii çok değerli. Kültür Ailesinde olmak hakikaten çok değerlidir. Yaklaşık 60 yıldır doğru işler yapılmış. Onursal Başkanımız Fahamettin Bey hala işin başında; her gün bizi arar, her gün gelişmeleri takip eder.

 

Ülkemizde eğitimcilerin tartıştığı konulardan birisi de müfredattır. Yeni müfredatın gelişimini, içeriğini siz nasıl yorumluyorsunuz?

Biz müfredat diyoruz; aslında doğrusu eğitim programıdır. Öğretim programının da bileşenleri var: 1.Kazanımlar, 2.İçerik, 3.Öğretim Süreci, 4.Değerlendirme… Müfredat bu temel bileşenlerin çerçevesidir. Aslında Milli Eğitim Bakanlığı da bunun çerçeve olduğunu söylüyor. Her okul kendi standartlarında, kendi çevresine, kendi ihtiyaçlarına göre bu programı zenginleştirebilir. Buna hiçbir engel yok.

 

Şimdi çocukların, gençlerin yetiştirilmesinde yetişkinlerin becerisi de gündeme gelmeye başladı. Siz bu konuda bir çalışma yürütüyor musunuz?

Nasıl bir mühendis bir hekim yurtdışına gidiyor, gönderiliyor, mesleki hayatı boyunca hep yeniliklerden haberdar, o yeniliğin transferini çalıştığı yer hangi ülkedeyse orada yapıyor ve yaşıyor. Öğretmenlerimize sunulan imkanlarda bunun eksik olduğu düşünülüyor. İki geliştirilebilecek yönü var. Birincisi üniversitelerin eğitim fakülteleri ve fen-edebiyat fakültelerinde öğretmen yetiştirmede ve öğretmenlik mesleğini icrada gelişim. Ama bunun sürdürülebilir olması gerekiyor. İkincisi de öğretmen adaylarının mezun olduktan sonra zorunlu yurtdışı eğitimi alması.

 

Sizin uygulamalarınızın öğretmenlerinize katkıları nelerdir?

Öncelikle daha çok proje üretiliyor. Bunu çok somut görüyoruz. Öğrenci projeleri daha çok artıyor. Öğretmenler daha istekli çalışıyorlar. Karşımızda Z Kuşağı var; Z Kuşağına hitap edebilmek o kadar kolay değil. Bizler kendimizi güncelleyeceğiz ki Z Kuşağına hitap edebilelim. Aslında güncellememiz gereken konular çok zevkli. Yaratıcılık kültürü özde olduğu için öğretmen de heyecanlanıyor, bir şeyler üretmek istiyor. Kültür’ün kurum geleneğinden gelen, Kültür’ün vizyonunu, misyonunu anlamış, elini taşın altına koymuş çok kıymetli öğretmenler var. Haliyle bakış açısı hep kendini geliştirme yönünde. O anlamda artılarını yaşıyoruz.

 

Son olarak yeni eğitim yılı için yeniliklerinizi konuşalım…

Eğitimde; öğretmen eğitimi, eğitim programı ve fiziki ortamın düzenlenmesi önemlidir. Diğer taraftan bunların sürdürülebilir olması ve yaşaması için yayın da önemlidir. Biz de bu amaçla çok güzel yayınlar oluşturmayı hedefledik. Öncelikle piyasaya sunacağımız tüm çocuklara, gençlere hitap edecek güzel bir yayın sürprizimiz var. Bilim ve inovasyon konusundaki söz sahibi kişilerin de bize danışmanlık yaptığı ve tamamen öz kaynağımız ve kendi öğretmenlerimizin desteği ile çıkaracağımız özel bir dergi olacak. Zannediyorum bir ay içerisinde duyurulacak seviyeye gelecek. Bununla birlikte uluslararası projelerimizin sayısı artıyor. Uluslararası projelerde öğrencilerimiz kendilerini daha fazla ifade edebilme şansı yakalayacaklar. Bu sene Ağustos döneminde Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyelerimizin öğretmen eğitiminde çok daha yoğun programları olacak. Bu yılın teması olarak seçtiğimiz çevre kirliliği konusunda geçmiş dönem rektörümüz Prof. Dr. Dursun Koçer’in başkanlığında çevre kirliliği ile ilgili projelerimizi yaptık. Projenin ikinci senesinde yerel yönetimlerle işbirliği başlayacak. Öğrencilerimiz bu konudaki projelerini sokaklara çıkarak topluma anlatacaklar. Bunları duyacaksınız. Bunların dışında okulumuza hem organik tarım hem sera etkisiyle ilgili alanlar oluşturduk.