RÖPORTAJ — 5 Haziran 2017 at 16:05

NOYANLAR GROUP DİREKTÖRÜ GÖKHAN NOYAN: TEMKİNLİ HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ!

IMG_2621

 

Gerek Kıbrıs sorununun gerekse Türkiye’nin yaşadığı sorunların Kuzey Kıbrıs ekonomisine olumsuz yansıdığına dikkat çeken Noyanlar Group Direktörü Gökhan Noyan, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da temkinli hareket etmek zorunda olduklarını söyledi.

 

Noyanlar Group, Kuzey Kıbrıs’ın Mağusa ve İskele bölgelerinde yoğunluklu olarak proje üreten köklü bir inşaat firması. Son dönemde ürettiği, bir birinden farklı konsepte sahip birçok projeyle bölgesinde lider konumda olan Noyanlar Group’un projelerini ve Kuzey Kıbrıs konut sektöründeki gelişmeleri Firma Direktörü Gökhan Noyan ile konuştuk.

 

Son dönemlerde KKTC’de gayrimenkul sektöründe ciddi bir hareketlenme olduğunu gözlemliyoruz…

Lefkoşa bölgesini bilemiyorum ama Girne ve Mağusa’da kendi içerisinde farklılıklar olabiliyor. Kuzey Kıbrıs’ta önemli bir müşteri kitlesine sahibiz. Şu anda Rus müşterilerimiz ağırlıkta. Tabii, Rusya ile Türkiye arasında son iki yıldaki kriz Türkiye’yi etkilediği gibi bizi de dolaylı olarak etkiledi. Halen de bu etki devam ediyor. Rusya’da Ruble’nin değer kaybı da bir sıkıntı yarattı. Çünkü bizim satışlarımız Dolar-Euro bazındaydı. Bu kriz öncesinde müşterilerimizin yüzde 70’i Rus iken, bu oran krizden sonra yarıya, yüzde 30-35’lere kadar indi. Dolayısıyla bir durgunluk dönemine girdik inşaat sektöründe. Yerli müşterilerimiz belli bir doyuma gelmiş gibidir. Türkiye’den gelen müşterileri katmıyorum buna. Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler iyileşmeye başlayınca bizde de hareketlilik arttı. Şimdi iyiye doğru bir gidiş görünüyor. Talepler artmaya başladı. Rusya’dan taleplerin azaldığı dönemde diğer ülkelerde alternatif arayışlarına girdik. Başta İskandinav ülkeleri ve Ukrayna olmak üzere başka pazarlara ilgi göstermeye başladık. Böyle olunca çok bunalmadan bir geçiş yaşadık.

 

Türkiye’den talep ne durumda?

Türkiye’ye çok az satış yapabiliyoruz. Bu sadece bizde değil, tüm sektörde aynı şekilde. Türkiye’nin doğal güzelliği, altyapısı ve maliyetlerinin daha düşük olması bunda etkendir. Bizde her şey ithalatla geliyor. Son zamanlarda bazı finansörler de gelmeye başladı. Yatırım amaçlı konut satın alıyorlar. İleride yüksek değerlerden satmak amacındalar. Kuzey Kıbrıs’ta siyasi bir çözüm oluşursa Avrupa Birliği’ne girileceği için değerler çok katlanacak. Dolayısıyla bu yönde bir taleple hareket edenler de oldu. Türkiye’den talebin artması Mağusa bölgesinde çok fark yaratmadı. Son aldığım bilgilere göre Girne’de yatırımlar artış göstermiştir. Bu güzel bir gelişme… Keşke her tarafa yansıyabilse…

 

Neden Girne daha çok tercih ediliyor sizce?

Türkiye’ye yakınlık önemli bir avantajdır. Girne’de havanın güzel olduğu zamanlar Toroslar görünür. Deniz otobüsü ile Girne’den Mersin’e 2,5-3 saatte gidilebiliyor. Girne, Mağusa’ya göre daha yeşil bir doğaya sahip. Biraz daha fazla yağış alıyor. Daha önemlisi otelleri, casinoları ve restoranlarıyla vb. ne arasanız Girne’de var. Bunda biraz da hükümetin etkisi var. Eski Girne Limanı küçücük bir limandı; şimdi büyük yeni bir liman yapıldı. Onun getirdiği hareketlilik beraberinde Lefkoşa-Girne Yolunun yenilenmesine neden oldu. Girne, Lefkoşalılar için de bir tatil yeri haline geldi. Lefkoşalı tüccar Girne’ye yatırım yapmaya başladı. Girne’nin bir cazibesi vardı doğruyu söylemek gerekirse. Ama bugün galiba aşırı yapılaşmayı olumsuz etkileyecek gibi görünüyor.

 

Mağusa’da baktığımızda Kuzey Kıbrıs’ın ilk üniversitesi olan Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin burada kurulduğunu görüyoruz. Mağusa’da liman da var. Üniversite’nin kazandırdığı ivmeyle Mağusa’da bir kalkınma görüldü. Bunu çekinmeden söyleyeceğim; Lefkoşa, yani merkezi hükümet bunu kabullenemedi. Bugün sayıları 13-14 olan üniversiteler Lefkoşa ve Girne’de kurulmaya başlandı. Mağusa tek üniversiteyle kaldı ve ihmal edildi.

 

Uluslararası fuarlara katılıyor musunuz?

Başta Türkiye olmak üzere uluslararası fuarlara katılıyoruz. Moskova’da, Kiev’de, Dubai’de, İsrail’de, Norveç’te düzenlenen birçok katıldık. Katılmak zorundayız.

 

Ülke olarak katılım oluyor mu?

Hayır, şirket olarak katılıyoruz. Son dönemde Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği kanalıyla da fuarlara katılmaya başladık. Bunun yanında devletin de böyle organizasyonlar yapması lazım. Ancak devletimiz turizmin tanıtımına bile yeterli kaynak ayırmıyor.

 

Noyanlar Group’un son projelerinden de biraz bahseder misiniz?

Royal Life Residence projemiz farklı tipte 500’e yakın konut ve dükkandan oluşuyor. Projede ayrıca havuzu, spa merkezi, sosyal ve yeşil alanlar bulunuyor.

Royal Sun Residence projemizde 950 konuttan 650’si tamamlandı ve teslim edildi. Bu projede değişik tip ve ölçüde villalar ve apartman daireleri var. İnşaat etap etap devam ediyor.

Long Beach Life Park Residence projemizde 600 konutun inşaatı devam ediyor. Bu projemizde stüdyo, 1+1, 2+1 ve 3+1 daire seçenekleri bulunacak.

Angel Towers projemizde ise toplam 37 dükkan, A blokta 43 adet daire ve B blokta 55 adet daire olmak üzere toplam 98 konut bulunuyor. Bu projemizde henüz inşaat başlamadı. Ama satışlara başladık. Çünkü Noyanlar Group’a büyük bir güven var.

Projelerimiz ağırlıklı olarak Mağusa’nın İskele bölgesinde Long Beach dediğimiz mevkide yoğunlaşmış durumda. Long Beach denizi ve kumuyla ünlü çok güzel bir plaja sahip.

 

Bafra turizm bölgesinde yatırımlarınız var mı?

Girmedik. Burada; Long Beach’te 50 yataklı bir turizm tesisimiz var; iki aya kadar inşaatı bitecek. Buradaki inşaat nizamnamesine uygun olarak üç katlı inşa ediliyor. Üç yıldızlı otelimiz bölgenin ikinci oteli olacak. Gelecek sene inşaatına başlayacağımız, denize 100 metre mesafede bir başka yerde 300 yatak kapasiteli bir otel projemiz var. Tabii, turizm işletmeciliği başka bir uzmanlık alanı, dolayısıyla otelimizin işletmesini biz yapmayacağız. Turizm yatırımlarına girmeyi çok istemezdik ama ada ekonomilerinde başka da bir alternatif kalmıyor. Bu da işimizin bir parçası sayılabilir. İnşaat sektöründeki yatırımlarımızın yaklaşık 3 yılda geri dönüşünü sağlayabiliyoruz. Turizm yatırımlarında ise en iyi planlamayla 7-8 yıl sürüyor. Bunu Kuzey Kıbrıs geneli için konuşuyorum. Bu yatırımı yaparken kendi arazimizi satın alıyoruz, binayı da kendimiz yapıyoruz. Devlet, Bafra Bölgesinde leasing dediğimiz sistemle hazine arazilerini 49 yıllık, 99 yıllık verdi. Orada Türkiye kökenli firmalar da var. Casino turizmi de var bölgede. Biz öyle bir şey düşünmedik, yatak turizminde var olmak istedik.

 

Genel olarak son mesajınızı da almak isteriz…

Kıbrıs’ta uzun yıllardır devam eden sorundan dolayı istikrarsız bir ortam var. KKTC hiçbir zaman bir istikrara kavuşamadı. Biz bu ülkenin çocuklarıyız, bu ülkenin kalkınması için gereken neyse onu yapmaya çalışıyoruz. Bunu beğenmeyip ülkesini terk edenler de oldu. Biz burada kalacağız dedik. İnanıyoruz ki yapabildiğimizin azamisini yapıyoruz. Fakat yine de içimizde bir güvensizlik var. Bu güvensizlik sadece Kıbrıs sorunundan kaynaklanmıyor. Bugün dünyada yaşanan ekonomik ve siyasi sorunlar ve tabii Türkiye’nin durumu da bizi endişelendiriyor. İnşallah Türkiye bugünkü sorunların altından kalkar. Bütün bunlar ekonomiyi de yatırımları da olumsuz şekilde etkileyebiliyor. Biz bugüne kadar temkinli geldik, bundan sonra da temkinli hareket etmek zorundayız.