RÖPORTAJ — 14 Temmuz 2017 at 17:07

İNOKSAN YÖNETİM KURULU BAŞKANI VEHBİ VARLIK: KATMA DEĞERLİ ÜRETİMİN ÖNEMİNİ ANLADIK!

INOKSAN_VEHBİVARLIK

 

Endüstriyel mutfak sektörünün yakın zamana kadar her şeyi üretme hedefinde olduğunu söyleyen İnoksan Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık, artık günümüzde katma değerli üretimin ve yenilikçi ürünlerin öneminin anlaşıldığını vurguladı.

 

Endüstriyel mutfak sektörünün lideri İnoksan, Ar-Ge ve tasarıma önem veren yapısıyla küresel rekabette de varlık gösteriyor. Yaşanan bazı olumsuzluklara rağmen üretme heyecanını yitirmediklerini vurgulayan İnoksan Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık ile içinde bulunduğumuz konjonktürü ve İnoksan’ın hedeflerini konuştuk.

 

Bir sanayici olarak içinde bulunduğumuz ekonomik durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

“At sahibine gör kişner.” diye bir söz vardır. Biz de hükümetin tutum ve davranışına göre yönleniyoruz ister istemez. Bu nedenle siyasi ve ekonomik stratejilerin birbirine uyumlu olması lazım. Siyaset başka kanaldan, ekonomi başka kanaldan yürüyünce hedef şaşıyor. Ben öncelikle hükümetin koyduğu 500 milyar dolarlık hedefi takdir ediyorum. Daha önce böyle bir hedefimiz yoktu. Turquality desteği, Ar-Ge destekleri gibi birçok teşviklerle doğrular yapıldı. Ama diğer taraftan icaret yaptığımız ülkelerle siyasi sorunlarımız ticaretin önüne geçti. Dolayısıyla hedefler şaştı. Ülkeler arasındaki ekonomik bağlantıyı unutmadan siyaset yapmak lazım. Ekonomi şu anda gerçekten kriz durumunda. Hükümet 2016’nın Temmuz’undan bu yana toparlamak için elinden geleni yapıyor ama hemen sonuç almak da kolay değil.

 

Peki, burada sivil toplum örgütleri üzerine düşeni tam manasıyla yapıyor mu?

Sivil toplum örgütlerinin sessiz kaldığını düşünüyorum. Gerçek sorunları paylaşmıyorlar. Köşeleri yuvarlaya yuvarlaya anlatılıyorlar, yöneticilerimiz de bunu anlamıyor. Sorunlar doğru bir şekilde dile getirilemediği ve yönetime iletilemediği için yönetim de çare üretemiyor. Sanayi olmazsa bu ülke bir yere gelemez. Onun için istihdam yaratan, vergi veren, ihracat yapan sanayicinin çok iyi dinlenilmesi lazım.

 

Üretmek kadar ürettiğini satmak da önemli. Küresel rekabette neler yaşıyorsunuz?

15 Temmuz öncesine kadar her şey yolundaydı. Sonrasında yabancı yatırımcılarda tedirginlikler başladı. Ertelenen ortaklık çalışmalarımız oldu. Şu anda Türkiye sanayisinde uzun vadeli bağlantılar yapma konusunda endişeler devam ediyor. Birçok sanayici şirketini satıp üretimden çıkma derdinde. Herkes böyle düşünürse bu ülke nereye gidecek? Bu kadar birikimi çöpe atamayız; bu ülkenin sanayiciye ihtiyacı var. Sanayicinin ürkekliğini atmak ve yatırım iştahını artırmak lazım.

 

Gerek İnoksan özelinde gerekse Türkiye genelinde sanayideki değişim ve dönüşümü nasıl değerlendirirsiniz?

Katma değerli üretimin ve Ar-Ge’nin önemi anlaşıldı. Devlet de doğru bir şekilde teşvikler veriyor. Bir de Sanayi 4.0’a uyum sağlama hedefi ayrı bir teşvik oluyor.  Bütün bunlar pozitif gelişmeler… Türkiye’de çok güzel şeyler olacağına inanıyorum. Yeter ki korkularımızı azaltsınlar, devam etme hevesimizi, şevkimizi kırmasınlar.

 

Endüstriyel mutfak sektöründe katma değerli üretim konusunda ne düzeye geldik?

Biz bugüne kadar hep daha çok üretim derdine düştük. Katma değerli üretimi değil her şeyi üretmeyi hedefledik. Üretimde belli bir yere geldik sektör olarak ama artık her ürünü üretmek değil, belli bir ürüne odaklanmak ve onu geliştirmek gerekiyor. Katma değerli üretime yeni başladık. Fuarlara gittiğimizde sektörde tasarımcılara önem verilmeye başlandığını gözlemliyoruz. Tasarım ve Ar-Ge mühendisleri yetiştirdik, Ar-Ge merkezleri oluşturduk. Hep yeni ve farklı ürünler geliştiriyoruz. Artık tereciye tere satıyoruz. Avrupa’da yapılan ne varsa biz de aynısını yapıyoruz. Tabii onların pazarları, markaları, güçleri var. Biz de o yola çıktık artık. Daha önce babalarımızın girişimciliği ve ustalarla sektörde bir yere gelindi. Ama artık üniversiteliler sektöre girdi; tasarımcısından girişimcisine kadar… Onlar bayrağı daha hızlı taşıyor.

 

Peki, sektörde nasıl bir rekabet var?

Dernek kurarak rekabeti centilmence ve akılcı yapmaya çalıştık. Meslektaşlık ruhunu aşılamaya gayret ettik birlikte. Birbirimizle mücadele etmek yerine Türkiye olarak yurtdışına bakmalıyız diye düşündük. Eskiden tüm firmalar yurtdışındaki fuarlara bireysel olarak katılıyordu. Biz onu değiştirdik; beraber gideceğiz dedik. Gelmek istemeyenler oldu. Olanakları yeterli olmayanlara destek olduk; fuarlara katılımlarını sağladık. Bugün endüstriyel mutfak sektörü 120 ülkeye ihracat yapıyor. Sektörde az da olsa kurallara uymayan firmalar çıkıyor ve sektöre zarar veriyor. Ama bunlar her sektörde yaşanıyor.

 

Üniversite-sanayi işbirliğinde ne tür gelişmeler var sizce?

Sektöre girdiğimiz ilk yıllarda üniversite hocalarıyla iyi ilişkilerimiz oldu. Onlarla işbirliğimizi kamuoyunda hissettirerek özendirdik ve arkası geldi. Sektörümüzü temsil eden TUSİD içinde bunları gündeme getirdik. Ama yıllar içinde çok az yol aldığımızı görüyorum. Sadece konuşuluyor, çok az hareket ediliyor. Hocaları hareket ettirmek kolay olmuyor. Sistemden kaynaklı olarak sanayiye karşı çekingenlikleri var. Sanayici tarafında da işbirliğini geliştirmek yönünde gayretler yeterli değil. Teknoparkların kurulması işi biraz kolaylaştırdı. Ancak daha alınması gereken çok yol var. Bunun için önderlik edecek kişi ya da kuruma ihtiyaç var. Belli bir düzen ve kurallar olmalı. Bu olmadan üniversite-sanayi işbirliği gelişemez.

 

İnoksan, 2016 yılını nasıl geçirdi? 2017 ile ilgili hedef ve beklentileri nedir?

2016’yı hedeflerin altında ama 2015’ten daha iyi bitirdik. İçinde bulunulan koşullara göre çok doğal bir sonuç bu. Sektörümüzde geleneksel olarak yılın ilk üç ayı hep kötü geçerdi ama bu yıl biraz daha kötü geçti. Ancak Nisan-Mayıs gayet güzel geçti. Turizm sektörü olması gereken yerde yine olmayacaksa da geçen seneye göre daha iyi bir yerde olacak. Bu yıl için genel olarak bir iyimserlik var.

 

İnoksan ihracata dönük neler yapıyor?

Hepimizin ana hedefi ihracat yapmak. Sektörde, Turquality Programına katılan iki firmadan biriyiz. O bize gurur ve sorumluluk verdi. İhracat yapma konusunda devlete sözümüz var. 2016, ihracat yılı oldu. Bu sene de devam ediyoruz. Eskiden her pazara ihracat yapmak isterdik. Şimdi ise seçilmiş ülkelere odaklandık. Bu yıl yeni pazarlar aramak yerine en verimli pazarlara odaklanma politikası belirledik.

 

Hangi pazarlar bunlar?

Türki Cumhuriyetler zaten bir nevi milli pazarımız. İran önemli bir pazar. Son dönemde başta Kuzey Afrika olmak üzere Afrika pazarına çok yüklendik. Önümüzdeki dönemde Dubai pazarına yüklenmek istiyoruz. Uzakdoğu’da, özellikle Çin’de ekonomik gelişimle birlikte hiç beklenmediği kadar hareket başladı. Öte yandan Rusya, Amerika ve Çin’de varlık göstermek adeta iğne ile kuyu kazmak gibi oluyor bizim için. Ama o pazarlarda da varlık göstermeye devam edeceğiz.

 

Son mesajınız ne olur?

Sektörde işler iyi gidiyor. Sanayinin gelişmesi için yatırım, işgücü ve teknoloji var. Devletten sadece doğru politikalar, doğru siyasi ilişkiler geliştirmesini bekliyoruz. Psikolojimizi, inanıcımızı, hedeflerimizi güçlendirmeli ve daha iyimser olmalıyız. İyi bir yerdeyiz ama bu yeterli değil; başkalarından daha iyi olmamız lazım. Gelecekte bizi güzel günlerin beklediğine inanıyorum.

 

 

 

Kaydet