RÖPORTAJ — 14 Temmuz 2017 at 16:57

NOSAB YÖNETİM KURULU BAŞKANI MEHMET FİKRİ ÜNAL: BÜYÜMEK ZORUNDAYIZ!

IMG_1226

 

NOSAB’ın her yıl yüzde 3 ile 5 arasında büyüme gösterdiğini söyleyen NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Fikri Ünal, küresel rekabet ortamında büyümeden vazgeçilemeyeceğini vurguladı.

 

Bursa, sanayimizin hızlı gelişim gösterdiği şehirlerimizden birisi olarak yüksek performans sergilemeye devam ediyor. Bunda hiç şüphesiz organize sanayi bölgelerinin payı yadsınamaz. Bugün Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB), Bursa sanayisine olduğu kadar ülke ekonomisine de önemli katkılar sunuyor. Ekonomiye katkısı 5 milyar TL’ye ulaşan NOSAB’ın faaliyetlerini ve hedeflerini NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Fikri Ünal ile konuştuk.

 

Öncelikle NOSAB’ın genel yapısıyla ilgili bilgi verir misiniz?

Bölgemiz 234 hektar bir alana sahip. Yaklaşık olarak 330’a yakın firmamız, 20 bin çalışanımız, 600-700 milyon dolar civarında ihracatımız var. Ekonomiye katkımız 5 milyar TL civarında. İşyerlerimizin sektörel olarak yüzde 36’sı otomotiv, yüzde 27’si makine ve metal, yüzde 13’ü tekstil ve kalan yüzde 24’ü ise diğer sektörlerde faaliyet göstermektedir.

 

Nihai ürünler mi, yoksa tamamlayıcı ürünler mi üretiliyor bölgenizde?

Otomotiv sektörü deyince otomotiv yan sanayisinden bahsediyoruz aslında. Ama otomotiv yan sanayisinin bağımsız olarak kullanılan, ana firmaya verilmeyen ürünleri de var. Bunun yanında çeşitli nihai ürünleri üreten firmalar da var. Örneğin; makine ve metal sektöründe… Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi bu yapısıyla karma organize sanayi bölgesidir diyebiliriz.

 

NOSAB’ın altyapısından bahsedecek olursak neler söyleyebilirsiniz?

Bölgemiz kurulurken Bursa Organize Sanayi Bölgesi’ne (BOSB) dahil olmayı istedik. Ancak bizim işletmelerimiz ağırlıkla küçük ve orta ölçekli olduğu için BOSB’a katılmanın bedeli ağır geldi.  Dolayısıyla biz de kendi imkanlarımız ölçüsünde yapılacakları yaptık. Bir kısmını da zamana yaydık.

 

Bugün, Bölgemizde altyapı büyük ölçüde tamamlanmış durumda. En büyük eksiğimiz idari binaydı; onu da önümüzdeki birkaç ay içerisinde bitirmiş olacağız. Yalnız geçmişte yaptığımız kimyasal arıtma tesisimizi biyolojik arıtma takviyesiyle ve endüstriyel atık sulara ilave olarak evsel atık suları da dikkate alarak yeniden yapmamız gündemde.

 

NOSAB’ın tercih edilme sebebi nedir sizce?

Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi’nin tercih edilmesinde öncelikle parsellerin küçük olması, ikincisi; şehrin merkezine yakın bir yerde oluşu ve üçüncüsü; çevresinde otomotiv sanayisinin ana firmalarının bulunmuş olması önemli etkenlerdir.

 

Doluluk oranınız nedir peki?

Yüzde 94 civarında bir doluluk oranımız var. Kanaatime göre şehir içinde kalan NOSAB’ın sınırlarının daha fazla büyümesi söz konusu değil.

 

Peki, enerji ihtiyacını nasıl karşılıyor OSB’niz?

Enerji ihtiyacını istediğimiz tedarikçi firmalardan karşılama şansımız var. Biz, uzun süredir aynı tedarikçi firma ile çalışıyoruz. İlişkilerimiz genelde iyi; firmamızı gözetecek fiyatlar verdiler bugüne kadar. Bundan sonra ne olur onu bilemeyiz ama bugüne kadar olumlu tavır gösterdiler.

 

Ülke ekonomisi içinde organize sanayi bölgelerinin önemi ve yeri nedir sizce?

Organize sanayi bölgeleri ülke açısından örnek oldu. Çünkü OSB’lerde sorunları tek tek çözmektense toplu olarak çözmek çok daha kolay. Elektrik, su, doğalgaz, yol vb. altyapı çalışmaları hızlıca tamamlanıyor. Sanayici uygun üretim koşullarını bulurken yabancı işadamları ve yatırımcılar da geldikleri zaman karşılarında düzenli bir sanayi alanı görüyorlar. Onun için organize sanayi bölgeleri önemli.

 

Bursa’da Pilot Sanayi Bölgesi ile başlayan organize sanayi bölgesi uygulaması başta Manisa, Eskişehir olmak üzere ülkenin diğer bölgelerine hızla yayıldı. Bugün bildiğim kadarıyla organize sanayi bölgeleri 300’e ulaşmış durumda.

 

Türkiye’de sanayileşme oluyor, belli gelişmeler var ama Türkiye’nin bir tarafı boşalıyor. Şimdi Bursa’da her şehrin hemşeri dernekleri var. Sanayinin o şehirlerde de gelişme göstermesi lazım. Bu ancak devlet eliyle olur. Yani sanayicinin “Bozkırın ortasında fabrika kuracağım.” demesiyle bu iş olmaz. Devlet belli sanayi alanları oluşturacak ve sonra da sanayicileri o alanlara yönlendirecek teşvikleri verecek.

 

Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi üniversite-sanayi işbirliği konusunda neler yapmakta?

Üniversite-sanayi işbirliği konusu yıllardır dillendirilmiştir ama bugüne kadar fazla bir gelişme olmamıştır. Son dönemde Kamu-Üniversite-Sanayi İşbirliği çerçevesinde daha hızlı adımlar atılıyor. Özellikle üniversite-sanayi işbirliği kapsamında Ar-Ge ve tasarım merkezleri için önemli çalışmalar yapıyorlar, toplumun dikkatini çekmeye, farkındalığını artırmaya çalışıyorlar. Bu gayretler önemli. Çünkü bu tür çalışmalar üniversite hocalarının sanayinin içine girmesine vesile oluyor.

 

Diğer taraftan Almanya örneğinde olduğu gibi çırak okullarının daha sağlam temellere oturtulması lazım. Ayrıca teknoloji merkezlerinde orta eğitimden mezun olan öğrenciler daha nitelikli hale getirilebilir. Sanayicinin istediği doğrultuda bunlara belge vermek suretiyle gençler özendirilebilir. Böylece bugün sayıları 300’e varan organize sanayi bölgelerindeki nitelikli işgücü ihtiyacına cevap verilmiş olur. Bunun için devletin de işin içerisinde olması şart. Devletin öncülüğünde sanayi bölgeleri bu işi pekala becerebilir. Bu arada yönlendirme de yapılabilir. Daha az gelişmiş bölgelere teşvik verilebilir. Devletin programı, planı çerçevesinde yapılmayacak hiçbir şey yok benim kanaatime göre.

 

Biraz da Sanayi 4.0’ı konuşalım isterseniz…

Sanayi 4.0 robotlaşma ve akıllı üretim demek. Özellikle otomotiv sanayisinin bu konuda çok büyük hamleleri var. Aslında Sanayi 4.0 Ar-Ge ile başlıyor. Devletin son birkaç yıldır Ar-Ge çalışmalarına yönelik önemli oranda teşviki var. Sanayicilerin farkındalığını artırmaya çalışıyorlar. Bunlar olumlu gelişmeler…

 

Türkiye’nin 2023 vizyonu çerçevesinde her bölge için hedefler belirlenmişti. Bursa ve Nilüfer OSB bu hedeflerin ne kadarını hayata geçirebilir sizce?

NOSAB’daki sanayicilerin yeni atılım için yeni yerlere ihtiyacı var. Yoksa biz NOSAB olarak her sene yüzde 3 ile 5 arasında büyüyoruz. Büyüyoruz ama bu öyle bir noktaya gelecek ki ondan sonra firmalarımızın başka bölgelere gitmesi gerekecek. Bölgemizde bu büyüklüğe ulaşan firmalar da var. Tabii, büyümek zorundasınız; büyümediğiniz zaman yok olursunuz. Dünyadaki yarış da böyle. Bu yarışta sanayinin önüne büyük hedefler konarak ülkemizin ithal ettiği veya dünyada geçerli olan alanlara yönelik, büyük projelere el atılmalıdır. Bu projeler kümelenme yoluyla büyükten küçüğe çeşitli birimlere aktarılarak, üretimde hızlı ve köklü çözümlere ulaşılabilir. Bu hedefleri gerçekleştirirken, ülkemizdeki siyasi istikrar ve hukuk düzeni kadar,  ülkemize katkısı olabilecek her beyni ve her kuruş sermayeyi değerlendirmek yolunu da bulmak zorundayız.