RÖPORTAJ — 4 Ağustos 2017 at 22:51

BEYPİLİÇ GENEL MÜDÜRÜ DR. SAİT KOCA: 2017’DE YÜZDE 10 BÜYÜME HEDEFLEDİK!

 

Birkaç yıldır tam kapasite ile çalıştıklarını söyleyen Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESD-BİR) Başkanı ve Beypiliç Genel Müdürü Dr. Sait Koca, 2017’de de yüzde 10 civarında bir büyüme hedeflediklerini dile getirdi.

 

Son birkaç yılda kuş gribinin yarattığı sorunlarla gerileme yaşayan beyaz et sektöründe önemli oyunculardan birisi olan Beypiliç, yatırımcı kimliğinden taviz vermeden yüksek hedeflerle iddialı konumunu sürdürüyor. Devam eden yatırımlarla broiler üretimindeki iddiasını sürdürmenin yanında yumurta ve hindi üretiminde de büyük hedefler koyduklarını söyleyen Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESD-BİR) Başkanı ve Beypiliç Genel Müdürü Dr. Sait Koca ile Beypiliç’in yatırımlarını ve hedeflerini konuştuk.

 

Beypiliç olarak devam eden tesis yatırımlarınızdan başlayalım isterseniz söyleşiye…

Biz zaten hiç yatırım yapmadık desek rutin olarak her yıl 15-20 milyon TL yatırım yapıyoruz. Geçen yıl başlattığımız yumurta üretim tesisimizle ilgili yatırımımız devam ediyor. İnşaat kısmı hemen hemen bitti, ekipman montajları yapılıyor. Büyük bir ihtimalle Kasım-Aralık ayında civciv girişlerine başlayacağız. İlk aşamada günlük 3 milyon yumurta üretecek bir hale gelecek. Onun yanında mevcut Broiler kesimhanesine ilave tesis kurma çalışmamız var. Saatte 30 bin adet kesim yapacak bir tesis kurulacak. Beraberinde bir hindi kesimhanesi projemiz var. Saatte 3 bin dişi hindi; 2 bin 500 erkek hindi kesebilecek kapasitede bir kesimhane projelendiriliyor. Teknik çalışmalarda son aşamaya hemen hemen geldik. Birkaç tane firmayla görüşme halindeyiz. İki firma tekliflerini hazırlayıp verdi, birkaç gün içinde 3. firma da son teklifini verecek. Değerlendirme yapıp pazarlık masasına oturacağız. Önümüzdeki yılın sonuna doğru da projeyi tamamlamış oluruz.

 

Yumurtacılıkta mevcut bir pazar var, mevcut bir pazarda var olmak için bu alandaki yatırımınız sıradan bir yatırım olmasa gerek…

Sonuçta yumurtada ambalajla fark yaratıyorsunuz. Bizim piliç eti konusunda iyi bir dağıtım ağımız var. Bunun artısını yumurta sektöründe göreceğiz. Şu anda mesela yumurta piyasası kötü durumda. Broiler piyasasında da bazen dalgalanmalar oluyor ama bizim gibi firmalar günü birlik hareket etmez. Piyasa kötüyse de üretimimizi sürdürürüz. Belki bir süre zarar ederiz ama sonra kazanırız. Bu işe girmemizde bayilerimizden gelen taleplerin de etkisi oldu. Aynı şey hindi üretimi için de geçerli. Yumurta tavukçuluğunun broiler üretiminden farkı yatırım maliyetli olsa da daha küçük alana ihtiyaç duymasıdır.

 

Beypiliç, yumurtacılıkta orta vadede ne kadar bir pazar payını hedef olarak koydu?

Hedef olarak yüzde 10 pazar payını hedefledik. Devamında da yatırımlarımızı devam ettirmeyi planlıyoruz.

 

Peki, hindi üretiminde hedef ne?

Hindi etinde daha büyük hedef koyduk. Mevcut Türkiye üretimi kadar üretim hedefledik. Yani Türkiye’nin üretimini iki katına çıkaracağız.

 

Hindi etine talep ne durumda?

Yaratacağız. Marketlerde ulaşılabilirliğini, tüketilebilirliğini sağlayacağız. Çünkü kırmızı etin durumu meydanda. Hindi eti de beyaz etle kırmızı et arasında bir et. Güzel pişirirseniz kırmızı etten hiç ayırt edemezsiniz. Fiyat olarak da çok daha cazip. Türkiye’de hindi tüketiminde biraz sıkıntı var ama bunu aşmamız gerekiyor.

 

Avrupa pazarına girişte sorunlar devam ederken yeni pazarlar nereler olabilir sizce?

Avrupa pazarına hala giremiyoruz. Bunun temeli siyasidir bana göre. Yeni hedef pazarların başında Suudi Arabistan ve Japonya geliyor. Şu anda Suudi Arabistan pazarı açık ama fiyat anlamında sıkıntı var. Japonya ile ilgili çalışmalar sürüyor. O çalışmalar tamamlanırsa Avrupa Birliği’ndeki hedef ürünlerimizi Japonya’da pazarlama şansımız var. Tabii, bu bir süreç. İki ülke arasında belirli protokoller yapılacak. Ticarette, üretimde istenen koşulların sağlanması gerekecek. Biz Türkiye’deki üreticiler olarak hazırız. Bizim en büyük pazarımız Irak, mevcut konjonktürde dengelerimizi koruyoruz ama yeni pazarlara girilmesi oradaki riskimizi azaltır. Şimdi orada yapılacağı söylenen referandumun yarattığı bir risk var.

 

Türki Cumhuriyetler ile ilgili durumu nedir sektörün?

Mutlaka ticaretimiz oluyor da onların talebi çok büyük değil. Onun dışında pek çok ülkede korumacılığa geçilmesinin yarattığı sıkıntılar var. Mesela Azerbaycan bize kapandı. Çünkü iç üretimi korumak için yüzde 100’e yakın gümrük ve birçok engel koydu. Rusya pazarı yeni açıldı ama o da kendi üretimini gerçekleştirdiği için bir-iki ürün dışında ithalat yapmıyor.

 

Sektör uluslararası arenada rüştünü ispatlamış diyebilir miyiz sahip olduğu standartlar itibariyle?

Şu anda bütün dünya Türkiye’nin 1 numara olduğunu söyleyebiliyor.

 

Öyle ama alım yapmıyor…

Alım da yapıyor. Ama Avrupa almıyor. Öne sürdükleri şeyler iler tutar yanı olmayan şeyler. Bahane olarak öne sürdükleri her koşul yerine getirildi. Başka bir şey bulamayınca “Bizden kırmızı et ithalatı yapmıyorsunuz onun için almıyoruz.” dediler, kırmızı et ithalatını aştık gene almadılar. İzinli olarak Brezilya’dan, Çin’den, Tayland’dan alım yapıyorlar. Oradaki tesislere baktığınızda bizim tesislerin yanında kümes kalır. Bizdeki tesisler çok iyi, ürünlerimiz kaliteli. Ama dediğim gibi sorun siyasi.

 

Sektörün yarattığı istihdamı ve ekonomideki yeri hakkında neler söylemek istersiniz?

Biz diyoruz ki: 600-700 bin kişi doğrudan veya dolaylı olarak sektörümüzde istihdam ediliyor. Aileleri ile baktığınızda, 2,5-3 milyon kişi bu sektörden geçimini sağlıyor. Bunun yanında Türkiye’de üretilen mısırı büyük oranda biz tüketiyoruz. Mısırı dünya fiyatlarının çok üstünde satın alıyoruz. Bugün Türkiye’de mısır üretimi bir yere gelmişse bizlerin bedel ödemesiyle olmuştur. Sektördeki istihdama ilişkin rakamları daha net ortaya koyabilmek için derneğimiz Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESD-BİR) ile Abant İzzet Baysal Üniversitesi Ziraat Fakültesi ortak bir çalışma içinde.

 

Peki, sektör hak ettiği değeri bulabiliyor mu?

Sektör ve ürünleri kendi kendini ispatlayarak devamlı büyüyor. Ben yıllardır hep “Bu sektörün önü açık; hep büyüyecek kimse engelleyemez.” dedim, hala diyorum. Çünkü biz Türkiye olarak, Türk insanı olarak hayvansal proteini yeteri kadar almıyoruz veya alamıyoruz. Bugünkünün en az iki katı kadar hayvansal ürün tüketmek zorundayız. Buna ulaşmak kırmızı etle mümkün değil. Domuz eti tüketimi zaten yok. Dünyada kırmızı et tüketimini domuz etiyle dengeliyorlar. Bir de alım gücümüz de çok yüksek değil. Beyaz et sektöründe emsallerine göre çok daha kaliteli ürün var. Onun için sektörün önü açık. Devletin, bakanlığın bu sektörün elinden tutması insanların beslenmesi için çok çok önemli. 2015’teki kuş gribi vakası sektörü epey zora sokmuştu. Bu 2016’ya da yansıdı tabii. 2016’nın ortalarından beri biraz normale döndük. İnşallah böyle devam eder.

 

Sektörde karlılık durumu nedir şu anda?

Bir senedir normal kazanıyoruz ama bizim kar marjlarımız öyle çok büyük değil ama kapasitelerimiz büyük olduğu için kazanç sağlıyoruz. Bir de sektördeki şirketler büyük oranda entegre. Damızlık, kuluçka, canlı üretimi, işlenmesi vs. hepsi bir şirketin bünyesinde… Avrupa’da bu üretimi 5-6 şirket yapıyor.

 

Kırmızı et tüketimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kırmızı et bizim dışımızda ama ben şuna da karşıyım: Kırmızı et fiyatını düşürmek için yapılan her hareket yanlış. İnşallah yeni Tarım Bakanımız bu politikayı devam ettirmez. Çünkü hayvancı da bir yatırımcıdır. Geleceğini görmeyen kimse üretimini artıramaz. Üretici hayvanı besiye aldıktan sonra bir bakıyorsunuz; ithalat başlıyor, fiyat düşüyor ve sonuçta üretici zarar ediyor. Sistem kendi haline bırakılırsa göreceksiniz 3-4 sene sonra Türkiye’de kırmızı ette de ciddi ivme yakalanacak.

 

Korumacılığa ihtiyaç var mı bu anlamda?

Ben Tarım Bakanlığı’nda da çalıştım. Çeşitli ürünlerin fiyatlarını Bakanlık belirlerdi. Bu tür modellerin yanlış olduğunu o zamanlardan bu yana biliyorum. Müdahaleci sistem artık bitti. Bir de şu var ki korumacılık iki taraflı olacak. Ben eğer et fiyatının belli bir rakamdan aşağı düşmesini veya yukarı çıkmasını istemiyorsam vergilerimi ona göre düzenlerim. Böylece üretici kazanır, tüketici de mağdur olmaz. Korumacılık olacaksa her iki tarafı da kollamak gerekir.

 

Beypiliç, 2017’ye nasıl bir giriş yaptı hedefleri dahilinde?

Biz aslında Beypiliç olarak birkaç yıldır tam kapasite ile çalışıyoruz. Üretim artışını da işçilerimizle dayanışma içinde yaratabiliyoruz. Geçen seneye göre yüzde 10 civarında bir büyümemiz olacak.

 

Bu, sektörün üzerinde bir büyüme mi?

Sektör de bu civarda büyüyecek gibi. Ben yüzde 5-6 tahmin ediyordum, son verilere göre yüzde 10’u bulacağız bu sene. Hem iç piyasada hem ihracatta artış var şu anda.