RÖPORTAJ — 13 Ekim 2017 at 21:06

EMSAN GENEL MÜDÜRÜ UĞUR KAYMAK: 2018’DE YÜZDE 15’İN ÜZERİNDE BÜYÜME HEDEFLEDİK!

 

Rekabetin her geçen yıl daha da arttığına dikkat çeken Emsan Genel Müdürü Uğur Kaymak, son üç yılda bu rekabet içerisinde pazar paylarını artırarak büyüdüklerini, 2017 yılını yüzde 8 ile kapatacaklarını, 2018 büyümesini ise yüzde 15’in üzerinde hedeflediklerini dile getirdi.

 

Mutfak gereçleri sektörünün lider firmalarından birisi olan Emsan, yeni ürünleriyle de iddiasını sürdürüyor. Zuchex Fuarı’nda 80’e yakın yeni ürünü tüketicinin beğenisine sunan Emsan’ın hedeflerini Genel Müdür Uğur Kaymak ile konuştuk.

 

Öncelikle Zuchex fuarını konuşalım biraz… Ne kadar verimli geçti? Sizin hedeflediğiniz şeyler oldu mu?

Önceki seneye nazaran fuar daha iyi gözüküyor. En azından daha iyi ilgi vardı. Ancak yabancı katılımcı ve ziyaretçi azdı. Az olunca da ihracatla ilgili beklentilerimiz tam olarak karşılanmadı. Bunun birçok nedeni var. Özellikle yakın coğrafyadaki ülkelerin içinde bulunduğu sıkıntılar bunlardan birisi. İran’da gümrük vergileriyle ilgili yeni düzenlemelerin getirilmesi, Azerbaycan’da devalüasyonun getirdiği pazar daralması, Mısır’daki yüksek gümrük vergileri nedeniyle yakın coğrafyamızdan çok fazla ziyaretçi gelmedi. Keza Irak’taki, Suriye’deki durumdan bahsetmiyoruz bile. Daha önceleri Körfez ülkelerinden ciddi ziyaretçiler olurdu. Bu fuarda fazla görmedik onları. Bunun sebebi politik de olabilir, kimisi Türkiye’ye karşı yeterince güven duymuyor olabilir. Dolayısıyla neticede bizim ihracat pazarlarımız açısından bu fuarda istediğimiz şeyleri yakalayamadık. Ama onlar bize gelmiyorsa biz onlara gideriz. Biz orada satışımızı yapmaya gayret ederiz. İç piyasada ise biz daha çok bayi ağıyla çalışıyoruz. Coğrafyanın yüzde 95’ne yayılan bir bayi ağımız var. Bayilerimizin yüzde 75’i fuarı ziyaret etmiş. Bu iyi bir şey… Çünkü uzun zamandır tüketicinin satın alma taleplerini ertelediğini, daha ileriye bıraktığını fark etmiştik. Şimdi bu gelişme bayinin hem yeni ürün arayışını hem de tüketiciden gelen talep üzerine stokları erittiğini, raflarını yeni ürünlerle doldurma ihtiyacını hissettiğini gösteriyor. Bu da iç piyasada bir hareketlenme başladığını gösteriyor. 2016 Mayıs’ından beri ilk defa bu kadar iştahlı bir fuar gördük. İnşallah bunun arkası da gelir. Biz de müşteri ihtiyacını karşılamak için 80’e yakın yeni ürün sergiledik. Bir de satın alma gücüne uygun ürün grupları ve fiyat politikası açıkladık. O nedenle de fuar içerisinde hedeflediğimiz rakamlara ulaştık. Geçmiş dönemlere göre müşterideki marka bilincinin arttığını, satın almada biraz daha fiyat odaklı olduğunu ve bununla birlikte ihtiyacına uyan ürünleri seçtiğini, yani fazladan bir ürün almadığını görüyoruz. Bundan sonra biz de ürün geliştirme politikalarımızı bu yönde değiştireceğiz. Müşteri alışkanlıklarını ve müşterinin göstermiş olduğu satın alma değişikliklerini yakından takip edip ona göre hareket etmemiz lazım. Buna ayak uyduranlar yaşamlarına devam edecek.

 

Demek ki müşteri tatmini eski yıllara göre daha zor…

Müşteri hem bütün talepleri karşılansın hem de ürün fiyatı makul olsun istiyor. Bir de istediği zaman ürünü değiştirebileceği, satış sonrasında bir problem yaşamayacağı, servisi iyi markayı istiyor. Bütün bu talepleri karşılamak için markaların çok daha dikkatli olması lazım.

 

Bütün bunları bir arada sunabilmek kolay mı?

Bu bir organizasyon işi… Bir de bizim yaptığımız gibi müşteri alışkanlıklarındaki değişiklikleri takip edebilmek için sık sık piyasa araştırmaları yapılması lazım. Tabii ki piyasa araştırması da maliyetli bir iş… Bu piyasa araştırma sonucuna göre yeni ürünleri şekillendirmek ve müşterinin istediği fiyat skalasını oturtmak bir hayli zor. Bunlar 1-2 ayda olmuyor; 6 ay, 1 seneyi bulan hazırlıklar bunlar. Onunla da kalmıyor; müşteri ürünle ilgili şikayetinin hızlıca giderilmesini istiyor. Bir kere cevabınızı hemen vermeniz lazım ama olumlu cevapla dönmediğiniz takdirde müşteriyi kırıyorsunuz. Biz de o nedenle satış sonrası servis hizmetlerine çok önem veriyoruz. Bir de yeni ürünler için yapacağımız çalışmalar için müşterilerden gelen talep ve yorumlar önemli. Satış sonrası hizmet sizin geri dönüş aldığınız bir mecra. O mecra da yol haritamızda etkili oluyor.

 

Onun için yeni yatırımlar gerekiyor mu teknolojik anlamda?

Bilişim altyapısına ve insan kaynağına yatırım yapmanız lazım. Yani sadece telefonda ya da bilgisayarda gelen talebe, mesaja cevap vermek değil, o cevabı nasıl vereceğiniz, müşteriyi nasıl memnun edeceğiniz ve cevabın olumsuz olduğu durumlarda bunu müşteriyi kırmadan nasıl yapacağınızla ilgili ekibinizi eğitiyor olmanız lazım. Tabii, her gün negatif şikayetler dinleyen bir çalışanın da moralinin bozulmaması için psikolojik olarak desteklenmesi gerek. Bütün bunların hepsi beraber yürüyor. Bu da marka olmanın sorumluluğudur.

 

Bütün bunları düşünmek bile fark yaratıyor aslında…

Yarışın önünde olabilmeniz için attığınız her adıma, yaptığınız her yatırıma dikkat etmeniz gerekir. Yani “Biz bunu bir kere yaptık, nasıl olsa yukarıdayız, bundan sonrası bizi fazla etkilemez.” deme lüksümüz yok.

 

Şu anda Emsan, bu bağlamda nerede?

Hem bizim yaptığımız test araştırmalarında hem başka firmaların yaptırdığı test araştırmalarında mutfak eşyalarında ilk 2 markadan biriyiz; sofra gereçlerinde ilk 4 markadan biriyiz. Bir de müşterinin beklentisi olan “Emsan ne yaparsa iyi yapar.” bize bir misyon yüklüyor. Ne yaparsak iyi yapmak zorundayız. Dolayısıyla onun bilinciyle hareket ediyoruz. Emsan’a yakışmayan bir ürünü yapmıyoruz. Piyasaya baktığınız zaman özellikle iki-üç sene içerisinde kendi adından bahsettirecek çok fazla marka kalmadığını görüyoruz. Bu piyasa koşullarına ayak uyduramayan rakiplerimiz ne yazık ki yarıştan düşüyorlar. O da bize daha fazla sorumluluk getiriyor. Bizim son üç yılda belki yaptığımız en doğru şey rakiplerimizin boşalttığı rafları kısa sürede doldurmak oldu. Aslında bu dönemde pasta büyümedi ama biz bu pastanın içerisinden daha fazla pay aldık. O sayede zor geçen üç yılı büyüme rakamlarıyla kapattık. 2017’de de büyüme rakamımız artıda. Hedefimizin bir parça altındayız ama yine büyüyerek devam ediyoruz. Tabii ki rekabet daha zorlaşıyor. Rakip firmalar canla başla çalışıp kendilerini ön plana çıkartacak çalışmalar yapıyor. Bu da bize keyif veriyor. Herkes bir çaba gösteriyor. Demek ki bizim de gösterdiğimiz cabanın bir karşılığı var. O çabayı göstermezsek bizim de başarılı olmamız mümkün değil.

 

Peki, ithal markalar yerli üreticileri ne kadar etkiliyor? Bu sizi zorluyor mu, yoksa yerli üreticilerle mi rekabet daha fazla?

Sektörümüzde belki bir-iki tane Avrupa markası kaldı. Evet, onlar da ilk 10’un içerisinde yer alıyorlar. Ama ithal markaların, Avrupalı markaların en büyük dezavantajları bizim pazarın alışkanlıklarını ya da geleneklerini tam bilmedikleri için bu pazara uygun ürünleri ancak kısıtlı ürün grubunda ortaya koyabiliyorlar. O nedenle satışları da rekabetleri de o kısıtlı ürünler içerisinde oluyor. İthalata getirilen ek vergiler maliyetleri daha yukarı çıkardı. Böylece yerli üreticiler kar marjlarını artırdılar. O bağlamda porselen konusunda bir haksız rekabet var gibi. Muadil ürünün fiyatı ithal ürünle neredeyse aynı noktaya geldi.

 

Fuarda yeni ürünlerinizden bahsettiniz, bu ürünler hangi gruplarda oldu?

Şimdi Emsan, tabii ki pişirme grubunda çok kuvvetli olan, özellikle tencere ve çaydanlıkta kendinden çok bahsettiren bir marka. Biz de ağırlığımızı buraya verdik. İki adet yeni düdüklü tencere çıkardık, paslanmaz çelik tencere grubunda iki-üç yeni ürünümüz oldu. Bunun dışında evlilik paketleri dediğimiz, içinde çelik tencere seti, çaydanlık seti, düdüklü tencere, yemek takımı, kahvaltı takımı, çatal-kaşık-bıçak setinin olduğu paketlerimiz var. Paketlerimizden üç tane yeni set sunduk. Sofra grubunda, yemek takımlarında çeşit ve desen artırdık. Onun dışında gene mutfakta tüketicinin, ev hanımının keyifli vakit geçirmesi için mutfak yardımcıları dediğimiz grupta çeşitlemeler yaptık. Trend renklerle onları albenili hale getirdik. Kavanozlar ve saklama kapları grubumuzda yeni ürünler tanıttık. Dolayısıyla aslında ürün gamı içerisinde yer alan bütün gruplarda yenilikler çıkardık. Bunları bir de güncel renklerle de müşterinin beğenisine sunduk. 2017’de trend olmuş ya da 2018’de trend olacak renkleri bu ürünlere de yansıtarak daha fazla ilgi çekmeye çalıştık.

 

Ürün gamınızla gençleri yakalamaya önem veriyorsunuz. Son dönemde bu eğilim ürün gamınıza nasıl yansıyor? Bu size farklı bir motivasyon veriyor mu?

Ekibimiz önemli ölçüde gençlerden oluşuyor. Bizim hedef kitlemizden en iyi anlayan da onlar. Onların talepleri hedef kitlemizin de talepleri aslında. Biz daha çok 18-35 yaş grubunu hedef seçerek ürünlerimizi geliştiriyoruz. Bu bağlamda da özellikle daha feminen, daha soft renklerle çalışıyoruz. Gerek kendi sektörümüzde gerekse diğer sektörlerdeki gelişmeleri ve dünya fuarlarını takip ederken edindiğimiz izlenimlerden trend olacak, ön plana çıkan renkleri, formları kendi ürünlerimize adapte ediyoruz. Bu da satışlarımıza olumlu olarak yansıyor. Doğru bir şeyler yaptığımızı gördükçe de iştahımız hiç kapanmıyor. Hep daha yenisini ve iyisini yapmaya çaba sarf etmeye devam ediyoruz.

 

İhracat rakamları satışlarınızın yüzde kaçını oluşturuyor?

Toplam ihracata bakacak olursak bizim satışlarımızın ancak yüzde 5’ini karşılıyor. Bu düşük pay ihracata daha fazla mesai harcamamıza şimdilik imkan vermiyor.  Bir de yakın coğrafyadaki koşullar çok sık ve çok hızlı bir şekilde değişebiliyor. Böyle olunca bir bölgeye ağırlık vermek, fazla çalışmak kolay olmuyor. Biz Rusya’ya ağırlık verdiğimiz dönemde aramızda kriz çıktı, Ukrayna’ya gittik; Ukrayna ile Rusya arasında kriz çıktı. Dolayısıyla her tarafa bakıyoruz ama temkinliyiz.

 

Peki, Türkiye’de yatırım ortamı geçen yıla göre iyileşti mi?

Türkiye’deki büyüme rakamlarını göz önüne alırsak, Türkiye’de yatırım yapılabilme havası olumlu bir şekilde gelişmiş demektir. Ama bu ne kadar kalıcı olur? Bizi daha büyük yatırımlara yönlendirir mi? Bence bekleyip görmemiz gereken bir dönem var önümüzde. Bundan önce Kuzey Irak’la ilgili bir gündemden bahsetmezken, bugün ciddi bir şekilde bahsediyoruz. Şimdi Türkiye’de hem yatırım yapacak yerli yatırımcılar hem de yabancı yatırımcılar için bir soru işareti oluşuyor. Biraz daha temkinli olmamızı gerektiriyor. Ama biz bu ülkenin vatandaşıyız, yatırım yapacaksak yine bu ülkeye yapacağız.

 

Sektörünüzün çatı kuruluşu ZÜCDER, artı veren bir sektör olarak devletten destek beklediklerini dillendirdi. Böyle desteklere ihtiyaç var mı sektör açısından sizce?

İhracatı ithalatından fazla olan bir sektörün tabii ki desteklenmesi lazım ki ihracatını daha hızlı bir şekilde artırsın. Bizim sektörümüzde çok iyi üreticiler var. Ve bu üreticiler aslında dünyada birçok bilindik markaya fason üretim de yapıyor. Kalite açısından, Ar-Ge açısından, yeni ürün geliştirme açısından oldukça başarılı üretici grubumuz var sektör içerisinde. Avrupa’da hatırı sayılı kapasitemiz var. Bu kapasitenin bir kısmını yakın zamana kadar yakın coğrafyadaki ülkeler için kullanıyorduk. Şimdi bu ülkelerle ilgili sıkıntılar ortaya çıkınca sektörün rekabetçi, araştırmacı, girişimci yönlerini ayakta tutmak için desteğe ihtiyaç da arttı. Bu destek vergi indirimiyle ya da yatırım teşvikleriyle sağlanabilir.

 

Her sektörde olduğu gibi Çin ile de rekabet ediyor muşunu?

Plastik ürünlerde İtalya ve İsrail ile rekabet ediyoruz. Paslanmaz çelikte hem Çin ile hem Avrupa ile rekabet ediyoruz. Çin’in adetsel ya da hacim olarak bizden çok daha fazla üretim kabiliyeti var ama bizim de artılarımız var. Öncelikle pazar olarak Avrupa’ya çok daha yakınız. Bir de ürün kalitesi olarak Avrupa normlarına çok daha uygun ürünler üretebiliyoruz. Bunlar da rekabet şansımızı artırıyor.

 

2017 son çeyrek ve yılsonu beklentileriniz nasıl?

2017’ye başladığımızda dolar kuru neredeydi şimdi nerede? Son aylarda dolar kurunda daha stabil bir ortam görüyoruz. Bu, bizi ileriye dönük planlar yaparken biraz daha rahatlatıyor. 2018’in bu anlamda 2017’ye göre daha iyi olacağını ümit ediyoruz. İnsanların biraz daha güvenle ileriye bakacağı, dolayısıyla da harcamaktan çok fazla çekinmeyeceği, en azından ertelenen satın almaların gerçekleşeceği bir dönem olacağını bekliyoruz.

 

Büyüme adına somut bir rakam verebiliyor musunuz?

2017’de yüzde 11 büyüme hedeflemiştik ama yüzde 8 olarak kapatırız herhalde. Fakat 2018’de bu büyüme yüzde 15 ila yüzde 17 arasında olacak gibi gözüküyor. Böyle bir hedef koyarak gideceğiz. Bunun gerçekleşmesi için de altyapıyı hazırlıyoruz.

 

 

 

 

Kaydet