RÖPORTAJ — 13 Ekim 2017 at 21:13

TOBB BAŞKANI M. RİFAT HİSARCIKLIOĞLU: KADIN GİRİŞİMCİLERİMİZ OLMADAN EKONOMİYİ UÇURAMAYIZ!

 

 

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, nüfusun yarısını oluşturan kadınların, ekonomik yaşamın içinde olması gerektiğini ifade ederken, “Zenginleşmemizin önündeki en büyük engel bu. Kadınların ekonomiye aktif olarak katılması gerekiyor. Kadının sadece evde kalması gerektiği düşüncesi değişmeli” dedi.​

 

Kadın ve erkeğin bir kuşun iki kanadı gibi olduğuna işaret eden Rifat Hisarcıklıoğlu, “Biri olmazsa, kuşun uçması mümkün değil. Türkiye’nin zenginleşmesi için kadınlarımıza ihtiyaç var. Kadınlarımız çok kıymetli. Elbette işleri zor. Çünkü sadece iş hayatındaki zorluklarla mücadele etmek yetmiyor, bir de biz erkeklerle uğraşıyorlar. Dolayısıyla, bizim en önemli görevimiz kadınlara destek vermek, önlerindeki engelleri azaltmak olmalı. Nüfusun yarısı kadın, ama kadınlarımızı işgücüne katamıyoruz. Kadınların işgücüne katılım oranında dünyada sonlardayız. Nüfusun yarısı, ekonomik yaşamın içinde değil. Zenginleşmemizin önündeki en büyük engel bu. Kadınların ekonomiye aktif olarak katılması gerekiyor. Kadının sadece evde kalması gerektiği düşüncesi değişmeli. İşte rol model önümüzde duruyor. Peygamberimizin eşi Hz. Hatice validemiz devrin en büyük tüccarlarındandı. Bizim kültürümüzde kadını eve kapatmak falan yok” diye konuştu.

 

Kadınların işgücüne katılım oranında, OECD ortalamasını yakalamamız halinde, 2025 yılında 250 milyar dolar daha fazla milli gelire sahip olunacağını bildiren Hisarcıklıoğlu, şunları söyledi:  “Yani hepimizin cebine 3 bin dolar daha fazla para girer. Kıymetli Bakanlarımız, Vekilimiz buradayken, bir talebimizi de ileteyim. Kamu alımlarında kadın girişimcilere avantaj sağlanmasını istiyoruz. Erkekler kusura bakmasın, bizim için kadın girişimcilerimizin ayrıcalığı var. Yurtiçi fuarlarda bedelsiz stant, KOBİ girişim sermayesinde, KGF finansmanında öncelik ve pazarlara ulaşım için network sistemimiz var.  Eurochambers, ECO TSO, Kadın Girişimciler Konseyi, Balkan Odalar Birliği Kadın Girişimciler Konseyi Avrupa Girişimciler Ağı Başkanım Mülkiye Aytar burada. Brüksel ve Hollanda’daki yapılanmayı bitirdik. Sırada Almanya var. Bize haksızlık yapan AB’ye en güzel cevabı onlar verecek! İnterneti ve teknolojiyi kadınlarımızın için çok önemli bir fırsat olarak görüyorum. Eskisi gibi, tüm gün, bir dükkânın içinde oturmaya artık gerek yok. Dükkân olmadan satış yapmak mümkün hale geldi. İşte Hepsiburada.Com! online dükkan. Bunun gibi nice siteler var. Artık devir değişti. İstersen evde üretirsin, istersen evden kazanırsın. Bugün böyle müthiş imkânlar var. Bugün bir köyde yaşayan çocuğun, cebindeki akıllı telefonla erişebildiği bilgiye, 15 yıl önce ABD Başkanı erişemiyordu. Teknoloji kadınlarımızın ekonomiye katılımı için muazzam bir fırsat sunuyor. Teknoloji işin içine girdi mi doğu batı ayrımı da sona eriyor. İnternete erişiminiz varsa aslında dünyanın merkezindesiniz. TOBB olarak dünyanın önemli teknoloji şirketleriyle yakın çalışmaya başladık. Şimdi Turkcell ile birlikte Geleceği Yazan Kadınlar projemizi tamamlamak üzereyiz. 18 ilde 1800 kadına “uygulama yazılımı” eğitimi verdik. Kodlamanın yanında, iş planı hazırlama eğitimi verdik. Şimdi en iyi iş planını seçeceğiz ve proje sahibi kadınlarımızı ABD’ye göndereceğiz. Facebook ve Instagram’ı hep laf üretmek için kullandık. Artık bu değişsin istiyoruz. 10 ilde 5000 kadına Facebook ve Instagram’ı ticaret yapmak için nasıl kullanabilirler onu öğreteceğiz. Google ile Dijital Atölye Projesini gerçekleştiriyoruz. Girişimcilerimize-Gençlerimize dijitalleşme eğitimi veriyoruz. Amaç KOBİ’lerimize dijital dünyada etkin bir şekilde var olmaları için yapmaları gerekenleri öğretmek.”

 

Kadınlardan kendilerine güvenmelerini isteyen TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, “Türkiye’nin geleceğine güvenin! Mutlaka Oda ve Borsaların meclislerine girin. Bizim sizlere ihtiyacımız var, Biz sizlere güveniyoruz. Güzel ülkemin büyük hayallerinde sizlerin izi, imzası olsun istiyoruz. Daha açık söyleyeyim! Sizsiz olmaz!” ifadesini kullandı.

 

“SANAYİMİZİN TEKNOLOJİK ALTYAPISINI YENİLEMELİYİZ”

 

“1980’lerin başında Türkiye’de kişi başına gelir 1.500 dolar civarındaydı. 2000’li yılların başında 3.000 dolara ulaşmıştık. 2007’de 10 bin dolar sınırına vardık. O günden beri de aynı yerde patinaj yapıp duruyoruz” diyen TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, konuyla ilgili sözlerini şöyle sürdürdü: “Biraz daha geriye gidersek 1960’da Türkiye’nin kişi başına milli geliri Kore’nin üç katıydı. 1980’de Kore bizi yakaladı ve geçti. Bugünse bizim üç katımıza ulaştı. 50 milyonluk Kore 1.5 trilyon dolarlık üretim yaparken 80 milyon nüfuslu Türkiye 800 milyar dolarda kaldı. Kore zamanında doğru analiz ve politika seçimleri yaparak kazandı. Koreliler her ne yaptıysa biz Türkler işte onu yapamamış görünüyoruz. Onların bu işi becerip, bizim becerememiş olmamızın nedenleri şu an o kadar da önemli değil. Tarih geriye dönüp düzeltilemiyor. Önemli olan bundan sonrasına bakmak. Nasıl aynı suda ikinci kere yıkanmak mümkün değilse, Kore’nin yakaladığı aynı fırsatı tekrarlamak da mümkün değil. Fırsatların kazası olmuyor. Cevabı geride kalmış olaylarda ve seçimlerde aramamak gerekiyor. Önemli olan çağın önümüze sürüklediği fırsatların farkında olmak. 1980’lerin başında dışa kapalı, içeride pahalı, kalitesiz, yetersiz üretim yapan ve bir tarım ülkesi görüntüsü veren Türkiye, sonraki 30 senede orta teknolojili bir sanayi ülkesine dönüştü. İhracatın yapısında ve miktarında bu dönüşüm daha açık ortaya çıkıyor. Ancak bu dönüşümün bir de değişmeyen yüzü var. İstanbul Sanayi Odası’nın hazırladığı en büyük sanayi kuruluşları listesi sanayimizin nereden nereye geldiğini çok güzel gösteriyor. 90’dan bugüne listeye baktığımızda hep aynı şirketleri, aynı malları ve aynı teknoloji düzeyini görüyoruz. Özelleştirmeler sonrası kamu ağırlığının yerini özel kesim almış. Ama kamu işletmeciliğiyle büyümüş şirketleri aşacak bir sıçramayı gerçekleştirememişiz. Kamu işletmeciliği Türkiye’yi nereye getirmişse orada kalmışız. Özel sektör firmalarında da durum aynı. 30 sene önce özel firma olarak kim varsa bugün de hemen hemen hep aynı firmalar listede. Mevcut yapının daha ötesine gidememişiz. Sanayimiz kendini yenileyememiş gibi duruyor. Sanayimiz ve firmalarımız kendini yenileyemiyorsa orta gelir tuzağına takılıp kalmamız kaçınılmaz bir sonuç oluyor.”

 

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, “Öte yandan olumlu gelişmeleri de göz ardı etmemeliyiz. Sanayimiz Anadolu’ya yayılıyor. En büyük sanayi kuruluşları listesinde yer alan İstanbul merkezli firmalarının sayısı azalırken Anadolu şehirleri hızla sanayileşiyor. Özellikle de otoyollar etrafında hızlı bir sanayileşme gözleniyor. Otoyolu olmasa da Konya ve Kayseri’nin başarılarıysa ayrıca dikkat çekiyor. Sanayinin batıdan doğuya kayması iki aşamada gerçekleşiyor. 1996-2006 döneminin kazançlı illeri daha çok Batı’daki Bursa, Balıkesir, Manisa, Denizli, Eskişehir gibi iller. Sonrasında yeni bir değişim daha başlıyor. 2007-2016 döneminde Doğu’daki illerin atılımını görüyoruz. Sanayileşmenin kazananları Gaziantep, Kahramanmaraş, Karaman, Adana, Mersin ve Hatay oluyor. Son olarak en büyük sanayi kuruluşu listesindeki firmaların teknolojik düzeyine bakıyoruz. Buradaki durum ihracattaki yapıyla uyumlu. 1997’den 2016’ya yüksek teknolojili çalışan büyük firma sayısı 10 bile etmiyor. Sanayimizdeki asıl problem burada ortaya çıkıyor. Yüksek teknolojili üretim ve ihracat için yaptıklarımız yetersiz veya hatalı görünüyor. Sanayi Anadolu’ya yayılıyor ama yüksek teknolojiye doğru sıçrama yapamıyor. Demek ki sanayimizin teknolojik altyapısını yenilemekte istediğimiz ölçüde başarılı olamadık. Özetle son 30 yılda Türk sanayisinde şunlar değişiyor: Birincisi, sanayimizde özel sektörün ağırlığı belirgin bir biçimde artıyor. İkincisi, sanayi büyük şehirlerin dışına çıkıyor ve Anadolu’ya açılıyor. Üçüncüsü, orta ve yüksek teknolojili firmalar da Anadolu’da yaygınlaşıyor” dedi ve ekledi: “Peki sanayimizde ne değişmiyor? Türk sanayisi dediğimizde hep aynı firmalardan ve aynı mallardan bahsediyoruz. Yaratıcı yıkım kavramı bize uğramamış gözüküyor. Siyaset değişse bile sanayinin devleri neredeyse hep aynı kalıyor. Sanayiinin teknolojik altyapısı da pek fazla değişmeden kalıyor. Amerikan sanayisinde yeni sanayi devrimi ile görülen dinamik yapı bizim buralarda görülmüyor. Demek ki Türkiye yeni sanayi devriminin hala dışındadır. Son 30 yılda teknolojik değişim adına Türkiye’nin sergilediği belki de tek olumlu adım otomotiv firmalarının Türkiye’ye gelmesinden kaynaklanıyor. En büyük sanayi kuruluşu listesinde ilk 10 içinde otomobil firmalarının sayısı 90’ların başında iki iken 2016 yılında beşe çıkıyor. İlk 20’ye doğru inerseniz otomobil firması sayısı daha da artıyor. Markalar da çeşitleniyor. Avrupa ve Amerikan markalarının yanına Kore ve Japon modelleri de ekleniyor. Hepsi de Avrupa Birliği pazarlarına mal satmak için buraya gelmiş görünüyorlar. Esasında bunun anlamı çok büyük. Avrupa’nın Türkiye sanayisi, ihracatı ve teknolojik dönüşümü açısından ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği’nin tüm bu açılardan Türkiye ekonomisi için önemi, Rusya’nın, Orta Doğu’nun veya Çin’in önünde. Dolayısıyla Avrupa ile ilişkilerin seviyesi büyüme sürecini doğrudan etkiliyor. Türkiye’nin en büyük ihracat ve turizm pazarı, dış yatırım ve finansman kaynağı olan Avrupa ile iktisadi bağların güçlü tutulması bizim yararımızadır.”

 

Kaydet

Kaydet