RÖPORTAJ — 31 Ekim 2017 at 19:32

BEYPAZARI MADEN SUYU YÖNETİM KURULU BAŞKANI NİYAZİ ERCAN: MADEN SUYU TÜKETİMİ ÜLKEMİZDE BİR KÜLTÜR HALİNE GELMELİ!

 

 

Okul Sütü Projesi’nin başarıyla uygulanmasının ardından harekete geçen doğal maden suyu üreticileri, çocukların gelişimini desteklemek için okullarda maden suyu dağıtılmasını tavsiye ediyor.

 

Maden suyunun, içerdiği mineraller bakımından çocuk gelişimi için çok önemli olduğunu söyleyen Beypazarı Maden Suyu Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Ercan, “Böyle bir proje gerçekleştirilirse bu bizim için büyük bir gurur olur. Sağlıklı nesiller için yerin en derin  katmanlarından çıkan şifalı suyun Türkiye’de de tüketiminin attırılması gerekiyor. Beypazarı Maden Suyu olarak bunun mücadelesini veriyoruz. Maden suyu tüketimini ülkemizde de bir kültür haline getirmemiz gerekiyor. Bu konuda Türkiye’nin başta siyasetçiler olmak üzere sivil toplum örgütleri, öğretmenler, doktorlar, yerel yöneticiler ve ailelerinde bize yardımcı olmaları gerekiyor. Çünkü bahsettiğimiz şey insanoğlunun olmazsa olmaz içeceği olan suyun kalsiyum ve mineral bakımından zengin ve zenginliği kadarda faydalı ve doğal bir içecek olması. Sadece yenilen fazla yemeklerden sonra değil hayatımızın her anında maden suyu tercih edilmesi bu kültürün oluşmasında büyük bir katkı sağlayacaktır” dedi.

 

Maden suyu sektörünün lider markası Beypazarı Maden Suyu, bugün 22 ülkeye ihracat yapıyor. Aldığı ödüllerle kalitesini de kanıtlamış olan Beypazarı Maden Suyu’nun gelecek hedeflerini ve maden suyu sektöründeki gelişmeleri Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Ercan ile konuştuk.

 

Beypazarı Maden Suyu, ülkemize mal olmuş önemli markalardan biri ve maden suyu sektörünün de lideri konumunda.

Biz bu sene 60’ıncı yılımızı kutluyoruz. 60 yıldır halkımıza sağlıklı bir içeceği sunmanın keyfini yaşıyoruz. Bu sebeple her maden suyu firması gibi biz de üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Herhalde biraz fazlasını yapmışız ki lider konuma geldik. Sevilen, sayılan bir markayız.

 

Beypazarı Maden Suyu’nun sektördeki farklılığı nedir?

Beypazarı Maden Suyu olarak biz, Dünya Kalite Ödülü almış, Avrupa Birliği Kalite Ödülü almış ve tüketici ödülü almış tek maden suyuyuz. Bu bizim gurur kaynağımız. Ama biz burada maden suyu üretmiyoruz. Maden suyunu çok iyi bir şekilde şişeliyoruz. Tam otomasyon ile hiç el değmeden bazı yerde göz bile görmeden en son teknoloji ile işlemesini gerçekleştiriyoruz. Bir saatte 300 bin adet şişeliyoruz. Bu demek ki, saatte 300 bin kişi bizi tercih ediyor. Bu güzel bir duygu. Türkiye’mizde 33 tane ruhsatlı maden suyu tesisi var. Bunların içerisinde lider konumunda olan Beypazarı Maden Suyu, pazarın yüzde 30’una sahip. Dünyada da 22 ülkeye ihracat yapıyoruz.

 

Beypazarı Maden Suyu’nun rezervleri ne durumda?

Hiç yağmur, kar yağmasa bile 60 yıllık bir rezerve sahibiz. Ama Allaha şükürler olsun Türkiye’mizde her sene yağmur da kar da yağıyor. Bu sebeple bizim rezervle hiçbir sıkıntımız yok. Biz fabrikamız içerisinde boş gelen şişemizi bile maden suyu ile yıkayıp ondan sonra dolduruyoruz; lezzeti, tadı değişmesin diye. Bu bizim farklılığımız, ayrıcalığımız.

 

Sektörde bugün nasıl bir rekabet yaşanıyor?

Her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de rekabet var. Rekabet olmadan hizmet gelmez. Rekabet yapıyoruz ama tatlı rekabet yapıyoruz. TÜRK MASUDER (Türkiye Madensuyu Üreticileri Derneği) çatısı altında toplanıp dertlerimizi konuşabiliyoruz. Çözebileceğimiz sorunları kendi aramızda çözmeye çalışıyoruz. Biz kaliteden ödün vermeden, sadece hizmet yarışı yaparak bu noktaya geldik. Bizim için kalite en ön planda, hizmet ikinci planda. Böyle olunca da başarılı oluyorsunuz, takdir ediliyorsunuz.

 

Sektörde başka oyuncular da var. Tüketici algısını olumlu yöne çevirmek adına nasıl bir mesaj verebiliriz burada?

Tüketicilerden güvendikleri markalara yönelmelerini rica ediyoruz. Hizmetini aksatmayan, kalitesini bozmayan ve insan sağlığı için hizmet veren markalara yönelin diyoruz. Para kazanmak herkesin isteğidir ama bizim ilk düşüncemiz para kazanmak değil. Sağlıklı ürünü vatandaşlarımıza ulaştırmak, içirtmek ve tanıtmaktır.

 

Türkiye’de maden suyu tüketimi yeterli düzeyde mi sizce?

Ne yazık ki maden suyunu bir Avrupalı gibi tüketmiyoruz. Avrupalı tüketici su yerine maden suyu içer. Oturduğunuzda masaya maden suyu gelir. Ama Türkiye’de yemek sonrasında sindirimi kolaylaştırmak için içilir. Avrupa’da kişi başına tüketim 180 ila 200 litre. Tabii, ülkesine göre değişiyor. Ama Türkiye’de bu rakam 10 litre mertebesinde. Bu demektir ki alacağımız daha çok yol var.

 

Maden suyu tüketiminde bir yaş sınırı var mı?

Altı aylık bebeklerin mamasına bile karıştırarak vermek gerekiyor maden suyunu. İçinde bulunan kalsiyum kemik gelişimi için çok önemli; içinde bulunan magnezyum kalp için çok önemli, içinde bulunan demir kan hücresi için çok önemli. Hiçbir yiyecekte veya içecekte bu kadar minerali bir arada bulamazsınız. Bu sebeple maden suyu bizim yaşam kültürümüz olmalı. Bir görüşe göre bir ülkenin gelişmişliği o ülkede tüketilen maden suyu ile orantılıdır. Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelere baktığımızda bunun doğru olduğunu görüyoruz. Bu yüzden onları örnek almalıyız. Bu bir anda 200 litre olmaz ama bu sene 10 litreye, bir sonraki 15 litreye çıkartmalıyız. Maden suyunu sofra içeceği haline getirmeliyiz. İşte okullara süt dağıtılıyor, ben diyorum ki: Sütün yanında ya da sütün yerine maden suyu dağıtalım. Bakanlık bize izin versin maden suyunu sevdirelim gençlerimize.

 

Bu yönde bir sosyal sorumluluk projesi yaptınız mı?

Evet, yaptık. Biz daha önceki beyanatlarımızda ‘Milli Eğitim Bakanlığı izin versin okullarımıza maden suyu verelim.’ dedik. Gerekirse onun gaz oranını düşürebiliriz. Ama yeter ki maden suyu içilsin. Tercihimiz sadeden yana olmakla beraber meyveli de olabilir. Bu para kazanma hırsıyla değil sağlıklı nesiller yetiştirmek için yapılan tekliftir. Sağlıklı yaşamak kadar sağlıklı yaşlanmak da çok önemli. Kimseye muhtaç olmadan, kimseden medet beklemeden insan kendi sağlığını kendisi koruyabilmelidir.

 

Maden suyu ile ilgili negatif yorumlar hakkında neler söylemek istersiniz?

Negatif yaklaşan da var pozitif yaklaşan da. Açıkçası şunu söylemek lazım: Negatif yaklaşanlar maden suyunu bilmiyor demektir. Bu yorumların, maden suyunun içecek pazarındaki payının artmasından sonra ortaya çıktığı kanaatindeyim. Kimse pazar payını kaybetmek istemiyor, kimse karından vazgeçmek istemiyor ama sağlıklı nesiller yetiştirmek için maden suyu olmazsa olmazlardan. Maden suyunun sayılamayacak kadar çok nimetleri var. Maden suyu şişedeki serumdur, şifa kaynağıdır. Bulunduğumuz bölge 3’üncü kuşak deprem bölgesidir. Burada bulunan fay çatlağından sürekli artezyen yapan bir kaynağa sahibiz. Doğaya çıkış noktası 2 bin 200 metre, sıcaklığı ise 22 derece. Hiçbir işlem yapmadan sadece mükemmel bir fitreden geçirerek maden suyunu şişeliyoruz. Tamamen doğal; içerisinde hiçbir katkı maddesi yok. Doğadan şişeye şişeden mideye…

 

 

 

Peki, her maden suyu aynıdır diyebilir miyiz?

Kesinlikle diyemezsiniz. Çünkü her maden suyu aynı yerden çıkmıyor. Mesela bizim maden suyunun çıktığı bölgede kalsiyum, magnezyum yatakları çok zengin. Bir başkasında ise sodyum yatakları çok zengin. Böyle olunca oluşan maden suyunda bu tatları üzerine alıyor ve bu lezzetle yeryüzüne çıkıyor. Çok farklı, aynı insan karakteri gibi. Halkımız bütün maden sularını deneyebilir. Hangisi damak zevkine uygunsa, hangisi onları rahatlatıyorsa o maden suyunu tercih edebilirler.

 

Meyve aromalı maden suyu üretimi konusundaki düşüncelerinizi de alabilir miyiz?

Biz 1957’den beri maden suyu satıyoruz, fakat 15 yıl önce bir meyve aromalı maden suyu furyası başladı. Biz buna en son giren firmayız. Çünkü maden suyunun doğallığını bozmak istemedik. Tabii ki yeni nesil, tatlandırılmış, renklendirilmiş içecekleri daha çok seviyor. Biz de mecburen bu sektöre girdik. Meşrubattan daha faydalı olduğu düşüncesindeyim, çünkü içindeki maden suyu. Ancak şu söylenebilir: Sade maden suyunda herhangi bir katkı maddesi yokken, meyve aromalı maden sularımızda başta şeker olmak üzere konsantre aroma ve koruyucular bulunuyor. Şu an için bizim ürettiğimiz sade maden suyunun yanında 8 çeşit de meyve aromalı maden suyumuz var. Bunların hepsi birbirinden farklı tatlarda, çok hoş ve doğal aromalı maden suları. Bugün bir narlı, mandalinalı maden suyumuz inanın Türkiye’de yok. Evet, renklendirilmiş, tatlandırılmış ama bir de bunları doğal aroma ile yapmak var. Bunu başaran tek firma Beypazarı Maden Suyu. Meyve aromalı maden suları içinde doğal, doğala özdeş ve yapay aromalar var. Şeker, tatlandırıcı ve tatlandırılmış ürünler var. Biz bunların tamamından vazgeçerek her şeyin doğalına gittik. Doğal aroma kullanıyoruz, doğal koruyucu kullanıyoruz. Çünkü insan sağlığı bizim için çok önemli.

 

Peki, tüketim eğilimi ne yönde?

Dünya tabii ki sade maden suyunu içiyor. Türkiye’de ise şu an için yüzde 70 sade yüzde 30 meyveli dengesi var. Ama her geçen gün meyvelinin pazar payı artıyor. Aslında meyveli maden suyu sayesinde sektörümüz ivme kazandı. Daha önce maden suyu içmeyenler, içemeyenler maden suyu tüketmeye başladılar. Bununla birlikte maden suyunun meşrubat pazarından aldığı pay arttı. Yüzde 6-7 olan pazar payı bugün yüzde 14-15’lere kadar geldi.

 

Fakat burada bir üzüntümü dile getirmek istiyorum. Meyveli maden sularımıza Maliye Bakanlığı’mızın öngörmüş olduğu bir ÖTV uygulanma konusu var. Eğer bu kanunlaşırsa meyveli maden suyunda ÖTV oranı yüzde 25 olacak. Bu direkt halka yansıyacak ve tüketimi engelleyecek. Gelişmekte olan maden suyu sektörümüz sekteye uğrayacak diye korkuyorum. Çünkü çok büyük özveriyle bugünlere gelindi. İnşallah bu yanlıştan dönülür. Sonuçta bu bir gıda maddesidir. Ben devlet büyüklerimizden, Bakanlığımızdan rica ediyorum; lütfen meyveli maden sularımıza ÖTV konmasın.

 

Beypazarı Maden Suyu olarak siz, kendinizi geleceğe nasıl hazırlamış durumdasınız?

Ne yazık ki Türkiye’de aile şirketleri 2 veya 3 kuşaktan öteye gidemiyor. Türkiye’mizde 100 yılı aşan asırlık firma sayısı çok az. Beypazarı Maden Suyu, şu an 3’üncü kuşak yönetiminde. Rahmetli Babamı 2016 yılında kaybettik. Arkasından ben ve benim yanımda çocuklarım yetiştiler. Her ikisi de Bilkent Üniversitesi’nden mezun oldular. Her ikisi de İşletme mezunu. Şimdi onlar yanımızda; işi öğrendiler, işi kavradılar. Hem ihracatta hem işletme yönetiminde şirketi belli noktaya getirdiler. Yani burada ciddi bir aile dayanışması var. Elimizden geldiği kadar da kurumsallaşmaya ağırlık veriyoruz. Ama yüzde 100 kurumsallaşmayı da istemiyorum. Yüzde 100 kurumsallaşan bir işletmede hantallık meydana geliyor. Bu sebeple imkanlar el verdiğince yavaş kurumsallaşmak en doğrusu. Başarımızı işimize olan sadakatimize, saygımıza ve işimizin başında olmamıza bağlıyorum. Bugün için saatte 300 bin şişe maden suyu üretiyoruz. Yıllık 1 milyar şişe satabiliyoruz. Amacımız Beypazarı Maden Suyu’nun artık dünya markası olmasını sağlamak. Zaten Türkiye’de bizi herkes tanıyor.