RÖPORTAJ — 31 Ekim 2017 at 19:18

ELEKTRONET İCRA KURULU BAŞKANI CAN YANYALI: MİLLİ ATM, KLASİK ATM DEVRİNİ KAPATIYOR!

 

Milli ATM’nin, klasik ATM’lerden daha güvenli olduğunu söyleyen Elektronet İcra Kurulu Başkanı Can Yanyalı, “Milli ATM ayrıca, klasik ATM fonksiyonlarını yerine getirirken diğer taraftan devlet kurumu ödemelerini gerçekleştirebiliyor, altın, döviz, çek-senet bozdurma, evrak tarama, hatta İstanbulkart gibi toplu taşıma kartı dolumu gerçekleştirebiliyor. Kısaca Milli ATM, klasik ATM devrini kapatıyor” dedi.

 

 

Elektronet, akıllı şehir, Endüstri 4.0, dijital altyapı ve finansal teknoloji konularında faaliyet gösteren bir teknoloji firması. Bugüne kadar 22 bin adet ATM kuran şirket, Türkiye’de altı, yurtdışında ise 30’a yakın finans kuruluşuyla çalışıyor. Geçen yıl 120 milyon TL olan cirosunu bu yıl 160 milyon TL’ye çıkarmayı hedefleyen Elektronet’in projelerini ve hedeflerini İcra Kurulu Başkanı Can Yanyalı ile konuştuk.

 

Dilerseniz güncel projeniz olan Milli ATM ile giriş yapalım söyleşiye…

Milli ATM aslında TUBİTAK projesi olarak başlamış bir proje. Biz Türkiye’deki bankacılık sektörüne uzun yıllardır hizmet veren bir firmayız. Teknoloji değiştikçe Bankaların talepleri de yenileniyor ve değişiyor. Türkiye’deki bankalar da ATM’lerin fiyatlarından ve sınırlı sayıda ATM modeli olmasından dolayı şikayetçiydiler. Bankalarla olan ilişkilerimizi sürdürürken, bizden ATM üretmemizi talep ettiler. Biz de güçlü Ar-Ge sistemimizi hareket geçirerek uluslararası normlarda ATM yapmak için gerekli çalışmaları TÜBİTAK projesi altında gerçekleştirmeye karar verdik. Dolayısıyla biz, TÜBİTAK projesi olarak Milli ATM’ye başladık. Öncelikle Pazar araştırılması yapıldı, projelendirildi, kaynak aktarımı yapıldı, bütçe çıktı. Daha sonra TÜBİTAK’a başvurduk ve TÜBİTAK bize bu desteği sağladı. Biz projenin onaylanmasına istinaden yaklaşık bir yıl gibi bir sürede ATM’nin tasarımını ve prototip üretimini yaptık. Bankalar gerekli testleri gerçekleştirdiler. Geri bildirimde bulundular, daha sonra bizden ürünü beğendiklerini ve seri üretime geçmemizi istediler. Biz de o talebe istinaden seri üretim için bir tesis yatırımı yaptık. Bantlarımızı kurduk ve üretime başladık.

 

Yurtdışına yönelik projeleriniz de var mı?

Milli ATM’yi Türkiye için geliştirdik. Ancak Türkiye’deki bankalarla çalışmaya başladıktan kısa bir zaman sonra yurt dışından talepler gelmeye başladı. Baktık ki yurt dışındaki bankaların derdi Türk bankalarıyla aynı. ATM’ler teknolojideki hızlı gelişmelere rağmen aynı özellikleriyle değişmeden hizmet veriyorlar. Yurt dışındaki bankaların taleplerini almaya başladık. Türkiye’dekinden farklı olarak temassız ödemeler, bulut teknolojileri, kare barkodlar gibi eklentiler gelmeye başladı. Daha sonra dünyanın farklı yerlerinden siparişler almaya başladık. Biz fark yaratmak için kendimize şöyle bir yol seçtik: biz tasarlayan, üreten, kurup bakan ve aynı zamanda işleten bir firma olacağız. Müşteri artık ürünü bir firmadan servisi diğerinden almak istemiyor. Müşteri tek muhatap istiyor. Çünkü teknoloji satın almak ayrı bir şey, teknolojiyi yönetmek apayrı bir şey, teknolojiden para kazanmak bambaşka bir şey. Biz, müşterilerin para kazanabileceği teknolojiyi de yaratmaya çalışıyoruz. Bu da diğerlerinden farkımız olmaya başladı. Çünkü diğerleri sadece ürün ve hizmet satmaya çalışıyor. Halbuki biz müşterinin yeni bir iş modeli ve yeni bir gelir modeli yaratmasına yardımcı olmaya çalışıyoruz.

 

Milli ATM Türkiye’de ne kadar yaygın şu anda?

Biz bugüne kadar yurt içi ve yurtdışında 22 bin ATM kurduk. ATM’lerimiz, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere, Almanya, Malta, Gana ve Türkiye olmak üzere dünyanın 7 ülkesinde kullanılıyor. Türkiye’deki pazar payımız yaklaşık yüzde 2,5’tir. Bir Türk firması olarak yurtdışında Türkiye’dekinden çok daha başarılı olduk. Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki pazar payımız yüzde 40. Afrika’daki pazar payımız yüzde 12’lerde. Diğer taraftan 500 bin ATM bulunan ABD bizim için çok yeni bir pazar olmasına karşın yüzde 1’den fazla pazar payına sahibiz. Beş yılda toplam 10 bin cihazı ABD’de konuşlandırmayı planlıyoruz.

 

Milli ATM’nin klasik ATM’ye göre artıları neler?

Milli ATM, klasik ATM’nin bütün fonksiyonlarını yerine getirirken diğer taraftan devlet kurumu ödemelerini gerçekleştirebiliyor, altın, döviz, çek-senet bozdurma, evrak tarama, hatta İstanbulkart gibi toplu taşıma kartı dolumu gerçekleştirebiliyor. Ayrıca klasik ATM’lerden daha güvenli… Kısaca Milli ATM, klasik ATM devrini kapatıyor.

 

Peki, siz gerek bu projede gerek diğer projelerinizde nasıl bir üniversite-sanayi modeli ile hareket ediyorsunuz?

Üniversite-sanayi işbirliği çok keyif aldığımız bir işbirliği modeli. Türkiye’de gerçekten çok kıymetli teknik akademisyenler var. Biz başlangıçtan beri üniversitelerle, üniversite içindeki teknoparklarla, akademisyenlerle ve ticaret odalarıyla işbirliği halindeyiz. Hatta şu anda İstanbul Sanayi Odası’nın ve İstanbul Ticaret Odası’nın Endüstri 4.0 Yönetiminde bir koltuğumuz var.

 

Üniversitelerle işbirliği bizim kültürümüz gibi planlamanın önemini sonradan anlamış bir kültürde gelişmiş firmalar için çok önemli. Biz ve yabancı firmalar arasındaki en büyük fark da o. Planlı, dökümante çalışmak, bütün her şeyi bir kapsam içerisinde hazırlama, o kapsamın içerisinde gerekli paydaşları dinleme, ona göre kaynak atama, kaynaklara göre bütçe ve zaman planları çıkarma… Biz bütün bunların hepsini akademisyenlerle beraber çalışarak öğrendik. Üretimimizi sürdürülebilir, ölçeklenebilir, belli bir standartta, belli bir kalite anlayışı içerisinde yapmanın önemini akademisyenlerle bir araya gelerek fark ettik. Kendi üretim teknolojimiz için üniversite ayağından destek almaya çalışıyoruz. Bunu yapmak için şirketlerin istemesi lazım. Biz gerçekten bunu yapmak istediğimiz için iyi sonuç aldığımızı düşünüyoruz. Şu anda 4 üniversiteyle işbirliği sürdürüyoruz. Uluslararası projelerde Avrupalı partnerlerimiz var. Aynı zamanda üniversitelerden düzenli olarak danışmanlık alıyoruz; hem üretim teknolojileri konusunda hem de ödeme sistemleri konusunda.

 

Bu noktada teknoparkların gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz bir teknopark firmasıyız. Biz teknopark ekosistemine inanıyoruz. Biz Yıldız Teknik Üniversitesi teknoparkındayız. Bence teknoparklar iyi niyetle başladılar. Onlar da kendi içlerinde yapılarını her geçen gün geliştiriyorlar. Teknoparklar üniversitelerin içinde olduğu için sanırım üniversite-sanayi işbirliği zaman aldı. Türkiye’de üniversite-sanayi işbirliği son 10 yıldır konuşuluyor, ancak son 5 yıldır da uygulanmaya başladı. Bu arada gerçekten sanayi tarafı da üniversite ile işbirliği konusunda istekli.  Bugün gelişmiş ülkelerin başarısı da üniversite-sanayi işbirliğinden geçiyor. Bu konuda teknoparklar zorlu bir süreç başlattılar ve inanılmaz başarılara ulaştılar. Bence yapılması gereken teknoparkların özel sektörün beklentilerini anlamaya çalışması, biraz daha ölçülebilir modeller çıkarması, biraz daha fazla başarı puantaj sistemleri getirmesidir.

 

Endüstri 4.0. hakkında neler söylemek istersiniz?

Biz hep kavramlara takılıyoruz. Endüstri 4.0 dediğimiz şeyin dünyada hala bir standardı yok. Avrupa’dan çıktı. Bence yapılması gereken önce Endüstri 4.0’ın ne olduğunu anlamak ve anladıktan sonra ne yapabileceğimizi görmek. Endüstri 4.0’da Türkiye insan kaynakları tarafında başarılı olabilir. Çünkü çok kaliteli ve çok iyi mühendislerimiz var. Gerçekten çok pratikler ve çok akıllılar. Planlama ayrı bir konu ama yap dendiğinde yapamayacakları hiçbir şey yok. Türkiye’nin özellikle makine mühendisliği çok kıymetli bir mühendislik. Endüstriyel tasarım çok değerli olmaya başladı.

 

Belediyelerin toplu taşıma sistemlerine yönelik olarak neler yapıyorsunuz?

Toplu taşıma biletleme tarafındaki hedefimiz de yüksek işleme, dış mekan koşullarına dayanıklı ve hızlı çalışan cihazlar üretmekti. Bu yönde en iyisini yapmak için çalışmalarımız devam ediyor.

 

Mobil ödeme çok önemli hal almaya başladı. O yüzden biz şirket olarak son 3 yıldır mobile çok ciddi yatırım yapıyoruz. Biz aslında gelir modeli olan her türlü teknolojiyi üretmeye, sahada kurmaya ve işletmeye gayret gösteriyoruz.

Kaydet

Kaydet

Kaydet