RÖPORTAJ — 31 Ekim 2017 at 19:39

NUH’UN ANKARA MAKARNASI GENEL MÜDÜR YARDIMCISI FERİDUN HABOĞLU: KALİTEDEN TAVİZ VERMEYECEĞİZ!

 

Makarna kalitesinde hammaddenin önemine dikkat çeken Nuh’un Ankara Makarnası Genel Müdür Yardımcısı Feridun Haboğlu, hammadde yanında teknolojiye ve insana da sürekli yatırım yaptıklarını ve kaliteli üretimden asla taviz vermeyeceklerini vurguladı.

 

Nuh’un Ankara Makarnası kalitesinden ödün vermeden, yeni yatırımları ve ürünleriyle birlikte makarna sektöründeki liderliğini sürdürüyor. Makarna sektöründeki sorunları, Nuh’un Ankara Makarnası’nın hedeflerini, yatırımlarını ve yeniliklerini Nuh’un Ankara Makarnası Genel Müdür Yardımcısı Feridun Haboğlu ile konuştuk. Haboğlu, yakın gelecekte glütensiz makarna tesisi kuracaklarının müjdesini verdi.

 

Nuh’un Ankara Makarnası sektör içinde kendini nasıl konumlandırmış durumda?

Kapasite lideri değiliz ama pazar lideriyiz. Toplam iç pazarın %30’undan fazlası Nuh’a aittir. Bu neden kaliteden kaynaklanıyor. Biz kendimizi kaliteli makarna üretmeye odakladık.

 

Fiyat rekabetinde ne durumdasınız?

Kaliteli ürün ürettiğimiz için fiyatlarımız doğal olarak rakiplerimizden biraz daha yukarıda. Böyle de olmak zorunda. Çünkü başka türlü kaliteli makarna üretemeyiz. Sürekli kaliteli üretim yapan bir firmanın kalitesiz üretim yapacağım demesi çok pahalıya gelir. Bizim böyle bir anlayışımız maalesef yok.

 

Ürün kaliteniz üretimde kullandığınız teknolojik donanımdan mı, yoksa kullandığınız hammaddeden mi kaynaklanıyor?

Hammaddeyi seçerek alıyoruz. Türkiye’de durum buğdayının azalmasına rağmen yine de biz seçiciyiz. Biz kimyasal ve fiziksel analizleri çok yoğun bir şekilde yapıyoruz, hammaddeyi ona göre sınıflandırıyoruz. Makarnalarımızı da ona göre üretiyoruz. Kalitemizde hammadde önemli bir unsur. Literatürde de böyledir: Makarnada kaliteyi yüzde 70 oranında hammadde belirler. Geri kalanında teknoloji ve insan önemlidir. Biz insana da büyük yatırım yapıyoruz. Personelimizi sürekli eğitime tabi tutuyoruz. Yurtdışında daha iyi eğitim varsa oraya da gönderiyoruz. Hiç abartmıyorum, şu anda dünyanın en iyi teknolojisine sahibiz; makarnada da, değirmende de. Bütün bunları birleştirerek Türkiye’nin en iyi makarnasını biz üretiyoruz.

 

Makarna eskiden doyumluk yemek olarak görülürdü, şimdi artık hem damağa hem göze hitap ederek sofralarımızda ana yemek olarak yer bulur hale geldi…

Türkiye’nin bir kesiminde doğru. Örneğin benim evimde makarna günlerinde başka bir şey olmaz. Ama yanında sosu da özel olarak hazırlanıyor. Öte yandan Makarna, karbonhidrat ve kalori düzeyi yüksek bir besin. Bu nedenle biz şunu tavsiye ediyoruz: Muhakkak kaliteli makarna tüketin ve makarnayı az pişirin. Makarnayı az pişirirseniz glisemik indeksi daha düşük oluyor, kana karışım hızı daha yavaş oluyor. Dolayıyla bütün gece bir şey yedirmeden insanı tok tutabiliyor. Kalitesiz makarnayı az sürede pişirseniz hemen yumuşuyor, kendini salıyor, dolayısıyla aşırı su alıyor. Glisemik indeksi yüksek oluyor. Diyetisyenler bu konuda haklı; makarna az pişirilmeli ve diri olmalı.

 

Peki, tüketim alışkanlıklarına bakacak olursak, Türk toplumunun makarna tüketimi alışkanlıklarında ne tür değişimler görmektesiniz?

Samimi olmak gerekirse kaliteli makarnaya doğru eğilim çok hızlı gitmiyor. Özellikle büyük marketlerde makarna satışları çok hızlı artmaya başladı. Bu da makarnanın bir yemek gibi görülmeye başladığını gösteriyor. Eskiden kalabalık ailelerin, bekarların veya öğrencinin yemeği gibi görünen ürünümüz şu anda diğer kesimlerin de tüketim alışkanlıkları içerisine girdi.

 

Yani yemek kültürünün içine makarna kültürü girmiş oldu diyebilir miyiz?

Girmiş oldu. Ben televizyonlarda yemek programlarına bakıyorum; hepsinde her haftaki tariflerinin muhakkak bir tanesi makarna. Bu kadar yemek çeşidinin içinde makarna da yapılıyor. Bir et yemeği yaptığında yanına makarnayı en azından bir görsel olarak koyuyor. Makarna hakikaten bu bakımdan ciddi bir yemek olarak görülmeye başlandı.

 

Makarna ile ilgili tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi noktasında sektördeki oyunculara da iş düşüyor sanırım…

Yüzde yüz katılıyorum. Bu konuda üniversitelerle işbirliğimiz var. Onlarla da konuşuyoruz. Sempozyumlarda daha işi bilen insanların konuşmasını sağlıyoruz. Basınımızda çıkan bazı sansasyonel haberler yemek konusunda yanlış bilgilendirmelere yol açıyor. Bizim düşüncemiz abartmadan tüm besinleri tüketmek yönünde. Biz Akdeniz ülkesiyiz; et dışında her türlü meyve ve sebzeye uygun fiyatlarda ulaşma olanağımız var.

 

Piyasada zincir marketlerin raflarında yer alıyorsunuz. Nuh’un Ankara Makarnası markası dışında da ürün veriyor musunuz zincir marketlere? Bu anlamda ne tür bir rekabet var? Fiyatta belirleyici siz mi oluyorsunuz yoksa zincir mağazalar mı?

Kendi markamız dışında da zincir mağazalara ürün veriyoruz. Zincir mağazaları büyük bir güç… Dolayısıyla, onlara sadece tavsiyelerimiz olabiliyor ama fiyat-kalite dengesini zincir mağazaları kendileri kuruyorlar. Yani siz ne kadar kaliteli üretim yapıyorum deseniz de o zincir mağaza kendi fiyatını kendi oluşturuyor.

 

Ürün çeşitlendirmesi anlamında son yıllarda çeşitli ürünleri raflarda görüyoruz. Vitaminli, kepekli vb. Bunların piyasada tüketici nezdinde karşılığı nedir?

Biz yaklaşık olarak 20 yıldır vitaminli makarna üretiyoruz ve büyüme seyri devam ediyor. Vitaminli makarnayı bizim dışımızda birkaç firma daha üretti ama tutturamadılar. Vitaminli makarnayı toplumumuz kabul etti. Bizim üretimimizin yaklaşık yüzde 15’ini vitaminli makarna oluşturuyor. Vitaminli makarna içine vitamin B kompleksi, folik asit ve demir koyuyoruz. Bunların hepsi de Türk toplumunun ihtiyaç duyduğu şeyler. Demir eksikliği çok yaygın… O açığı kapatmaya yardımcı oluyoruz. Folik asit hamile bayanlar için çok faydalı. Vitamin B kompleksi vitaminler de sinir sistemini destekliyor.

 

Pazar büyüyor mu bu anlamda?

Yani bizimle beraber pazar da büyüyor. Biz, bir zamanlar ayda 5 bin ton makarna satarken şimdi 13 bin ton satmaya başladık. Vitaminli makarna da aynı hızla gelişiyor. Son dönemde glütensiz makarnaya talepte az da olsa bir yükseliş eğilimi var. Biz de glütensiz makarna tesisi kurmak istiyoruz. Onu ayrı bir tesis yatırımı olarak düşünüyoruz. Çünkü o üretim normal makarna üretimi olan yerde olmaz, hassasiyet gerektiriyor. Şu anda glütensiz makarnada potansiyeli araştırıyoruz. Çölyak hastaları mutlaka glütensiz besin tüketmek zorundalar. Bir de glüten intoleransı olan insanlar var. Onların da çok yüksek oranda bir alerjisi yok ama glüten hassasiyeti var ki, onlar da tüketim için bir potansiyel demek. Bütün bunları araştırıyoruz. Yakın zamanda bunun yatırımını gerçekleştirmeyi düşünüyoruz.

 

Üretim ile ilgili sadece iç piyasa odaklı değil, yurtdışı planlarınız da var herhalde. Çölyakla ilgili yurtdışı araştırmanız da var mı?

Benim bildiğim kadarıyla Türkiye çölyaktan en çok mağdur olan toplum. Sanırım çölyak Akdeniz ülkelerinde daha yaygın. Ben İtalya’ya da çok sık giderim; orada da glütensiz ürünler yaygın olarak tüketilmeye başlanmış. Dünyada glütensiz ürünlere doğru bir eğilim var. Ama Türkiye’de glütensiz makarna tüketimi çok yaygın değil.

 

Makarna kalitesinde Türkiye dünyada nerede?

Tabii, kalite göreceli bir kavram. Nuh’un Ankara Makarnası dışında Veronelli markamız var. Veronelli, İtalyan makarnasına benzeyen bir makarna. Türkiye’de üretilen İtalyan makarnasında pazar büyümedi. Kalite, Türk tüketicisi için ayrı, İtalyan tüketicisi için ayrı bir kavram. Türkiye’de bu al dente dediğimiz makarnanın pazar payı yüzde 3-4 seviyesinde. Türkiye’de makarna tüketicilerinin alışkanlığı çok sert olmayana ama yapışmayan makarnadan yana.

 

Hangisi doğru peki?

Al dente, yani az pişirilmiş makarna tüketmek en doğrusudur. Ama maalesef al dente makarna pazarını hızlı büyütemiyoruz.

 

Yurtdışında nasıl bir rekabet gücümüz var bizim?

Biz, Japonya’ya ve Avrupa’ya çok miktarda makarna satıyoruz. Ama maalesef rakiplerimizin ürettiği makarnalar yurtdışında, Türk makarnası düşük kalitelidir gibi bir imaj yarattı.

 

Japonya pazarında hatırı sayılır bir oran yakaladınız mı?

Japonya pazarında çok büyük bir potansiyelimiz var. Şu anda zaten ortak bir makarna fabrikasını kurduk Türkiye’de; üretiminin yüzde 100’ünü Japonya’ya satıyoruz. Şimdi orada ikinci bir yatırıma girişmek üzereyiz.

 

Diğer Uzakdoğu ülkelerini nasıl görüyorsunuz?

Çin’de makarna tüketimi 9 gr. Çin’de makarna tüketimi gelişmiyor ama diğer Güney Asya Ülkelerinde makarna tüketimi hızla artıyor. Vietnam’da, Tayland’da, Tayvan’da, Filipinlerde makarna tüketimi çok hızla artıyor. Hatta Hindistan’da bile çok hızlı artıyor.

 

Nuh’un Ankara Makarnası Ar-Ge ve inovasyon konusunda neler yapmakta?

Ar-Ge konusunda biz 3 proje aldık. Bu 3 projeyle ilgili araştırmalarımızı endüstriyel üretime çeviremedik. Makarna kurutmada yeni bir teknoloji üzerinde çalışma yaptık. Hatta bir arkadaşımız şu anda Köln Üniversitesi’nde çalışmasına devam ediyor. Bunu daha sonra endüstriyel yatırıma dönüştüreceğiz. Onun dışında kendi ürünlerimizin katma değerini yükseltmek için değişik ürün çalışmaları yaptık. Bu da sürüyor. Üçüncü olarak irmikte raf ömrünü uzatma ile ilgili bir çalışma yaptık. Bunun da çalışmaları sürüyor. Diğer firmalar ne yapıyor bilmiyorum ama biz Ar-Ge çalışmalarında oldukça iyiyiz.

 

2017 sizin için nasıl bir yıl oldu? 2018 için hedefleriniz nelerdir?

2017 bizim için mükemmel bir yıl oldu. Kar ettik, çalışanımızı mutlu ettik. Şimdi 2017’den aldığımız rüzgarla 2018’e 21 milyon dolarlık yatırım projesiyle giriyoruz. İrmik üretimi hatlarını, makarna üretimi hattı kapasitesini büyütüyoruz. Bu arada makinelerimizin bazılarını yeniliyoruz.

 

Bunun sonucu olarak kapasiteniz ne kadar büyüyecek?

Biz yüzde 20 civarında bir kapasite artışı bekliyoruz. Bu çok büyük bir artış. Bu artışı sadece üretimde değil satışta da bekliyoruz. Sadece iç piyasaya değil, ihracata da büyük bir güçle gireceğiz. Bu arada yeni pazarlarımız da olacak ama mevcut pazarlarımızı da genişleteceğiz. Rakiplerimiz karşısında biraz daha güçlenmiş olacağız.