RÖPORTAJ — 1 Aralık 2017 at 23:59

DANFOSS TÜRKİYE, ORTADOĞU VE AFRİKA (TMA) BÖLGE BAŞKANI LEVENT TAŞKIN: TÜRKİYE, TEK BAŞINA BÖLGENİN YILDIZI!

 

Danfoss Türkiye’nin bu yıl yüzde 18-20 büyüme ile Türkiye, Ortadoğu ve Afrika (TMA) Bölgesindeki payını yüzde 25’ten yüzde 35’e çıkarttığını dile getiren Danfoss Türkiye, Ortadoğu ve Afrika (TMA) Bölge Başkanı Levent Taşkın, Türkiye’nin 2018’de Ortadoğu ile aynı paya sahip olacağını ve tek başına bölgesinin yıldızı konumunda olduğunu söyledi.

 

Daha önceki görevinde Danfoss’un Türkiye organizasyonunu yeniden yapılandırarak başarılı bir performans sergileyen Levent Taşkın aynı başarıyı yeni görevi olan Danfoss Türkiye, Ortadoğu, Afrika (TMA) Bölge Başkanlığında da gösteriyor. Türkiye’de oluşturdukları çalışma sistemini TMA Bölgesine adapte ettiklerini belirten Levent Taşkın ile Danfoss’un bölgedeki ve Türkiye’deki hedeflerini konuştuk.

 

Yaklaşık iki yıldır başkanlığını yaptığınız Danfoss Türkiye, Ortadoğu ve Afrika (TMA) bölgesinin yapılanması hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Danfoss Grup, global faaliyetlerini dünyayı 12 coğrafi alana bölerek yönetiyor. Bizim bölgemiz Türkiye, Ortadoğu ve Afrika’dan oluşan TMA Bölgesi. Burada şu anda 69 ülke ve yaklaşık 2 milyara yakın insan var. Bu bölge içerisinde farklı kültürlere göre 3 alt bölge oluşturduk. Bunlardan bir tanesini Türkiye olarak belirledik. Türkiye bölgesi Azerbaycan, İran, Pakistan ve Afganistan’ı kapsıyor. Dolayısıyla bu ülkelerin yönetimi Türkiye’den oluyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı da tek bir bölge olarak kabul ettik. O bölgeyi Dubai’den yönetiyoruz. Afrika’nın kalan kısmını da Güney Afrika’daki ofisten yönetiyoruz. Dolayısıyla 3 alt bölgeyi 3 genel müdür organize ediyor. Onların altında da ısıtma, soğutma, güç çözümleri ve motor kontrol sistemleri olarak 4 bölüm var ve 4 farklı satış direktörü tarafından yönetiliyorlar. Bütün bu bölgelerin de insan kaynakları, müşteri hizmetleri, pazarlama ve satış sonrası hizmetleri de tek bir merkez tarafından yönetiliyor. Tüm bu hizmet bölümleri ile genel müdürlerimiz bana bağlı bir şekilde çalışıyor ve güçlü bir ekip olarak bu büyük bölgeyi başarıyla yönetiyoruz. Ekibimle gurur duyuyorum. TMA bölgesinde de son 3 yıldır çift haneli büyüyerek grubun önemli bölgelerinden birisi olmayı başardık.

 

Peki, neden böyle bir yapılanmaya gidildi?

Amacımız bütün bölgede tek bir standardı uygulamak. Ben göreve başladığımda Danfoss’ta 13 bölge vardı. Türkiye, başlı başına bir bölgeydi. Türkiye Danfoss Grup tarafından geleceği parlak bir bölge olarak görülmektedir. O zaman İran, Dubai Bölgesine bağlıydı. Danfoss’un Türkiye’de 13 yıllık bir geçmişi vardı ama organizasyonumuz beklenen seviyede tatmin edici değildi. Saydığım iş kolları birbirinden bağımsız şirketler gibi çalışıyordu. Müşteri gözündeki imajları da farklıydı. Bunu tek bir yapıda nasıl daha verimli hale getirebiliriz dendiğinde, ben göreve geldim. Bir takım yapısal değişiklikler yaptık, yeni bölümler oluşturduk. Müşteri hizmetleri, satış sonrası ve dağıtım kanalında yeni yapılanmalar ve yatırımlar ile farklı iş modelleri oluşturduk. Ardından Türkiye çok hızlı büyüdü. 2014 yılında olması gereken yere geldi. Danfoss Grup özelinde çok ilgi çekti bu büyüme. Aynı zamanda grubun içinde müşteri memnuniyeti en yüksek ülke haline geldi. Bayi yapılanmasında çok büyük kopukluk vardı; en yüksek bayi memnuniyetine sahip ülke olduk. Ondan sonra Türkiye’nin önemini anlatıp, Türkiye’de yatırım kararı aldık. 2015 yılında Daf Enerji satın alındı. Türkiye’de de üretimi olan ısı eşanjörü üreticisi Sondex’i de aldık. Daha sonra İran Türkiye bölgesine bağlandı. Türkiye iki yıl içerisindeki performansı ile Grup içinde model seçildi. Ortadoğu ve Afrika da bölgeye dahil edilip yeni bir bölge oluşturuldu. Ben 2 yıldır Dubai’den bu bölgeyi yönetiyorum. Türkiye’deki sistemleri tüm bölgeye adapte ettik. Türkiye’de bulunan çağrı merkezimiz ile 69 ülkeye 4 dilde 24 saat hizmet veriyoruz. Pazarlama faaliyetleri tek bir çatı altında  Dubai ve Türkiye ekiplerinin birlikte çalışmasıyla yürütülüyor. Finans ve kontrol departmanları Türkiye’den yönetiliyor. Türkiye’deki ekip arkadaşlarım bölgenin de yöneticisi konumunda. Bu da benim için önemli bir konu.

 

Alt bölgeler arasında hangisi performans olarak daha yukarıda görünüyor?

Türkiye İran’la birlikte şu anda çok önde. Geçen seneye kadar Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgenin toplam cirosunun içerisinde yüzde 50 paya sahipken, geri kalan yüzde 50, Afrika’nın diğer ülkeleri ile Türkiye-İran arasında yarı yarıya paylaşılıyordu. Bu sene tablo değişti. Türkiye yüzde 25’lik payını 35’lere çıkarttı. Ortadoğu ve Kuzey Afrika yüzde 40’a indi, diğer Afrika ülkeleri hemen hemen aynı payı koruyor. Türkiye’de yükselme var. 2018’de muhtemelen Türkiye Ortadoğu ile aynı paya sahip olacak. Belki bir tık daha üzerine çıkacak. Çünkü Ortadoğu’da Katar krizi devam edecek, Arabistan’daki sıkıntı devam edecek. Birleşik Arap Emirlikleri de bundan etkileniyor. Çünkü Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki üreticilerin çoğu satışlarını ağırlıkla ya Arabistan’a ya da Katar’a yapıyor.

 

Peki, Danfoss özelinde İran’ın yeri ve önemi nedir?

İran’da özellikle soğutma konularında yaklaşık 15 yıl önce birkaç partner bularak ve birkaç üreticiye mal vererek başlamıştık. Ama düzenli bir şekilde sektöre yatırım yapmak, eğitim vermek, partner ilişkilerini geliştirmek gibi şeyler yapılmamış. İran’la son 4 senede çalışma şeklini değiştirdik ve öncelikle İran’da ofis açtık. Şu an Tarhan’da ofisimiz var. Kendi ekiplerimizi yerleştirdik. Daha sonra bir yıllık süreçte her bir faaliyet alanımız için 700’ü kamu kesimi 700’ü özel sektörden olmak üzere 1.400 mühendise eğitim verdik. Daha sonra bunların arasından bazılarını Danimarka’ya götürdük; uygulamaları gösterdik. İran’da kendi standartlarında gelişen uygulamalar ve ürünler var ama teknoloji kullanımı zayıf. Fakat çok yüksek mühendislik bilgisi var. Bilgi birikimi çok iyi olduğundan eğitmek vermek de çok daha kolay. Bir taraftan teknolojik uygulamalar yaparken diğer taraftan hem iş alanı hem de partner sayımızı artırarak İran’da son 3 yılda 4 kat büyüdük. Bana göre 10 yılı bulmadan Türkiye’deki bu potansiyelin İran’a geçeceğini hayal etmek zor değil. Çünkü otel, altyapı, havaalanı ve turizm yatırımlarında ciddi hedefler var. Enerji verimliliğine yeni yönetmelikler ve yenilenebilir enerjilere yatırım konularında çalışmalar aktif bir şekilde devam ediyor. İran bölgemizin en büyük potansiyele sahip olan ve bizim için önemli olan bir pazar.

 

Sizce, korumacılık pazarın gelişimini engelliyor mu?

Korumacılık, bir tek Amerikan ürünlerine karşı var. Hiçbir Amerikan ürünü satılamıyor, kullanılamıyor. Amerika’da ürettiğimiz ürünleri de satamıyoruz mesela. Ama Avrupalı tüm ürünlere açık bir pazar. Bankacılık sistemleri oturdu. Avrupa bankaları şube açtı, dolayısıyla para transferi kolaylaştı. Giriş ve çıkışlar kolay. Yatırıma da çok açıklar. Global petrol krizinden dolayı İran’da enerjiyi nasıl daha çok tasarruf edebilirim ve tasarruf edilen miktarı daha fazla nasıl ülke dışına satarak ek gelir elde edebilirm düşüncesini geliştirdi ve bu da pazarın önemini bizim için çok artırdı.

 

Türkiye’de alternatif enerji kaynaklarının devreye alınıyor olmasını kendi açınızdan nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının teşvik edilnesi  Türkiye’de geç kalınmış ama doğru bir karar. Doğalgaz kullanımından önce bu yapılsaydı bugün yüzde 20-30 daha az doğalgaz ithal eder durumda olacaktık. Teşvik ve özendirme bu şekilde devam ederse ülke ekonomisine büyük tasarruf olarak katkıda bulunulacak. Bize gelince; Danfoss enerji verimli ürünler ve sistemler üreten, daha önemlisi; binalarda ve endüstride enerjinin akışını kontrol eden ekipmanlar üreten bir firma. Dolayısıyla enerjinin yenilenebilir kaynaklardan veya karbon temelli yakıtlardan elde edilmesi bizim için çok fark etmiyor. Çünkü biz enerjiyi yönetiyoruz. Ama yenilenebilir kaynaktan gelen enerjiyi kullanacaksak içerideki bütün sistemlerin de ona uygun sistemler olması gerekiyor. O zaman verimlilik daha fazla artıyor. Yenilenebilir enerjiyi düşük verimli bir cihaza bağlayamazsınız. Ya yoğuşmalı cihaza ya da otomatik kontrol sistemi olan bir mekanizmaya bağlayacaksınız. Dolayısıyla sistem verimliliği, bina enerji verimliliği ve ülkeye iletilen kazanç artıyor. Bu da temelde bizim işimiz.

 

Diğer taraftan jeotermali enerji kullanımı ve atık ısı konuları çok önemli hale geldi. Enerji Bakanlığı’nın strateji belgesinde önümüzdeki birkaç yıl içerisinde bölgesel ısıtma ve bölgesel soğutma sistemlerine dönük doğru alınmış kararlar olması bu anlamda güzel bir gelişme. Danimarka’da bu konuda dünyadaki lider ülke… Biz de uzmanlığımızı ve tecrübemizi kullanarak bu alandaki uygulamaların artmasını sağlamaya çalışacağız. İlk olarak Soma Kömür Santrali’ni bu şekilde kullandık ve Soma’da 10 bin konutu atık ısıyı kullanarak yüzde 60 daha ucuza ısıttık. Teknopark İstanbul’un birinci etabının bölgesel ısıtma projesinde bina altı DSE enerji istasyonu yaptık. Bazı belediyelerle görüştük. Arkadaşlarımızla şehirleri analiz ettik. Jeotermal olan, ağır sanayi olan, atık ısının şehri ısıtabilme potansiyeli olan yerlerde doğalgazın şehrin ısıtmasındaki payının azalacağını görüyoruz. Bazı belediye başkanları buna sıcak baktı. Onları Danimarka’ya götürdük, bu tip uygulamaları gösterdik. Dolayısıyla bir yandan yerel yönetimleri diğer yandan bakanlığı düşündürüyoruz. Birkaç şehirde örnek projeler geliştirerek ve verimliliğini göstererek ülke ekonomisine büyük kazanımlar katabileceğimizi düşünüyoruz.

 

Bu konuda üniversitelerin ilgisi, bakışı nedir? Siz üniversitelerle nasıl bir kontak halindesiniz?

Türkiye, Ortadoğu ve Afrika bölgesinde bu tip teknolojilerin kullanılması için uygun ülkeleri belirledik. Daha doğrusu enerji tasarruflu sistemlere biraz daha uygun yapıda olan ülkeleri belirledik. Bu ülkeler; İran, Türkiye, Güney Afrika, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Sudi Arabistan, Mısır. Bu ülkelerde en iyi teknik eğitim veren 65 üniversiteyi tespit ettik. Bu üniversiteler ile proje başlattık. Bizim sistem çözümleri, ürün, montaj, ısıtma, soğutma, motor kontrol sistemleri alanlarında 5 bine yakın eğitim modülümüz var. Bunlar yarım saat ile 45 dakika süreli ve ders olarak da kullanılabilecek modüller… Afrika’da da birkaç üniversite ile bu modüllerin derste ve doktora öğrencilerinin bitirme tezlerinde kullanılması, bu eğitimlerde başarılı olanların ödüllendirilmesi ve fabrikada işe alınmasına dönük ayrı bir program başlattık. Bu programlardaki avantajımız online olarak yaklaşık 15 ülkede 65 üniversitede aynı anda başlatmamızdır.

 

Bu yılın son çeyreğine kadar nasıl bir yıl geçirdiniz?

Danfoss Grup Global’in geçen seneye göre büyüme hedefi 10’du, Eylül sonu itibariyle 12’ye ulaştık. Yılın tamamının ise 12-13 arasında büyümeyle kapanacağı öngörülüyor. Geçen seneye göre cirosunu da karlılığını da artırdı. Dolayısıyla Danfoss Grup için 2017 senesi 2016’ya göre çok başarılıydı. Grup içerisindeki 12 bölge arasında en fazla büyüme gösteren 4 bölgeden bir tanesi bizim bölgemiz. Biz bu sene düşündüğümüz büyümenin 1-2 puan altında kalarak Ekim ayını yüzde 8 büyüme ile kapadık. Katar krizi, Sudi Arabistan’ın Yemen ile savaşı ve resesyona girmesi, İran ile ABD arasındaki gerginlik ve İran’daki seçimlerin getirdiği durgunluk, Türkiye’deki kriz, kur artışlarının ve sene başındaki referandum gibi gelişmeler bu sonucu etkiledi. Bütün bunlara rağmen bölgemizde iyi bir büyüme elde ederek çok büyük bir başarı elde ettik, pazar payımızı artırdık. Rakiplerimiz negatif durumdayken biz pozitif durumdayız. Seneye bizim bölgemizin büyüme hedefi yüzde 11. Bunun da büyük bir kısmı Türkiye, İran ve Ortadoğu’dan gelecek. Bu sene Türkiye’nin büyümesi yüzde 18-20 arasında olacak. İran’la birlikte hesaplarsak yüzde 16-17 seviyesinde olacak. Ama Türkiye şu anda tek başına bölgenin yıldızı konumunda.

 

Son olarak,  Danfoss Global, Türkiye’yi nasıl görüyor?

Daha önce Türkiye’yi ayrı bir bölge olarak tanımlanmıştı. Sonra Türkiye’nin bölge olmaktan çıkıp Ortadoğu ve Afrika ile birlikte ayrı bir bölge oluşturmasına karar verildi. Dolayısıyla Grup, Türkiye’ye ve bu bölgeye çok sıcak bakıyor. Danfoss Global’in hiçbir zaman, Türkiye pazarını ekonomik zorluklardan dolayı terk etmek gibi bir düşüncesi olmadı, olmayacak da. Grup için Türkiye’nin modernizasyonu, altyapısı, teknik bilgi birikimi, enerji verimliliğine verdiği önem çok önemli. Ayrıca Türkiye ısıtma sistemlerinde Avrupa’nın üretim üssü konumunda. Know-how var. Know-how’ın olduğu yerde de her türlü üretimi yapabilirsiniz, her tütlü yatırım yapabilirsiniz ve uuzn vadeli stratejiler oluşturursunuz.