RÖPORTAJ — 1 Aralık 2017 at 23:50

ÖZTİRYAKİLER YÖNETİM KURULU BAŞKANI YUSUF ÖZTİRYAKİ: KALİTEMİZ VE YENİ ÜRÜNLERİMİZLE HEP ÖNDEYİZ!

 

Ekim ayında katıldıkları Milano Host Fuarı’nda stant ve ürün kalitesiyle önde gelen firmalardan biri olmayı sürdürdüklerini söyleyen Öztiryakiler Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztiryaki, kaliteyi devamlı artırdıklarını ve sürekli yeni ürün geliştirdiklerini vurguladı.

 

Endüstriyel mutfak sektörünün lideri Öztiryakiler son olarak 20-24 Ekim tarihlerinde düzenlenen Milano Host Fuarı’nda yeni sunduğu 10 ürünle dikkatleri çeken firma olmayı bir kez daha başardı. Özellikle 2015 yılında kurduğu tam donanımlı Ar-Ge merkezi ile inovasyona daha fazla odaklanan Öztiryakiler’in hedeflerini Öztiryakiler Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztiryaki ile konuştuk.

 

Endüstriyel mutfak sektöründe işler nasıl gidiyor? Öztiryakiler neler yapıyor?

Sektörümüz her zaman canlı, her zaman işi olan bir sektör. Ekim ayında endüstriyel mutfak sektörünün dünyada önde gelen fuarlarından biri olan Milano Host Fuarı’na katıldık. Samimi söylüyorum, orada önde giden firmalardan bir tanesiyiz. Standımızın şıklığı ve ürünlerimizin kalitesi ile göz kamaştırdık. Kalitemiz yabancı alıcılar tarafından da fark ediliyor. Orada 10 yeni ürün sergiledik. Yeni ürünlerimizde enerji sarfiyatını azalttık, fonksiyonları arttırdık. Bunu 35 kişilik Ar-Ge ekibimizle başardık.

 

Sizin bu fuara ilişkin değerlendirmenizi de alalım…

Otel ve restoran ekipmanlarının sergilendiği fuarın 190 bin ziyaretçisi, 2 bin 165 katılımcısı oldu. Türkiye’den de 65 firma katıldı. Bizim gibi tanınmış firmaların orada olmak mecburiyeti vardır. Biz iki sene önce de Milano Host’a çıkartma yapmıştık. Bu sene belki 15-20 yabancı firma yöneticisi ile bire bir konuştum. “Sizi kutluyoruz, birçok Avrupalı firmadan daha iyisiniz.” dediler.

 

Peki, Çin’in endüstriyel mutfakta bizimle rekabet şansı var mı?

Çin’in özelliği yüksek montanlı iş yapmak. Biz şu anda Çin’de bayilik altyapısını oluşturduk, gerekli bütün belgeleri aldık. Çin’e direkt ihracat yapacağız. Endüstriyel mutfakta şu anda bizimle rekabet etme şansları yok. Ama ürün bazında mesela tencere üretiminde yüksek hacimle rekabet edebiliyorlar.

 

Kalite olarak ne durumdalar?

Şimdi kötüler dersek yanılırız. Kaliteyi düzeltiyorlar. Kaliteyi düzeltiyorlar ama artan ücretler nedeniyle üretim maliyetleri de artıyor. Avrupa’nın Çin’i biziz. Avrupalılar Çin’den bir ayda gelecek siparişi beklemektense bize 1 hafta sonrası için sipariş verebiliyorlar.

 

Üretmeyen bir ülkenin sürdürülebilir bir ekonomiye sahip olması mümkün mü?

Tabii ki değil. Önce üretecek sonra katma değerli hale getirecek. Onu üretmek için de finansa ve eğitilmiş insana ihtiyacı var. Biz şimdi 100 yeni işçi alacağız, harıl harıl çalışacak insan arıyoruz ama bulamıyoruz. Türkiye’de planlı-programlı çalışma yapılmıyor. Düşünülmüyor, incelenmiyor, irdelenmiyor. Bir akşam karar alınıyor ertesi gün tatbik ediliyor. Dünyada hiçbir yerde böyle bir sistem yok. Birinci önceliğimiz eğitim olmalı. 50 yıldır meslek okullarına öncelik verin dedik, hep göz ardı edildi. Yapılanlar iyi niyetli olsa da programlı olmadığı için eksik oldu. Okul açılıyor hoca yok, alet yok, eğitim yok vesaire… Planlı ve prensipli çağdaş düşünmezsen harcadığın paralar heba oluyor.

 

Öztiryakiler olarak eğitime yönelik olarak neler yapıyorsunuz?

Biz meslek okullarıyla temas içinde oluyoruz. Stajyerler arasından beğendiklerimizi hemen işe alıyoruz. Sürekli meslek içi eğitimlerle çalışanlarımızın bilgi ve becerilerini artırıyoruz. Biz 65 senelik sanayiciyiz ve bilgiye, beceriye yoğunlaşmış bir firmayız. Onun için başarılı oluyoruz.

 

Peki, sizin bilgi birikiminizden ve tecrübelerinizden faydalanmak isteyen eğitim kurumları kapınızı çalmıyor mu?

Üniversitelerde konuşuyorum. Vefa Lisesi Eğitim Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanıyım. Çağdaş, sorgulayan, bilen, cumhuriyet ilkelerine inanmış günün insanını yetiştirmek istiyoruz. Okulumuzun gelişimi 30 senedir katkı sağlıyorum. Yeni eğitim yılında 180 yeni öğrenci aldık. Şimdi İngilizce lisanla eğitim veriyoruz. IB Programını uygulamaya başladık. Bugün Vefa Lisesi’nden mezun olan çocuklarımız Almanya’da, İngiltere’de her okula girer. Bunu sağladık çocuklarımıza. Vefa Lisesi geçmişi ve bugünü başarılarla dolu bir okul. Ama eğitim sistemi her sene değişiyor; yap-boza döndü adeta.

 

Siz, eğitim kalitesini maksimum seviyeye çıkartmak için elinizden gelenin en iyisini yapıyorsunuz ama bu tür okulların sayısını artırmak için devletin devrede olması gerekmiyor mu?

Devletin ilk elde buna el atması şarttır. Benim gücüm bir yere kadar. Benim gibi kaç tanesi çıkacak? Ben 30 senedir Vefa Lisesi Eğitim Vakfı’nın başındayım. Bu okuldan çalışkanlığı, dürüstlüğü, korkmamayı, çağdaş olmayı öğrenen, Atatürk İnkılaplarına inanmış birçok nesil yetişti. Biz Atatürk çocuğuyuz. Bu mutlu görevi sağlığım el verdiği kadar sürdüreceğim. Camiamız görevden ayrılmamı isterse de giderim.

 

Biraz da ihracatı konuşalım isterseniz…

130 civarında ülkeye ihracat yapıyoruz. İhracat yapan firmalar arasında 2016 yılında adetsel olarak en fazla ülkeye ihracat yapan bütün ülkeler arasında yapılan sıralama da ilk ona giren firmalarda Tim olarak bir derecelenme yapıldı Türkiye’de 7’inci olduk. Binin üzerinde sürekli müşterimiz var. Bazı firmalar bir sene tesadüfen 10 ülkeye ihracat yapıyor; bununla övünüyor. Bir sonraki sene 2-3 ülkeye düşmüş. Biz her yıl ihracat yaptığımız ülke ve müşteri sayısını artırıyoruz. Çünkü kaliteyi devamlı artırıyoruz, yeni ürünler yapıyoruz ve rakiplerimizi inceliyoruz. Rakiplerimiz 150 sene önce sanayi devrimine başlamışlar. Bizim daha 50 sene olmuş.Bu arayı suratla kapatarak bazı ürünlerde fark bile atıyoruz.

 

Devlet teşviklerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ar-Ge teşviki, Turquality teşviki ve birçok teşvik daha var. Ama bunlar son yıllarda uygulanmaya başladı. Daha önceki birçok teşvik uygulaması denetimsizlik yüzünden çoğunlukla istismar edildi. Bunda da liyakata, ehliyete daha az önem verilmesinin büyük etkisi var. Bunu tüm devlet için söylemiyorum ama genel durum bu.

 

İran, birçok yatırımcı için cazip pazar olarak görülüyor. Gerek firmanız gerek sektörünüz açısından nasıl bir pazar sizce?

İran ile çok iyi temas halindeyiz. Çok da ciddi boyutlu iş yapmaya başladık. Ürün yetiştiremediğimiz pazarlardan biri. İranlılar da her ülkede olduğu gibi yerli üretim olsun, yerli insan çalışsın düşüncesindeler. Herkes bu bilinçte ama orada siyasi istikrar sorunu var. İran’dan belki 40 tane ortaklık teklifi aldım. Ama enerjimizi buradaki işlerimize yoğunlaştırdığımız için orada bir ortaklık düşünmüyorum.

 

2017’i siz nasıl bir yıl olarak kapatıyorsunuz?

2016’dan daha yukarıda gidiyoruz. Daha da ileri gideceğiz. 2018’den ümitlerim büyük. Bizim firmanın ümidinin büyük olması yetmez. Bütün sanayici firmalara zor zamanlara hazırlıklı girmeli marka olma yolunda çalışmalar yapmak kalite ve Arge çalışmalarına çok önem vermeleri Kredi ve nakit akışlarına önem verilmesi profesyonel kadrolarını yetenekli, bilgili ve eğitimli insanlarla donatmalıdır. Bizler bu şartlara çok önem veriyoruz.

 

2018’de yeni yatırımlarınız olacak mı?

Yatırımlar devam edecek. İki makine bitti, iki makine daha bitecek. Çift vardiyaya geçecek onlar. Rahmetli babam 8 kişi ile başlamış, bugün binden fazla kişi çalışıyor burada. Bu bana huzur veriyor, keyif veriyor. Başkası ne yapmış beni hiç alakadar etmiyor.

 

Tarıma yönelik yatırımlarınız ne durumda?

Zeytinde 35 bin ağaç sayısını yakaladım şu anda. 50 bin ağaca doğru gidiyorum. Büyük bir zeytinyağı fabrikası kuracağım. Var olan tesis 500 ton zeytin işliyor. Yenisi 2 bin ton işleme kapasitesinde olacak. Devletin verdiği krediden de yararlanmak istiyoruz. Zeytincilikte çok güzel adımlar atıyorum. Şu an hayatta en büyük keyif aldığım işlerden biri de o.