RÖPORTAJ — 2 Ocak 2018 at 19:51

AGT GENEL MÜDÜRÜ ŞİRZAT SUBAŞI: 2018’DE YÜZDE 30 BÜYÜME HEDEFLİYORUZ!

 

Son birkaç yılda 3 katına yakın bir büyüme sağladıklarını belirten AGT Genel Müdürü Şirzat Subaşı, bunu üretim ve Ar-Ge yatırımlarıyla başardıklarını, bu ivmenin devam edeceği 2018 yılında yüzde 30 büyüme hedeflediklerini dile getirdi.

 

Orman ürünleri sektörü gerek üretim hacmi ile gerekse üretim kalitesi ile tüm dünyada hatırı sayılır bir yere sahip. Markalaşma ve kurumsallaşma tarafında son yıllarda ilerleme kaydeden sektörün önemli temsilcilerinden birisi olan AGT bir taraftan Ar-Ge ve inovasyona verdiği önemle öne çıkarken, diğer taraftan ihracat performansıyla dikkat çekiyor. AGT’nin hedeflerini ve yatırımlarını AGT Genel Müdürü Şirzat Subaşı ile konuştuk.

 

AGT, bildiğimiz bir marka, ama son dönemde geldiği noktayı özetleyerek başlayalım isterseniz söyleşiye…

AGT, orman ürünleri sektöründe faaliyet gösteren, 1984 yılında Antalya’da küçük bir atölye olarak hayata başlayan bir kuruluş. Ahmet Söylemez tarafından kurulan AGT; bugün itibariye 400 bin metrekare kapalı alanda yaklaşık 900 çalışanıyla önemli bir büyüklükte bir kuruluş. Sektöründe en fazla ihracat yapan, ki 2017’de 100 milyon doları geçtik, 900 milyon TL’yi geçen bir cirosu olan AGT önemli oyunculardan biri haline geldi.

 

Sektörde büyüklük MDF üretim kapasitesiyle ölçülüyor. Dünyada yaklaşık 100 milyon metreküplük yıllık MDF üretim kapasitesi var. Türkiye bunun 6 milyon metreküpünü üretiyor. Çin 60-65 milyon metreküple uzak ara öndedir. İkinci sırada Türkiye geliyor. Türkiye’de yaklaşık 15 oyuncu var pazarda. AGT de yaklaşık 600 bin metreküplük üretimle önemli bir oyuncu. AGT son 2-3 yıllık dönemde 3 katına yakın bir büyüme sağladı. Tabii, bu yeni yatırımlarla, farklı dokunuşlarla oldu. Tüm sektörlerde en hızlı büyüyen şirketler arasında 6. sıradayız, kendi sektörümüzde de birinciyiz. Ülkemizde üretilen 6 milyon metreküp MDF’nin bugün % 10’nu AGT üretiyor. Laminat Parke’de yıl sonu itibariyle üretim kapasitemizi 20 milyon m2’nin üzerine çıkararak, dünya pazar payının yaklaşık yüzde %2’sine sahip olacağız.

 

Hangi ürünleri üretiyorsunuz? Rakiplerinizden farklı olarak neler yapıyorsunuz? Yeni ürünleriniz neler olacak?

Sektör aslında çok birbirine benzer kategorilerde üretim yapıyor. AGT, entegre bir tesise sahip. Ürün gamımızda MDF, MDF-Lam, duvar paneli, profil, parke ve süpürgelik bulunuyor. Rakiplerimizden farklı olarak yaptığımız; yurt içine de yurt dışına da MDF’yi ham satmamaktır. Sektörde bizim dışımızdaki bütün oyuncular bunu ham ürün olarak satarlar. Biz MDF’yi daha farklı işlemlerle katma değerli ürün haline getiriyoruz. Sektörümüz büyük bir üretim hacmine sahip olmasına karşın markalaşmayı başaramamıştır. Keşke dünya ikincisi değil de 4’üncüsü olsak ama dünyada tanınan birkaç markamız olsa. AGT olarak biz sektörden ayrıştıran şey katma değerli, inovatif ve trend ürünler üretmemizdir. AGT Bella Serisi, Natura Slim & Large Serisi ve Legno Lamine Serisi yeni parkelerimizi 2018 yılında satışa sunacağız.

 

İnovasyon demişken, Ar-Ge faaliyetlerinizi de konuşalım…

Sektörümüzde ilk kurulan Ar-Ge merkezi AGT’nin Antalya’daki Ar-Ge merkezidir. Ar-Ge merkezimizde 30’a yakın personelimizle ciddi çalışmalarımız yürütüyoruz. Trendsetter olmak istiyoruz, pazar yapıcı olmak istiyoruz. Son iki yıldır katıldığımız her fuarda rakiplerimiz AGT’nin sunacağı yenilikleri sabırsızlıkla ve merakla beklediklerini dile getiriyor. Rakiplerimizden bunu duymak bize ayrı bir motivasyon ve mutluluk veriyor açıkçası. Bu çalışmalar ara mamul üreten AGT’den markalaşan ve daha karlı AGT’ye geçiş yolunda çok önemli.

 

Peki, dünya markalarına baktığınızda Türkiye’nin eksiklikleri neler?

Aslında büyüklük olarak çok önemli bir yerdeyiz. Dünya devleri ile yarışabilecek kalitede olduğumuzu söyleyebilirim. Türkiye özellikle son 10-15 yıldır inşaata dayalı büyüme modeli içerisinde büyüdü. Türkiye’de bu süreçte kentleşme oranı arttı. Kent yaşamıyla beraber insanların mobilya değişim süreleri kısalmaya başladı. Evde ve özelikle mutfakta geçirilen sürelerin artışına paralel olarak mutfak kültürü gelişti. Bütün bunlar pazarı önemli bir büyüklüğe ulaştırdı. Dolayısıyla içerideki üreticiler Türkiye pazarına yönelik üretim yapmakla yetinmişler. Türkiye pazarını elbette ihmal etmeyeceğiz ama sadece Türkiye’ye de bağımlı kalmamalıyız. Sektörün probleminin bu olduğuna inanıyorum. Yoksa kalite açısından dünya devleri ile yarışacak seviyedeyiz. İhracatımız 2017’de 100 milyon doları aştı. Ciromuzun yaklaşık yüzde 45’ini yurt dışından sağlamışız. Sektörün geneline baktığımızda bu oran yüzde 8-10’larda. Keşke herkes üretiminin yüzde 50’sini ihraç etse, keşke herkes yurt dışına açılsa. Bu, sektöre çok farklı vizyon getirecek.

 

AGT’nin ihraç pazarlarını da konuşalım. Ürünleriniz kaç ülkeye ihraç ediliyor? Ağırlıklı pazarlarınız nereler?

Bugün AGT ürünleri Yeni Zelenda’dan Kanada’ya kadar yaklaşık 70 ülkeye ihraç ediliyor. Kanada ihraç pazarlarımız arasında 4’cü sıraya ulaştı. Göreve başladığımdan itibaren bizim en önemli pazarımız İran başta olmak üzere Ortadoğu coğrafyasıydı. Yeni stratejimizde Ortadoğu’yu ıskalamadan yönümüzü Batıya çevirdik ve ciddi büyüme sağladık. Balkanlarda her ülkede her ölçekte varız. Ama yine büyüklük açısından Ortadoğu 1. sıradadır. İkinci sırada Avrupa pazarı geliyor.

 

Ortadoğu pazarında şu an İran cazip bir pazar olarak görülüyor Türkiye üreticileri tarafından. Oradaki varlığınız hakkında neler söyleyebilirsiniz?

İran pazarında 20 yıla yakın varız. İlk ihracat yaptığımız pazarlardan birisi Rusya ile beraber İran.  Orada çok önemli bir marka değerimiz ve bilinirliğimiz var. Gurur duyarak söylüyorum orada AGT’nin taklitleri var. Bir marka taklit edilmeye başlıyorsa güçlü bir marka olmuştur diye düşünebilirsiniz. Gerçekten de AGT deyince İran’da akan sular duruyor. Biz de bunu değerlendirip orada yatırım kararı aldık. Yatırımın büyüklüğü 45 milyon Avro. 2018 senesinin sonunda bitireceğimiz tesisle orada üretime başlayacağız. İlk etapta panel, sonraki süreçte ise MDF-LAM, profil ve parke üretimi gerçekleştireceğiz. Hedefimiz sadece İran pazarı olmayacak, İran’dan ihracat da yapacağız.

 

İhracat nereleri kapsayacak?

İran’dan özellikle Afganistan’a, Orta Asya ülkelerine kadar bir koridor var; çok önemli pazarlar bunlar… İran’a yakın, lojistik avantajı sunan birçok ülke olduğunu görüyorum.

 

Oradaki yapı üretimi teşvik ediyor mu?

Üretimi teşvik ediyor. Hakikaten bize olağan üstü avantajlar sağladılar. Tahran’a 180 km uzaklıktaki Kazvin şehrinde bulunuyor tesisimiz. Bildiğimiz birçok avantaj var; elektrik, sosyal güvenlik primleri vb. Her şeyin ötesinde yabancı yatırımcı olarak biz Türkleri çok benimsediler. Çok sahip çıkıyorlar, en üst seviyede bizi ağırlıyorlar.

 

Yurt dışı yatırımlarınızda satın alma, ortaklık kurma gibi bir stratejiniz var mı?

Biz dünyayı tek bir pazar olarak görüyoruz. Sadece Türkiye’ye bağlı olan firma lokal kalır, ileride yok olma riski ile karşı karşıyadır. Bu açıdan farklı coğrafyalarda sürekli her türlü fırsatı değerlendiriyoruz. Ancak şu anda yürüyen hiçbir görüşmemiz yok ama stratejimizin bu yönde olduğunu söylemek istiyorum. Biz yurtdışı açılımı olarak ilk hamlemizi İran ile yapıyoruz. Çünkü pazara yakınlık bütün sektörlerde olduğu gibi bizim için de önemli. Dünyanın hedefindeki İran, 80 milyon nüfusu ve talebi bastırılmış olan bir ülke. Ekonomik anlamda bütün sektörler için büyük patlama yapacak. İran yatırımı bittikten sonra çok farklı bir AGT olacak. İran ve Türkiye’de yatırımları olan böyle bir AGT’nin bir Avrupalıyla bir Amerikalıyla masaya oturduğu zaman çok farklı gücü olacağına inanıyorum.

 

Amerika Birleşik Devletleri’ni değerlendirdiniz mi? Birçok dünya markası ilk çıkışlarını Amerika’dan yapma gibi bir hedefe sahipler…

Amerika Birleşik Devletleri çok iyi analiz edilmesi gereken çok önemli bir pazar… Çok büyük bir tüketim toplumu… Aslında Amerika’da varsan her yerde varsın. Biz de Amerika’da 3-4 noktada varız. Amerika’daki potansiyelin farkındayız, daha iyi değerlendirmek için çabalarımızı sürdüreceğiz.

 

2017 nasıl bir yıl oldu sizin için, hem içeride hem dışarıda?

2017’de birçok olumsuzluk yaşandı ülkemizde. Ekonomik açıdan bakıldığında stabil ülkelerden birinde bizim yaşadığımız bir olay yaşansa ülke ya batardı ya da kriz yaşardı. Ama bu bize ayrı bir dinamizm de katıyor. Biz iki haneli büyümeyle başarılı bir yıl geçirdik. Bunda işlerimizin sadece Türkiye odaklı olmaması önemliydi. Birçok farklı ülkede farklı konumda olmamız önemli bir avantaj oldu. Hem Türkiye’de hem de ihracatta büyüdük.

 

Önümüzdeki yıl için nasıl bir hedefleme yapıyorsunuz?

Bugün, yaklaşık 70 ülkede kaliteye ve estetiğe önem veren milyonlarca insanın yaşam alanına, renk, şıklık ve sürdürülebilir canlılık katıyoruz. Kısacası bir iç mekan için gerekli tüm ahşap ürünleri AGT çatısı altında üretebiliyoruz. Markalaşma ve kurumsallaşma faaliyetleri bakımından son yıllarda sektör markaları olarak ciddi aşamalar kaydettik. Endüstri 4.0 ve AR-GE alanındaki yatırımlarımız, bu yıl itibariyle başlattığımız AGT Dijital Platform projesi sürdürülebilir rekabette bize oldukça avantaj sağlayacak. Mevcut üretim, satış ve pazarlama politikamızla 2018’de yaklaşık yüzde 30’luk bir büyüme hedefliyoruz.