RÖPORTAJ — 2 Ocak 2018 at 19:55

LÜLEBURGAZ BELEDİYE BAŞKANI EMİN HALEBAK: LÜLEBURGAZ BELEDİYESİ RANT DEĞİL, DEĞER YARATIYOR!

 

Kentlerin ya rant ya da değer yarattıklarını vurgulayan Lüleburgaz Belediye Başkanı Emin Halebak, Lüleburgaz Belediyesi’nin değer yaratmak istediğini, stratejilerini de buna göre şekillendirdiğini belirtti.

 

Dünyada ve Türkiye’de kentleşme oranı sürekli yükselişte. Bu gelişim beraberinde sorunlar da barındırıyor. Kentlere göçen nüfusa iyi yaşam koşulları sunmak ve bunu sürdürülebilir kılmak her geçen gün zorlaşıyor. Türkiye’nin metropolleri kentleşme sorunlarıyla baş etmekte zorlanırken bazı kentlerimiz bu gelişimi başarılı bir şekilde yönetip sürdürülebilir bir strateji geliştirebiliyor. Bunlardan birisi de Lüleburgaz. Kentin gelişimini ve projelerini Lüleburgaz Belediye Başkanı Emin Halebak ile konuştuk.

 

Lüleburgaz Belediyesi,  gerek Trakya bölgesinde gerek Marmara’da gerekse Türkiye’de kendisini nerede konumlandırıyor?

Biz Türkiye’de 68. büyük ilçeyiz. Gelişmişlik endeksinde ilk 35-40 arasında olan bir ilçeyiz. Gelişmişlik genelde tanımlarımızda büyüme rakamları olarak verilir siyasi olarak. Halbuki gelişmişlik endeksinde kentlerin yaşanabilir olmasına bakıyoruz. Bir kentte yaya bölgeleri var mı, hayvanlara nasıl davranılıyor, bisiklete binen insan sayısı, sokaktaki yaşlı ve engelli sayısı ne, ne kadar kültür ve sanat etkinliği var, bir toplumun bunlarla ilgileneceği, sosyalleşeceği alan ne büyüklükte, ne kadar sivil toplum örgütü var ve bunlar ne kadar etkinlik yapıyor… Bunlara bakmamız gerekiyor. Böyle değerlendirdiğimizde, Lüleburgaz, Türkiye’nin ilk 3 kentinden biri olabilir. Dokuz Eylül Üniversitesi ve Yaşayan Şehirler Platformu işbirliğinde; Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kalkınma Bakanlığı’nın destekleriyle hazırlanan “Şehir Ödülleri Türkiye” kapsamında Lüleburgaz Geleceğin Şehri ve Yılın İlçe Belediyesi seçildi. Marmara Belediyeler Birliği (MBB) tarafından 2016’da 6’ncısı düzenlenen ve Belediyeler arasında en prestijli ödül olarak kabul gören Altın Karınca Belediyecilik ödüllerinde Belediyemiz iki ödül birden aldı. Onun dışında Türkiye Şehir Plancıları Odası’ndan, Tarihi Kentler Birliği’nden, ödüller aldık, almaya devam ediyoruz. Tabii ki bundan büyük mutluluk duyuyoruz ama bizim alacağımız en büyük ödül halktan alacağımız karşılıktır.

 

2016 Lüleburgaz’da kadın yılıydı, 2017 bisiklet yılı oldu, 2018 inovasyon ve tasarım yılı olacak. Bu kentin sokaklarında kadınlar bisikletle gezebiliyor, motosikletle gezebiliyor. Bu çok önemli ve güzel bir gösterge. Bütün bunlar toplum yaşamına dokunacak ve yaşam şeklini değiştirecek ve toplumu çağdaş medeniyet seviyesine taşıyacak şeylerdir.

 

Önümüzdeki yıl belediye yönetiminde 20. Yılınız dolacak. Hedeflerinize ulaşabildiniz mi?

Yaptığımız iş çok zor bir iş. Kaynakların çok kısıtlı olduğu bir noktada sınırsız ihtiyaçlara cevap vermeye çalışıyoruz. Bu durum belediye başkanlarını çok zorluyor. Üzerimizde çok fazla baskı var. Tabii ki her kamu yöneticisi hesap vermeli. Bu, demokrasinin gereğidir. Hiçbir başarı tesadüfen olmaz. Başarıları tesadüfen sürekli kılamazsınız. Bunu sürekli, sürdürülebilir hale getirebilmek ciddi bir planlama, programlama ile mümkündür. Lüleburgaz Belediyesi, stratejik planla yönetilen bir kurumdur. İlk stratejik planlamasını 2000 yılında yapmaya başladık. Daha kamu kurumları bu kavramları bilmiyorlardı. Biz 2002 yılında stratejik planlamamızı yazılı hale getirmiştik. Devlet bunun yasasını 2007’de çıkardı. O nedenle Lüleburgaz Belediyesi, stratejik planlamaya alışık olan bir kurum. Stratejik planları yıllık performans programları ve performans bütçeleriyle uyguluyoruz. O nedenle son derece düzgün bir mali yapı içerisinde çalışıyoruz. Lüleburgaz Belediyesi, borcu olmayan, her yıl eskisinin 30 katı yeni yatırım yapabilen ve bütün bunları öz kaynakları ile yapabilen bir kurumdur. Türkiye’de belediyeler gerçekleşen bütçelerinin yüzde 3’ü ile 8’i arasında yatırım yapabilir. Lüleburgaz Belediyesi’nde benden önce bu rakam yüzde 5’ti. Lüleburgaz Belediyesi şu anda bütçelerinin yüzde 42’sini yatırıma dönüştürüyor.

 

Lüleburgaz Belediyesi olarak bugüne kadar birçok başarılı işlere imza attınız. Sizce bu gelinen nokta Lüleburgaz için yeterli midir?

Belediyecilik dediğimiz kavram 21.Yüzyılda yolu yapmak, suyu akıtmak, çöpleri toplamak dışında kavramlardır. O kentte halk nasıl yaşıyor, ona dokunabiliyor musunuz? Bu kentte 7-8 tane amatör tiyatro okulu var, onlar gösterilerini yapıyorlar, 3-4 tane sanat müziği korosu var, halk müziği koroları var, şiir grupları var…

 

Peki, Lüleburgaz’ı uluslararası platforma taşıyabildiniz mi, şu an gelinen nokta nedir?

Uluslararası ilişkilerimiz son derece iyidir. Avrupa Konseyi, yerel demokrasi uygulamalarından dolayı çok az kente 12 Yıldız Şehri ünvanını verdi. Lüleburgaz’a ise 4. kez verdi. Guangzhou Ödülü olarak bilinen Guangzhou Uluslararası Kentsel İnovasyon Ödülü için 2016 yılında başvuru yaptık ve Lüleburgaz 3000 şehir arasından ilk 15’e girmeyi başardı. Guangzhou Ödülleri kapsamında Lüleburgaz Belediyesi adına Cinsiyet, Eşitlikçi Yaklaşım ve Yönetici Kadınlar projesi ile katıldık. Kültürel anlamda da Balkan ülkelerindeki bütün etkinliklerine dahil oluyoruz.

 

Lüleburgaz, uzun yıllardan beri göç alan bir kent görünümünde. Peki, bu göçe bakış açınız nedir? Gelen göçün sosyal entegrasyonu noktasında bir çalışmanız var mı?

Lüleburgaz, uzun yıllar sürekli göç alan bir kent ve nüfusunun yüzde 70’i dışarıdan geldi. Kentler ya rant yaratır ya değer yaratır. Şimdi siz ne yaratmak istediğinizi bana söylerseniz ben de sizin kentinizi ona göre planlarım. Lüleburgaz değer yaratmak istiyor. Lüleburgaz rant yaratmak istemediği için bu konuda apayrı stratejiler yürütüyor. Lüleburgaz’da benim Belediye Başkanı seçildiğimde yapılan şehir planlama çalışmaları 12 kat üzerinde imar izni veriyordu. Ben 4 kata indirdim. Bugün bin metrekarelik bir arsada 250 metrekare inşaat yapabilirsiniz Lüleburgaz’da. Bir belediye arsanın tamamına bina yapma izni verebilir ama orası insanların mutlu yaşadığı yer olmaz. Kent göç alıyordu; bunu yönetmek gerekiyordu. 2001 yılında yaptığımız bir araştırmada Lüleburgaz’da beyaz yakalı çalışanların oranı yüzde 3-4 civarındaydı. Çevremizdeki fabrikaların, ticari şirketlerin üst yöneticilerini bir tarafa bırakın orta kademe yöneticileri dahi Lüleburgaz’da yaşamıyordu. Bu doğru değildi, bunu değiştirmemiz gerekiyordu. Bunun için değer yaratan bir strateji geliştirdik. 2016 yılında tekrar çok derinlemesine bir ölçüm yaptık, Lüleburgaz’da artık yüzde 13 beyaz yakalı yaşıyor. Uyguladığımız stratejinin sonuçlarını alıyoruz.

 

Beyaz yakalılar için ne eksikti de tamamlandı?

Öncelikle insanların bir yerde yaşama nedenlerini tespit ettik. Türkiye’de insanlar çocukları nerede okuyacaksa oraya taşınıyor. Önce yüzde 50 ile çocuğun tercihi geliyor, sonra yüzde 40 kadının, yüzde 10 da erkeğin tercih hakkı var. Mesela bizde her hafta çocuk tiyatrosu var. Dans, müzik, bale, satranç, resim faaliyetleri için eğitim alanlarını belirledik. Okullarımız son derece kaliteli, özel okullardan çok daha yüksek ortalamaları var. Çocuklar adına güvenli parklar, bahçeler var. Bu kentte her şey önce çocuklar için. Daha sonra kadınlar için. 2016 kadınlar yılıydı. Daha önce kadınlarımızın Lüleburgaz’da rahat, güvenli oturup kalkacakları kafelerin, restoranların açılmasını sağladık. Bununla beraber Lüleburgaz’da hastaneleri teşvik ettik. Son derece düzgün çalışan özel hastanelerimiz var. Bütün bunlar olunca Lüleburgaz çekim merkezi haline geldi. Ayrıca buradan Bulgaristan’a ve Yunanistan’a 1 saatte, Marmara Denizi’ne 35 dakikada, Karadeniz’e 45-50 dakikada, Ege’ye de 70-75 dakikada gidiyorsunuz. Büyükşehre ihtiyacınız varsa 1 saat sonra İstanbul’dasınız. Birleşmiş Milletler’in yerleşimlerle ilgili yeni konseptine göre metropollere 90 dakika kadar mesafede olan daha az trafik, daha az nüfus, daha rahat bir sosyal yaşam sunan aracı kentler geleceğin çekim alanları haline dönüşecek. Lüleburgaz akademileriyle aracı kent olmaya hazır.

 

Lüleburgaz Yıldızları Futbol Akademisi, Lüleburgaz Yıldızları Yüzme Akademisi, Lüleburgaz Yıldızlar Sanat Akademisi, Lüleburgaz Kadın Akademisi, Lüleburgaz Yıldızları Lezzet Akademisi… Bunlar gibi bir seri akademiler yapıyoruz ki halk rahat bir şekilde sosyalleşsin. Bunlara metropol kentlerde ulaşamazsınız ama bu kentte trafik sıkışıklığı yok, hava temiz, en güzeli 5 dakika sonra kırsal alandasınız, doğaya çıkıyorsunuz. Hemen yanınızdaki köye gittiğinizde istediğiniz doğal ürünleri alabilme şansınız var. Bununla beraber sosyalleşebiliyorsunuz. Bisiklet kulüpleri var, doğa kulüpleri var…

 

Turizme ne kadar açık Lüleburgaz?

Lüleburgaz’ın denizi ve plajları yok, kayak merkezleri de tarihi yapıları da yok. O zaman Lüleburgaz’a ne kalıyor turizm açısından? Gastronomi. Bize insanlar güzel yemekler için gelecekler. Bunun için Lezzet Akademisini yarattık. Biz gastronomi ile turizm destinasyonunun ancak bir ayağı olabiliriz.

 

Sizin Belediye Başkanlığınızda 4. Döneminiz, gündeminizde reel projelerinizi öğrenmek isteriz…

20 bin metrekare alan üzerinde projelendirilmiş Sanat Akademisini 2018 yılında tamamlamış olacağız. Bu, 85 milyon TL’lik bir yatırım, Lüleburgaz ölçeğinde çok büyük bir yatırım. Sanat Akademisinin; tiyatro, opera ve bale vb. etkinliklerin sahneleneceği ve orkestrasıyla 850 kişilik kapasitesi olan büyük bir salonu, 300 kişilik bir küçük tiyatro salonu, 1.000 kişilik balo ve kongre merkezi, 150 kişilik deneysel salonu, enstrüman ve çalışma odaları, bale ve tiyatro çalışma salonları var. Bu proje 2018’de bitmiş olacak ve daha bu bitmeden önce de yüzme akademisinin temellerini atmış olacağız. O da 100 milyon TL’nin üzerinde çok ciddi bir proje. İçerisinde 12-13 havuzun olduğu, bir hidroterapi merkezinin olduğu, olimpik yüzme havuzların olduğu bir yatırım olacak. Bunlar büyük yatırımlar; küçük yatırımlar da devam ediyor.

 

Lüleburgaz, bakıldığında çok fazla sanayi barındırmıyor içerisinde?

İlçe sınırlarında sanayi tesislerimiz var, belediye sınırlarında değil. Belediye sınırlarında sanayi kuruluşlarına izin vermiyoruz. Bizim altımızda 3 tane belde belediyemiz var, sanayi kuruluşlarımız oradadır. Lüleburgaz’ın içerisinde geleneksel tesislerimiz vardır.

 

Arazi anlamında bir problemi var mı Lüleburgaz’ın?

Ben seçildiğimde Lüleburgaz Belediyesi’nin bir karış toprağı yoktu; 1400 dönüm arazi aldım. Bütün mesele bu parayı yaratmak. Ülkemizde yeteri kadar kaynak var. Hatta yeterinden fazla kaynak var. Mesele bu kaynakların doğru yönetilmesidir.

 

Peki, gelirler açısından Lüleburgaz Belediyesi bugün ne durumda?

Belediyelerin vergi gelirleri yanında vergi dışı gelirleri de var. Vergi dışı gelirlerden belediye bütçeleri genelde çok düşük pay alırlar. Lüleburgaz Belediyesi’nin vergi dışı gelirleri vergi gelirlerinden fazladır. Bir belediyenin çalışıp çalışmadığını anlamak için birkaç soru sorabilirsiniz; gerçek politikalar mı uyguluyor, popülist politikalar mı? Söz gelimi bütçesinin gerçekleşme oranı nedir? Tahakkuk/tahsilat oranı nedir? Türkiye’deki tahakkuk/tahsilat oranı ortalaması yüzde 35’tir. 2016 yılında bizde bu rakam yüzde 101,5’ti. Bu rakam yüzde 94’ün altına inmedi. Tahsil ediyoruz bütün alacaklarımızı. Ücretlerin bütçede giderler içindeki payı nedir diye baktığımızda; seçildiğimde bu oran yüzde 50’ydi, şu anda yüzde 12-13’lerde. İki kat fazla maaş ödüyoruz ilk seçildiğim zamana göre. Ama kadromuz yüzde 60 küçüldü.

 

Altını çizmek istediğiniz son mesajınızı da almak isteriz…

Ülkemizin emperyalizmin kıskacında olduğunu hepimiz hissediyoruz. Bundan kurtulabilmemizin bir tek yolu var. Hepimiz çok çalışacağız ve rehberimiz yalnızca akıl ve bilim olacak. Akıl ve bilimi takip ettiğimiz süre içerisinde bizi hiç kimse köşeye sıkıştıramaz. Üstelik bizim diğerlerine göre olağanüstü büyük bir avantajımız var; yaratıcılığımız. En zor şartlarda dahi hiç kimsenin başaramayacağı, mucize diyebileceğimiz yaratıcılığa sahip insanlarız. Bundan faydalanacağız, gücümüzün kendimizde olduğunu bileceğiz, gerisi kolay diye düşünüyorum.