RÖPORTAJ — 2 Ocak 2018 at 20:04

MB HOLDİNG ONURSAL BAŞKANI MUHARREM BALAT: SULTAN SERA İLE SERACILIKTA TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLDUK!

 

Türkiye’ye jeotermal enerjide örnek ve öncü olmaktan mutluluk duyduklarını vurgulayan MB Holding Onursal Başkanı Muharrem Balat, Aydın’ın tarıma elverişsiz, bataklık bir bölgesini kurutarak Sultan Sera’yı kurduklarını, böylece seracılıkta da Türkiye’ye güzel bir örnek oluşturduklarını dile getirdi.

 

MB Holding, jeotermal enerjide Türkiye’ye örnek olmakla kalmayıp seracılıkta da örnek oldu. Aydın’da tarıma elverişsiz arazileri 300 milyon TL yatırımla kullanılabilir hale getirerek seracılıkta jeotermalle ısıtılan ilk entegre tesis olan Sultan Sera’yı kurdu. MB Holding Onursal Başkanı Muharrem Balat ile jeotermal enerji yatırımlarını ve Sultan Sera’yı konuştuk.

 

Jeotermal enerji alanında MB Holding’in başarıları ortada… Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?

Batı Anadolu bölgesi jeotermal kaynaklar açısından zengin bir bölge. Bu zenginliği memleketimize kazandırmak için başlattığımız çalışmaları bundan 10 yıl önce Dora 1 Santralini kurarak başarıya ulaştırdık. Bu santral Türkiye’de ilk defa karbon salımı yapmadan jeotermal kaynaktan enerji elde etme başarısını çevre dostu bir tesis olarak gösterdi. Bizim 10 MW’lık bir santral ile başlattığımız süreçte şu anda 100 MW’lık-1000 MW’lık santral yapma girişimleri başladı. Ve neticeleri de alınmaya başladı. Böylece milyarlarca doların yurt dışına çıkmasını önlemiş oluyoruz. Böyle bir gelişmeye ön ayak olduğumuz için mutluyuz. Bunun yanında Aydın’da bataklık bir arazinin drenaj kanallarıyla kurutulması sonucunda elde edilen 41.400 metrekare alanda topraksız tarım yapan ve jeotermal su ile ısıtılan Sultan Sera’yı kurduk.  Böylelikle Türkiye’de ve Avrupa’da da ilk olarak tarıma elverişsiz bir arazide örnek bir sera oluşturduk.

 

Sultan Sera’yı biraz daha konuşalım…

Topraksız tarım metoduyla salkım domates üretimine 2012’de başlayan Sultan Sera’nın ısıtılmasında elektrik üretimi sonrasında arta kalan jeotermal enerjiyi kullandık. Böylece bir taraftan atıl durumdaki araziyi ekonomiye kazandırırken, diğer taraftan tarıma elverişli arazileri de amacına uygun olarak korumuş olduk. Bugün jeotermal enerjinin konforu ve biyolojik mücadelenin getirdiği sağlıklı üretim metoduyla Türkiye’nin en teknolojik ve en yüksek serasında üretim yapmaktayız.

 

Peki, üretim nasıl yapılıyor Sultan Sera’da?

Seramızda 11 ay boyunca üretimde kullandığımız domates fideleri yılsonunda 17 metreye kadar uzuyor. Her hafta bin salkım hasat ediyoruz. Hasat edilen salkımlar yaklaşık 650-700 gr. civarında oluyor. Seranın iklimlendirilmesinden domateslerin paketlenmesine kadar her şey el değmeden yapılıyor. Toplanan domatesler insansız araçlarla paketlemeye götürülüyor. İşletmemizde gerçekleşen her türlü üretim, proses, kalite sistemlerine göre sürdürülmekte ve belgelenmektedir.

 

Sultan Sera’nın istihdam politikasından da bahseder misiniz?

Seramızda üretimin yüzde 90’ını kadınlar yapıyor. Refah seviyesinin yükseltilmesi ve kalkınmanın sürdürülebilmesi bakımından üretimde kadın istihdamı bizim için çok önemli. Şirket olarak özellikle kadın istihdamının üzerinde durmaktayız. Köşk İlçesi başta olmak üzere civar köylere istihdam imkânı sağladık. Başarımızı kadınlarımız taçlandırdı. Şu anda 40’dan fazla çalışanımız var. İkinci serayı kurduğumuzda 100’den fazla kişiyi istihdam etmiş olacağız. Bu da bu bölgenin insanları için iyi bir çalışma alanı olacaktır.

 

Peki, çalışanların eğitimi için neler yapıyorsunuz?

Teknik donanım bir taraftan üniversitelerin eğitim ve öğretimi için uygun bir ortam sağlarken diğer taraftan Sultan Sera çalışanları açısından mesleki gelişim amaçlı eğitimleri teşvik edici bir ortam da sunuyor. Adeta bir eğitim merkezi haline getirdiğimiz seramızda, kalifiyeli sera çalışanları yetiştirmenin yanı sıra çevre halkına zaman zaman bilgilendirmeler yaparak seracılığın önemini anlatmayı kendimize görev biliyoruz. Başarıların timsali haline gelen Sultan Sera, çalışanların çok büyük kısmının bayan olmasıyla da emeğe dayalı kadın gücünün bölgede simgesi haline gelmeyi başardı. Başarımızı bir üst noktaya taşıyan emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.

 

Sultan Sera’nın domatesleri hangi pazarlara gidiyor?

Ürünlerimiz yurt dışına satılıyor. AB ülkelerine, Rusya’ya ve Körfez ülkelerine ihracatımız mevcut. Miktar olarak daha çok Rusya’ya satıyoruz.

 

İkinci bir seradan bahsettiniz az önce…

Şu anda 1. etapta 40 dönümlük bir sera kurduk, ikinci 40 dönümün yerleri de hazır; orası da kurutulan bir bataklık arazi. Birincisi kendini finanse etmeye başladıktan sonra diğerine başlayacağız.

 

Bu büyük bir yatırım. Ve yatırımın geri dönüşü de hızlı olmuyor. Burada temel hedefiniz nedir?

Burada kar elde etmeyi düşünmedik. Biz burada çevrenin mutlu olmasını sağlıyoruz. Jeotermal santral yapılan bölgelerde bazı eleştiriler var. Bizim bölgemizde eleştiri yok, mutluluk var. Sultan Sera’da çalışanlar biz öyle bir tesiste çalıştığımız için mutluyuz diyorlar. Çevreyi de kirletmemiş oluyoruz ve kullanılmayan bir araziyi kullanılan bir hale getirmiş oluyoruz. Bir memleketten 40 dönüm arazisini kurtarmış ya da fethetmiş gibi hissediyorum kendi iç dünyamda.

 

Sizin başka bir mecrada kullandığınız bir cümle var; Orada, “Jeotermal Anadolu’nun bağrına asılmış bir pırlantadır.” diyorsunuz. Bunu biraz açabilir miyiz?

Jeotermal kaynak çok enteresan bir kaynak. Diğer yenilenebilir enerji kaynakları rüzgar veya güneşten farklı olarak baz enerji diyoruz. Baz enerji kaynağı: 24 saat 365 gün enerji üretilebilen kaynaktır. Bunu petrolle, doğalgazla ya da nükleer santralle de kurabilirsin. Bunların hepsinin atıkları var, çevre kirliliği var, karbondioksit salımı var. Ama jeotermal santrallerde bunların hiçbiri yok. Ayrıca kurduğumuz serayla da hem dünya hem de Türkiye’miz için çok örnek alınacak bir tesis yapmış olduk. Bunu çoğaltmaya, bu tür yerlerde yapılmasını sağlamaya çalışıyoruz.

 

Yurt dışında da bir yatırım yaptınız, isterseniz ona da değinelim…

Hırvatistan’da Avrupa’nın en büyük jeotermal santralini kuruyoruz. Geçtiğimiz günlerde Hırvatistan Cumhurbaşkanı tesisimizi ziyaret etti ve teşekkürlerini bildirdi.

 

Açılış ne zaman olacak?

Herhalde 3 ay sonra açılışını yapmış olacağız.

 

Kurulu gücü ne olacak?

Orada ilk etapta 16 MW enerji üreteceğiz. Bu tamamlandıktan sonra diğer ünitelerimiz de yapılacak. O konuda da çalışmalar devam edecek.

 

Orada da tarımsal üretime yatırım yapacak mısınız?

Onlar istiyorlar. Ama biz ilk etapta santralin faaliyete geçmesini istiyoruz. Ondan artan jeotermal bir su kalırsa isterlerse tarımsal faaliyetlerimiz de olabilecektir.

 

Bulunduğunuz yerde jeotermal rezerv ne durumda?

Jeotermal riskli bir yatırımdır. Yer altını Allah bilir, biz ancak tahmin edebiliyoruz. Uzun müddet iyi kullanılırsa jeotermal uzun müddet hizmet verebilir. Bu Türkiye için de geçeli. Jeotermalin bir özelliği, Kullandığımız jeotermal suyu tekrar yer altına enjekte ederek yeniden kullanabiliyoruz. Onun için pırlantaya benzetiyorum. Şimdi bunu böyle yapınca belki 50 yıl belki 100 yıl bize enerji verecek bu tesis. Bu nedenle torunumun adını verdim. Niye “Dora” dedik? Çünkü Dora da kendi torunlarına bırakacak. Tesislere bir şey olmuyor.

 

Son sözü size bırakalım…

Biz kurduğumuz Dora Jeotermal Santrali ile jeotermal enerjide Türkiye’ye örnek olduk. Bunun yanında Aydın’ın tarıma elverişsiz, bataklık bir bölgesini kurutarak Sultan Sera’yı kurduk. 40 dönümlük seramız teknolojik altyapısı, kullandığı biyolojik mücadele tekniği ile ürünleri kolayca Avrupa ve Rusya pazarına satılabilen örnek bir seradır. Bu şekilde Türkiye’ye güzel bir örnek oluşturduğumuz için mutluyuz.