RÖPORTAJ — 2 Ocak 2018 at 19:58

MERSİN SERBEST BÖLGE İŞLETİCİSİ A.Ş. GENEL MÜDÜRÜ EDVAR MUM: YENİ YATIRIM ALANINI HIZLICA HAYATA GEÇİRMELİYİZ!

 

Suriye ve Irak’taki iç karışıklıkların Mersin Serbest Bölgesindeki ticaret hacmini olumsuz etkilediğini belirten Mersin Serbest Bölge İşleticisi A.Ş. (MESBAŞ) Genel Müdürü Edvar Mum, 2018’de ticaret hacminde yaklaşık yüzde 3 büyüme beklediklerini, bölgenin gelişimi için yeni yatırım alanının hızlıca hayata geçirilmesinin çok önemli olduğunu vurguladı.

 

Mersin Serbest Bölgesi 30 yılı aşkın bir süredir faaliyetlerini sürdürüyor. Bölgenin gelişimi için yeni yatırım alanı oluşturulması gerekiyor. Mersin Serbest Bölge İşleticisi A.Ş. (MESBAŞ) Genel Müdürü Edvar Mum bu sürecin hızlandırılmasının bölgenin gelişmesi açısından ne kadar önemli olduğuna yıllardır vurgu yapıyor. Edvar Mum ile bölgenin gelişimini ve MESBAŞ’ın 2018 hedeflerini konuştuk

 

Mersin Serbest Bölgesi olarak 2017 nasıl bir yıl oldu sizin için?

Mersin Serbest Bölgesi, bir serbest bölge olmanın yanı sıra aynı zamanda kendi limanının olması ve de Mersin Limanı’nın yanında kurulmuş olması, Ortadoğu ülkelerine geçiş noktasında bulunması sebebiyle faaliyetlerini bu yönde daha çok çeşitlendirmektedir. Geçtiğimiz dönem içerisinde Suriye’deki iç karışıklık sebebiyle Suriyeli bazı yatırımcılar Mersin Serbest Bölgesi’ne geldiler. Buradaki faaliyetleriyle daha çok Ortadoğu ve Afrika pazarına hitap edecekler. Bu bizim için yabancı firma sayısında artışa yol açtı. Ancak diğer yandan Suriye ve Irak’taki iç karışıklık sebebiyle de ticaret hacmini çok fazla artıramadık. Dolayısıyla biz 2017 yılında 2016 yılına göre paralel bir seyir içerisindeyiz. Ve tahminen geçen seneye paralel olarak 2.8 milyar-3 milyar dolar seviyesinde yıllık işlem hacmiyle tamamlayacağız. İstihdam kapasitesine baktığımızda işte bu diğer firmaların gelişiyle beraber yüzde 3 artış söz konusu oldu. Şu anda 8.300 istihdam kapasitemiz var sağlanan doğrudan istihdamla. Tabi bizim bir diğer dezavantajımız şu oldu: Mersin Serbest Bölgesi bütün yatırım alanları dolu durumda devam ediyor şu anda. Öyle olduğu için de ilave yatırım yaratacak bir pozisyonumuz bulunmuyor. Bu süreç içerisinde yatırım alanını genişletme konusunda görüşmelerimiz var. Bazı girişimlerde bulunduk. Belki önümüzdeki dönemde süreci hızlandırabilirsek yeni yatırım alanımızı oluşturabiliriz.

 

Anlaşılan Mersin Serbest Bölgesi’ne yatırımla ilgi ciddi talep var ama yer sıkıntısı sebebiyle istenilen düzeyde büyüme sağlayamıyorsunuz. Peki, bölgenizdeki katma değeri yüksek mevcut yatırımlar konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Serbest bölge olarak baktığımızda burada ticaret ön planda. Ama üretim faaliyetleri de var. Burada katma değeri yüksek yatırım olarak çelik boru imalatını ve medikal ürünleri sayabiliriz. Bölgenin kuruluşundan itibaren çok gelişen hazır giyim sektörü de çok önemli bir sektör. Ama hazır giyim sektörü daha çok emek yoğun bir sektör. İstihdamı destekleyen sektör olarak bulunuyor. Bunun yanı sıra ambalaj malzemeleri üretimi de daha sonra devreye girdi. Son dönemde de gıda ürünleri ticareti yapan Suriyeli şirketlerin gelmesiyle beraber Mersin Serbest Bölgesi’nde bir çeşitlilik oluştu.

 

Peki,  bölgeniz için alternatif pazarlar oluşmuyor mu?

Uluslararası ticaret son derece zorlaştı. Evvelden belli şirketlerin kendilerine göre belli pazarları vardı ve oralara çalışırlardı, şimdi artık her firma dünyanın bir ucundan diğer ucuna kolaylıkla erişebiliyor. Bu anlamda baktığımızda, Uzakdoğulu firmalar avantajlı olarak ön plana çıkıyor. Çünkü birim maliyetler yönünden son derece avantajlılar. Dolayısıyla dünyanın birçok yerinde büyük pazar payları var. Bu coğrafyadaki şirketlerin ise belli pazarlara girmeleri çok kolay değil maliyetler dolayısıyla. Büyümeyi konuşuyoruz ama Türkiye’deki enerji ve işçilik maliyetleri Ortadoğu ülkelerine, Afrika’ya ve Uzakdoğu’ya göre yüksek. Alternatif pazarlara girebilmek için maliyetlerinizi düşürmeniz gerekiyor. Bunu yapamadığımız için alternatif pazarlar oluşturamıyoruz bölgemiz için.

 

Serbest bölgeler ihracatı ve rekabet gücünü artırmada firmalar için cazibesini hala koruyor mu?

Serbest bölgeler gümrük hattı dışı sayılan alanlar. Bu, firmalara esneklik getiriyor. İkinci etken kurumlar vergisi teşviki… Üçüncü aşamada da serbest bölgenin limana olan yakınlığını zincirin halkaları olarak görüyoruz. Fakat işçilik ve enerji maliyetlerinde aynı avantajları sunamıyoruz.

 

Serbest bölgeler kendi enerjisini üretebilir hale gelebilir mi?

Bu doğrudan serbest bölgeyle ilgili bir durum değil. Bunu Türkiye’deki her kurum yapabilir. Biz enerjiyi organize sanayi bölgelerinin aldığı tarife ile alamıyoruz. Bu konuda da uzun bir zamandır çaba sarf ediyoruz. Netice itibariyle serbest bölgeler teşvikli alanlar olarak ülkenin gelişmesinde katkı sağlayacaksa bu kriterleri iyi değerlendirmek lazım.

 

Serbest bölgelerin ekonomik gelişimini de konuşalım aslında. Bir sıkıntı mı var hükümet nezdinde değerlendirildiğinde?

Her bakanlığın bakış açısı farklı bu anlamda. Bazı bakanlıkların bakış açısına göre serbest bölgeler ekonomiye çok fazla katkı yapmıyor. Türkiye’de serbest bölgeler olmaması halinde bu yatırımlar ülke içerisinde olmazdı. Belki çok az kısmı ülke içerisinde olurdu. Çünkü uluslararası bazda bakıldığında artık birçok firma şimdi Afrika’daki yatırım araştırmalarını yapıyorlar. Bundan önceki 10 yıllık periyota Doğu Avrupa ülkeleri kendilerini yenileme anlamında ve de Avrupa Birliği aday ülke konumlarında birçok avantaj aldılar. Serbest bölge oluşturdular, vergisiz iş sahaları oluşturdular ve birçok yatırımcı çektiler. Bugün Türkiye’de serbest bölgelerin yıllık ortalama 20 milyar dolarlık bir işlem hacmi var. Bütün bu döngüyü düşündüğümüzde bir kapasite ortaya koyuyor serbest bölgeler. Serbest bölgelerin sayısı artmalı mı? Tabii ki serbest bölgeler kriterlere uygun yerlerde açılmalı. Türkiye’de serbest bölgelerin kuruluşunda bütün faaliyetlere gelir ve kurumlar vergisi istisnası uygulanıyordu. 2004 yılından sonra sadece üretim faaliyetlerine kurumlar vergisi istisnası uygulanmaya başladı. Bölgemizde ticari faaliyette bulunmak üzere gelen firmalar bu uygulamaya çok şaşırdılar. Böyle vergi uygulamaları uluslararası bazda çok sıcak karşılanan bir kriter değil. Dolayısıyla bu uygulama böyle devam edecekse değişik bir teşvik uygulaması olması lazım. Enerji teşviki olabilir mesela. Önemli olan bu… Dışarıdaki yatırımcılarla buranın güçlenmesini sağlarsak, yatırımı, istihdamı artırırsak ülkeye kazanç olur. Ama biz şuna üzülüyoruz: Mesela ülke içerisindeki birçok firma buradan gidiyor Mısır’daki serbest bölgeye yatırım yapıyor. Şimdi oradaki ortamı biz burada niye yaratmayalım? Tabii, bu farklı bir vizyon ve bakış açısı gerektiriyor. Bunu değerlendirip bu doğrultuda çalışabilmek çok önemli… Kimse bizi beklemiyor, Türkiye’nin yol alması lazım.

 

Sizce doğru model nedir bu anlamda?

Birincisi deniz ulaşımına yakın bir yerde olacaksınız. Lojistik problemi olmayacak. Ürettiğiniz malı hemen alıcısına ulaştırmanız lazım. Bence Türkiye yöresel değerleri kriter yapmalı. Biz daha çok büyüyelim, istihdamı artıralım, yabancı yatırımcı daha çok gelsin mantığı ile hareket edecek olursak daha fazla yol alabiliriz.

 

Serbest bölgeler olarak kendi içinizde nasıl bir iletişim ve işbirliğine sahipsiniz?

Türkiye Odalar Borsalar Birliği içerisinde bir serbest bölgeler meclisi kurduk. Bu meclis vasıtasıyla belli zamanlarda koordinasyon toplantıları yapıyoruz. Sorunlarımızı belirliyoruz, bu sorunları başta Ekonomi Bakanlığı olmak üzere bakanlıklarla görüşüyoruz. Mevzuat değişikliği talebimiz varsa bunları ilgili bakanlık birimlerine iletiyoruz. Uygulama konularında ilgili kişi ve kurumlara kendi aramızda oluşturduğumuz heyetleri gönderiyoruz.

 

Aranızda bir rekabet var mı?

Hayır, bir rekabet yok aramızda. Biz kimseyi rakip görmedik hatta müşteri de gönderdik bölgemizden.

 

Bölgenizdeki kamu payının özelleştirilmesini değerlendirebilir misiniz?

Mersin Limanı eskiden devlet idaresindeydi. Çalışıyordu ama özelleştikten sonraki çalışması çok farklı oldu. Aslında özelleştirmeyi sektör bazında değerlendirmek belki daha doğru olur. Bence serbest bölgelerde özelleştirme gerekiyor. Buradan hareketle doğru bir karar olduğunu söyleyebilirim.

 

İran’ı nasıl değerlendiriyorsunuz? Neticede orası da ciddi bir pazar…

İran’ın sınır komşumuz olması büyük bir avantaj. Esasında onlar da Türk malını tercih ediyorlar. Bizim bu avantajı kullanmamız gerekiyor. Irak ve İran’ın inanılmaz bir potansiyeli var. Keza kuzeyde Rusya da üçüncü büyük pazar bizim için. Çevremizde 3 büyük pazar var. Bu önemli potansiyeli değerlendirmemiz gerekir.

 

Son olarak 2018’e bakışınızı da öğrenelim…

2018 ihtimal olarak 2017’ye göre faaliyetlerimiz biraz daha yukarı çıkacak diye düşünüyorum. Önümüzdeki ilk 3 aydan sonra bu gelişmeyi görebileceğiz. Dolayısıyla ticaret hacmimiz artacaktır. Çevre ülkelerdeki gelişmeler de çok önemli. Önümüzdeki yıl yaklaşık yüzde 3’lük artış söz konusu olabilir.