RÖPORTAJ — 1 Şubat 2018 at 21:44

NİLÜFER BELEDİYE BAŞKANI MUSTAFA BOZBEY: AVRUPA ÖDÜLÜ’NÜN DE SAHİBİ OLACAĞIZ!

 

Nilüfer’i Avrupa idealine uygun, yaşanır bir kent haline getirmeye çalıştıklarını, çalışmalarının Avrupa Şeref Bayrağı ile ödüllendirildiğini dile getiren Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, çok yakın bir gelecekte daha çok ilerleme kaydederek, Avrupa Ödülü’nün de sahibi olacaklarını ifade etti.

 

Nilüfer, Bursa’nın yaşam kalitesi açısından önde gelen ilçesi konumunu hala sürdürüyor. Ancak kentsel dönüşümde yaşanan sorunlar henüz tam bir çözüme kavuşturulmuş değil. Bu sıkıntılara rağmen Nilüfer Belediyesi ürettiği projelerle hem Nilüfer halkının yaşam kalitesini artırmaya hem de diğer belediyelere örnek olmaya devam ediyor. Bu çalışmaları son olarak Avrupa Konseyi tarafından verilen Avrupa Şeref Bayrağı ödülü ile taçlandırılan Nilüfer Belediyesinin kentsel dönüşüm politikasını ve çözüm önerilerini Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile konuştuk.

 

Önemle üzerinde durduğunuz kentsel dönüşüm konusuyla giriş yapalım isterseniz…

Kentsel dönüşümün Türkiye’nin birçok noktasında uygulanması gerekiyor. Kentin çöküntü bölgelerindeki insanlar mutsuz, kentin nimetlerinden faydalanamıyorlar. Bu alanlarda bir dönüşüm yapılıyor. Ancak kentsel dönüşüm insanla başlar insanla biter, arada binaları yenilersiniz. Neden bunu söylüyorum? Çünkü o insanlar orada belli bir süre kalmışlar. Bir komşuluk hukuku oluşturmuşlar, o bölgede bir aidiyet duygusu gelişmiş, belki kültürel olarak kendilerini daha rahat hissediyorlar ama sonuçta bu bölgelerin yenilenmesi lazım. Yenilenirken de dönüşmesi lazım. İnsanların da buna paralel olarak dönüşmesi lazım. Çünkü dönüşen ve yenilenen alanlarda yaşayacak insanların gelecekte mutlu, huzurlu yaşayabilmeleri adına bir eğitim sürecinden geçmeleri şart. Bunun için meslek örgütlerinin ve akademik kuruluşların çalışma yapması gerekiyor.

 

Zihinsel dönüşüm de gerekli diyorsunuz öylemi?

Tabii ki… Çöküntü bölgesindeki insanlar belli yaşam kalıplarında, herkesten bağımsız bir hayat yaşıyorlar. Ama apartman hayatına geçtiklerinde daha kurallı ve eskisine göre daha kısıtlı bir yaşama uyum sağlamak zorunda kalacaklar. Çünkü herkesle beraber yaşıyor olacaklar. Eğer bu kişileri yeni yaşam alanlarına hazırlamazsanız ayrı bir travma oluşturursunuz. Sonrasında yaşadıkları yerde mutlu olmaz ve orayı terk ederler. Bunların örnekleri var. Bizim amacımız bu hazırlığın yapılmasıdır. Gerçek kentsel dönüşüm böyle olur. Bu yapılmadığı takdirde yapılan bina yenilemekten başka bir şey değildir.

 

Peki, bu bağlamda Nilüfer’de nasıl bir süreç yaşanıyor?

Şu anda Nilüfer’de uygulanan yenilemedir. Binalar yıkılıyor, imar yoğunlukları artırılıyor ve sonunda binalar yenileniyor. Neye karşı yenileniyor? Depreme karşı. Nilüfer’e bakıyoruz; 15-16 yıllık binalar yıkılıp yenileme yapılıyor. Ama yenisinde 10 daire yerine 20 daire yapılıyor. 50 daireli site yıkılıyor 110 daire yapılıyor. Yüzde yüz artışlarla yoğunluk artırılarak devam ediyor. Bu yoğunluk bir süre sonra alt yapıların değişmesini gerektirecektir. Belediye olarak defalarca uyardık. Ancak dönüşüm parsel bazında yapıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yoğunluk konusunda büyükşehirlere olur verdi. Ancak “0.50’ye kadar emsal artışı yapabilirsiniz ancak yapmış olduğunuz yoğunluk artışını en az ada bazında yapmanız lazım, ayrıca artırdığınız yoğunluk kadar kamu alanı ihtiyacını gidermeniz lazım.” dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi bunların hiç birisini yapmadan verilen yetkiye dayalı olarak 0.50 emsal artışıyla parsel bazında dönüşüm yaptı. Kamu alanını artırmadı, yoğunlukları artırdı. Sonuçta hem mülk sahiplerini hem müteahhitleri hem de kamuyu zora soktu. Kenti adeta kilitledi. Yapılan büyük hata, büyük yanlış. Tüm dünyada iyi örneklerde kentin nüfusunu artırmaya değil kentin nüfusunu azaltmaya yönelik projeleri devreye sokuyorlar. Şu anda Nilüfer’de, Osmangazi’de, Yıldırım’da kentin nüfusunu sürekli artırıyoruz. Bugün Bursa’daki trafik İstanbul’dan daha kötü duruma geldi. Onun için biz buna karşı çıktık. “Kenti yaşanmaz hale getireceksiniz ve 2030’dan itibaren Nilüferliler ve Bursalılar Bursa’yı terk edecekler.” dedim. Hem Cumhurbaşkanı’na hem Başbakan’a hem de Bakana mektup yazdım. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bakanlıkça verilen yetkiyi de aştığını belirttim. Kenti kirleten bütün işlerin fotoğraflarını ve dökümanlarını gönderdim. Ardından Bakanlık, gereğinin geriye dönük de olmak üzere yapılması yönünde Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yazı gönderdi. Bize bilgi diye geldi, Büyükşehir’e gereğinin yapılması diye geldi. Tabii, sonrasında Büyükşehir Belediye Başkanı görevden ayrıldı. Ancak neticede Büyükşehir Belediyesi vatandaşı ve müteahhidi içinden çıkılmaz bir kuyuya atmış oldu.

 

Bunun değişmesi lazım ama şu anda sorun büyük. Emsal sorunu var. Şu an halen daha yıkılan, yapımında anlaşılan yerler var. Bunlarla ilgili Büyükşehir Belediyesi hepsiyle anlaşacak, kamu alanları oluşturacak. Çünkü orada her yaşayanın kamusal alan ihtiyacı ve hakkı var. Burada kamu kaybetmiştir. Benim her zaman söylediğim 3 önerim var: Bir; devletin belirleyeceği bir banka sıfır faizli uzun vadeli kredi verecek. İki; kentsel yenileme ise KDV muafiyeti getirecek. Üç; eğer bir müteahhide yaptırıyorsa ona da vergi indirimi getirecek. Bunların üçü sağlanırsa örneğin; 100 bin liraya ya da 80 bin liraya mal olacak bir dairenin maliyeti 50-60 bin liraya inecektir. O zaman insanlar borçlanırlar. Böylece nüfus artışına yol açılmadan yenilenen yapılar kendi rantını oluşturacak.

 

Nilüfer Belediyesi,  2016’da Avrupa Konseyi’nden aldığı Avrupa Diploması’nın ardından 2017’de de Avrupa Şeref Bayrağı’na değer görüldü. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Bu ödül, örnek ve lider kent Nilüfer’in bir dünya kenti olduğunu bir kez daha onaylayan, taçlandıran bir ödüldür. Ödül sürecine dâhil olmamızın yalnızca ikinci yılında, Avrupa Şeref Bayrağı’nı ülkemize taşıyor olmak bizler için, büyük bir onurdur, gururdur. Avrupa Konseyi’nin bu ödülünü 47 ülkeden 30 bini aşkın yerel yönetim arasından sadece 8’i almaya hak kazandı. Ve bu yıl bizimle birlikte yine bu bayrağı kucaklayan, Türkiye’den Karşıyaka Belediyesi’dir ki, bu durum, sosyal demokrat belediyeciliğin de kentlere ne ölçüde katkılar koyduğunun bir göstergesidir. Avrupa idealini gerçekleştirmek ve özellikle yeni nesle, çocuk ve gençlerimize bu duyguyu aşılamak bizlerin görevidir. İnanıyorum ki, Nilüferliler olarak, çok yakın bir gelecekte daha da çok ilerleme kaydederek, Avrupa Ödülü’nün de sahibi olacağız. Kentsel dönüşümde yaşanan sıkıntıları çözersek başvuru öncesinde ödül kriterlerini yerine getirmiş olacağız.

 

Kentsel dönüşüm de bu kriterler açısından önemli bir yere sahip anlaşılan…

Tabii, yaşanabilir bir kentten bahsediyoruz sonuçta. Sosyal ilişkilerini geliştirmek, kültürel ilişkilerini geliştirmek, vatandaşın hak ve hukukunu korumak, ortak yaşam alanlarını ortaya çıkarıp halkın hizmetine sunmak gibi birçok kriterler var. Bu sene olmazsa gelecek seneye tüm kriterleri yerine getirip büyük ödül için başvuru yapacağız. Şu anda Nilüfer Belediye’si rahatlıkla Avrupa kentidir diyebiliriz. Avrupa Kalite Vakfı’nın da üyesiyiz aynı zamanda. Mükemmellik modelini uygulayan bir kurumuz. Avrupa Birliği ile birçok ortak proje yapıyoruz.

 

Biz şu anda birçok belediyeye rol model olacak bilgi birikimlerimizi, projelerimizi aktarıyoruz. Hatta büyükşehir belediyelerinin dahi yapmaktan imtina ettiklerini Nilüfer Belediyesi yaptı, halen de yapıyor. Bununla gururlanıyoruz…

 

İlave olarak söylemek istedikleriniz varsa onları da almak isteriz…

Bizim temel bir hedefimiz var; bu kentte herkesin gülümsemesini istiyoruz, tüm canlıların gülümsemesini istiyoruz. Ve bunun için hiç kimsenin cesaret edemeyeceği projeleri gerçekleştiren bir kurumuz. Bunu iddia ile söylüyoruz.